{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1298 <br>KARAR NO:2024/1435<br>KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/03/2021<br>NUMARASI:2018/1495 Esas -  2021/228 Karar<br>DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'in %37,425 diğer müvekkilinin ise %12,475 olmak üzere davalı şirkette %49,9 pay sahibi olduklarını; şirketin kalan %50,1 hissesinin ise dava dışı yönetici ... adına kayıtlı olduğunu; bu kişinin şirketin yöneticisi ve münferiden temsilcisi olduğunu; müvekkillerinin şirketteki hisselerinin murisleri ...'den geldiğini; dava dışı yöneticinin hissesinin 01/12/2017 tarihinde ...ndan devren aldığını; şirketin davalı tarafından yönetilmeye başlandığı tarihten itibaren amacından uzaklaştığını; şirketin herhangi bir hedefinin bulunmadığını, ticari faaliyetlerinin devam etmediğini sadece kira getiren gayri menkulleri bulunduğunu belirterek; dava dışı yöneticinin %50,1 hissesinin verdiği çoğunluk hakkını kötüye kullanarak müvekkilleri aleyhine kararlar aldığını, müvekkillerinin haklarını, menfaatlerini ihlal ettiğini; bu çerçevede şirketin herhangi bir faal ticari faaliyeti olmamasına rağmen... marka otomobil satın aldığını, çok sayıda seyahat yaparak uçak, otel ve restoran giderini şirkete ödettiğini; yurt dışına yaptığı seyahat giderlerini şirkete fatura ettiğini, şirket adına kayıtlı olan bu ... marka aracı tamamen kişisel ihtiyaçları için kullandığını, aracın taşıt kredilerinin şirket gelirinden ödendiğini, aracın bakım giderlerinin periyodik servis giderlerinin şirketten ödendiğini; tarafların şirketin tasfiye edilmesi konusunda anlaşmaya varmış gibi olmalarına rağmen mal varlığı paylaşımında bir türlü anlaşmanın sağlanamadığını; dava dışı şirket müdürünün gereksiz ve haksız masrafları nedeniyle de şirketin mal varlığının azaldığını belirterek, öncelikle şirketin feshine karar verilmesini, bu talepleri kabul edilmediği taktirde müvekkillerinin çıkma akçesi hesaplanarak haklı sebeple ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesini, tespit edilecek gerçek hisse değerlerinin de ticari avans faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin TTK 359 maddeye uygun olmadığını, dava dışı yöneticinin davacılarında oylarıyla seçildiğini, seçilmesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını; davalı şirketin kira gelirleri bulunduğunu, bu nedenle yargısal içtihatlar gereğince \" faal \" durumda bulunduğunu; bu nedenle şirketin gayri faal olduğu iddiasının doğru olmadığını; genel kurul toplantılarının yapıldığını, şirket organlarının mevcut olduğunu, defterlerinin tutulduğunu, şirketin elde ettiği gelir göz önüne alındığında dava dışı yönetici ücretinin fahiş olarak değerlendirilemeyeceğini; otomobil alınması ve otomobile yapılan masraflarında fahiş kabul edilemeyeceğini; yöneticinin planladığı şirket yönünden bir takım projeleri için yurt içi ve yurt dışı seyahate çıktığında masrafları şirket tarafından ödenmesinin normal olduğunu; öte yandan davalı şirket adına kayıtlı bir dairenin de düşük bir kira bedeli karşılığında davacıların kullanımına bırakıldığını; yani şirket taşınmazlarından davacılarında faydalandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davalı şirketin halka kapalı bir anonim şirket olduğu, bu tür anonim şirketlerde haklı sebeplerin varlığında tarafların birbirlerine güvenlerinin sarsılmasının, halka açık anonim şirketlere nazaran daha ağır sonuçlar doğurduğu; bu tür şirket ortaklarının birbirleriyle olan ilişkilerinin önemli derecede bozulması ve güvensizlik ortamının oluşması halinde bunun mutlaka TTK 531'deki \" haklı sebep \" sayılması gerekeceği; somut olayımızda da şirketin kira ve faiz gelirleri dışında hiç bir ticari faaliyetinin bulunmadığı; davalı şirket vekili her ne kadar dava dışı yöneticinin şirket ile ilgili bazı plan ve projeleri olduğunu bildirmişse de bunları somutlaştıramadığı, şirketin aldığı hiç bir teklifi, hiç bir iş görüşmesine dair delili dosyaya ibraz edemediği; şirketin de çok uzun süreden beri kira almak ve faiz almanın dışında bir işe girmemiş bulunduğu; öte yandan şirketin bu durumuna rağmen sanki ticari işler alan, faal ticaret yapan bir şirketmiş gibi şirket aracının yönetici tarafından kullanılması, masraf çıkarılması, şirket yöneticisinin yurt içi ve yurt dışı yaptığı seyahat ücretlerinin, evinin tamir giderlerinin, kiralarının şirkete ödettirilmesi, pahalı kalem alınması gibi gereksiz masrafların bu şirketin yöneticisi tarafından sürekli yapılması karşısında; davacıların şirket yöneticisine olan güveninin sarsıldığını kabul etmek gereklidir. Bu nedenle TTK 531. Maddedeki haklı sebebin doğduğu sonucuna mahkememizce varılmıştır. Mahkememizce 531. Maddede yer alan \" fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine ve en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir diğer çözüme karar verilebilir.\" hükmü de nazara alınmış ve değerlendirilmiş ise de;  Davalı şirketin esasen uzun süreden beri ( davalı şirket yöneticisi seçilmeden önce başlayan ) faiz ve kira gelirleri dışında bir gelirinin bulunmadığı, ticari işler yapmadığı; öte yandan şirketin mal varlığının gayri menkulleri ve ... marka araçtan ibaret olduğu; bilindiği üzere ülkemizde inşaat malzeme fiyatlarının sürekli arttığı bu nedenle gayri menkul değerlerinin piyasadaki diğer değerlere nazaran daha çok arttığı; bu sebeple davacılar yönünden hesaplanacak rayiç pay değerlerinin her ne kadar tahsile dek faiz işleyecekse de tahsil edileceği tarih yönünden dahi taşınmazdaki gayri menkullere isabet edecek pay değerlerinin altında olacağı; bunun da davacılar yönünden hakkaniyetli olmayacağı, esasen tasfiye halinde şirket ve kalan tek ortağı olan yöneticinin herhangi bir zarar görmeyeceği; bu nedenle tasfiyenin daha iyi bir çözüm olacağı en azından şirketin gayri menkullerinin payları oranında tüm ortaklar adına ve oto ile beraber tescilinin mümkün olacağı böylece tüm hissedarların gayri menkul fiyat artışlarından yararlanacağı, payları oranında kiraları almaya devam edecekleri üstelik şirketin masrafları diye bir kalem kalmayacağından ellerinde zarar değil kira ve faiz gelirleri kalacağı; şirketin özel bu durumu sebebiyle şirketin feshine karar verilmesinin daha yararlı olduğu değerlendirilmek suretiyle davacıların ayrılma akçeleri verilmek suretiyle şirketten çıkarılmaları yerine ya da bir başka tedbir yerine şirketin tasfiyesine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalı şirket 2019 ve 2020 yıllarında şirketin farklı gelirler elde etmesi amacıyla farklı masraflar yapmış olup mevcut faturaların ekte sunulduğunu, davalı şirketin 2019 ve 2020 yıllarında düzenlenen faturaları gözetildiğinde, ticari piyasada aktif faaliyetlerine devam ettiğinin görülebileceğini, alınan bilirkişi raporu ile de ispat olunduğu üzere; şirketin aktifinde bulunan gayrimenkullerden elde ettiği kira gelirleri mevcut olup kira gelirlerinin anonim şirketler açısından ticari kazanç niteliğinde olduğu ve kira gelirleri elde eden anonim şirketlerin kanun ve mevzuat gereğince aktif olarak kabul edildiğini, davacılar tarafından davalı şirkete ait taşınmaz yıllardır emsallerine göre oldukça fahiş nispette düşük kira bedeli ile kullanılmış olmasına rağmen bu yönde ileri sürülen beyanlarının mahkemece değerlendirilmediğini, davacıların yaklaşık 2000 yılından bu yana ... Apartmanında bulunan daireyi son derece düşük kira bedeli ile kullanmış, taşınmazı şahsi kullanımlarına özgülemiş, hatta son dönemde aynı semtte bulunan emsal dairelerin kira bedeli aylık 10.000,00-TL civarındayken; davacılar, ... Caddesi üzerinde 250m² büyüklüğünde bir meskeni, sadece 1.650,00-TL kira bedeli ödeyerek kullandıklarını, şirket hissedarı olan davacıların, şirketin menfaatlerini göz ardı ederek son derece düşük kira bedeli ile uzun yıllar mevcut apartman dairesini kullandıkları, son dönemde kirasını dahi ödemedikleri, yıllarca en ufak bir zam yapılmaksızın, konum olarak son derece merkezi bir yerde bulunan taşınmazı günümüzde emsali olmayan bir bedel ile kullandıkları sabittir. Şirketi bu yönde eylemleri ile zarara uğratan davacıların huzurdaki davayı açmada hukuki menfaatleri bulunmadığı son derece açık olup davacıların paylarının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesinin zararlarına olacağı değerlendirilmiş ise de; davacıların 2013 yılından 2020 yılına kadar taşınmazları 1.650,00-tl kira bedeli ödeyerek kullandıkları ve şirketi zarara uğrattıkları hususlarının gözardı edildiğini, karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, anonim şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık, şirketin feshi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacılar, davalı şirkette toplam %49,9 oranında pay sahibidir.Davacı taraf, davalı şirketin faaliyet konusuna girmeyen harcamaların yapıldığı ve şirket müdürünün şahsi harcamalarının şirket tarafından karşılandığı, şirketin gayri faal olduğundan bahisle davalı anonim şirketin fesih ve tasfiyesine, alternatif çözüm olarak şirketin bölünmesine, olmadığı takdirde çıkma payı ödenerek çıkmaya izin verilmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. Maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Kanunda anonim şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Bu bağlamda anonim şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması; uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin 2018 yılındaki gelirinin kira ve faiz gelirinden ibaret olduğu, bunun dışında bir gelirinin olmadığı, bu gelirlerin elde edilmesinde taşıt aracı kullanılmasına ve yurtiçinde ya da yurt dışında seyahate gidilmesine ihtiyaç bulunmadığından akaryakıt, tamir bakım gibi taşıt aracı giderlerinin ve seyahat harcamalarının şirket işlerine ait olmadığı, buna rağmen bu tür giderlerin yönetim kurulu üyesi tarafından davalı şirkete yüklendiği, bunun da davacı ortakların ...'a karşı güven duygularını kaybetmelerine yol açtığı, güven duygusunun ortadan kalkmasının az ortaklı anonim şirkette fesih ya da ortaklıktan ayrılma konusunda haklı sebep sayılabileceği; Yargıtay kararlarında ifade edilen işleyen çarkların devam etmesi hususunun somut olayda söz konusu olmadığı, şirketin bir üretimi ve çok sayıda çalışanı bulunmadığından üretime son vermeden ve çok sayıda insanın işsiz kalmasına yol açmadan tasfiye sokulabileceği, mahkemece haklı sebebin oluştuğu kanaatine vardığı taktirde davalı şirketin feshinin genel ve özel menfaate (davacının payını tahsil edebilmesi bakımından) uygun olacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, davalı şirket yöneticisinin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi şirketin faaliyetiyle ilgisi olmayan masraflar yapması ve şahsi harcamalarının şirket tarafından ödenmesi karşısında davalı anonim şirketin kötü yönetildiği, şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaştığı, şirket yönetiminin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmadığı ve bu haliyle şirketin feshi için haklı sebebin bulunduğunun kabulü gerekir. Ancak, TTK'nın 531. maddesindeki düzenleme uyarınca anonim şirketin feshine son çare olarak başvurmak gerekir. Zira, asıl olanın şirketin devamlılığıdır. Anılan düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır.TTK'nın 124/2. Maddesine göre, anonim şirket bir sermaye şirketidir. Sermaye şirketlerinde ortaklık statüsü kişilere değil paylara bağlıdır. Yani ortakların kişiliklerinden ziyade şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye öne çıkmaktadır. Ayrıca limited şirketlerin aksine anonim şirketlerde kişisel unsurlar ön planda değildir.Dava konusu şirketin taşınmazları bulunmakta olup, bilirkişi raporunda bu taşınmazlardan kira geliri ile faiz geliri elde edildiği ve şirketin gayri faal olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre davalı şirketin halen elinde bulundurduğu mal varlıklarının bulunması ve davacı ortakların ortaklıktan ayrılması halinde şirket anasözleşmesinde yapılacak değişiklikle şirketin amaçlarının değiştirilebileceği gözetildiğinde şirketin feshi yerine davacı ortakların paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına(Yargıtay 11.HD'nin 03/03/2016 Tarih ve 2015/9088 E. - 2016/2352 K. Sayılı kararı) veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmesinin somut olaya uygun olacağı gözetilmeksizin şirketin feshine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c618f312c448cff","SID":"cf86d0fd35c4028d"}}