{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2009 <br>KARAR NO\t: 2024/1182 <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/167 Esas 2022/501 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br><br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30/10/2024<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili, 25.09.2017 günü saat 21:20 sıralarında plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın, dava dışı ...'in idaresindeki motosikletin bulunduğu şeride geçip motosikleti sıkıştırarak yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 750,00 TL geçici iş göremezlik, 250,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.04.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik talebini 180.249,69 TL, geçici iş göremezlik talebini 8.981,73 TL olmak üzere toplam 189.231,42 TL’ ye artırmıştır. <br>Davalı vekili, kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın ve sürücüsünün araştırılmasını, kazanın davacının beyanlarındaki şekilde gerçekleştiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, soruşturma dosyasının getirtilmesini, kaza ile ilgili Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/16222 sayılı soruşturma dosyasında verilen 2017/6810 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararda ...'in aracıyla seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığını, kazanın tamamen kendi dikkatsizliği sonucu meydana geldiğinin belirtildiğini, davacının yaralanması ile ilgili kazada plakası tespit edilemeyen aracın bir kusuru bulunmadığından talebin karşılanamadığını, davanın reddi gerektiğini, davalının zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve plakası tespit edilemediği beyan edilen aracın kusur oranı ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, ATK’dan kusur incelemesi yapılmasını, kazanın gerçekleşmesinde plakası tespit edilemediği beyan edilen aracın kusuru bulunmaması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, maluliyet oranı için Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği ATK’dan rapor alınmasını, davacının maddi zararının ancak aktüeryal inceleme sonucu tespit edilebileceğini, TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılmasını, geçici iş göremezlik tazminatının ZMMS Genel Şartları’nda düzenlenmediğini, talebin reddi gerektiğini, davacının SGK dan geçici iş göremezlik ödeneği alıp almadığının araştırılmasını, davacının kask/koruyucu ekipman giymemesinin zararı artırdığını, müterafik kusur indirimi yapılmasını, dava tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, alınan kusur raporunda sol şeritte düz seyreden motosiklet sürücüsünün kendisini geçmek isterken geçmesine müsaade etmeyip yanlış manevra ile sola dönmek için gidiş şeridini kapatan plaka ve sürücüsü belirlenemeyen ticari araç sürücüsünün %75 oranında, aracını trafiğin gerektirdiği hız kurallarına göre kullanmayan, önünde seyreden araçlara gerekli uyarıda bulunmayan motosiklet sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulunduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca davacının kaza nedeniyle 6 ay süre ile geçici iş gücünü kaybına, %7 daimi iş gücü kaybına uğradığı, iş gücü kaybı nedeni ile davacının 8.981,73 TL geçici iş göremezlik zararı ve 180.249,69 TL sürekli iş göremezlik zararının oluştuğu, davacının müşterek ve müteselsil sorumluluk ilkelerine dayanmaması, sürücü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuruna dayalı dava açılması nedeniyle plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen sürücünün kusuru oranında 6.736,29-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 135.187,26-TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere 141.923,55-TL'si talep edebileceği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 6.736,29-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 135.187,26-TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere 141.923,55-TL'nin temerrüt tarihi olan 08/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>1-Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, müterafik kusur indirimi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, trafik kazasında zarara uğrayanın zararın meydana gelmesine etki etmiş veya tazminat sorumlusunun durumunu ağırlaştırmışsa müterafik kusur indirimi yapılabileceğini, ancak zarar ile kusur arasında uygun illiyet bağı olması gerektiğini, zararın doğması veya artmasında uygun illiyet bağı bulunmayan kask takmama durumunun müterafik kusur teşkil etmeyeceğini, davacının sağ kalça kemiğinin yerinden çıktığını, platin takıldığını, sağ el bileğinin kırıldığını, yaralanmasının beyin kanaması veya kafa travmasına ilişkin olmadığını, kaldı ki davacının kask takıp takmadığına dair tespit de bulunmadığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin takdiri indirimi resen uygulaması nedeniyle kabul edilmeyen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceğini ileri sürmüştür. <br>2-Davalı vekili istinaf dilekçesinde, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen, tespit edilemeyen aracın varlığının/türünün ve kazaya kusuru ile sebebiyet verdiğinin ispatlanmadan karar verildiğini, davacının ifadesi dışında tanık beyanı, kamera görüntüsü bulunmadığını, Batman Cumhuriyet Savcılığı'nın 2017/16222 Sor. 2017/6810 K. Sayılı dosyasında motosiklet sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığını, kazanın tamamen kendi dikkatsizliği sonucunda meydana geldiği gerekçesiyle Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına karar verildiğini, somut verilerle ispat edilmeden verilen kararın hatalı olduğunu, davalının ZMS sigortasını yaptırmamış aracın kusur oranı ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kusur incelemesinin denetime elverişli olmadığını, davacının beyanına göre tanzim edildiğini, davacının olayın meydana gelmesinde ya da meydana gelen olayda zararın artmasında etki ve katkısının olup olmadığının değerlendirilmediğini, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, bu hususun gerekçeli kararda tartışılmadığını, tazminat hesaplamasının KTK' de yapılan değişiklik kapsamında çıkartılan Zorunlu Mali Mesuliyet Genel Şartları gereğince TRH 2010 tabloları ve 1,65 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiği halde yapılmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının SGK sorumluluğunda olduğunu, davacıya söz konusu zarar nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin araştırılmadığını, dava tarihinden önceki bir tarihe denk gelen temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. <br>Davacı vekili, 25.09.2017 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın neden olduğu trafik kazasında motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Kazadan sonra düzenlenen 25.09.2017 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosiklet ile Kıbrıs Şehitleri Bulvarı üzerinde eski Havaalanı kavşağı istikametine seyrederken No:188 ikamet önüne geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek ilk önce ... plakalı park halindeki aracın sol ayna ve kapı kısmına, ardından yine park halindeki ... plakalı aracın sol arka kısmına çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, motosiklet sürücüsü ...’in KTK 52/1-b maddesini ihlal ettiğinin belirtildiği, 28.09.2017 tarih, 11.26 saatli kolluk kamera izleme tutanağında motosikletin sağ tarafıyla, sağ tarafında park halinde olan kapalı kasa kamyonetin sol arka tarafına çarptığı, çarpmanın etkisiyle motordan ayrılarak yol üstüne düştüğünün tespit edildiği, 04.10.2017 tarih, 11.52 saatli kolluk kamera izleme tutanağında 20:53'de görüntünün başladığı, CAM05 isimli kamera karşısındaki caddenin sol şeridinden motosikletin, sağ şeritte ise plakası tespit edilemeyen ticari taksi olduğu anşılan kamyonet tipi aracın yolda ilerledikleri, motosikletin ticari taksiyi sollayacağı anda ticari taksinin motosikletin bulunduğu şeride doğru dönme hareketi yaptığı ve motosikletin ticari taksinin sağ ön farını teğet geçerek ilerlediği ve görüntüden çıktıkları,  CAM06 isimli kamerada aynı saatlerde ticari taksinin aniden bu  kameranın olduğu sokağa girme hareketi yaparken motosikletin taksiyi teğet geçtiği ve ticari taksinin burada kısa süreli beklediği ve o an sokaktaki vatandaşların motosikletin gittiği yöne doğru koşuşturduklarının görüldüğü ve ticari taksinin saat 20:56'da görüntüden çıktığı tespit edilmiştir.<br>Kazaya ilişkin Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/16222 sayılı dosyasında taksirle yaralanmaya sebebiyet vermek suçundan müşteki ...’in kendilerini plakası tespit edilemeyen bir aracın sıkıştırdığını ve bu nedenle kazanın meydana geldiğini beyan ettiği,  şüpheli ve tanık ...’nin beyanı ile kazaya şüphelinin sebebiyet verdiği, müştekinin şüpheli ...’ ten şikayetçi olmadığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, motosiklet sürücüsü ...’in kazadan sonra alınan ifadesinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, tanık ...’nin ise ‘kaza yerinde önceden tanıdığı ...’in motosiklete sahip çıkmasını istediğinden, motosikleti kaza yerine yakın arkadaşının evine götürdüğü’ şeklindeki beyanlarına göre kamera izleme tutanağı ile tespit edilen plakası tespit edilemeyen aracın varlığının aksine ifade bulunmadığı, mahkemece alınan 27.11.2021 tarihli kusur raporunda ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan ... ile birlikte yerleşim yeri içerisinde azami hızın 50 km/s olduğu iki şeritli 7 metre genişliğindeki asfalt/cadde bölünmüş yol olan Batman/Merkez İli Kültür Mahallesinde gece vakti, kazaya etken yolda çalışma/görüşe engel cismin bulunmadığı Kıbrıs Şehitleri Bulvarı sol şerit üzerinde seyrederken, aynı istikamete yolun sağ şeridinde seyreden plakası tespit edilemeyen kamyonet tipi ticari taksiyi geçmek için yolda ilerlerken, motosiklet sürücüsünün, sağ şeritte seyreden ticari taksiye yeteri kadar uyarı yapmayarak sollayıp geçmek istediği anda ticari taksinin motosikletin bulunduğu sol şeride doğru dönme hareketi yaptığı ve motosiklet sürücüsünün daha sonra ticari taksinin sağ tarafından seyrini sürdürüp sağ ön tarafını teğet geçerek ilerlediği esnada No: 188 önüne geldiğinde aracının direksiyon hâkimiyetini kaybederek motosikletinin sağ tarafıyla, kendisine göre yolun sağ tarafında park halinde olan ... plakalı aracın sol ayna ve kapı kısmına, ardından önünde yine park halindeki ... plakalı aracın sol arka kısmına çarpması sonucu kendisinin ve aracında yolcu olarak bulunan ...’in düşerek yaralandığı olayda ... plakalı motosiklet sürücüsü ...’in, seyri sırasında yol üzerinde dikkatli ve tedbirli şekilde aracını yolun özelliklerine uygun güvenli sürüş ve durma mesafesini önemli ölçüde etkileyen/kısaltan mahal ve çevresel bir hız seviyesinde sevk ve idare etmesi gerekirken aksi durumda davranması sonucu direksiyon hâkimiyetini kaybederek meydana gelen ölümlü/yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında, yol üzerindeki seyri sırasında trafik akışını tehlikeye düşürerek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi nedeniyle olayın meydana gelmesine ve zararın doğmasına %25 oranında kusuruyla sebebiyet verdiği, plakası tespit edilemeyen kamyonet tipi ticari taksi, sol şeritte düz seyreden motosiklet sürücüsünün kendisini geçmek isterken geçmesine müsaade etmeyip yanlış manevra ile sola dönmek için gidiş şeridini kapatarak karayolu üzerinde tehlike yarattığı, hareketini zorlaştırdığı, motosikletin seyri sırasında direksiyon hâkimiyetini kaybetmesinde etkili olduğundan %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmış olup uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. <br>2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>3-Davalı sigorta şirketi vekili, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.<br>4-Türk Borçlar Kanunu'nun \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. <br>Davalı vekili, motosiklette yolcu olan davacının olayın meydana gelmesine veya zararın artmasına etki ve katkısının değerlendirilmediğini ileri sürerek belirlenen zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında bu yönde bir tespit bulunmadığı, 27.11.2021 tarihli kusur raporunda koruyucu ekipman tespiti belirsiz olduğundan, koruyucu ekipman almadığına dair bir delil bulunmadığından kazanın meydana gelmesi ve zararın oluşmasında davacının kusuru bulunmadığının belirtildiği, davacının kaza sonucu maluliyetinin sağ femur ve radius distal uç kırığına ilişkin olduğu, davacının koruyucu tertibat takıp takmadığının, zararın koruyucu tertibat takmaması nedeniyle arttığının ve kazanın oluş şekline göre koruyucu tertibat takmaması ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağı bulunduğu davalı tarafça ispatlanamadığından belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaması doğru olup davalı vekilinin açıklanan yöne ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.<br>5-Davalı sigorta şirketi vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği, alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı dikkate alındığında davalı tarafça yargılama sırasında ileri sürülmeyen hatır taşıması def’i istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranlarının olayın oluşuna, ifadeler ve kamera kayıtları ile uyumlu olması nedeniyle benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının kaza tarihinde SGK kaydının olmaması, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamanın Yargıtay uygulamasına uygun yapılmış olmasına, davalının tazminattan sorumlu tutulmasında ve faiz başlangıç tarihinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “ Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde “ Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. madde de ise “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. Buna göre zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez. Bu nedenle kusursuz zarar görenin zarardan sorumlu olanların birinden, bir kısmından ya da hepsinden zararın tamamını talep etmesi durumunda davalı zarar veren, tazminatın diğer zarar verenlerden talep edilmesi gerektiğini ya da kusuru kadar sorumlu olması gerektiğini ileri süremez. <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde  kazaya karışan araçlardan birinde yolcu olarak bulunan davacının zararının tamamını davalı ...’ndan tahsilini talep ettiği, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sürücü ve plakası tespit edilemeyen aracın %75 oranında, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş, tazminat hesaplaması tam kusura göre yapılmıştır. <br> Davacı vekili tarafından davacının yolcu olarak bulunduğu kaza nedeniyle oluşan yaralanmasından kaynaklı maddi zararının tamamını davalı ...’ndan tahsilini talep ettiği, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç nedeniyle kusur sorumluluğuna dayanmadığı, açıkça teselsülden vazgeçmediği dikkate alınarak mahkemece tam kusura göre tazminata hükmedilmesi gerekirken sürücü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusur oranına isabet eden miktardan sorumlu tutularak karar verilmiş olması isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.353/1.b.2. maddesi gereğince 8.981,73 TL geçici iş göremezlik  tazminatı ile 180.249,69 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 189.231,42 TL'nin davalıdan tahsiline ilişkin yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, <br>Buna göre;\t<br>1-Davanın KABULÜ ile<br>8.981,73-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 180.249,69-TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere 189.231,42-TL'nin temerrüt tarihi olan 08.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>2- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.926,39 TL harçtan, dava açılışında alınan 35,90 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 642,91 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 678,81 TL harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 12.247,58 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3- Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 35,90 TL başvurma harcı, 316,50 TL tebligat ücreti, 1.700,00 TL bilirkişi ücreti, toplamı 2.052,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç, 642,91 TL ıslah harcı toplamı 678,81TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>5-Davacı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.276,96 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,<br>III - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>1-Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınması gereken 9.694,79 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.423,70 TL'nin mahsubu ile kalan 7.271.09 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,<br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br> 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 113,00 TL posta masrafı ile 220,70 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 333,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>4- Başvuran taraflarca yatırılan istinaf delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,\t\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 10.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e82aff0d557ea41","SID":"e3a00a48e8e74b1e"}}