{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/949 <br>KARAR NO: 2024/1474<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)<br>TARİHİ: 02.03.2021<br>NUMARASI: 2018/271 Esas - 2021/104 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalının müvekkiline havayolu taşıma hizmeti verdiğini, müvekkilinin de davalıya deniz yoluyla taşıma hizmeti verdiğini, ancak davalının müvekkilinin alacağını dikkate almadan icra takibi başlattığını, itiraz üzerine açılan davanın kabulüne karar verilmişse de, temyiz incelemesi sonucu mahkemenin takas-mahsup değerlendirmesi yapmamış olması nedeniyle hükmün bozulduğunu,bozma sonrası mahkemenin müvekkilinin alacaklı olduğunu dikkate alarak davayı reddettiğini, müvekkilinin deniz taşıma işinden kaynaklanan bu bakiye alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin ise davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin, davacıya verdiği hizmetin bedelini almak üzere başlattığı yasal işlemlerde hatalı bilirkişi raporları ve hatalı yargı kararları akabinde müvekkilinin mağdur edildiğini, davacı bu fırsattan istifade etmek suretiyle alacak davasını açtığını, tüm alacak kalemlerinin her koşulda BK ve TTK uyarınca zamanaşımına uğradığını, buna ilişkin olarak gerekli defter ve cari hesap\" \"incelenmelerinin yapılması gerektiğini, nitekim davacının talep ettiği bedele ilişkin ticari ilişki oluşmadığını, ayrıca icra takibine konu olabilecek güncel bir alacağın bulunmadığını, müvekkili şirketin merkezinin İskenderun olduğunu beyanla, öncelikle yetki ve görev itirazlarının kabulü ile davanın reddine,  davacının % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davalı vekilince uyuşmazlık bakımından zamanaşımı defisinde bulunulmuş olmakla birlikte, esasen davaya konu alacak taraflar arasındaki 10/08/2009 tarihli navlun sözleşmesinden kaynaklanmakla 6762 sayılı TTK 1262 maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresine tabii ise de, BK 156/2 maddesi gereği,  \" Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.\" düzenlemesi kapsamında,  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1089 Esas ve 2017/375 Karar sayılı kararı ile kabul edilen talep bakımından icra takip tarihi olan 21/06/2017 tarihi itibarı ile alacak talebinin zamanaşımına uğramadığı mahkemece kabul edilmiş davalının zamanaşımı defi yerinde görülmeyerek yargılamanın esasına geçilmiştir. Davaya konu alacak, 29/07/2009 tarihli sefer bağlantı özeti ve davalı beyanına göre, 10/08/2009 tarihli konşimento tahtında gerçekleşen davalının taşıtan sıfatını haiz olduğu sac plakaların ...'tan Cezayir'e ... gemisi ile taşınmasından kaynaklanan bekleme alacağıdır. Dosya içerisinde esasen sürastarya ücretinden kimin sorumlu olduğuna ilişkin bir delil yahut kayıt bulunmamaktadır. Emtiaların davalıya teslim edildiği de  uyuşmazlık konusu değildir zira davalı vekilince bu hususa itiraz edilmemiştir. ... gemisinin Yükleme limanına varışta sunduğu 02/08/2009 saat 16:00 tarihli hazırlık mektubu ile yükleme limanı \"port statement\" adlı belgeler dosyaya sunulmuştur.  \"Port statement \"adlı belgeye göre yükleme için müsaade edilen süre 5 gün olup geminin 3 gün 21 saat 30 dakikada yüklemesi sebebi ile Yükleme limanında herhangi bir demuraj oluşmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Cezayir Algers limanı 22 nolu rıhtımda ... gemisinin tahliyesi ile ilgili ( SOF) olgular/olaylar tutanağı dosyaya sunulmuştur. Bu belgeye göre gemi 14/08/2009 günü saat 03:00 da limana varmıştır. Geminin liman varışı ile ilgili ayrıca bir hazırlık mektubu dosyaya sunulmamıştır. Gemi 20/08/2009 günü saat 11:05 de limana yanaşmıştır. 26/08/2009 günü saat 11:05 de ise gemi tahliyesini tamamlamış gözükmektedir.Bu belgenin altındaki imzalar silik olmakla birlikte, acente ve gemi kaptanının olduğu bölümde birer imza bulunmakta ancak alıcı kısmında bir imza bulunmamaktadır. Davacının dava dosyasına sunduğu  e posta yazışmalarında; Davalı yetkilisi davacı yetkilisine Gönderdiği 19 Ağustos 2009 1:54 PM de gönderdiği mailde \"... bey , Malzeme Ambara boşaltıldıktan sonra free time ımızı belirtirseniz sevinirim,\" demiş, -Davacı yetkilisi ise bu maile 4 dakika soma 01:58  de cevap vererek \" ... Bey Serbest süre 12 gündür \" şeklinde cevap vermiştir. -Davalı yetkilisi davacı yetkilisine yukarıdaki mesajı takiben 3 dakika sonra 14:01 de \"... abicim çok teşekkür ederim ,Bütün sorumluluğu üzerime alıyorum , malzemeyi release edebilirsiniz.\" şeklinde cevap vermiştir. Maillerden de açıkça görüleceği üzere Malzeme Ambara boşaltıldıktan sonra Serbest süre 12 gün olarak belirlenmiştir. Davacı vekili yukarıdaki belgelere ilave olarak dosyaya daha önce sunduğu maillere ilave bir mail daha sunmuştur. Bu mail davalının çalışanı olduğu anlaşılan ... tarafından , Dava ile ilişkisi anlaşılamayan dava dışı 3. kişi ... adlı kişiye gönderilmiş ve mail gerek davacı gerekse davalı çalışanlarına bilgi olarak da gönderilmiştir. Bu mesajda\" Günaydın ... Hanım, bildiğin gibi gemi 14/08/2009 da ... e varmış ve 26/08/2009 saat 11.05 de tahliyeyi bitirmiştir. Ekte armatörden gelen tüm belgeler mevcuttur ve 9 günlük bir demoraj doğmuştur. Ekte ... Denizciliğin demoraj faturası da mevcuttur. Cezayirdeki alıcı demoraj ücretini ödemeyi kabul etmemiştir. Sizden ricam bu ücreti ...ya veya ... adına ... denizciliğe acilen ödemeniz ve ödeme dekontunu tarafımıza mail ile yollamanız ...nun iletişim bilgileri aşağıdadır,\" denilmektedir. Davaya konu konişmentonun sağ üst köşesinde, davacı ... Ticaret A.Ş. 'nin ismi bulunmaktadır. Ancak alt tarafta carrier/taşıyan olarak ... Denizcilik kayıt edilmiştir. Dolayısıyla taşımada  fiili taşıyan sıfatı ... Denizcilik'e aittir. Davacının, fiili taşıyan adına taşımayı dava dışı ...'ya karşı üstlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu kabul edilmiştir. Konşimentoda Yükleten/Taşıtan dava dışı Intra firması olarak kayıtlıdır. ... aynı zamanda dava konusu taşımada taraflar arasında gönderilen e postalarda da referans gösterilen firmadır. Dava dosyasına sunulan ...'in de bu taşıma ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Konişmentoda, Davalı Şirketin sürastarya nedeniyle sorumlu tutulabileceği herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Ancak dosyaya celp edilen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas sayılı dosyasında, davalının 27/06/2011 dilekçesinde, davalı vekili açıkça taraflar arasındaki taşıma ilişkisini ortaya koymaktadır. Davalı vekili cevaba cevap dilekçesinde aynen \"....Davalı tarafın takas/mahsup talebine dayanak olan taşıma; ... A.Ş. (Taşıyan) ile ... A.Ş.'nin brokerliği ile dava dışı ... A.Ş. (Taşıtan) arasında gerçekleştirilmiştir.Taşıma sözleşmesinin koşullarına ilişkin olarak taraflar arasında ilk olarak mail ortamında karşılıklı ...'lar, nihayetinde ise ... A.Ş. ile ... İşletmeciliği A.Ş.  arasında 10/08/2009 tarihli taşıma Sözleşmesi düzenlenmiştir. Taşımayı gerçekleştiren gemi (...) boşaltma limanı olan ...'e sorunsuz olarak ulaşmış, ancak gemi öngörülen boşaltma süresini aşarak sürastarya'ya girmiştir. \"Davalı ..., sürastarva (demurrage) ücretini öncelikle alıcı Cezayir Hükümetinden talep etmiş ise de ödenmemesi üzerine bu defa mal sahibi ... A.Ş. 'ye yönelmiş ve hukuki süreç başlatmıştır...\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Gerek davacının açıklamaları gerekse İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas saydı dosyasının celbi ile görülen evrak belge ve bilgiler karşısında davalının geminin sürastaryaya girmesi üzerine kendisinin yazılı talimatı gelmedikçe davacıya malların gemiden boşaltılmaması talimatı verdiği,_ardından attığı e posta ile malların boşaltılmasını, tüm sorumluluğu kendi üzerine aldığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Bu tespitler karşısında, davalı şirket'in dava dışı taşıtan ...'nın adına hareket ettiği dosya içerisinde sabittir. Davalı Şirketin, demuraj ücretinden sorumlu tutulabileceği tek belge, taşıma nedeniyle doğan tüm sorumluluğu üzerinde aldığını bildirdiği ve Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2016/988 Esas ve 2016/5040 Karar sayılı ilamında da belirttiği e postadır. Buna göre; Davacı vekili 27/12/2019 tarihli dilekçesinde geminin boşaltma limanına 14/08/2009 cuma günü yanaştığını ve sözleşmedeki loading sshex şartına bağlı olarak cuma, cumartesi ve pazar beklenerek pazartesi 17/08/2009 saat 08:00 itibariyle yük boşaltma süresinin başladığını, boşaltmayla ilgili sözleşmede kararlaştırılan 2 günlük süre geçince geminin 19/08/2009 itibariyle sürastaryaya girdiğini, boşaltmanın 26/08/2009 saat 23:05 te tamamlandığını, boşaltmadaki sürastarya süresinin 7 gün 15 saat 5 dakika olduğunu , böylelikle toplam sürastarya süresinin 9 gün 12 saat 5 dakika olduğunu belirtmektedir.  Demuraj bedelinin ise Toplam  23.758,68 USD olduğunu ileri sürmektedir. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas sayılı dosyasında davacı ...'nun düzenlediği 23.458,33USD lik ( 29.07.2009 tarihli recap gereği ... gemisi demuraj davacı vekili sürastarya hesabını Boşaltmanın 26/08/2009 saat 23:05 te tamamlandığını ileri sürerek yapmıştır oysa gerek dosyaya sunulan mail gerekse SOF'ta (Olgular/olaylar tutanağı) Boşaltmanın 11.05 de sona erdiği kayıtlıdır. Gemi boşaltma limanına 14/08/2009 cuma günü ulaşmıştır ve sözleşmedeki loading sshex şartına bağlı olarak cuma, cumartesi ve pazar beklenerek pazartesi 17/08/2009 saat 08:00 itibariyle hazırlık mektubu kabul edilmiştir. ... sözleşmesine göre (...ta yazılı olmayan hususlarda ...ün geçerli oılacağı kayıt edilmiştir.) Starya süresi, ...de \"berth is not avaliable on the vessel's arrival at or off the port\" kaydı ile sadece geminin yanaşacağı rıhtımın başka bir gemi tarafından işgal edilmiş olması durumunda, bekleme bölgesinde başlamaktadır. Rıhtımın boş olduğu ancak diğer nedenlerden dolayı (hava, akıntı, gelgit, vb.) ulaşamaz olması durumunda, zaman sayımının başlamayacağı ve kaybedilen zamanın donatanın sorumluluğuna olacağı düzenlenmiştir. Davaya konu olayda SOF ta buna ilişkin bir kayıt olmadığına göre boşaltmayla ilgili sözleşmede kararlaştırılan 2 günlük süre geçince geminin 19/08/2009 itibariyle sürastaryaya girdiği, boşaltmanın 26/08/2009 saat 11:05 te tamamlandığı, boşaltmadaki sürastarya süresinin 7 gün 3 saat 5 dakika olduğu dikkate alınarak toplam sürastarya süresi ;Yüklemede geçen 1 gün 21 saat 30 dakika + Tahliyede geçen 7 gün 3 saat 5 dakika = 9 gün 35 dakika olarak kabul edilmiştir.  Demuraj bedelinin ise bilirkişilerce hesap edildiği üzere sonuçta toplam  22.560,76 USD'ye tekabül ettiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu kapsamda anılan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen 2016/1089 Esas ve 2017/375 Karar sayılı kararı ile davacı alacağının varlığı kabul edilmekle ve yukarıda açıklanan nedenlerle de ;davacı yanın icra takibinde 18.043,40 USD asıl alacak, 2.562,66 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.606,06 USD alacak talep etmesinden dolayı davacı yanın talebe bağlılık ilkesi gereğince davalı yandan 18.043,40 USD asıl alacak, 2.562,66 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.606,06 USD alacak talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, yasal koşulları oluşmadığından, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının ticari defterlerinin lehine delil olamayacağı hususunun incelenmediğini, davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin noter aracılığı ile kapanış tasdiklerinin yapılmamış halde olduğuna dikkat çekmekle, bu defterlerin TTK. kapsamında sahibi lehine delil niteliğinde olması için gerekli vasıflara sahip olmadığını, Bu şartlar altında, davacı tarafın ticari defterleri kanuna uygun şekilde tutulmamış halde olduğunu, bu sebeple, ticari defterler kapsamında aleyhimize olan hususların kabulünün mümkün olmadığını, bu defterlerin kapanış tasdiki olmadığına göre içeriğinde yer alan bilgilerin de güvenilirliği  bulunmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/5613 Esas - 2016/483 Karar sayılı, 21.01.2016 tarihli kararına göre ticari defterler yönünden davacı tarafır iddiasını kanıtlayamamış durumda olduğunu, Mahkeme tarafından dosyada bir çok defa bilirkişi raporu tanzim olunmuş olup bunun sebebinin davacı tarafın bir kısım belgelerinin eksik olmasından kaynaklandığını, son bilirkişi raporu dışında, diğer tüm raporlarda, davanın ispat edilemediği ve müvekkiline bir  sorumluluk yükletilemeyeceğinin çok açık bir şekilde beyan edildiğini, bilirkişi kök ve ek raporlarında, müvekkilinin 19.08.2009 tarihli e-mail yazışmalarındaki talimatın amacının, yükü doğru kişiye vermek ile ilgili olup, sadece yanlış kişiye yükün tesliminden doğacak sorumluluğu aldığını gösterir nitelikte olduğu, sürastarya ücreti/ demuraj alacağının kabul edildiği anlamında olamayacağı, olmaması gerektiği yönünde tespitlerde bulunduklarını, bu tespitin geçerliliğini devam ettirdiğini, bilirkişi heyeti tarafından müvekkilinin taşıma sürecindeki konumları, esasen bir tutar ödeme yükümlülüğü altında olunmadığı, esas sorumlunun dava dışı ... firması olduğu  haklı tespitlerine yer verildiğini, zira  gerekçeli kararda mahkeme tarafından da bu hususun teyit edildiğini, Dosya kapsamında sorumlu olan tarafa dair kayıt bulunmadığı  durumda, mahkeme tarafından yapılması sorumlunun kanuna göre belirlenmesi olduğunu, ancak, burada dosya kapsamına aykırı olarak müvekkili tarafından sadece teslim edilecek taraf için teyid mahiyetinde olan ve iyi niyet ile gönderilmiş olan bir e-posta maddi yükümlülüklere de şamil ettirilerek ve bu surette yanlış yorumlanarak hatalı bir karara sebebiyet verildiğini, bu durumun, bilirkişiler tarafından da raporlarında belirtilmiş olup açık bir şekilde; e-posta ile sorumluluk atfının yersiz olduğunun görüldüğünü, zira, böyle bir beyan ile de oldukça büyük bir sorumluluğun kabul edilmesinin orantısız ve hakkaniyete aykırı olacağını, bu tespiti takiben son bilirkişi ek raporunda ise, dava konusu husustan dava dışı Intra firmasının asıl sorumlu olduğunun belirtildiğini, esasen bu tespitler tahtında davanın yanlış tarafa ikame edilmiş olduğu ve taşıma sürecinde müvekkilinin herhangi bir demuraj talebinden doğrudan sorumlu tutulamayacağının anlaşıldığını, bu tespitler uyarınca, davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından, belgeye dayalı olmaksızın karar verildiğini, olağan taşıma süreci neticesinde sorumlu tarafların kanuna ve belgelere dayalı olarak tespiti gerektiğini, iş bu dava dosyasında, müvekkilinin sorumluluğunu gösteren hiç bir yazılı belge yer almamakta olup yalnızca çok kısa ve açık olmayan şekilde yazılmış olan bir e-posta ile sorumluluk atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ancak, yine de bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, söz konusu e-posta içerisinde yalnızca yükün teslim edilmesi yönünde onay ile bu teslimde teslim edilen kişiye bağlı olarak meydana gelebilecek durumlardan sorumluluğun üzerine alındığının belirtildiğini, zira, dosya kapsamında da malın yanlış alıcıya teslim olunduğu veya hiç teslim olunamadığı yönünde bilgi, iddia ve belge olmamakla, malın doğru alıcıya teslim olduğunun kabul olunması yasa gereği olduğunu, kanunen sorumluluğu bulunmayan müvekkilinin yalnızca spesifik olarak içeriği belirtilmediğini bir e-posta içeriği ile sorumluluk yüklenmesi yasaya aykırı olduğunu, Konşimentoda müvekkilimizin sorumlu tutulabileceği her hangi bir kayıt yer almadığı da belirtildiğini, bu kapsamda, dosyadaki belgelerden, müvekkilinin, davacı ile doğrudan bir akdi ilişki içinde olmadığı ve demuraj ücretinden dava dışı taşıtan ...'nın sorumlu olduğunun belirtildiğini, zira, müvekkilinin taşıyan değil ve iddia ve talep olunan demuraj ücretinin oluşmasına sebebiyet veren taraf da olmadığını, davacı tarafın iş bu dava ile hukuka aykırı iddialar ileri sürerek sorumlu olmayan taraftan var olduğunu  iddia ettiği alacağını tahsil etme çabasında olduğunu, Davacı tarafın alacak taleplerinin BK ve TTK kapsamında zamanaşımına uğramış olduğunu, deniz taşımasına ilişkin olarak uygulanması gereken süreler özel olarak belirtilmiş olup, bu süre TTK md. 1262 fk 1 uyarınca 1 yıl olduğunu, bu süre geçtikten sonra açılan iş bu istinaf konusu davada Borçlar Kanununa dayanılarak genel zamanaşımının kabulü yasa ve usule aykırı olduğunu Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir. Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3477 Esas - 2020/5297 Karar sayılı, 23.11.2020 tarihli ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/114 Esas - 2020/3803 Karar sayılı, 05.10.2020 tarihli ilamları uyarınca; alacağı, haksız itirazıyla geciktiren borçlu – davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkar tazminatı yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın talepleri gibi kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklanan bakiye demuraj  alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca  iptali ve inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkinidir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davcı vekilinin icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf  vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, taraflar arasında karşılıklı  taşıma ilişkisi bulunduğunu, davalının hava yolu taşıması hizmeti verdiğini, müvekkilinin ise deniz taşıma hizmeti verdiğini, davalının aleyhlerine açtığı davanın yargılamasının yapıldığı  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1089 Esas ve 2017/375 Karar sayılı kararı ile takas mahsup sonucu  müvekkilinin demurajdan kaynaklı  bakiye alacağı bulunduğunun anlaşıldığı, iş bu alacağın tahsili için davaya dayanak icra  takibinin yapıldığını, ancak davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise alacağın zaman aşımına uğradığı iddiasıyla, bunun  dışında davanın esastan da reddi gerektiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile  takipte istenen asıl alacak ve faizi yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, davacı inkar tazminatı isteminin reddine  karar verilmiştir.  Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davalı tarafından davacı aleyhine açılan ve  İstanbul Anadolu 4. ATM 2014/1602 E sayılı dosyasında görülen dava sonucu verilen kararın temyizi üzerine, Yargıtay 11 HD 2016/988 E 2016/5040 K  04/05/2016  tarihli kararı ile \"... Davacının iddiaları karşısında davalı, takas-mahsup itirazında bulunarak davacıdan demuraj bedeli alacağı bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece, davacının alacağı muaccel hale geldiği zaman davalının alacağının henüz mevcut olmadığı ve düzenlenen konşimentoda demuraj giderlerinden alıcının sorumlu olacağı şeklinde düzenleme bulunduğu gerekçesiyle davalının takas- mahsup itirazı reddedilmiş ise de; davalı tarafça delil olarak sunulan ve davacı tarafından da inkar edilmeyen 19.08.2009 tarihli email metnine göre, davalının demuraj bedeli talebi karşısında, davalı, malın boşaltılmasını bütün sorumluluğun kendisine ait olacağını taahhüt etmiştir. Bu durumda mahkemece sözkonusu email metinleri de dikkate alınarak davalının karşı alacağının muacceliyet tarihi ve davacının demuraj bedelinden sorumluluğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, email yazışmaları ve davalının taahhüdü değerlendirilmeksizin davalının takas- mahsup itirazının reddine karar verilmesi doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı verilen hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.\" gerekçesiyle iş bu davadaki davacı lehine bozulduğu, bozma sonrası  yargılamanın yürütüldüğü anlaşılan İstanbul Anadolu 4. ATM 2016/1089 E 2017/375 K sayılı dosyasında alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında \" dosyadaki deliller ve bozma ilamı gerekçesi doğrultusunda davalının konşimento alıcısı davacıdan 26.08.2009 tarihi itibariyle muaccel olduğu anlaşılan demuraj alacağının davacı alacağından  mahsubu ile  davalının davacıdan 27.557,92 TL alacaklı olduğu sonucuyla davanın reddine karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmemesi üzerine 15.06.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı yanca İstanbul Anadolu 4. ATM 2016/1089 E 2017/375 K sayılı kararı kapsamında,   bakiye demuraj alacağının tahsili için eldeki  davaya dayanak icra takibi 13.07.2017 tarihinde başlatılmış, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince sunulu deliller, liman kayıt belgeleri, taraflar arası mail yazıları, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1089 Esas ve 2017/375 Karar sayılı kararı değerlendirilerek ve bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilince davacı defterlerinin kapanış tasdikleri yapılmadığından delil olarak kabulü mümkün olmayacağını, ancak bu hususun ilk derece mahkemesi gerekçesinde ve kurulan hüküm kapsamında  değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Davacının takip ve dava konusu yaptığı bakiye  demuraj alacağının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporu ile anlaşılmakla birlikte, ilk derece mahkemesince sadece bu hususa dayalı olarak hüküm kurulmamış, dosya kapsamındaki deliler, konşimento, mailler,  bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ve  İstanbul Anadolu 4. ATM 2016/1089 E 2017/375 K sayılı gerekçeli kararı vs. değerlendirilerek sonuca gidilmiştir. Buna göre taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ve alacağın kayıtlı olup olmaması tek başına sonuca etkili olmadığı gibi, yapılan açıklama ışığında davacı defterlenin kapanış tasdikinin yapılmamış olması da tek başına sonuca etkili olmayacağından, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, gerek davacının açıklamaları gerekse İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1089 Esas saydı dosyasının celbi ile görülen evrak belge ve bilgiler karşısında davalının geminin sürastaryaya girmesi üzerine kendisinin yazılı talimatı gelmedikçe davacıya malların gemiden boşaltılmaması talimatı verdiği, ardından attığı e posta ile malların boşaltılmasını, tüm sorumluluğu kendi üzerine aldığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2016/988 Esas ve 2016/5040 Karar sayılı ilamında da dikkate alınması gerektiği ileri sürülen 19.08.2009 tarihli  e posta kapsamında, davalı şirket'in dava dışı taşıtan ...'nın adına hareket ettiği kabulü ile demuraj ücretinden sorumluluğu   üzerine  aldığının kabulü yerinde olup, davalı vekilinin 19.08.2009 tarihli mail kapsamında  müvekkilinin demurajdan sorumlu görülemeyeceği yönündeki istinafı yerinde görülememiştir. Yine ilk derce mahkemesi gerekçesinde karşılandığı üzere,  davaya konu alacak taraflar arasındaki 10/08/2009 tarihli navlun sözleşmesinden kaynaklanmakla 6762 sayılı TTK 1262 maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresine tabii ise de, BK 156/2 maddesi gereği,  \" Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.\" düzenlemesi kapsamında,  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1089 Esas ve 2017/375 Karar sayılı kararı içeriği ile davacı alacağının varlığının kabul edildiği, kaldı ki yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere davalının 19.08.2009 tarihli mail ile demuraj ücreti sorumluluğunu kabul ettiğinin benimsendiği  de gözetildiğinde icra takip tarihi olan 21/06/2017 tarihi itibarı ile alacak talebinin zamanaşımına uğramadığı tespiti isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekili istinafı yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacı vekilince alacağın likit alacak kabulü ile  müvekkili lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Ancak davacının davalıdan bakiye alacak talep edip edemeyeceği ve miktarı   alınan bilirkişi raporları ile belirlendiği de gözetildiğinde, likit alacağın varlığından söz edilemeyeceğinden, şartları oluşmadığından davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmemesi isabetli olup, davacı vekilinin istinafı yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesi hüküm kısmının 1. maddesinin ikinci paragrafının ayrı bir tahsil hükmü olmayıp icra takip dosyasında yapılacak tahsilata dair bir açıklama niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle hükmün resen düzeltilmesine gerek görülmemiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı vekili tarafından yatırılan 1.243,30 TL peşin harçtan alınması gerekli 427,60 TL'nin mahsubu ile  artan 815,70 TL harcın, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye ‭3.728,89‬ TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.10.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cae5890165258748","SID":"443a3851ca05e41a"}}