{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1998 - 2024/1194<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/1998 <br>KARAR NO\t: 2024/1194<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/197 Esas 2022/411 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:\t  <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07/11/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 05.04.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını ve bakım ihtiyacı doğduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda kısmi ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin davacının uğradığı zararı karşılamaktan uzak olduğunu, davacının bakiye maddi zararının tazmini için yapılan başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, talep artırım hakları saklı kalmak kaydıyla davacının yaralanması nedeniyle 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 10.200,00 TL bakiye tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 185.350,44 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 12.310,03 TL, bakıcı gideri talebini 5.175,22 TL olarak artırmıştır.  <br>\tDavalı vekili, dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmadığını ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının başvurusu nedeniyle 07.03.2019 tarihinde 96.022,00 TL ödeme yapıldığını ve davalı şirket ibra edilmiş olup davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini,  2918 Sayılı Kanun’un 111/2. maddesi uyarınca 2 yıllık sürenin geçtiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının eldeki uyuşmazlık bakımından uygulanamayacağını, maluliyet ile kaza arasında illiyet bağının kanıtlanması ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin kusur oranında sorumlu olduğu gözetilerek Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusura ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, davacının zararın artmasında kusuru bulunması halinde tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması ve ayrıca ehliyet açısından ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 02.11.2021 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 85 oranında, davacı sürücünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 29.09.2021 tarihli raporda davacının özür oranının % 26 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 15.02.2021 tarihli raporda sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsup edilerek davacının zararının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 157.712,55 TL sürekli iş göremezlik, 5.172,22 TL bakıcı gideri, 12.310,03 TL geçici iş göremezlik tazminatının  07.03.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, 05.04.2018 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının ağır şekilde yaralandığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda Gelir Vergisi Genel Tebliği’ne, Bakanlıkça yayımlanan asgari ücret tablosuna, usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda pasif dönem hesabında asgari geçim indirimi yapıldığını, bu yönden rapora itiraz edildiğini, ancak itirazlar giderilmeden karar verildiğini, 2022 yılı asgari ücretinin gelir vergisinden muaf tutulduğunu, AGİ indiriminin kaldırıldığını, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususun nazara alınmadığını ve raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, mahkemece hükmedilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren temerrüde düştüğünün açık olduğunu, bu nedenle kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, dosya kapsamında yeniden yargılama yapılması halinde kusur ve maluliyet oranları ile hesaplamaya esas gelir ve ücretler ile yine hesaplamaya esas diğer verilerde, hesaplama yöntemlerine meydana gelmiş ve gelecek artış ve lehe değişiklikler yönünden tüm yasal haklarını saklı tutulduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının maluliyeti nedeniyle dava öncesinde davacıya 07.03.2019 tarihinde 96.922,00 TL ödeme yapıldığını ve davalı sigorta şirketinin borçtan ibra edildiğini, davanın ise 26.03.2021 tarihinde yani kazadan 2 yıl geçtikten sonra açıldığını ve 2918 sayılı Kanun’un 111/2. maddesi uyarınca 2 yıl geçtiğini ve davanın bu nedenle reddi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının eldeki uyuşmazlık yönünden uygulanamayacağını, davanın reddine karar verilmesini, aksi halde 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, % 0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasını da kabul etmediklerini, Genel Şartlar uyarınca hesaplama yapılması gerektiğini, davacının sürücü konumunda olup emmiyet kemeri takıp takmadığının araştırılmadığını, müterafik kusur değerlendirmesi yapılmadığını, kararın bu yöneyle de hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.  <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacı vekili,  05.04.2018 tarihinde  davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığını, davalı sigorta şirketine başvuru sonucunda yapılan ödemenin uğradığı zararı karşılamadığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 02.11.2021 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 85 oranında, davacı sürücünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 29.09.2021 tarihli raporda davacının özür oranının % 26 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 15.02.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-Dosya içeriğinden davacının yaralanmasına neden olan kazanın 05.04.2018 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafından zararının karşılanması için kazaya neden olduğu belirtilen aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalıya yapılan başvuru üzerine sigorta şirketi tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı ve 07.03.2019  tarihli dekont ile 92.966,00 TL ödeme yapıldığı görülmüş,  dosyaya davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bir ibraname ibraz edilmemiştir. <br>\t2918 sayılı KTK’nun 111. maddesinde, “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu maddede düzenlenen sürenin hukuki niteliği zamanaşımı süresi olmayıp, “hak düşürücü süre” olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK’nin 109. maddesindeki zamanaşımı sürelerinden yararlanamayacak, iki yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir. <br>\tÖte yandan Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle uygulanan kısıtlamalardan kaynaklanan yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli ve Resmi Gazetede yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi ve salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince tüm adli süreler, 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulmuştur.<br>\tSomut olayda, 05.04.2018 tarihinde meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebiyle davanın 26.03.2021 tarihinde açıldığı, davacının müracaatı üzerine davalı sigorta şirketi tarafından 07.03.2019 tarihli dekont ile davacının maluliyeti nedeniyle ödeme yapıldığı ve bu nedenle 2918 sayılı Kanun'un 111/2. maddesi uyarınca davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüş ise de, davacı ve davalı sigorta şirketi arasında maluliyet nedeniyle düzenlenmiş bir ibraname bulunmadığı gibi 7226 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hak düşürücü sürelerin durmuş olduğu nazara alındığında davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. <br>\t2-Davacı vekili hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, asgari geçim indirimi (AGİ), ülkemizde 2008 yılından 2022 yılına kadar uygulanan vergi indirim sistemidir. AGİ asgari ücret üzerinde hesaplanan gelir vergisinden kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile içindeki fertleri için verilen bir indirimdir. AGİ, kişinin medeni haline ve ailesi içinde yer alan çocuk sayısına göre farklılık gösterir. Kişinin brüt maaşı üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimi, ancak 16 yaşından büyük işçiler için uygulanır. Asgari geçim indirimi uygulaması ile işverenler çalışanların ücretleri üzerinden vergi oranını hesaplar ve vergi dairesine asgari geçim indirimi kadar daha az vergi öder. Gelir Vergisi Kanunu'nun 32 maddesi, 7349 Sayılı Kanun'un 3.maddesi ile 22.12.2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, böylece asgari geçim indirimi uygulamasına bu tarih itibarıyla son verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 27.01.2022 günlü Resmi Gazete'de yayınladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 7. maddesinde “Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 Sayılı Kanunun 32. maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulanması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır” denilerek 01.01.2022 tarihinden itibaren artık asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacağını bu nedenle de Asgari Geçim İndirimi uygulamasına da son verildiği dolasıyla 01.01.2022 tarihinden itibaren asgari ücretten gelir vergisi alınmayacağı bu tarihten sonra asgari ücretten alınan bir vergi olmadığından bu vergiden AGİ indirimi de olmayacağı anlaşılmaktadır.<br>\tMahkemece hükme esas alınan 15.02.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda pasif dönem zarar hesabında asgari geçim indirimi mahsup edilmiş asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği ifade edildikten sonra 2022 yılı brüt asgari ücretinden hareketle, net asgari ücret ve AGİ dahil net asgari ücret miktarları hesaplanmış ve böylece 2022 yılı asgari miktarlarının hesaplanma yöntemi açıklanarak 2022 yılı AGİ hariç asgari ücret miktarının hesaplanacağının belirtildiği, ne var ki 01.01.2022 tarihinden sonra asgari geçim indiriminin kaldırıldığı anlaşılmakla bu husus nazara alınarak bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru değildir. <br>\t3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. <br>Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.<br>Davalı vekili yargılama sırasında davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığı incelenerek belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirttiği halde mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmadığı ve karar gerekçesinde bu hususun tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, takılı değilse ise kazanın oluş şeklide değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının zararı artırıp artırmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir. <br>\tDavacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,<br>4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>5-Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2022/12331 esasına yatırılan 380.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>6-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdd390b59d9b49a3","SID":"2cca089b641e6ddf"}}