{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1169 <br>KARAR NO:2024/1447<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/01/2024<br>NUMARASI:2022/706 Esas -  2024/16 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin  Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı banka tarafından davacı ve davacının daha evvel ortağı bulunduğu .... Şirketi ile diğer ortaklar ...,... aleyhine ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını davacı hakkında yapılan tebligatın usulsüz olması nedeni ile taraflarınca süresinde itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini diğer borçluların süresinde itiraz etmiş olmaları sebebi ile takibin durduğunu ve diğer borçlular hakkında İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/457 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını davanın halen derdest olduğunu davacının kefaletinin geçersiz bulunduğunu iddia ederek müvekkilinin icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti ile haksız takip nedeni ile % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekiline usulüne uygun birleştirme kararı ile birlikte dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak davaya cevap vermediği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hükme esas alınan dosya muhteviyatı ile uyumlu ve denetime elverişli  bilirkişi raporu ile de belirtildiği üzere, Davacı ...A.Ş. tarafından dava dışı .... Şti. ile arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri, Şirket Kredi Kartı Sözleşmesi ve Çek Hesabı Açılış Sözleşmesi doğrultusunda dava dışı şirkete ticari kredi kartı, ticari kredili mevduat hesabı kullandırıldığı, ayrıca şirket kullanımına çek hesabı açılarak çekler verildiği, birleşen dosya davacısı ...sözleşmelerden sadece 05.03.2012 tarihli 150.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, birleşen dosya davacısı ...'in, icra takibine konu alacaklardan ... numaralı şirket kredi kartı ve ... numaralı ticari kredili mevduat hesaplarından kaynaklanan banka alacağından, bu kredilerin müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu 15.03.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında açılmış olması nedeniyle sorumlu olduğu, buna karşın çek tazmin bedellerinden bu çeklerin davacının imzası bulunmayan 18.10.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve Çek Hesabı Açılış Sözleşmesi kapsamında açılmış olması nedeniyle sorumlu bulunmadığı kanaati ile davanın kısmen kabulü ile; Davacının .... sayılı dosyasına konu borcun 2.545,00-TL asıl alacak, 18,11-TL işlemiş faiz ve 0,91-TL... olmak üzere toplam 2.264,02-TL yönünden davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... sayılı dosyasından icra takibine geçilmiş takip borçlularına örnek 7 ilamsız takiplere müstenit ödeme emri tebliğe çıkarılmış olup davacıya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ve taraflarınca süresinde itiraz edilmediğini, davacını hakkında takibin kesinleştiğini, diğer borçluların süresinde itiraz etmiş olduğundan takibin durduğunu, davacının davalıdan icra dosyasına konu edilen alacak kalemleri ile ilgili olarak davalı tarafa borcu bulunmadığını, icra takibine konu edilen ... nolu kredi kartından,... nolu hesaptan ve çek yaprağı  bedellerinden doğan borçlarla ilgili davacının sorumluluğu bulunmadığını, alacak kalemleriyle ilgili sorumluluğun diğer borçlularda olduğunu, davacının, dava dışı aynı zamanda takip borçlusu ....Şti'nden 08.08.2012 tarihinden ortaklıktan çıktığını, icra takibine konu edilen tüm alacak kalemleriyle ilgili düzenleme tarihinin ise 20.10.2012 olduğunu, her ne kadar davacının bazı işlemlerde kefaleti gözüküyorsa da kefaletin usulüne uygun olmadığından davacının borçlu olmadığını, TBK'nın Kanunu'nun 583.Maddesi uyarınca davacının kefaletinin geçersiz olduğunu, zira 6098 Sayılı yasanın yürürlük tarihinin 01.07.2012 olup Banka kayıtlarında gözüken ve İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015-457 Esas sayılı dosyasına sunulan kayıtlarda kefalet tarihinin 20.10.2012 olduğunu, davacının sadece kefalet kısmına açığa imza attığını kendi el yazısıyla kefil olduğunu belirtmediğini, Banka kayıtları celp edilirse maddi gerçeğin ortaya çıkacağını, BK'nın yürürlük tarihinin 01.07.2012 olduğunu, yasanın yürürlüğe geçtiği tarihte kefalet ve kefalet şartlarının değiştirilmesi için eşin yazılı muvafakati şart kılınmış olup 18.10.2012 tarihinde çekilen kredi için davacının kefalet durumu ile ilgili eşinin yazılı rızası alınmadığını, dosyanın bilirkişiye tevdii edilmiş ve rapor aldırıldığını, rapora göre birtakım borçların ödendiği ortaya çıkmış  olup o halde yapılan ödemeleri düşürüp davanın kısmen kabulüne karar vermesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Birleşen dava, kefaletin geçersiz olması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, birleşen dava yönünden kefaletin geçerli olup olmadığı davacının(birleşen dosya davacısı) kredi borcundan dolayı sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davalı(birleşen dosya davalısı) banka ile dava dışı . ... Ltd. Şti. arasında 05.03.2012 tarihinde 150.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davacı bu kredi sözleşmesine müteselsil kefil olarak imza atmıştır.  Yine davalı Banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 18.10.2012 tarihinde 400.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Ancak sonraki genel kredi sözleşmesinde davacının kefaleti bulunmamaktadır.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacının da aralarında bulunduğu takip borçluları hakkında, ...sayılı takip dosyasında, kredinin ödenmesi sebebine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatılmış, diğer borçluların itirazı üzerine onlar yönünden takip durmuştur. Davacının ise itirazının süresinde olmadığı kabul edilmiştir.Davacı tarafından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca kefaletin geçerli olmadığından bahisle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince birleşen davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra bu kez birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda Ticari Kredi Kartı ve Kredili Mevduat Hesabının  davacının kefalet imzasının bulunduğu 05.03.2012 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, çek sorumluluk bedelleri yönünden ise alacağın bu krediden kaynaklanmadığı tespit edilmiş ve ilk derece mahkemesince buna göre karar verilmiştir. 05.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olup, kefaletin geçerliliği için eş rızasına gerek yoktur. Kredi kullanan şirketin ortaklığından ayrılmış olmak da kefalet ilişkisini sona erdirmemektedir. Ayrıca davacının sorumlu olduğu krediler yönünden yapılan tahsilatlar icra müdürlüğünce nazara alınacağından bu hususta inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın çek sorumluluk bedelleri yönünden kabul edilerek diğer krediler yönünden reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"228a071cb1b2fc0a","SID":"a8a8cf12c2a13d82"}}