{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1253 <br>KARAR NO\t: 2024/1548<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/228 E.  -  2022/98 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/04/2022 tarih ve 2021/228 E. - 2022/98 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin  2020/102115 sayılı \"...\" ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca bu başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, \"...\" ibaresinin, redde konu mallar bakımından ayırt edici niteliği haiz olduğunu, benzer şekilde yabancı şehir isimlerinden oluşan pek çok marka başvurusunun davalı Kurum tarafından ayırt edici bulunarak tescil edildiğini, \"...\" ibaresinin, kapsamında yer alan 25. sınıftaki mallar bakımından ayırt edici olmadığının ya da tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceğini, yine bu ürünler yönünden coğrafi kaynağa da işaret etmediğini, müvekkilinin başvurusunun Paris Konvansiyonu’na ve TRIPS’e üye ülkelerde tescilli olduğundan, SMK’nın 5/1-b maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, söz konusu ibarenin menşe ülke olan İspanya ve Danimarkada’da tescil edildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-2232 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, başvuruyu oluşturan \"...\" ibaresinin, İsviçre’nin en büyük kentlerinden birinin adı olduğunu, dolayısıyla söz konusu ibarenin, ilgili tüketiciler tarafından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanamayacağını, dava konusu markanın somut ayırt edici nitelikten yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  \"...\" ibaresinin İsviçre ülkesinin en bilinen kentinin ismi olduğu, Google arama motorunda yalnızca mezkur anahtar kelime girilerek yapılan aramada coğrafi alana ilişkin sonuçların çıktığı, yani anılan ibarenin tüketici nezdinde markasal algıdan ziyade bir coğrafi alan adı izlenimi verdiği, davaya konu \"...\" ibareli markanın, herhangi bir şekil, renk yahut başkaca bir unsur içermediği, münhasıran coğrafi bölge adı olduğu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında bu şekilde marka başvurularının tüketici nezdinde markasal algı yaratmadığının kabul edildiği, söz konusu ibarenin tescili halinde haksız şekilde tekel hakkı doğacağı, SMK 5/1-b maddesi kapsamında tescil engelinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, Zürih'in İsviçre'de bir şehir adı olduğunu, bilirkişiler tarafından Zürih ibaresinin coğrafi bölge adı olması nedeniyle ayıt edici olmadığının açıklandığını, ancak bu ibarenin kapsamındaki mallar yönünden ayırt edici olmadığının söylenemeyeceğini, 25. sınıf mallar yönünden bu ibarenin coğrafi kaynağa işaret etmediği gibi ayırt edici olduğunu ve tanımlayıcı bir yanının da bulunmadığını, bir yer adının SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca reddedilebilmesi için bu yer adının Türkiye'de bir ilin veya bilinen bir yer veya bölgenin adı olması koşulunun arandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen Yargıtay kararlarının da Türkiye'deki yer adlarına ilişkin olduğunu, ... kentinin de Türkiye'de olmadığını, coğrafi kaynak da bildirmeyen bu ibarenin tescili talebinin doğru bulunmadığını, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 5/1-b maddesi koşullarının oluşmadığını, esasen davalı Kurumun önceki kararlarının da bu yönde olduğunu, \"...\" ibaresinin, Paris Konvansiyonuna üye başka ülkelerle birlikte menşe ülke olan İspanya ve Danimarka'da da tescilli bulunduğunu, bu durumun da söz konusu ibarenin ayırt edici olduğunu gösterdiğini, davaya konu YİDK kararında da belirtilmemesine karşın söz konusu ibarenin tescilinin, müvekkili yararına tekel hakkı doğuracağına yönelik gerekçeye yer verilmesinin de hatalı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun standart karakterlerle yazılmış \"...\" ibaresinden oluştuğu, başvuruda başkaca bir unsura yer verilmediği, ... ibaresinin, İsviçre'nin en büyük kentinin adı olduğu, ülkemizde de yaygın olarak bilinen yabancı bir kent adının, tek başına ayırt edici olduğunun söylenemeyeceği, \"...\" ibaresinin, başvuru kapsamındaki 25. sınıf malların tüketicileri üzerinde markasal bir algı yaratmayacağı, bir coğrafi yer adı izlenimi uyandıracağı, her ne kadar davacı tarafça, başvuru konusu ibarenin başka ülkelerde tescilli olduğu ileri sürülmüş ise de marka hukukunda, ülkesellik ilkesi esas olup marka başvurusuna konu işaretler yönünden mutlak ve nispi tescil engelleri bulunup bulunmadığının, başvurunun yapıldığı ülkedeki koşullar dikkate alınarak belirleneceğinden, bu iddianın da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2024<br>\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cebcd4cc246cc133","SID":"3b93123851e8bd0f"}}