{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1267 - 2024/1549<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1267 <br>KARAR NO\t: 2024/1549<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/159 E.  -  2021/536 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret  Mahkemesince verilen 15/10/2021 tarih ve 2020/159 E. - 2021/536 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, taraflar arasında 17/12/2013 tarihli hizmet alım sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin konusunun, davalının ... İşletme Müdürlüğüne ait fabrikalardan 01.01.2014- 31.12.2014 tarihleri arasında çıkarılacak 750.000 ton ürünün, Kütahya'da bulunan bulunan stok ve sevkiyat birimine taşınması olduğunu, sözleşmeye göre müvekkilinin hak edişinin, doğrudan sevk edilecek ürün miktarına bağlı bulunduğunu, ancak davalının sözleşmedeki taahhütlerine rağmen, sözleşme imzalandıktan hemen sonra müvekkilinin nakil güzergahına alternatif ihaleler açarak, müvekkilinin daha az ürün taşımasına, bu sebeple kardan mahrum kalarak zarar etmesine neden olduğunu, alternatif güzergahların faaliyete geçmesiyle müvekkilinin sevkiyat miktarının düştüğünü, taşınan emtiada meydana gelen düşüşün tek sebebinin, davalının müvekkilinin taşıma işine zarar verici yeni ihaleler açması olduğunu, zira fabrikaların üretim durumunda bir azalma olmadığını, davalı Kurum yöneticilerinin hukuka aykırı davranışlarda bulunarak, müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, bu kapsamda davalı tarafın talebi ile sözleşme süresinin 28.02.2015 tarihine kadar uzatıldığını, bu süre ile birlikte toplamda 720.000 tonluk taşıma yapıldığını, sözleşme süresinin uzatılması nedeniyle de müvekkilinin zarar gördüğünü ileri sürerek, HMK'nın 107. maddesi kapsamında şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> \tDavalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede, artı eksi %20 oranında tolerans kullanılmaması yada kullanılacaksa artı veya eksi yönde kullanılması hususunda müvekkili idarenin takdir yetkisinin bulunduğunun düzenlendiğini, davacıya yaptırılan işin %20 tolerans sınırı içinde olduğunu, ayrıca söz konusu sözleşmede davacıya aylık yaptırılacak tonaj miktarı konusunda müvekkili idarenin bir taahhüdünün bulunmadığını, yine müvekkilinin başka güzergahlarda başka firmalara nakliye yaptıramayacağına dair bir hükmün de olmadığını, müvekkili fabrikalarındaki üretim miktarının artması veya azalmasının, davacının yaptığı taşıma miktarına etkisinin bulunmadığını, davacıya hak edişlerinin aylık olarak ödendiğini, 2013 yılının Nisan ayında başlayan Tavşanlı-Balıkesir demiryolu hattındaki yenileme çalışmaları nedeniyle gecikme ve aksamalar yaşandığından, Bandırma Limanı'ndan yapılan ihracatın aksatılmaması için İşletmeden Bandırma Limanına kara yolu ile taşıma yaptırıldığını, yapılan taşımalar nedeniyle davacının taşıma miktarlarında azalmalar yaşandığını, bu azalma nedeniyle davacının sözleşme gereğince ziyan talebinde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, davacıya 1 yıl içerisinde 750.000 ton ürün nakliyesi yaptırılacağı düzenlenmiş ise de sözleşmenin 11. maddesinde, iş sahibi davalının tek taraflı olarak iş eksilişi yapılabileceğinin, 11/son maddesinde ise iş eksilişi yapılması durumunda sözleşmenin hangi şartlarda tasfiye edileceğinin düzenlendiği, davalı tarafından davacıya taşıtılan miktarın toplamda 719.882,05 ton olduğu, taşıtılan bu miktarın sözleşmede  belirtilen asgari taşıma miktarı olan 600.000 tonun üzerinde kaldığı, süre uzatımı ile işletme maliyetlerinin artmasına ilişkin olarak ise davacının süre uzatımına muvafakat ettiği, dolayısıyla bu dönem için zarar talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, hem taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinin hem de sözleşmenin eki teknik şartnamenin 2.2. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden; 750.000 ton olan normal taşıma miktarının, 600.000 tona kadar inebileceğinin, böyle bir halde azalma, fabrikanın üretim durumu, satış miktarı, stok seviyeleri, arıza bakım zamanları ve üretimin kesintiye uğraması gibi bir sebebe dayalı ise müvekkilin azalma nedeniyle herhangi bir zarar ve ziyan talebinde bulunamayacağının, ancak azalmanın sebebi fabrikayla ilgili bir durumdan kaynaklanmıyor ise müvekkilinin bu durumda azalma nedeniyle zarar ve ziyanının tazmin edilmesini isteyebileceğinin anlaşıldığını, durum böyle olmasına rağmen mahkemece, salt sözleşmedeki asgari 600.000 tonluk taşımanın yaptırıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verildiğini, oysa ki taşıma miktarındaki azalmanın, fabrikanın üretim durumuyla, satış miktarıyla, stok seviyeleriyle, arıza bakım zamanlarıyla veya üretimin kesintiye uğramasıyla hiçbir alakasının bulunmadığını, müvekkilinin daha az taşıma yapmasının tek sebebinin, davalının müvekkili ile sözleşme imzaladıktan hemen sonra Kırka-Bandırma arasına doğrudan silobas alımı ihalesi açarak müvekkiline alternatif bir rota oluşturması olduğunu, tüm bu nedenlerle asgari taşıma miktarının taşındığından bahisle yoksun kalınan karın tazmin edilmesi taleplerinin reddedilmesinin isabetsiz bulunduğunu, çünkü hem alternatif taşıma ihalesi açılmasının, Teknik Şartnamenin 2.2. maddesinde bahsedilen hallerden olmadığını hem de alternatif taşıma ihalesi açılmasını gerektirdiği ileri sürülen yol yenileme çalışmalarının, müvekkili ile sözleşme imzalandığı anda davalı tarafından bilindiğini, öte yandan müvekkilinin, kendisine yapılan dayatma üzerine sözleşme süresinin uzatımı talebini kerhen kabul ettiğini, bu şekilde sözleşmenin 28.02.2015 tarihine kadar uzatıldığını, müvekkilinin bu süre uzatımıyla birlikte toplamda 720.000 tonluk sevkiyat yaptığını, müvekkilinin kendisine taahhüt edilen sevkiyatı, sözleşmede öngörülen sürede bitirebilecek durumda olduğu halde davalının süre uzatımını dayatması nedeniyle 01.01.2015 ile 28.02.2015 tarihleri arasında personel, iaşe, işçilik alacakları, çekici amortismanı, servis aracı bakım ücreti, kar küreme çalışmaları gibi fazladan gider yapmak durumunda kaldığını, bu zararlarından da davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, davalının, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun, 750.000 ton bor ürününün taşınması işi olduğu, sözleşmenin 11.3 maddesinde iş eksilişi yapılabileceğinin düzenlendiği, davalının, davacıya taşıttığı miktarın, taraflar arasındaki sözleşmede kabul edilen %20 eksik miktar olan 600.000 tonun üzerinde bulunduğu, sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartnamenin 2.2 maddesinin de, davacı iddialarının aksine sözleşme kapsamında taşınacak emtianın miktarı ile ilgili bulunmadığı, buna göre davalının sözleşmeye aykırı bir eyleminden söz edilemeyeceği, yine taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin, davacının rızası ile uzatıldığı, dolayısıyla bu dönem için de bir zarar talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2024<br>\t\t\t\t<br> Başkan<br><br> Üye<br><br> Üye<br> <br> Katip<br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5abada58e9667861","SID":"9c1eda2981749a7a"}}