{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1269 <br>KARAR NO\t: 2024/1550<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/629 E.  -  2021/559 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24/09/2021 tarih ve 2019/629 E. - 2021/559 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin  Çorum ilinde sigorta acentesi olduğunu, 2014 yılı içerisinde Ankara ili sınırlarında yolcu taşımacılığı işi yapan 17 araçla ilgili araç sahiplerinin, müvekkili acenteye motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak üzere telefonla müracaat ettiklerini, bunun üzerine söz konusu araçların trafik sigortalarının yapıldığını, araç ve poliçe sahiplerinin, plakalarını henüz almadıklarını, ruhsatlarının hazır olmadığını, araçlarının poliçe talep tarihi olan 2014 model olduğunu beyan etmeleri üzerine söz konusu poliçelerin yeni kayıt olarak sisteme girildiğini, müvekkili acentenin davalıdan araç ruhsat ve plaka bilgilerini istemesi üzerine aracın tramer sisteminde sıfır/yeni araç olmadığının ortaya çıktığını, bu nedenle poliçenin yeniden düzeltildiğini, zeyil evrakı düzenlemek suretiyle bedel farkının poliçe sahibinden talep etme yoluna gidildiğini, ancak davalı tarafından ödemenin gerçekleşmediğini, bunun üzerine Ankara 29.İcra Müdürlüğünün 2018/11454 sayılı takip  dosyası ile davalı hakkında takip yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin duruduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili, davacının yeni kayıt olarak 17 araç değil Ankara'da 600 kadar aracı aynı şekilde sigorta ettiğini, müvekkilinin meslektaşlarının aracılığı ile davalıya telefonla ulaşarak, ruhsat fotokopisini göndererek fiyat teklifi aldığını ve belirtilen primi ödeyerek sigorta poliçesi yaptırdığını, acentenin düşük fiyatla çok fazla poliçe keserek sigorta şirketine karşı hileli işlem yaptığını, bu durumun ortaya çıkması üzerine böyle bir yola gittiğini, 660 sigortalının da yeni kayıt olamayacağını, hepsinin aynı işleme tabi tutulduğunu, poliçe kesilirken ruhsat fotoğraflarını gönderdiğini, 17 kişinin de aracının yeni kayıt olduğuna inanmasının mümkün olmadığını, ruhsatı görmeden poliçe kesmiş ise davacının basiretli, dikkat ve özenle  davranması ve araç ruhsatlarını görmeden poliçe kesmemesinin gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçesinin aynı gün içerisinde, davacı acente tarafından  değiştirilmesi/ düzeltilmesi karşısında, sigorta ettirenin eksik/yanlış bilgi vermediği, ya da sigortacının sigortalanan araçla ilgili bilgileri poliçenin tanzim tarihinde bildiği kanaatini oluşturduğu, kaldı ki prim farkı talep etmesini gerektiren durumu öğrenen davacı acentenin, sözleşmeden cayma hakkını 18/12/2014 tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kullanması ya da prim farkını talep hakkını 18/12/2014 tarihinden itibaren 10 gün içerisinde kullanması gerekirken, prim farkı talebini 23/07/2015 tarihli “Trafik Referans Düzeltme Zeyili” düzenlemesinden sonra 12/10/2015 tarihinde talep ettiği, halbuki, prim farkını talep etme hakkının doğduğu 18/12/2014 tarihinden itibaren 10 gün içinde talep etmesinin gerektiği, süresinde talep edilmemesi karşısında sözleşmeden cayılmış olduğu, sigortacının prim farkını talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunun, aynı bilirkişinin kök raporuyla tamamen çeliştiğini, ek bilirkişi raporunda, henüz istinaf aşamasında olan başka bir mahkeme kararının esas alındığını, dolayısıyla bu raporun hükme esas alınamayacağını, trafik poliçesinin beyana göre düzenlenebileceğini, TTK'nın 1439 ve 1440. maddeleri uyarınca cayma hakkının kullanılmadığından bahisle müvekkilinin prim farkına katlanacağı sonucuna ulaşılmasının afaki olduğunu, araç sahiplerinin telefonda, araçlarının  2014 model olduğunu beyan etmeleri üzerine söz konusu poliçelerin yeni kayıt olarak sisteme girildiğini, davalı ve diğer araç sahiplerinin, Ankara ilinden müvekkilini telefonla arayarak araçlarını sıfır araç olarak beyan ettiklerini ve bu şekilde poliçe düzenlenmesini sağladıklarını, sözleşmenin kurulması aşamasında davalıların gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle müvekkilinin iradesini fesada uğrattıklarını, buna rağmen müvekkilinin kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığını, sigortalanan araçların sıfır araç olmadığının anlaşılması üzerine aynı gün içerisinde durumun sisteme girildiğini, sigorta şirketine ve poliçe sahiplerine haber verildiğini, zeyilnamelerin bir nüshasının poliçe sahiplerine verildiğini, poliçe sahiplerinin işbu zeyillerden haberlerinin ya da bilgilerinin  olmamasının söz konusu bulunmadığını, poliçe ile zeyilin aynı gün yapılması ve birer nüshanın da poliçe sahiplerine verilmesi karşısında müvekkilince gerekli bilgilendirmenin yapıldığının kabulünün gerektiğini, poliçe farkından doğan bakiye miktarın ödenmesi hususunda iadeli ve taahhütlü mektupla yapılan bildirime rağmen davalının 14 gün içinde sözleşmeden dönmesi esasken bu hususta davalının sözleşmeyi devam ettirtiğini, araç ve poliçe sahiplerinin iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceğini, aynı gün zeyilname düzenlenmesinin acentenden kaynaklanan sebepler olarak kabul edilemeyeceğini, poliçe sahiplerin  sunmadığı bir belgeye istinaden acentenin sorumlu sayılmasının doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, sigorta prim alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça, davalı tarafından sigortalanan araç konusunda yanlış bilgi verilerek iradesinin fesada uğratıldığı ileri sürülmüş ise de bu iddianın ispat edilemediği, bunun dışında sigorta poliçesinin ilk olarak 18.12.2014 tarihinde düzenlendiği, burada aracın yeni kayıt olarak gösterildiği, aynı tarihte yapılan zeyilname ile de aracın doğru bilgilerinin girildiği, buna rağmen primin ilk poliçeyle aynı tutulduğu, 23.07.2015 tarihinde yapılan zeyilnamede ise sigorta priminin farklı girildiği, aracın bilgilerine ulaşılmasına rağmen davacı tarafça tanzim edilen 1. zeyilde, sigorta primine ilişkin herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bu durumun davalı savunmasını teyit ettiği, öte yandan esasen acente olarak söz konusu sigorta poliçesini düzenleyen davacının, sigorta şirketi adına prim tahsil yetkisi olup olmadığını ve söz konusu sigorta primini kendisinin ödediğini dahi dosya kapsamında ispat edemediği  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile  27/09/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2024<br> <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f876a6d8542e6a5c","SID":"75b2549a9026173c"}}