{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1740 <br>KARAR NO: 2024/3935<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/05/2022<br>NUMARASI: 2020/667 Esas - 2022/348 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı borçlu tarafından 15.10.2019 tarihinde Başakşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... Çıkmazı adresinde yapılan çalışma esnasında davalı tarafça gerekli dikkat ve özen gösterilmediğinden müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen hasarın müvekkili şirketi tarafından giderildiğini, bu sebeple müvekkili şirketin maddi zarara uğradığını, hasardan doğan bedellerin ödenmemesi üzerine 11.113,02 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, takibe ve borca itiraz edildiğini bu sebeple takibin durduğunu beyanla İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın iş ortaklığını oluşturan şirketlere yöneltilmesi gerektiğini, davacı tarafın elektrik hattına zarar verildiği ve bundan da müvekkilinin sorumlu olduğunu iddialarını kabul etmediklerini, çünkü hasar iddiasıyla tutanak tutulduğunu ve sonrasında zararın talep edildiğini, zarar hesabına yönelik tutulan tutanak ve formlarda proje sahibi ortaklığın yada müvekkili şirketin imzasının bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunu gerektirir bir hasarın söz konusu olmadığını, bir projedeki çalışmalar esnasında ...'a ait ... numaralı DM'den çıkan OG kabloların dere yatığı ile çalışma sahası içinde kaldığını, kabloların dere yatağının önünde set  oluşturduğunu, sel baskınına ve vatandaşların kullandığı yolun üzerinde can ve mal kaybına sebebiyet vermemek bakımından kabloların ivedi olarak deplase edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ilgili başvuru üzerine ... tarafından ... Genel Müdürlüğü'ne yazı yazıldığını ve can ve mal güvenliği ile ilgili tedbirlerin ... tarafından alınarak talebin ... tarafından değerlendirilmesi gerektiği yönünde bir yazı yazıldığını, ancak ... tarafından hiçbir önlem alınmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 1.559,06 TL asıl alacak, 60,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam  1.619,84 TL  alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptaline, takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İcra inkar tazminatı talebinin reddine,\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, mahkemenin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verdiğini davanın tam kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın tümden reddolunması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan alacağa yönelik itirazın iptali davasıdır. Davacı, davalı tarafından enerji kablolarına hasar verildiğini belirterek satılamayan enerji bedeli, etüt koordinasyon bedeli, eşik kesinti süresi aşım bedeli, malzeme bedeli ve (montaj) işçilik giderlerinden oluşan zararının tazminini istemiştir. Tüketilmeyen elektrik, santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek enerji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde  giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği anlaşılmaktadır (Yargıtay 4.H.D'nin 2015/10383 E- 2015/12692 K sayılı  ilamı). Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar, montaj bedeli, araç eleman bedeli, etüt koordinasyon bedeline dair bu giderleri istenemez (Yargıtay 4.H.D'nin 2018/1089 E -2018/5527 K sayılı  ilamı). Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez.Dosya kapsamından davacı her ne kadar hasarın hizmet alımı suretiyle dava dışı firmaya yaptırdığını ileri sürmüş ise de dosyaya sunulan hizmet alım sözleşmesinin incelenmesinde sözleşmenin bir yıl süreyle hizmet alım sözleşmesi olduğu, götürü bedel kararlaştırıldığı toplam bedelin eşit aylıklar şeklinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.  Bu durumda sözleşmenin  doğrudan davaya sebep hasarın giderilmesi için değil genel olarak belirlenen bölgede belirlenen süre için götürü bedelli hizmet alımına ilişkin olduğu, davaya konu hasar olmasaydı dahi davacı idarenin götürü bedelle ihale ettiği hizmet alımına ilişkin ödemeyi eksiksiz yapması gerektiği ve davaya konu hasar sebebiyle davacının hizmet alımı yaptığı yükleniciye ilave bir bedel ödemediği göz önüne alındığında davacının somut olayda davalıdan isteyebileceği gerçek zararı hasar alan malzeme bedeli kadardır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu bu çerçevede hazırlanmış olup dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Davalı yan her ne kadar istinaf talebinde bulunmuş ise de hüküm altına alınan miktar 1.619,84  TL dır.  29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/4. madde hükmü gereğince alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 8.000,00 TL'ye çıkartılmıştır. Bu durumda, davalının istinaf talebine konu olan ve kabule ilişkin bulunan,  1.619,84  TL  miktar itibariyle kesin olup, yasa yolu kapalı bulunmaktadır. Buna göre, maddi tazminat talebinin kabulüne ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın davalı bakımından  kesin nitelikte olduğu,  dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE, 2- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/667 Esas 2022/348  Karar sayılı 17/05/2022 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 247,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davalı tarafın istinaf talebi incelenmediğinde varsa yatırmış olduğu istinaf karar ve ilam harcının talebi kendisine iadesine,5- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,8- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53bd28671bd9046f","SID":"dfc4a1e7888acf65"}}