{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/487<br>KARAR NO\t\t: 2024/1553<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t \t: 2019/147<br>KARAR NO\t\t: 2022/29<br>DAVA TARİHİ\t: 15.04.2019<br>KARAR TARİHİ\t: 20.01.2022<br>DAVA\t\t: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN DOSYA\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/1 ESAS SAYILI DOSYASI<br>DAVA TARİHİ\t: 02.01.2020<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 31.10.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 31.10.2024<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.01.2022 tarih ve 2019/147 Esas, 2022/29 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl ve birleşen dosya yönünden asıl dosyada davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>ASIL DOSYA<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 15.04.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı taraf arasında 07.02.2018 tarihinde taşeron sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmeye göre toplam bedelin, müvekkili yüklenici şirketin yapılan işe göre hakediş yapılarak verilen yüzdelere göre ödeme yapması şeklinde olacağını, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun davrandığını ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak karşı tarafın taahhüt edilen işleri eksik, ayıplı ve hatalı olarak yaptığını, sözleşmeye ve teknik şartnameye aykırı davrandığını, bu sebeple müvekkili şirketin yapılması gereken işleri zamanında yapılamadığından işlerin gecikmesi yanında zarara uğradığını, karşı tarafın haklı bir sebebe dayanmaksızın işi tamamlayamayacağının farkına vararak işi bıraktığını, davaya konu olayda geçerli bir fesih bulunmadığını, bu sebeple müvekkilinin başka firmayla yapmak zorunda kaldığı sözleşme sebebiyle uğradığı müspet zararın tazmininin gerekeceğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL başka firmaya yaptırılan işlerden dolayı doğan müspet zararın tahsilini talep ve dava etmiştir.\t<br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı tarafın, Manisa’nın Soma ilçesindeki bir binanın elektrik işlerinin yapımı, ayrıca yine davacı ile Soma ilçesindeki başkaca bir trafo yapımı, bir tane de Manisa İli Demirci ilçesindeki bir binanın elektrik işlerinin yapımı konusunda anlaştıklarını, Demirci ve dava konusu Soma’daki binanın işlerine ilişkin taraflar arasında sözleşme yapıldığını, trafo yapımına ilişkin olarak da, davacı tarafın müvekkiline, 35.000,00 TL bedelli bir çek verdiğini, dava konusu olmayan Soma’daki trafo ve Demirci’deki binanın elektrik işlerinin bittiğini ve dava konusu binanın elektrik işlerinin yapımına geçildiğini, dava konusu binaya ilişkin elektrik işlerinin yapımı devam ederken, müvekkilinin, karşı taraftan hak edişlerini istediğini, 35.000,00 TL bedelli çekin ve Demirci’deki binanın sözleşmesinden kaynaklanan 96.442,00 TL'lik ödemenin halen yapılmadığını ve çekin ibraz tarihinden 45 gün sonra ancak çek bedelinin müvekkiline ödendiğini, ancak 96.442,00 TL'lik bedelin halen müvekkiline ödenmediğini, müvekkiline bu süreçte dava konusu binanın sözleşmede kararlaştırılan ilk bölümünün elektrik işlerini bitirdiğini ve karşı taraftan 130.000,01 TL'lik ödemeyi de talep etmeye başladığını, ancak ne Demirci ne de Soma’daki binanın ödemelerinin müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin sözleşme şartlarına tümüyle uyduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>BİRLEŞEN DAVA<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 02.01.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının Aydın İcra Müdürlüğünün 2018/34581 sayılı dosyası ile aleyhine yürüttüğü 130.000,01 TL'lik icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine itiraz ettiğini, Manisa Demirci ve dava konusu Soma'daki binanın işlerine ilişkin tarafların sözleşme yaptıklarını, trafo yapımına ilişkin olarak davacının, müvekkiline 35.000 TL bedelli çek verdiğini, sırasıyla dava konusu olmayan Soma'daki ikinci bir iş olan trafo ve Demirci'deki binanın elektrik işlerinin bittiğini, dava konusu binanın elektrik işlerinin yapımına geçildiğini, müvekkilinin karşı taraftan hak edişlerini istediğini, 35.000,00 TL bedelli çekin ve Demirci'deki binanın sözleşmesinden kaynaklanan 96.442,00 TL'lik ödemenin yapılmadığını, bu nedenlerle borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere tazminata, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; öncelikle iş bu mahkemeye ait 2019/147 Esas sayılı dava dosyasının işbu dava dosyası ile birleştirilmesine, zira bu dosyada karşı tarafın eksik vakalı imalatlar yapması sonucu uğranılan zararın tahsili için dava açıldığını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/147 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini savunmuştur. <br>ISLAH:<br>Asıl davanın davacısı vekili tarafından verilen 08.12.2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; ıslah taleplerinin kabulü ile toplam 320.000,00 TL'nin davalı şirketten alınarak davacı müvekkiline ödenmesine, zarara ilişkin 50.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden, 270.000,00 TL'lik kısmına ise ıslah tarihinden uygulanacak ticari faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 20.01.2022 tarih ve 2019/147 Esas, 2022/29 Karar sayılı kararında özetle; davalı/birleşen dosya davacısının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre edimini eksiksiz ve ayıpsız ifa ettiğinden söz edilemeyeceğini, zira, gerek davacı/birleşen dosya davalısı iş sahibi, gerek davalı/birleşen dosya davacısı yüklenici tarafından Manisa Sulh Hukuk Mahkemesi'nde yaptırılan tespitlerde,  davalı/birleşen dosya davacısı yüklenicinin edimini sözleşme şartlarına uygun ifa etmediğini, birleşen dosyanın davacısının,  iş sahibine göndermiş olduğu 130.000,00 TL bedelli fatura karşılığı işlerin tamamlanma oranının %40, sözleşmenin tamamına oranının ise %11.9 olduğunun tespit edildiğini, ancak buna rağmen  davalı/birleşen dosya davacısı yüklenici tarafından davacı/birleşen dosya davalısına ihtarname keşide edilerek 130.000,00 TL fatura bedelinin ödenmesi aksi halde sözleşmenin feshedileceği ihtar edilerek sözleşmenin feshedildiği ve aleyhine icra takibi yapıldığını, hal böyle olunca davalı/birleşen dosya davacısı yüklenicinin sözleşmeyi feshinin haksız fesih olduğunun kabul edildiği, gerek davalı/birleşen dosya davacısı yüklenicisinin sahadan ayrılarak işi bırakması, gerek ayıplı ve eksik imalatlar yapması gerekse ihtarname ile sözleşmeyi fesih iradesini ortaya koyması birlikte değerlendirildiğinde, davacı/birleşen dosya davalısının sözleşmenin ifası için davalı/birleşen dosya davacısı yüklenicisine süre vermesine gerek bulunmadığı kanaatine varıldığı, zira, davalı/birleşen dosya davacısı yüklenici, sözleşmede yer alan edimlerini ifa etmeyeceğine dair iradesini göndermiş olduğu ihtarname ve devamında keşide edilen ihtarname ile ortaya koyduğu, sözleşmeye konu eserin, davacı/birleşen dosya davalısı tarafından ihale kapsamında alınan bir iş olması ve işin tamamlanması için kendisinin de süreye tabi olması, gecikmesi halinde çeşitli yaptırımlara (kamu ihalelerinden yasaklılık, cezai şart vs..) maruz kalma ihtimali değerlendirildiğinde başka bir firma ile anlaşarak davalı/birleşen dosya davacısının ifa etmediği edimleri yaptırması TBK tarafından kendisine tanınmış bir hak olduğu, davacı/birleşen dosya davalısı ile  davalı/birleşen dosya davacısı yüklenici arasındaki sözleşmeye göre yapılacak olan işler karşılığında yükleniciye ödenmesi gereken tutarın 525.000,00 TL olduğu, ancak, davalı/birleşen dosya davacısı yüklenicisinin edimini sözleşmeye göre ifa etmemesi ve haksız yere sözleşmeyi feshetmesi nedeni ile 3. bir kişiye söz konusu işler yaptırılmak zorunda kaldığı ve defterler üzerinde yapılan incelemeye göre 3. kişiye aynı işler için ödenmek zorunda kalınan tutarın 845.000,00 TL olup ilk anlaşma tarihine göre davacı 320.000,00 TL daha fazla ödemek zorunda kaldığı, ayrıca davalı/birleşen dosya davacısına yapılmış olan kısmi imalatlar nedeni ile de 62.221,61 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, yani davalı/birleşen dosya davacısının sözleşme kapsamında meydana getirmesi gereken eseri ayıpsız ve zamanında meydana getirmemesi nedeni ile davacı/birleşen dosya davalısının uğramış olduğu zarar miktarının (320.000,00 TL + 62.221,61 TL=) 382.221,61 TL olduğu, zira aynı iş için davalı/birleşen dosya davacısı ile 525.000,00 TL karşılığı anlaşmış olmasına rağmen söz konusu işin tamamlanması için davalı/birleşen dosya davacısına ödediği tutar ve 3. kişiye ödemek zorunda kaldığı tutar dikkate alındığında toplam ödemek zorunda kaldığı tutarın 907.221,61 TL olduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre davacı/birleşen dosya davalısının zarar miktarı her ne kadar 382.221,61 TL olarak tespit edilmiş ise de mahkemece taleple bağlılık ilkesi gereği 320.000,00 TL üzerinden hüküm kurulduğu, davacının dava dilekçesinde herhangi bir faiz talebinde bulunmadığı, ancak ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunduğu, ıslah dilekçesine karşı davalı/karşı davacının beyanda bulunduğu ancak faiz talebine yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığı, davalı/karşı davacının herhangi bir itirazı bulunmadığından talep edilen alacak kalemine dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği, birleşen dosya yönünden yapılan yargılamada ise; yukarıda açıklandığı üzere mahkememce her ne kadar davalı/birleşen dosya davacısının edimini gereği gibi yerine getirmediği, eseri verilen süre içerisinde ayıpsız olarak ifa etmediği, sözleşmenin davalı/birleşen dosya davacısı tarafından feshinin haksız olduğuna kanaat getirilmiş ise de, davalı/birleşen dosya davacısı yüklenici, ortaya çıkardığı eserden iş sahibi tarafından kullanılabilecek, değerlendirilebilecek oranda zenginleşmiş olacağından bu oranda yaptığı imalatlar nedeni ile hak ettiği bedeli talep edebileceği, mahkemece bu hususta bilirkişi raporu alındığı, taraflarca yaptırılan tespitlere ilişkin değişik iş dosyalarının incelendiği ve tespit edilen alacak miktarı üzerinden davasının kısmen kabulüne karar verildiği belirtilerek, asıl davanın kabulüne,  320.000,00-TL alacağın 50.000,00-TL’sinin dava tarihinden, 270.000,00-TL’sinin ıslah tarihi olan 24/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, Davalının Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2018/24581 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 62.221,61-TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, takibe konu alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Asıl dosyada davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik verilen 01.03.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile, davacı/karşı davalı arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi istinafa konu kararı ile, davanın kabulüne, karşı davanın ise kısmen kabulüne/kısmen reddine karar vermiş olup, Yasaya ve hukuka açıkça aykırı olan bahse konu kararın kaldırılması talebiyle istinaf yoluna başvurulması gereğinin hasıl olduğunu, davacı/karşı davalının dava dilekçesinde müspet zararını talep ettiği halde, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin menfi zarar hesabı ile hüküm kurduğunu, taleple bağlılık ilkesi gereği, davacı/karşı davalının talebi dışında hüküm kurulmasının Yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, bilindiği üzere; müspet zararın; sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olduğunu, menfi zararın ise, uyulacağı veya yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi veya yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarar olduğunu, yani sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak zarar olacağını, menfi zararın, sözleşmenin yerine getirilmesi güvenine dayalı olarak kaçırılmış fırsatlara göre hesaplandığını, davacı/karşı davalının dava dilekçesinde açıkça müspet zararın tazmini gerektiği halde; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce, menfi zarar hesabı ile, davacı/karşı davalının üçüncü kişiye yaptırdığı eksik işler bedelini doğrudan zarar olarak dikkate alarak hüküm kurduğunu, istinafa konu kararın bu yönüyle Yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, davaya konu işin davacı/karşı davalı tarafından dava dışı ... Fimasına 847.766.00 TL'ye yaptırıldığı hususunu araştırmadığını ve doğrudan davacı/karşı davalanın beyanına itibar ederek zarar hesabında bu rakamı dikkate aldığını, istinafa konu kararın eksik inceleme nedeni ile bu yönüyle de Yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davacı/karşı davalının, davaya konu işi dava dışı ... Firması'na, 847.766.00 TL'ye tamamlatmak zorunda kaldığını, bu nedenle zararının buna göre hesaplanması gerektiğini iddia ve talep ettiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de, bu bedelin piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığını, davaya konu işin tamamlanmasının objektif olarak  ne kadara mal olacağını, ... Firması'nın gerçekten bu bedelleri davacı/karşı davalıdan tahsil edip etmediğini bilirkişi incelemesi ile tespit etmeden, bu bedeli doğru kabul ederek istinafa konu hükmüne esas aldığını, örneğin, 847.766.00 TL olarak belirlenen iş bedelinin, sadece 498.384.00 TL'lik kısmının 02.01.2019 tarihli 19 adet çek ile davacı/karşı davalı tarafından dava dışı ... Firması'na yapıldığını ancak bakiye 349.382.40 TL'nin ise her hangi bir banka transferi olmadan sadece evrak üzerinde malzeme karşılığı ödendiğinin belirtildiğini, örneğin, bilirkişi raporlarına itiraz aşamasında müvekkilinin kendisi tarafından hazırlanan hesap dökümlerinde ... Firması'nın bahse konu faturalarında hesap hataları olduğu hatta işe uygun olmayan malzeme faturalarının bulunduğu ve bedelleri piyasa rayiçlerinin çok üzerinde olduğunun belirtildiğini ancak bu itirazların gerekçesiz olarak dikkate alınmadığını, örneğin, davaya konu işin kamu ihalesi ile yüklenilen bir iş olduğundan, davaya konu iş için kullanılacak malzemelerin belirlenen üç markadan olması ve montajdan önce ilgili idarece oanylandığına ilişkin malzeme onay formunun bulunması gerektiğini, davaya konu işi   847.766.00 TL'ye ... Firması'na yaptırdığını ve bu nedenle zarara uğradığını iddia eden davacı/karşı davalının bahse konu malzeme onay formlarını da dosyaya ibraz etmesi, en azından Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkmesi’nin bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiğinin tartışmasız olduğunu, diğer yandan, 847.766.00 TL'ye davaya konu işi tamamladığı iddia edilen ... Firması'nın davaya konu işin yapıldığı yer için Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan sicil nuamrası alıp almadığı, bu numara üzerinen kaç işçiyi ne kadar süre ile çalıştırdığının da araştırılmadığını, kağıt üzerinde davacı/karşı davalı tarafından dosyaya ibraz edilen her belge ve rakamın peşinen doğru kabul edildiğini, 847.766.00 TL'nin, 349.382.40 TL'lik bölümünün nakit olarak değil,  malzeme karşılığı  ... Firması'na ödendiğini, bahse konu malzemenin ... Firması'nın envaterine kaydedlip edilmediği ve akıbeti ve niteliğinin de araştırılmadığını, istinafa konu kararın bu yönüyle de Yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin, davacı/karşı davalının zararını hesaplarken davaya konu işin aslen ilgili idareden davacı/karşı davalı tarafından ihale yoluyla yüklenildiğini dikkate almadan, ihale şartnamesini ve bedelini ve işin devamında şartnamede ve bedelde ilgili idare tarafından yapılan değişiklikleri hiç bir şekilde araştırmadığını, istinafa konu kararın eksik inceleme nedeni ile bu yönüyle de Yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davaya konu işin aslen ilgili idareden ihale yoluyla davacı/karşı davalı tarafından yüklenilmiş bir iş olup, davacı/karşı davalının gerçek zararının hesabında ihale şartnamesinin, ihale bedelinin ve iş devam ederken şartnamede ve dolayısıyla bedelde ilgili idare tarafından yapılan güncellmelerin de bilirkişi marifetiyle araştırılması ve buna göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece sadece davacı/karşı davalı beyanıyla eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davaya konu işin davacı/karşı davalı tarafından ilgili idare ile yaptığı sözleşme gereği 400 gün içinde içinde bitirilmesi gerekmekte olup, işin yaklaşık başlama tarihinin 2017/10. ay olduğunu (müvekkilin 2017/11. ayda bu iş için davacı/karşı davalıya teklif verdiğini), yine ilgili idare ile yapılan sözleşmeye göre ihale bedelinin 2017 tarihinde %40'ı, 2018 tarihinde de %60'ının ödenecek olup, bu işin 2019 yılı sonunda bitirilmesinin mümkün olmadığını, bu itibarla bahse konu işin yaklaşık olarak en geç 2019 yılının 3. ayında bitirilmesi gerekmekte olup, davacı/karşı davalının zarar kalemi olarak dosyaya sunduğu dava dışı ... Firmasın'ın faturalarının büyük çoğunluğunun 2019 yılının üçüncü ayından sonra olduğunu (hatta 2019/11. ayın faturasının dahi zarar hesabında dikkate alınmadığını),  müvekkilinin davacı/karşı davalı ile yaptığı sözleşmede yüklendiği edimlerin hiç bir şekilde dikkate alınmadan, davacı/karşı davalının ilgili idare ile akdettiği sözleşmedeki elektrik tesisatı başlıklı tüm işlerin müvekkilinin sorumluluğundaymış ve yapılmamış gibi yorumlanarak hüküm kurulduğunu, davacı/karşı davalının; bahse konu ihale şartnamesinin, müvekkilinin tamamından sorumlu olduğu iddia edilen elektrik tesisatı başlıklı bölümünde (ek); asansör tesisatı için toplam işin %3,5272 belirtilmiş olup, bu kaleme asansörün elektrik tesisatı ve kabinlerinin de dahil olduğunu, ancak müvekkilinin bu kalemin sadece tesisat kısmından sorumlu olup, istinafa konu kararın dayanağı olan bilirkişi raporlarında ise, eksik iş olarak anahtar teslim asansörün dikkate alındığını ve hatalı olarak  toplam işin %3,5272'lik bölümünün ifa edilmediği sonucuna varıldığını, ayrıca, 400kVA trafonun, toplam işin %1,2595'lik bölümünü oluşturduğu halde, ilgili idare tarafından sonrasında şartnameden çıkartıldığını (işi tamamladığı iddia edilen ... Firması'nın dosyada trafo faturasının bulunmadığını.), ancak dosyada mübrez bilirkişi raporunda bu kalemin de eksik iş olarak hesaplamaya dahil edildiğini, ilk derece mahkemesinin müvekkili ile davacı /Karşı davalı arasındaki sözleşmede belirlenen iş kalemlerine göre hesaplama yaptırması gerekirken, davacı/karşı davalının ilgili idare ile akdettiği sözleşmedeki elektrik tesisatı başlıklı tüm kalemleri müvekkilinin taahhüdü olarak dikkate aldığını, şartnamede iş devam ederken ilgili idare tarafından yapılan değişiklikleri dikkate almadığını ve yukarıda belirtildiği üzere dava dışı ... Firması tarafından ibraz edilen maddi hesap hataları, işe uygun olmayan fahiş bedelli malzeme faturaları, teslim tarihinden aylar sonrası tarihli faturalar, nakit transfer belgesi olmayan faturalar-ki nerdeyse toplam bedelin yarısının nakit  değil malzeme karşılığı ödendiğinin iddia edildiğini, tüm faturaların sorgusuz şekilde doğru kabul edilerek hükme dayanak yapıldığını, TBK'nın 473/2. maddesine göre davacı/karşı davalının, bahse konu kanunda belirtilen seçimlik haklarını kullanabilmesi için müvekkiline eksik işlerin tamamlanması için ihtarname ile ek süre vermesi gerekmekte olup, bu ihtarnamede eksik işlerin neler olduğunun da somut olarak belirtmek zorunda olduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmiş olup icra takibine konu ettiği alacağının tamamına hak kazandığını, diğer yandan müvekkilinin davacı/karşı davalıya sözleşme ile taahhüt ettiği edimler de yukarıda detaylı şekilde izah edildiği üzere yanlış değerlendirildiğini, ilgili idareden ihale yoluyla alınan tüm işten müvekkilinin sorumluymuş gibi hareket edildiğini, müvekkili ile davacı/karşı davalı ile akdedilen sözleşemede süre kaydının da olmadığını, istinafa konu yargılama sırasında görev yapan bilirkişiler hakkında, açık maddi hesap hataları ve işe uygun olmadığı tartışmasız olan faturaları rapora esas almaları nedeni ile yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacaklarını ve davacı/karşı davalı yetkilileri ve dava dışı ... Firması yetkilileri hakkında da; davaya konu işi ifa etmedikleri ve/veya daha düşük bedele ifa ettikleri halde, mahkemeyi yanıltma saiki ile eylem ve işlemlerde bulunmaları nedeni ile yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunma ve ilgili Vergi Dairesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbar etme yollarına da başvurulacağını belirterek yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; ekli onaylı vekaletname gereği, davalı/karşı davacı vekili olarak davaya kabulüne;  istinaf taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DAVADAN FERAGAT:<br>Asıl dosyada davalı - birleşen dosyada davacı vekili tarafından verilen 20.04.2022 tarihli feragat dilekçesinde; iş bu dosyadan feragat edildiğini belirterek, davadan  feragatlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat, birleşen dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, karara karşı, asıl ve birleşen dava yönünden, asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup,  kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılması zorunludur. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak  yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir. Eser sözleşmesi uyarınca, işin yapılıp teslim edildiğini  yüklenici, işin eksik ve ayıplı yapıldığını ise  iş sahibi ispat etmek zorundadır.<br>Bedelin nakit olarak kararlaştırıldığı eser sözleşmelerinde yüklenicinin haksız ve kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde iş sahibinin yükleniciden isteyebileceği olumlu zararın dönülen sözleşmedeki iş bedeli ya da dönme tarihinde kalan kısmın iş bedeli ile işin sonraki yükleniciye aynı koşullarda makul süre içinde verilmesi halinde ödenecek ya da kalan kısmın tamamlanması için ödenecek bedeli arasındaki fark bulunarak hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (Bkz. Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Muammer Öztürk, Zeki Gözütok, 4. Baskı, sayfa 593)<br>TBK'nın 112. Maddesine göre; Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.<br>Somut olayda; Taraflar arasında Soma 200 kişilik pansiyon binasının elektrik işlerinin yapımına dair 07.02.2018 tarihli,  anahtar teslim götürü bedelli eser sözleşmesi akdedilmiş olup,  taraflar arasındaki ilişki yönünden asıl davanın davacısı- birleşen davanın davalısı iş sahibi, asıl davanın davalısı- birleşen davanın davacısı ise yüklenicidir.<br>Asıl dava yönünden;<br>Asıl davada davacı, davalı tarafça taahhüt edilen işlerin eksik, ayıplı ve hatalı olarak yapıldığını, sözleşmeye, teknik şartnameye aykırı davranıldığını, işi tamamlayamayacağının farkına varan davalının haklı bir sebebe dayanmaksızın işi bıraktığını, bu nedenle, aynı işlerin yapılması için başka bir şirketle sözleşme yapılmak durumunda kalındığını ve 845.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle 320.000,00 TL zarara uğradıklarını belirterek, zararlarının tazminini istemekte, davalı ise, sözleşmenin şartlarına tümüyle uyduğunu, alacaklarını alamadığını, davacı ile işlerin tamamı için 525.000,00 TL üzerinden anlaşmışlarken, kalan işler için 845.000,00 TL üzerinden başka bir yüklenici ile sözleşme yapılmasının gerçeğe aykırı ve yanıltıcı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Taraflar arasındaki sözleşmenin bedeli 525.000,00 TL olup, sözleşmeye göre, temel topraklama, tava tesisatı, boş borulama tesisatı yapıldığında 130.000,00 TL nakit ödeme yapılacaktır. Davalı yüklenici, davacı iş sahibine,  sözleşme gereği 130.000,00 TL bedelin ödenmemesi halinde sözleşmeyi feshedeceklerine dair ihtarname göndermiştir. Dosya kapsamından, ilk aşamada yapılması gereken işlerin tamamlanmadığı, davalı yüklenicinin çalışmasını, binanın tamamlanmasına paralel şekilde yürütmediği, henüz tamamlanmayan imalatların bedelini istediği ve sözleşme kapsamındaki çalışmasını durduğu,  bu nedenle davacı iş sahibinin başka bir yüklenici ile sözleşme yaptığı anlaşılmaktadır.<br>Asıl davanın davacısı iş sahibi, dava dışı yüklenici ile 845.000,00 TL bedelli sözleşme yapıldığını, davalı ile daha önce aynı işler için 525.000,00 TL bedelle anlaşma sağlanmış iken, yeni yükleniciye 320.000,00 TL fazla ödeme yapmak durumunda kaldığını belirterek, 320.000,00 TL'nin davalı yükleniciden tahsilini talep etmiş ve yüklenicinin haksız olarak sözleşmeden döndüğü anlaşılmış  ise de; yüklenicinin, sözleşmeye konu işi %11,9 oranında tamamladığı gözetilerek, davalı yüklenicinin çalışmayı bıraktığı tarihten makul süre sonra,  kalan işin ne kadar bedel ile yapılabileceği,  dava dışı ... firması ile yapılan sözleşmedeki bedelin,  kalan iş bedeli ile uyumlu olup olmadığı saptanmadan,  davacı tarafça sunulan 845.000,00 TL bedelli sözleşmeye dayalı olarak 320.000,00 TL tazminata hükmedilmesi isabetli olmamıştır.<br>Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, davacının incelenen ticari defterlerine göre, dava dışı yükleniciye ait faturalar toplamının 847.766,00 TL olduğu, bu faturalara ilişkin  498.384, 00 TL'lik kısmın ödemesinin, 02.01.2019 tarihinde 19 ayrı çek ile yapıldığı, kalan 349.382,40 TL'nin ise ...'a alınan malzemeler karşılığı olarak ödendiği belirtilmekte olup, bilirkişi kurulunun 20.04.2021 tarihli kök raporunda; dosya içerisinde davacının sonradan anlaştığı ... Firmasına yapmış olduğu ödemelere ilişkin fatura ve ödeme belgelerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiştir. Davacı vekili, kök raporun alınmasından sonra ,  05.07.2021 tarihli dilekçesinin ekinde dava dışı ... firması tarafından düzenlenen faturaları ibraz etmiştir. Faturaların ibrazından sonra bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, davalı vekilince, dava dışı firma tarafından düzenlenen faturaların, projeye uygun olmadığı, yapılan işle bir ilgisinin bulunmadığı, faturada belirtilen metrajların yapılan işe göre çok fazla olduğu, faturalarda hesaplama hataları bulunduğu belirtilerek ek rapora itiraz edilmiş ancak faturaların dosyaya kazandırılmasından sonra hazırlanan ilk rapor 05.11.2021 tarihli ek rapor olduğu halde, davalı vekilinin ek rapora itirazları karşılanmadan sonuca gidildiği görülmüştür.<br>Asıl davanın davalısının, sözleşmeye konu işi 2018 yılı Ekim ayında bıraktığı ve  davacının makul süre içinde 10.11.2018 tarihinde dava dışı firma ile yeni bir sözleşme yaptığı anlaşılmakta ise de, davacının zararının belirlenmesi için yapılan araştırma ve değerlendirmeler yeterli bulunmamıştır.<br>Mahkemece, davacı tarafça dosyaya sunulan dava dışı ... Firması ile yapılan 10.11.2018 tarihli sözleşme gereğince gerçekleştirilen imalatlara ilişkin tüm evrak, tutanak ve belgelerin birer örneği, ihaleyi yapan  idareden istenerek dosya arasına alınmalı, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamına alınan tüm deliller, yargılama kapsamında daha önce hazırlanmış olan bilirkişi kurulu raporu ve ek rapor ile asıl davanın davalısı  vekilinin itirazları incelenerek, taralar arasındaki sözleşmeye kapsamında davalı tarafça yapılmayıp kalan işlerin, dava dışı firma ile yapılan sözleşme tarihi olan 10.11.2018 tarihi itibariyle ne kadar bedel karşılığında yapılabileceği, dava dışı ... Firması tarafından, davacı adına düzenlenen faturalardaki malzeme ve metrajların sözleşme konusu iş ile uyumlu olup olmadığı, faturaların  yapılan işle alakalı ve projeye uygun olup olmadığı hususlarında elektrik mühendisi ve hesap bilirkişilerinden  oluşan yeni bir heyetten rapor alınıp, davacının zararının doğup doğmadığı varsa miktarı belirlenerek sonuca gidilmelidir.<br>Asıl dava yönünden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamış, asıl davanın davalısı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.<br>Birleşen dava yönünden;<br>Dava dosyası istinaf incelemesi için dairemize gönderildikten sonra, birleşen davanın davacısı vekili tarafından sunulan 20.04.2022  tarihli dilekçe ile, davadan feragat ettiklerini  beyan etmiştir.<br>6100 sayılı kanunun 7251 sayılı kanunla değişik 310/2. Maddesine göre \"Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmış ise taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Aynı maddeye eklenen 3. fıkraya göre de; \"Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir'' denilmiştir.<br>İstinaf başvurusu ile ilgili bir karar verilmeden dairemizce ek karar verilmesi mümkün olmadığından, 2. fıkradaki \"...Bölge adliye mahkemesinin ek karar vermesi \" kuralı, sadece istinaf başvurusu ile ilgili bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi şeklinde bir karar verilmiş ise sonrasında henüz hüküm kesinleşmeden yapılacak feragat ve kabul hallerini içermektedir. Bu hali ile kanun koyucu, feragat yada kabul hakkında ek karar verme görev ve yetkisini feragat yada kabule konu hükmü veren yargı mercine vermiştir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı vekilinin davadan feragat niteliğindeki beyanı hakkında  karar verme yetkisi ilk derece mahkemesine ait olduğundan dosyanın anılan gerekçe ile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.<br>Tüm dosya içeriğine göre, Asıl dava yönünden; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin  toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, asıl davanın davalısı vekilinin, asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Birleşen dava yönünden; birleşen davanın davacısı vekilinin feragat beyanı hakkında 6100 Sayılı Kanun'un 7251 Sayılı Kanunla değişik 310/2. maddesine göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A) ASIL DAVA YÖNÜNDEN:<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, KABULÜ ile,<br>2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.01.2022 tarih ve 2019/147 Esas, 2022/29 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 5.464,80 TL istinaf peşin karar harcının istek halinde yatıran davalıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,<br>5-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>B)BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN:<br>1-Davacı vekilinin feragat beyanı hakkında 6100 Sayılı Kanun'un 7251 Sayılı Kanun'la değişik 310/2. maddesine göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine<br>2-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının talebi halinde yatıran davacıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine, <br>C)Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89ba7b4f06a2170c","SID":"a9a6aace6d25b57c"}}