{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ....<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .... <br>KARAR NO\t: ....<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ....<br>ÜYE\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ....<br>KATİP\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2023<br>NUMARASI\t: .... Esas .... Karar <br><br>DAVACI \t: .... ....  <br>VEKİLİ\t: Av. A....<br>DAVALI \t: ....... SİGORTA A.Ş  <br>VEKİLİ\t:Av. ....<br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 31/10/2024<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 21.07.2020 tarihinde sürücü ....... .... sevk ve idaresindeki ... .... .... plakalı motosiklet Beyşehir Çevreyolu İstikametinden gelip .... Caddesini takiben seyrederken yaya ....... ....’ın yola yola koşarak çıkması sonucunda kendisine çarptığını, bu esnada motosikletin yolcu koltuğu kısmında oturan müvekkilinin yola savrulduğunu, BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, hastaneye kaldırıldığını, meydana gelen trafik kazasında kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere yaya ....... .... asli kusurlu olduğunu, savcılık ifadesinde de açıkça izah edildiği üzere trafik kazası esnasında müvekkilinin ise ....... ....'in kullanmış olduğu motosikletin yolcu koltuğu kısmında bulunduğunu, müvekkilinin çarpmanın şiddetiyle refüjdeki ağaçların üzerine uçtuğunu, BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, sağ bileğine 2 adet platin takıldığını, müvekkilinin tedavi süreci devam ederken özel hastanede ameliyat geçirdiğini, müvekkilinin bu kaza neticesinde günlerce tedavi gördüğünü ve vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldiğini, müvekkilinin öğretmen olması dolayısıyla sürekli asli kullandığı eli olan sağ elini kullandığını, dolayısıyla sağ el bileğinde meydana gelen kalıcı hasar neticesinde, artık eskisi gibi elini kullanamadığını, bu durumun hastane raporları ile de sabit olduğunu, müvekkilinin daha sonra Konya Özel Farabi Hastanesinde el bileğinden ameliyat olduğunu, konuya ilişkin hastane faturasının da ekte yer aldığını, bu nedenlerle 21.07.2020 tarihinde sürücü ....... .... sevk ve idaresindeki ... .... .... plakalı motosiklet Beyşehir Çevreyolu İstikametinden gelip Akıncılar Caddesini takiben seyrederken yaya ....... ....’ın yola koşarak çıkması sonucunda kendisine çarpması ve arka koltukta oturan müvekkilinin BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralanması sonucu geçici iş gücü kaybı 200 TL (Çalışamadığı günler için tazminat), Devlet tarafından karşılanmayan ve öngörülemeyen sağlık giderleri 200 TL, bakıcı giderleri 200 TL, fizik tedavisi için ödenen ücretler 200 TL, sürekli iş gücü kaybı 200 TL (sağ el bileğinde meydana gelen maluliyetin tespiti ile bundan dolayı aynı çalışma için yapılacak fazla performans ile çalışma kaybının ve ömür boyu bu kayıp sebebiyle mahrum kalınan kazanç) HMK 107 gereğince artırmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesine, mahkeme masrafları ve ücret-i vekâletinde davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Öncelikle müvekkili şirkete dava dilekçe ekinde olduğu belirtilen evraklar tebliğ edilmediğini, bu hususa ilişkin taraflarına tebliğ edilmeyen evraklara karşı cevap haklarını saklı tuttuklarını, 21.07.2020 tarihinde müvekkili sigorta şirketinin ....... no.lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortaladığı maliki ....... .... olan ... .... .... plakalı araç ile seyir halinde iken dava dışı ....... ....'ın yola aniden çıkması ile ani manevra yapılması nedeniyle yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, kaza tespit tutanağının trafik zabıtaları tarafından düzenlendiğini, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bir rapor olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğundan kusur durumunun konusunda uzman kurum ya da kişiler tarafından oran gösterir bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı ile yapılan kusur tespitinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının maluliyetinin belirlenmesinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin talep edilen tazminat miktarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından tedavi/bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, bu nedenlerle öncelikle açıklanan nedenlerle kusur raporu alınmak üzere dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'ne gönderilmesini, maluliyet raporu alınmak üzere davacının adli tıp kurumu 3. ihtisas dairesi'ne sevkini, davacının davasının esastan reddini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya..... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas .... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \" Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde 21/07/2020 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacının yaralandığı, davacının kaza esnasında davalı tarafından sigortalanan ... .... .... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunduğu, T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 08/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün %25 oranında tali kusurlu olduğu, dava dışı yayanın %75 oranında asli kusurlu olduğunun rapor edildiği, motosiklette yolcu olarak bulunan davacıya bir kusur atfetmenin mümkün olmadığı, T.C.  Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 13/01/2021 tarihli Heyet Raporunda 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirmede davacının sürekli maluliyetinin %13.0 oranında olduğu, iyileşme(geçici iş göremezlik) süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bu sürenin 2 ayı boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağı ve belgeli ve SGK tarafından karşılanmayan, belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi giderinin ise 11.225,00 TL olduğunun rapor edildiği, 03/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda sigortalıya izafe edilen kusur nazara alınarak yapılan tenzilat neticesinde PMF yaşam tablosuna göre davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının 316.733,23 TL, geçici iş göremezlik maddi zararının 6.954,45 TL, belgeli ve SGK tarafından karşılanmayan, belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi gideri maddi zararının 2.806,25 TL ve bakıcı gideri maddi zararının ise 1.471,50 TL olduğunun rapor edildiği anlaşılmakla davacının davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilerek davacının 21/07/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 316.733,23 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının, 6.954,45 TL geçici iş göremezlik maddi zararının, 1.471,50 TL bakıcı gideri maddi zararının, 2.806,25 TL belgelendirilen ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının davalı ....... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 03/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. <br>9.DAVACI ISLAHI AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Her ne kadar davacı vekili davasını 04/10/2023 tarihli ıslah dilekçesinde sigortalıya izafe edilen kusur nazara alınarak yapılan tenzilat neticesinde TRH Yaşam tablosuna göre yapılan hesaplama nazara alınarak davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının 371.973,69 TL, geçici iş göremezlik maddi zararının 6.954,45 TL, belgeli ve SGK tarafından karşılanmayan, belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi gideri maddi zararının 2.806,25 TL ve bakıcı gideri maddi zararının ise 1.471,50 TL olduğunu ifade ederek ıslah etmiş ve bu tutarlar üzerinden harç ikmalini yapmış ise de yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 27/03/2023 Tarih ve ....... Esas-....... Karar sayılı ilamı da emsal alınarak Mahkememizce davacının zararı PMF yaşam tablosuna göre hesap edilmiş ve ; <br>Davacı ....... ....'in davasının KIMEN KABULÜ İLE; <br> Davacının 21/07/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 316.733,23 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının davalı ....... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 03/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının bu kalem yönüyle fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,<br> Davacının 21/07/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 6.954,45 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ....... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 03/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE,<br> Davacının 21/07/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.471,50 TL bakıcı gideri maddi zararının davalı ....... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 03/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE,<br> Davacının 21/07/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 2.806,25 TL belgelendirilen ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının davalı ....... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 03/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının bu kalem yönüyle fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ....... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümleri gereğince üniversitelerin Adli Tıp Ana Bilim dallarının maluliyet raporu düzenleme yetkisinin bulunmadığını, kazanın hemen sonrasında alınan maluliyet raporunda doğru sonuçlara yer verilmediğini, bilirkişi tarafından davacının bakiye ömrü TRH tablosuna göre belirlenmişse de hesaplama, devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi ve aktüeryal yöntem kullanılarak yapılması gerekirken prograsif rant yöntemi kullanılarak yapıldığını, müvekkil şirketin geçici iş göremezlik, fatura edilmeyen tedavi giderlerinden ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, tüm bu nedenlerle Konya..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2023 tarihli ve .... Esas .... Karar sayılı usul ve yasaya aykırı olan kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davacı vekili sunduğu katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalının istinaf dilekçesinde her ne kadar üniversitelerin Adli Tıp Ana Bilim dallarının Adli Tıp Raporu düzenlemeye yetkisi olmadığını iddia etse de bu iddianın hukuka aykırı olduğunu, Tıp Fakültelerinin Adli Tıp Ana bilim dallarının da aynı işlevi gördüğünü, davalı şirketin fatura edilemeyen tedavi giderlerinden sorumlu olmadığı iddiasının asılsız olduğunu, nitekim Yüksek Mahkemece belgelendirme gereğinin de aranmadığını, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın TRH 2010 tablosu rakamlarına göre kabul edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davalının yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK 343, 347, 348 gereğince katılma talepleri doğrultusunda istinaf sebeplerinin kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava trafik kazası nedeniyle tazminata ilişkin olup mahkemece verilen karar  davacı ve davalı sigorta tarafından istinaf edilmiştir.<br>-Kamu düzeni ve davalının maluliyet ve aktüer hesaplamasına yönelik itirazlarının yapılan incelemesinde;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>           Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>          Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>           Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>            Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>           Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>          Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>               Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>               Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>              Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>                 Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>                Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>              Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>                  Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>                   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. <br>Bu halde, mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine, Çalışma Gücü Kaybı Yönetmeliğine göre alınan raporların  hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir. <br>-Davalı sigorta vekilinin  geçici iş göremezliğin, bakıcı giderinin ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. <br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br> Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan 18/06/2016 tanzim tarihli Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA\" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA\" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı vekilinin geçici işgörmezlik, bakıcı giderinin, tedavi giderlerinin   teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir.<br>Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilllerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davalı tarafından alınması gereken 22.403,31 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 5.566,68 TL'nin mahsubu ile bakiye 16.836,63 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.31/10/2024<br><br>\t\t\t\t<br>........<br>Başkan<br>....<br>e-imzalı <br>....<br>Üye<br>....<br>e-imzalı<br>.... ....<br>Üye<br>....<br> e-imzalı<br>....<br>Katip<br>....<br>e-imzalı <br>  <br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0187aa94b269f68","SID":"37cde054f93f5324"}}