{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t  \t: 2023/341<br>KARAR NO\t\t: 2024/1533<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO \t\t: 2021/764<br>KARAR NO\t\t: 2022/720<br>DAVA TARİHİ\t: 23/01/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2022<br>DAVA\t\t: Alacak (Eser  Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 30.10.2024<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 30.10.2024<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.10.2022 tarih ve 2021/764 Esas, 2022/720 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili ile davalı arasında 05.06.2014 tarihli  fiyat protokolü ve 13.06.2014 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme gereği müvekkilinin 12 adet villanın adedini 27.300,00 TL (artı KDV)'den \"tüm sıva, ahşap, şap, fayans, seramik ve dış boya işlerini\" yapmayı üstlendiğini ve müvekkilinin tüm işleri %95 bitirme seviyesine geldiğini, davalı ile olan sözleşme gereği yapılmış tüm işin bedelinin 327.600,00 TL ve 26.826,00 TL ekstra imalat bedeli ile birlikte toplam 354.426,00 TL olduğunun davalının bilgisi ve kabulünde olduğunu, davalıya 30.12.2014 tarihinde gönderilen fatura ekli ihtarnamenin  ticari bir ilişkinin bulunmadığı gerekçesi ile iade edildiğini, davalı tarafından şu ana kadar 231.433,00 TL ödeme yapıldığını, eksik kalan %5 iş bedeli olan 16.380,00 TL düşüldüğünde  yapılan Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Aralık 2014 üretim hak edişleri karşılığı müvekkil şirketin 106.613,00 alacağı bulunduğunu, belirtilen nedenle eksik kalan işin imalat bedeli düşülerek davalıya ihtarname ile 4579 numaralı 338.046,00 TL asıl alacak+KDV faturası gönderildiğini, ancak faturanun iade edildiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 106.613,00 TL asıl alacak bakiyesi ile artı KDV bedeli toplamının ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.  <br>CEVAP: <br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacı ile müvekkili arasında dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir sözleşmenin mevcut olmadığını, adı geçen 05.06.2014 tarihli götürü fiyat protokolü altındaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını ancak yapılan protokolün altındaki imzanın müvekkili şirketin bir çalışanına ait olduğunu sonradan öğrendiklerini fakat bu çalışanın müvekkili şirketi borçlandırıcı bir sözleşme yapmaya yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirkete gönderilen faturanın süresi içerisinde iade edildiğini ve davacı tarafça yapılan bir hizmet veya mal teslimi olmadığından hakediş düzenlenmediğini savunarak davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 02.10.2018 tarih ve 2015/88 Esas, 2018/963 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davalının şantiye şefi olan ve Mahkememize hitaben 19.10.2015 tarihinde dilekçe sunan ... 12 adet villanın iç ve dış sıva, alçı, fayans, seramik, şap ve dış boya işlerinin 2014 Haziran ayında davacıya ihale edildiğini ve sözleşmenin yapılarak işe başlandığını, kendisinin davalı şirketin vekili ve şantiye şefi olarak görev yaptığını, işten ayrıldığı 15.10.2014 tarihine kadar sözleşmede öngörülen işlerin davacı tarafından yapıldığını, hak edişlerin düzenlendiğini ve her bir villa için 27.300,00 TL götürü bedel belirlendiğini beyan ettiği nazara alındığında, şantiye şefi ...'ın BK.nun 40/2. maddesine göre davalının temsilcisi sıfatıyla hareket ettiği, BK.nun 42/ son maddesine göre davalının temsilcisi ...'a verdiği yetkiyi işin yapımı sırasında bizzat şantiyeye gelerek yapmış olduğu kontroller ve iş karşılığı yapmış olduğu 231.433,00 TL'lik ödeme ile dolaylı olarak karşı tarafa bildirdiği ve dava dışı ...'ın işten ayrıldığı 15.10.2014 tarihine kadar sözleşme inşaatta fiilen ifa edildiği sırada ...'tan temsil yetkisini geri aldığını bildirmediği anlaşılmış olup iyi niyetli  davacı tarafa karşı ...'ın yetkilisi  olmadığını, kendisinin vekili veya şirketi temsile yetkili olmadığını  ileri süremez. Dolayısıyla ...'ın imzaladığı hak edişlere göre davacıya 231.433,00 TL ödeme yapılmış olup taraflar arasında yapılmış olan sözleşme geçerlidir. Davacı taraf her nekadar işin %95 oranında tamamlandığını iddia etmekte ise 5. Hak edişte gerek davalı gerekse temsilcisi ...'ın imzası bulunmamaktadır ve davacı işi hangi seviyede bıraktığını ispatlayamamıştır. Baştan beri sözleşmeyi inkar eden davalı da davacının kabul ettiği 231.433,00 TL'de başka ödeme yaptığını ispatlayamamıştır. Her nekadar bilirkişi heyeti işçi ücretlerini davacının hesaplanan 86.994,04 TL alacağından mahsup etmiş ise de taraflar arasında imzalanan ve mahkememizce davalıyı bağladığı kabul edilen sözleşmeye göre işçi ücretleri ve SGK ödemelerinden davalı sorumludur ve yapmış olduğu ödemeler davacı hak edişinden mahsup edilemez. Davacı da kendisine yapılan 231.433,00 TL'lik ödemenin içinde işçi alacaklarının bulunduğunu savunmuş olup davalı bunun aksini gösterir herhangi bir delil sunmamıştır, yine taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının işçileri davalının işçisi gibi gösterilerek SGK girişi yapılacağı öngörülmüş olup bilirkişi heyeti tarafında belirlenen davacı alacağı olan 86.994,04 TL üzerinde davanın kabulü gerektiği, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne\" dair karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 18.10.2021 tarih ve 2020/491 Esas, 2021/1294 Karar sayılı kaldırma kararı ile özetle; ''Mahkemece İzmir 35. Noterliğinin 25.02.2014 tarih ve 4290 yevmiye nolu vekaletnamesinin celbedilerek  dava konusu sözleşmeleri ve hakediş belgelerini imzalayan ...'a usulüne uygun borçlandırıcı yetki verilmemiş olduğunun tespit edilmesi halinde taraflar arasındaki hukuki ilişki davalı iş sahibi tarafından inkar edildiğinden davacı tarafın eser sözleşmesi ilişkisini yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacı yüklenicinin  aradaki hukuki ilişkiyi yazılı delil ile ispatlayamaz ise, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayadığından   davacı tarafa yemin deliline dayanmayı isteyip istemediği hususunun hatırlatılması, dosyaya ibraz edilen sözleşmelerin geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde taraflar arasındaki sözleşmenin bedeli götürü bedel olarak kararlaştırıldığınsan yüklenicinin hak ettiği imalat bedelinin fiziki oran yöntemi ile başka bir ifade ile asıl sözleşme kapsamında yapılan işin eksiklikler de gözetilerek tüm işe göre fiziki oranı bulunmalı ve bu oran sözleşme bedeline uygulanmalıdır. İlave yani sözleşme dışı işlerle ilgili olarak da yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayici ile hesaplama yapılıp (serbest piyasa rayici içerisinde KDV bulunduğundan ayrıca KDV ilave edilmemelidir.) her iki kalemin toplamı yüklenicinin hakkettiği iş bedeli olarak bulunmalı, davalının ödediği bedel iş bedelinden mahsup edilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir.<br>Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 04.10.2022 tarih ve 2021/764 Esas, 2022/720 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... davalı yanın sözleşmesel ilişkiyi inkar ettiği, söz konusu sözleşmelerin ... tarafından imzalandığının anlaşılması ve ayrıca davalı tarafça adı geçen ...'a İzmir 35. Noterliği'nin 25/02/2012 tarih ve 4290 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile davalı adına bir takım işlerin yapılması ve takibi yönünden yetki verildiği görüldüğünden istinaf ilamı kapsamında adı geçen noterlik belgesinin aslının dosyamız arasına alınması ile yapılan incelemesinde davalı tarafından şantiye şefi ...'a verilen vekaletnamedeki yetkilerin davalı şirketi somut olaya konu 05/06/2014 ve 13/06/2014  tarihli eser sözleşmeleri ve ayrıca hak ediş belgeleri kapsamında borçlandırmaya ve şirket adına sözleşme yapma yetkisinin verilmediği, ...'ın davalıyı temsilen iş bu sözleşmeyi imzalamadığı söz konusu imzadan bizzat ve sadece ...'ın sorumlu olduğu kanaatine varılmakla birlikte ticari ilişkinin ispatı bakımından davacı tarafça başka nitelikte bir yazılı delilin de sunulmadığı ve ayrıca yine istinaf ilamı kapsamında yapılan incelemede bozma öncesi davalı vekilince davacının tanık dinletme isteğine muvafakat verilmediği görülmekle davacıya yemin delili hatırlatılmış, başvurduğunun ve buna dair sunulan yemin metini içeriğinin davalının yetkilisi olduğu anlaşılan ... tarafından yukarıda belirtilen beyandan da anlaşılacağı üzere reddedildiği anlaşılmakla davaya dayanak sözleşme ve hak ediş belgelerine göre davalı ile kurulduğu belirtilen eser sözleşmesine yönelik hukuki ilişkinin varlığının davacı tarafça kanıtlanamadığı göz önüne alındığında davalı yanın savunmasının yerinde olduğu, bu nedenle her ne kadar istinaf kaldırma ilamı öncesinde taraf tanıklarının beyanları alınmış ise de davacı yanca tanık beyanlarından görüleceği üzere yapıldığı belirtilen işlerden kaynaklı davalının sorumluluğunu kanıtlayamadığı dolayısıyla tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı gibi yine istinaf ilamı öncesinde dosyaya gerek sektör gerekse mali müşavir bilirkişi tarafından kök ve ek raporlar  kazandırılmış ise de ispatlanamayan hukuki ilişki gereği yapıldığı belirtilen işlere yönelik raporların da hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla açılan davanın reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 18.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Taraflar arasında akdedilen 05.06.2014 ve 13.06.2014 tarihli sözleşmelerin sözlü  olarak akdedilmiş olup yazılı delil başlangıcı niteliğinde sunmuş oldukları deliller ile bu delilleri destekleyen tanık beyanlarının gözardı edildiğini, <br>-Tahsilat makbuzları, davalı şirketin ve davacı şirketin ticari defterleri, taraflar arası akdedilmiş ve davalı şirket yetkilisi ve resmi şantiye şefi ...'ın imzasını haiz sözleşme ve hakedişlerin yazılı delil/ delil başlangıcı vasıfları göz ardı edilerek tanık beyanlarına ve dosyada mübrez bilirkişi raporlarına itibar edilmediğini, <br>-Müvekkili şirket tarafından, dava konusu inşaat işinde 2014 tarihine ait işçi ödemelerine dair tahsilat makbuzları, müvekkili şirketin ...-... olarak dava konusu inşaatın yüklenicisi olarak işi yaptığının göstergesi olduğunu, bunun yanında ... tarafından müvekkiline yapılan önceki ödemelerin taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığına esas olduğunu, <br>-Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 05.06.2014 tarihli protokol ve 13.06.2014 tarihli sözleşme akdedildiğini, ilgili sözleşmenin 6. maddesinde \"Çalışan işçilerin işveren tarafından SGK'lı yapılacağı ve bir miktar maaş yatırılarak hakedişten kesileceği\"nin açıkça belirtildiğini, bu doğrultuda müvekkili şirket işçilerinin SGK primlerinin davalı şirketçe ödenmesinin sözleşme gereği olduğunu, bunlara ek olarak davalı şirketçe müvekkili şirkete ödenen işçi maaşlarına ilişkin tahsilat makbuzlarının da iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, <br>-Ticari defterler incelendiğinde müvekkilinin davalı yana yönelik beyanlarını doğrular nitelikte kayıtlar bulunduğu ve ilgili delilin de bizzat müvekkili şirket tarafından \"iç ve dış sıva, alçı, fayans, seramik, şap ve dış boya\" işlerinde çalıştırılan tanıkların beyanlarıyla lehlerine desteklendiğini, <br>-Davalı yan bünyesinde çalışan ve bizzat vekaleten yetkilendirilen şantiye şefi ...'ın imzalarını haiz sözleşme ve hakedişler dahi taraflar arasındaki akdi ilişkiyi açık biçimde ortaya çıkardığını, sözleşmenin akdedilmesinden sözleşme kapsamındaki işlerin yapılmasına kadar geçen sürede davalı şirket vekili ve görevlisi tarafından imzalanan hakediş belgelerinin dahi taraflar arasında akdedilen sözleşmenin varlığını ispatlar nitelikte olduğunu, nitekim davalı tarafın, şantiye şefi ...'ın vekilliği konusunda inkarı söz konusu olsa dahi davalı yanca farklı taşeronlarla akdedilen eser sözleşmelerinde ve bunlara bağlı hakediş belgelerinde de şantiye şefi ...'ın davalı şirketin ticari vekili olarak imzalarının bulunduğunu ve bu kapsamda ödemeler yaptığını,  yine şantiye şefi ... aracılığıyla dava konusuna ilişkin işlerini yürüten davalının, müvekkili şirkete 231.433 TL işçi ödemeleri dahil ödediğini, yüklenici sıfatını haiz müvekkili şirketin işçilerinin SGK primlerini yatırdığının (13.06.2014 tarihli sözleşmenin 6. Maddesi gereği) davalı şirket defterleri ile de sabit olduğunu, <br>-Davalı yanın her ne kadar şantiye şefinin imzasının kendilerini bağlamayacağını, kendisinin bu konuda yetkisinin bulunmadığını iddia dahi etse davalı yanca kendilerine ödenen 231.433-TL'nin niçin ödendiği konusunda herhangi bir açıklamada dahi bulunmadığını,<br>-Üstelik talep ettikleri alacağa konu \"iç dış sıva, şap, alçı, seramik ve boya\" işlerini yüklenen müvekkili şirketin işçileri de bizzat bu hususlara tanık beyanlarında değindiğini, tanıklık yapan işçilerin sigortalarının ise davalı şirket ile müvekkili şirket arasında akdedilen eser sözleşmesinin 6. maddesi gereği davalı yanca yapıldığını, keza müvekkili şirket işçilerinin bir miktar maaşlarının da davalı yanca ödenen 231.433 TL içerisinde ayrıca ödendiğini, konuya ilişkin tahsilat makbuzlarının da mahkemeye sunulduğunu, <br>Davalı yanca şantiye şefi ...'a verilen yetkilerde görüleceği üzere ...'ın \"diğer işlemleri yaptırmaya, ücret ve depozitoları yatırmaya\", \"velhasıl tüm bu konularla ilgili olarak yapılacak iş ve işlemleri başından sonuna kadar ifa, ikmal ve intaca, sulh ve ibraya\" yetkili kılındığını, verilen yetkiyle birlikte alışılmış/olağan işlerin şantiye şefi tarafından da yapılabileceği, bu doğrultuda villaların birtakım işleri konusunda yüklenicilerle/taşeronlarla anlaşmalar yapabilme yetkisinin verildiği ve bu doğrultuda davalı yanca davranışlar sergilendiği (inşaatları kontrol için ziyaret gibi) hususunun ispatlandığını, <br>-Şantiye şefi olarak davalı şirkette görev yapan ve davalı şirketi temsil eden dava dışı ... aracılığıyla dava konusuna ilişkin işlerini yürüten davalı şirketin, müvekkilinin yaptığı iş karşılığında 231.433 TL bedeli ödeyene kadar herhangi bir sorun çıkarmamışken daha sonrasında bakiye alacağın ödenmemesi için ...'ın yetkisizliğini iddia etmesi ve hatta işi daha ileri boyuta götürerek herhangi bir sözleşme akdedilmediğini ve işleri tamamen kendi malzemeleri ve kendi işçileriyle yaptırdıklarını iddia etmesinin davalı yanın kötüniyetini gösterir nitelikte olduğunu, <br>-Başlangıçta davalı şirket yetkilisi ve şantiye şefi ...'ın imzasını taşıyan sözleşmeler ve hakedişler davalı şirkete sunulduğunda ...'ı tanımadığını iddia eden davalı yanın; daha sonra bu iddiasını ...'ın sözleşme imzalamaya yetkisinin olmadığı şeklinde değiştirdiğini, salt bu hususların dahi davalı yanın kötüniyetini gösterdiğini, <br>-Hal böyle olmakla beraber müvekkili şirket ile davalı yan arasında akdedilen eser sözleşmesi ve ek protokolün yetkisiz kimselerce imzalandığı iddiasıyla kabul edilmeyerek işbu dava kapsamında talep ettikleri alacağın reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı sonuçlar doğurduğunu, nitekim eser sözleşmesi kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getiren müvekkilinin davalıdan olan bakiye alacağını tahsil edemediğini, <br>-5 No'lu hakedişin geçersiz kabul edilmesinin ise mümkün olmadığını, şantiye şefi ...'ın 15/10/2014 tarihinde işi bıraktıktan sonra müvekkilinin imalatları yaklaşık 2 ay daha devam ettiğini, buna müteakip önceki hakedişleri şantiye şefi ... aracılığıyla imzalatan davalı yanın, ...'ın işten ayrılması sonrası hakediş raporlarını imzalamamak için hep bahaneler ürettiğini ve müvekkiline defalarca ödeme yapma konusunda söz vermesine rağmen yerine getirmediğini, kaldı ki yetkili salt şantiye şefinin işten ayrılmış olmasının devam eden imalatların yapılmamış olduğu ve önceki imzalanan ve onaylanan hakedişlerin geçersiz olduğu şeklinde yorumlanamayacağını, <br>-Şantiye şefi ...'ın davalının vekili sıfatıyla hareket ettiği, TBK m.42/son maddesine göre davalının temsilcisi ...'a verdiği yetkiyi işin yapımı sırasında bizzat şantiyeye gelerek yapmış olduğu kontroller ve iş karşılığı yapmış olduğu 231.433 TL ödeme ile dolaylı olarak müvekkiline bildirdiği ve dava dışı ...'ın işten ayrıldığı 15/10/2014 tarihine kadar sözleşme inşaatta fiilen ifa edildiği sırada ...'tan temsil yetkisinin geri alındığını müvekkiline bildirmediği göz önüne alınırsa bu iddiaların iyi niyetli müvekkili şirkete ileri süremeyeceği; davalı şirketin ...'ın vekili ve temsilcisi olmadığını iddia edemeyeceğinin aşikar olduğunu, <br>-Dosyaya sunulan tahsilat makbuzları, imzalı sözleşme ve hakedişler, davalı yanın ticari defterleri ve müvekkil şirket bünyesinde çalışan işçilerin sigorta kayıtları (sözleşmenin 6. Maddesi gereği primleri davalı yanca ödenecekti); diğer işleri yapan dava dışı kişilerin dosyaya sundukları yazılı beyanları ve özellikle dinlenen tanık beyanları iddialarını doğrular nitelikte gerek sözleşmenin geçerliliğini gerekse sözleşmeye konu işlerin yüklenici firma olan müvekkil şirketçe yapıldığını ispatlar nitelikte olduğunu belirterek müvekkili şirketin davalı şirketten alacağının 106.613 TL olup ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak haklı alacaklarının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, <br>Belirterek kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii edilerek yeterli inceleme ve gerekli araştırma sonucu hakkaniyete uygun olarak tanzim edilecek bir bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemin ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı taraf, 05.06.2014 tarihli ve 13.06.2014 tarihli sözleşmeler ile davalıya ait 12 adet villa inşaatının iç dış sıva, şap, seramik ve boya işlerinin götürü bedel üzerinden yapılması hususunda yazılı sözleşme yapıldığını ancak bir kısım iş bedelin  davalı tarafça ödenmediğini iddia etmektedir.<br>Davalı ise; davacı tarafla herhangi bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunmadığını, davacının dayandığı sözleşmelerin davalı şirketi borçlandırmaya yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığını, sözleşmede imzası bulunan kişiye bu yönde yetki verilmediğini ve davalı tarafa sözleşmelerde belirtilen işlerin yaptırılmadığını iddia ederek sözleşme ilişkisini inkar etmiştir.<br>Kural olarak eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de; davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde, talep miktarı da dikkate alınarak, yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan, yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.(Yargıtay 15.H.D.'nin 2019/2718 Esas ve 2020/128 Karar sayılı kararı)<br>Somut olayda davacı tarafça dayanılan 05.06.2014 ve 13.06.2014 tarihli sözleşmelerde davalı  adına imza atanın şantiye şefi ... olduğu ve davalı şirket tarafından şantiye şefi olan ...'a bir kısım işlerin şirket adına yapılması ve takibi yönünde İzmir 35. Noterliğinin 25.02.2014 tarih ve 4290 yevmiye nolu vekaletname verildiği,  ancak  söz konusu vekaletnamede davalı şirketi borçlandırma ve şirket adına sözleşme yapma yetkisinin verilmediği  anlaşılmıştır. <br>Bu durumda davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edildiğinden sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacının, HMK 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğu; dava dosyasına yazılı belge sunulmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde  yapılan inceleme  neticesinde düzenlenen 17/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenmiş olan 25/12/2014 tarihli A seri nolu ... sıra no'lu 398.894,28 TL'lik faturanın davacı şirketin ve davalı şirketin de ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafın ticari defter kayıtlarında brüt işçilik tutarının 671.944,21 TL olduğu ve SGK kurumundan gelen yazı ekinde sunulan belgelerdeki ücret tutarlarının da 671.944,21 TL olduğunun görüldüğü ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarındaki işçilik ücret tutarı ile SGK kayıtlarındaki işçilik ücret tutarlarının aynı olduğunun belirtildiği, aynı raporda davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davacı işçilerine 515.673,42 TL tutarında net ücret ödenmiş olduğu belirtilmiş ise de 17.05.2018 tarihli ek raporda davacı yüklenicinin 20.06.2014-20.12.2014 tarihleri arasında davalının inşaatında dava konusu iş için 12 işçinin çalıştığını  bildirildiği  halde 3 kişinin kayıtlarda yer almadığı, SGK  kayıtlarına göre  9 kişiye toplam 49.881,99TL ücret bildiriminde bulunulduğu, bu işçilere 38.211,81 TL net ücret ödendiğinin belirtildiği; davacı yüklenicinin  bildirdiği işçilerin kendi işçisi olduğunu gösteren herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı halde bilirkişi raporlarında davalı tarafça maaşı ödenen ve sigortası yaptırılan işçilerin davacı yüklenicinin işçisi olarak değerlendirilerek hesaplama yapıldığı anlaşıldığından bilirkişi raporundaki bu tespitlere itibar edilemeyeceği; davacı tarafça dosyaya sunulan tahsilat makbuzlarının davalı taraf veya temsilcisi tarafından düzenlenmediğinden delil başlangıcı sayılamayacağı; buna göre dosyada HMK 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı  sayılabilecek herhangi bir belge bulunmaması, yargılamanın tüm aşamalarında sözleşme ilişkisini kabul etmeyen davalı iş sahibinin, davacının faturasına yasal süresi içinde itiraz ederek faturayı iade etmesi, davacı tanıklarının dinlenmesine muvafakat etmemesi, yazılı belge ile akdi ilişkinin varlığını kanıtlayamayan davacının davalıya yemin teklif etmesi, davalı  tarafça  usulüne uygun olarak yeminin eda edilmesi karşısında davacı tarafça akdi ilişki ispatlanamadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.10.2022 tarih ve 2021/764 Esas, 2022/720 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 30.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7320b583b465f58e","SID":"fe163caacb761483"}}