{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1168 <br>KARAR NO: 2024/1465<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 20.04.2021<br>NUMARASI: 2019/140 Esas - 2021/309 Karar <br>DAVA: Alacak (Bankacılık işleminden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi olan ...'in 07.09.2015 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın ölümünden sonra yapılan araştırmada davalı bankanın Tekirdağ Şubesi'nde ... hesap numaralı müteveffaya ait TL hesabına rastlandığını, hesabın kapatıldığı 17.12.2018 tarihinde 267.050,23 TL bakiye bulunduğunu,  davalı banka, hesapta yüklü miktarda para olmasına rağmen emsallerine nazaran son derece düşük faiz işleterek parayı nemalandırdığını, örneğin Haziran-Eylül 2018 arasındaki dönemde % 4,75; Eylül-Aralık 2018 döneminde ise % 11 oranında faiz uygulandığını, aynı dönemlerde ... Bank, ..., ..., ... Bank gibi bankalar tarafından % 28'e varan mevduat faizi uygulandığını, hatta T.C. Merkez Bankası tarafından bile politika faizleri % 6,25 oranında artırılarak, % 17,25'ten % 24'e yükseltildiğini, görüleceği üzere davalının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, bu sebeple 07.09.2015- 17.12.2018 yılları arasında müvekkillerin, bankanın hukuka aykırı eylemi neticesinde zarara uğradıklarını belirterek netice olarak; tahkikat sonucunda müvekkillerin zararının değerinin tam ve kesin olarak mümkün olduğu anda artırılmak üzere, asgari 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren T.C.M.B. tarafından 1 yıl ve üzeri TL cinsinden mevduat hesapları için belirlenen en yüksek mevduat faiziyle beraber ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müteveffa ...'e ait vadeli hesabın 1995 yılında ... nezdinde açıldığını, ...'ın müvekkil bankaya devri neticesinde müteveffaya ait hesabın müvekkil bankada nemalandırıldığını, müteveffa ...'in devir sonrasında yeni bir vade ve faiz oranı talep etmediğini ve hesap üzerinde herhangi bir işlem yapmadığını, bu sebeple müvekkil banka tarafından Merkez Bankası'na bildirilen oranlar üzerinden faiz işletilerek mevduatın nemalandırıldığını, vadeli hesabın müvekkil banka nezdinde nemalandırıldığı 14 yıllık süre zarfında, hesap sahibi tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmeyerek, uygulanan faiz oranlarının kabul edildiğini, bu sebeple yıllar sonra ileri sürülen itirazların hakkaniyete aykırı olduğunu, bankacılık uygulamaları gereği, müşteri ile mutabık kalınan vade çerçevesinde yine anlaşmaya konu faiz oranı üzerinden nemalandırma yapıldığını, vade bitiminde ise müşteri tarafından yeni bir vade uzatım talebi gelmemesi halinde, Merkez Bankası'na bildirilen tabela faiz oranından düşük olmamak üzere, belirlenen faiz oranı üzerinden nemalandırma yapıldığını, davalı banka uygulaması ve müşteriler ile akdedilen sözleşmede yer alan hükümler uyarınca, işlem yapılmayan vadeli hesabın kapatılmasının mümkün olduğunu, ancak müvekkil banka tarafından müteveffanın hesabının kapatılmadığını ve mevduatına faiz işletildiğini, belirterek sonuç olarak; haksız ve hukuki mesnetten yoksun olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda; mahkememizce davalı bankadan ve ... Bankası, ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankasından ayrı ayrı TL cinsinden vadeli mevduatlara uygulamış oldukları fiili faiz oranlarının istenildiği, ... Bankası haricindeki davalı bankada dahil olmak üzere bankaların faizleri bildirdiği, ... bankasının TL cinsinden vadeli mevduatlara uygulamış olduğu fiili faiz yerine ilan edilen faizi bildirdiği, serbest piyasa ekonomisinde, uluslararası piyasalarda  ve Türkiye ölçeğinde günümüz ekonomik şartlarında ödünç para vermek ve mevduat sağlamak için müşteri çekmeye çalışan bankaların, rekabet ortamında ekonomik geleceğini devam ettirebilmek için müşterisini memnun edebilecek oranlarla hizmet vermesinin yadsınamaz bir gerçek olduğu, bu çerçevede ilan edilen faiz ( %4,50-5,50) oranlarının günümüz şartlarında uygulanmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, başka bir deyişle bu oranlarla müşteri kazanmanın günümüz ekonomik şartlarında pek mümkün olmayacağı açıktır. Davalı banka tarafından ilan edilen faiz oranlarının, vadeli mevduatlara uygulanan fiili faiz oranlarından da anlaşılacağı üzere ilan edilen faiz oranları ile bankaların TL cinsinden vadeli mevduatlara uyguladığı fiili faizlerin çok farklı olduğu anlaşılmıştır. Bankalar tarafından yüksek tutarlı mevduatlara müşteri talimatı olmasa dahi, müşterisinin yararına olan faiz oranlarının uygulanması gerektiği açıktır. Davalı bankanın da temdit dönemleri itibariyle yeni faiz oranları talep edilmemiş olsa bile müşterisinin hak ve menfaatlerini gözetmesi gerektiği, aksi halde uygulamış olduğu faiz oranları arasında dürüstlük ilkesine aykırı bir şekilde işlem yapması halinde sorumlu olacağı açıktır. Diğer bankaların TCMB'na bildirmiş olduğu faiz oranlarının ortalaması ile Bankalarca Açılan Mevduatlara Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları üzerinden bilirkişinin yaptığı hesaplamanın açık, anlaşılır ve hüküm kurmaya elverişli olduğu...\" gerekçesiyle davanın  kabulüne, 26.640,77 TL'nin dava tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından 1 yıl ve daha uzun süreli vadeli TL cinsinden hesaplar için belirlenmiş en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müteveffa, hesabının bankalarına devri sonrasında herhangi bir işlem yapmadığını, vade ve faiz oranı konusunda herhangi bir talepte bulunmadığını, Vadeli hesabın banka nezdinde nemalandırıldığı 14 yıllık süre zarfında hesap sahibi tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmeyerek uygulanan faiz oranlarının kabul edildiğini,  bu sebeple yıllar sonra ileri sürülen itirazlar hakkaniyete aykırı olup, kararın öncelikle bu nedenle istinaf incelemesi sonucu ortadan kalırılması gerektiğini, Müşterinin hesaplarına rayiçe göre düşük faiz uygulandığı iddiası  gerçeğe aykırı olduğunu, bu hususun bilirkişi raporuna itiraz  dilekçesinde ayrıntlı olarak belirtildiğini, ancak mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, Bankalarının uygulaması ve müşteriler ile akdedilen sözleşmede yer alan hükümleri uyarınca işlem yapılmayan vadeli hesabın kapatılmasının mümkün olduğunu, ancak banka  tarafından müteveffanın hesabının kapatıldığını, mevduatına faiz işletildiğini, ancak davacıların murisine ait hesapta uzun süre işlem yapılmamış olmasına rağmen hesabın kapatılmadığını ve faiz işletilmeye devam edildiğini, tüm bu durumlara rağmen davacılar tarafından açılan bu davanın kabulünün mümkün olmadığını, tüm bu sebeplerle  huzurdaki davada zikredilen tüm iddia ve talepler hukuki mesnetten yoksun olup davacıların murisleri tarafından yıllarca vadeli hesap kullanılmamasına rağmen böyle bir davanın ikame edilmesinin davacıların kötü niyetinin göstergesi olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacıların murisinin vadeli hesabına vefat tarihinden sonra uygulanan faiz oranlarının düşük olduğu iddiası ile eksik ödendiği ileri sürülen faiz tutarının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankasından ilişkili dönemlere ilişkin  faiz oranları sorulmuş,  bilirkişi kök ve ek raporu alınarak, muris  hesabına  TCMB tarafından yayımlanan Bankalarca Açılan Mevduatlara Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları üzerinden yapılan  faiz hesaplaması doğrultusunda, dava konusu hesabın kapatıldığı tarihte hesap bakiyesinin 291.691,00 TL bakiyeye ulaşacağı değerlendirilerek, davacılara yapılan ödeme mahsup edildiğinde davacı varisler tarafından davalı bankadan (291.691,00 TL- 267.050,23 TL=) 24.640,77 TL talep edilebileceği gerekçesiyle  davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar yukarıdaki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya kapsamındaki deliller, banka müzekkere cevapları, bilirkişi kök ve ek raporu içerikleri dikkate alındığında, davacılar murisi  ... adına 1995 yılında ... AŞ nezdinde açılan hesabın, adı geçen bankanın 5230 sayılı Kanun uyarınca 12.11.2004 tarihinde fiilen davalı bankaya devri ile aktarıldığı, müteveffaya ait vadeli mevduat hesabının, 28.09.2015 tarihinden itibaren 98 günlük vadelerle davalı bankaca temdit edildiği, davalı bankaca söz konusu hesaba 28.09.2015- 04.01.2016 döneminde % 9,25; 04.01.2016- 04.06.2018 tarihleri arasında % 10,00, 04.06.2018 tarihli temdit işleminde %4,75 ve 10.09.2018 tarihli temdit işleminde de % 11,00 faiz oranı üzerinden faiz işletildiği,  müteveffanın hesabına uygulanan bu  faiz oranlarının makul seviyelerde olduğu, bilirkişi kök raporunda 04.06.2018 tarihli temdit ile  uygulanan % 4,75 oranındaki  faizin makul olmadığı belirtilmekle birlikte 04.06.2018-10.09.2018 döneminde mevduat hesabına, davalı bankaca Merkez Bankasına bildirimi yapılan  % 4,75 İlan Edilen Faiz Oranın uygulandığının da tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacıların murisinin  vadeli mevduat hesabına düşük oranda faiz uygulandığı ileri sürülmüş ise de  dosya içerisinde mevcut  06.04.2020  tarihli kök  raporda davacılar murisinin 98 gün ile  temdit ettiği anlaşılan vadeli mevduat hesabına uygulanan faiz oranlarının makul olup, bankacılık uygulamalarına  aykırı olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca muris hesabının davalı bankaya devrinden sonra herhangi bir işlem yapılmadığı gibi vade ve faiz oranı konusunda da  talepte bulunulduğu kanıtlanmamıştır. Buna göre davalı banka tarafından T.C. Merkez Bankasına bildirilen tabela faizi üzerinden faiz oranları ile nemalandırma yapıldığı ve 98 günlük sürelerle temdit eden hesaba uygulanan faiz oranlarının uygulandığı ve bu uygulamada bankacılık mevzuatına aykırı bir yön bulunmadığı, kaldı ki uygulanan oranların da makul seviyede olduğunun tespit edildiği gözetildiğinde,  davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsiz bulunmuş, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca  kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin yatırılan 484,40 TL'den mahsubu ile artan 56,80 TL harcın, talebi hâlinde, davacıya iadesine,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürüklükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 26.640,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile Hazine adına irad kaydına,6-Taraflarca yatırılan gider avansınlarından artan kısımlarının, karar kesinleştiğinde, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;  istinaf peşin karar harçlarının ise talep hâlinde davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 35,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 197,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 17.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"947b1825bfeb8cc0","SID":"d0dfff1858315dd9"}}