{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 01/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 19/04/2021<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 01/11/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davalıların çalıştırdığı dava dışı işçinin işten çıkarılması nedeniyle asıl işveren olarak müvekkilinin ödeme yaptığını, davalıların da bu işçiyi çalıştırdıkları süre ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduklarını öne sürmüştür.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar vekili,  ortada bir asıl - alt işveren ilişkisinin olmadığı, işçinin davacının işçisi olduğunu müvekkillerinin sadece işçi temini sağladığını öne sürmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"... Eldeki dava asıl alt işveren ilişkisi nedeniyle rücu davasıdır. Davacı vekili davalıların da dava dışı işçinin işçilik alacaklarından çalıştırdıkları dönem kapsamında sorumlu olduğunu öne sürmüş davalılar ise asıl alt işveren ilişkisi olmadığını işçinin davacının işçisi olduğunu öne sürmüştür. Tarafların dahil olduğu iş mahkemesi dosyasında verilen ve kesinleşen karara göre taraflar arasında bir asıl  - alt işveren ilişkisi olduğu sabittir. Davalının kesinleşen bu karar üzerine yaptığı savunmaya itibar etme olanağı yoktur. Bir borcun birden fazla borçlusundan borcun kendi payından fazlasını ödeyen taraf diğerlerine rücu edebilir. Bu konuda bir düzenleme yoksa rücu eşit oranda yapılacaktır. Ancak, işçilik alacaklarına ilişkin davalarda sorumluluk ancak işçinin çalıştığı dönemle sınırlı olduğundan farklı bir rücu hükmü getirilmiştir. Bu sebeple davalılar ancak dava dışı işçiyi çalıştırdıkları döneme denk gelen tazminat miktarından sorumlu olacaktır. Bu husus ile ilgili rapor alınmış hüküm kurmaya elverişli görülen rapora göre davalıların sorumluluk miktarı belirlenerek davanın kabulü ile 11.874,92 TL'nin 19.02.2020 tarihinden, 114,57 TL'nin 20.01.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... LTD. ŞTİ. Den alınarak davacıya verilmesine, 12.504,91 TL'nin 19.02.2020 tarihinden, 114,57 TL'nin 20.01.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ...LTD . ŞTİ' Den alınarak davacıya verilmesine, 12.054,92 TL'nin 19.02.2020 tarihinden, 114,57 TL'nin 20.01.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı .... LTD. ŞTİ' Den alınarak davacıya verilmesine, 3.795,88 TL'nin 19.02.2020 tarihinden, 114,57 TL'nin 20.01.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı .... LTD. ŞTİ' Den alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve husumet itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçinin asıl ve gerçek işverenin davacı olup, dava dışı işçinin gerek kıdem tazminatı gerekse diğer işçilik alacaklarının ödenmesinde davacının tek başına sorumlu olduğunu, kıdem tazminatından yüklenicinin değil, 6552 sayılı ve 7166 sayılı kanun ile 4857 sayılı kanunun 112. Maddesine eklenen fıkra gereği asıl işveren davacı kurumun sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir düzenlemenin bulunmadığını, bir an için alt işverene rücu imkanının bulunduğu kabul edilse dahi davacı asıl işverenin yarı yarıya sorumluluğunun devam ettiğini, taraflar arasındaki sözleşme veya teknik / genel şartnamede işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olduğuna dair bir düzenleme içermediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte genel hükümler kapsamında davacı kurumun dava dışı işçiye ve söz konusu yargılama kapsamında ödenen yargılama gideri ile vekalet ücretinin ancak yarısını rücu edebileceğini, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmayıp yargılama sonunda takdir edilen vekalet ücretinin her bir davalı aleyhine hükmedilen tutar ile orantılı olarak paylaştırılması gerektiğini, bu nedenle vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını istinaf sebepleri olarak ileri sürülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, iş mahkemesi kararına göre icra takibi sonucunda dava dışı işçiye ödenen kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti ile fer'ilerinin davalı taraftan rücuen tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>''....2-Dava, iş mahkemesi kararı gereğince dava dışı işçiye ödenen işçi alacaklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak rucüen tahsili istemine ilişkindir.<br>Hizmet alım sözleşmesine istinaden yüklenici tarafından çalıştırılan işçilerin işçilik alacaklarından dolayı işçiye karşı işveren ve yüklenicinin birlikte sorumlu olması iş mevzuatı gereğidir. İşçiye ödenen bedelin rücuen talep edilmesi halinde ise taraflar arasında imzalanmış sözleşme hükümleri uygulanacaktır. Sözleşme uyarınca işçilerin yükleniciler işçisi olduğu sabittir. Sözleşme bedelinin içinde işçiye ödenecek her türlü ödeme de bulunmaktadır. Bu nedenle kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdığı süreyle orantılı olarak yüklenici şirketler sorumludurlar. Davalılar ... , .... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti’nin sorumluluğunun davacı ile yarı yarıya olmasının bir dayanağı bulunmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması  doğru görülmemiştir.(.23.HD.2019/361 E.2020/144 K.sayılı ilamı)<br>\"....Dava, işçiye ödenen kıdem tazminatının rucüen tahsili talebine ilişkindir.<br>Mahkemece 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesinde yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek iş akdi kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona eren davacı işçisinin kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de kanunda yapılan değişikliğin yorumunda hataya düşülmüştür. Kamu İhale Kanunu'na göre; hizmet alımları kapsamında istihdam edilen işçilerin yüklenici şirket bünyesinde çalıştıkları tüm işçilik alacaklarının yüklenici şirket tarafından karşılanacağı gerek ihale şartnameleri ve gerekse sözleşmeler ile sabittir. İş mevzuatına göre ise işçiye karşı İş Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü işçilik alacaklarından üst işveren ve yüklenici (taşeron) birlikte sorumludurlar. İşçinin sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde işçinin bu tazminata kolay erişebilmesi açısından 4857 Sayılı Kanun'un 112. maddesinde bazı değişikliklere gidilerek hizmet alanın kamu kurumu olması halinde işçiye kolaylık sağlanması amaçlanmıştır. Bu düzenlemenin işveren ile yüklenici arasında mevcut sözleşme hükümlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenleme olduğu sonucuna varmak mümkün değildir.<br>Dosyada mevcut teknik şartnamenin 7.2.7 maddesi ve sözleşmenin 7.1 maddesine göre işçilik ücretlerinden yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca sözleşme ve şartname hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden davacının çalıştırdığı işçinin kıdem tazminatından da davacı sorumlu olacaktır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.(Y.23.HD.2016/4603 E.2019/394 K. Sayılı ilamı)<br>\"....  Mahkemece davalı işçisinin işçilik alacaklarının yarı yarıya sorumlulukla davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de kanun yorumunda hataya düşülmüştür. Kamu İhale Kanunu'na göre; hizmet alımları kapsamında istihdam edilen işçilerin yüklenici şirket bünyesinde çalıştıkları tüm işçilik alacaklarının yüklenici şirket tarafından karşılanacağı gerek ihale şartnameleri ve gerekse sözleşmeler ile sabittir. İş mevzuatına göre ise işçiye karşı İş Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü işçilik alacaklarından üst işveren ve yüklenici birlikte sorumludurlar. Fakat bu düzenlemenin işveren ile yüklenici arasında mevcut sözleşme hükümlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenleme olduğu sonucuna varmak mümkün değildir. Taraflar arasındaki sözleşmede işçilere ödenecek kıdem tazminatından davalı idarenin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığı gibi yüklenici ile hizmet alan arasında yapılan sözleşme ve eki tebliğe göre sözleşme bedeline işçilik ücretleri de dahildir. Davalı şirket davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarının tamamından sorumludur. Bu durumda davalı şirketin davacı tarafından ödenen miktarın tamamından sorumlu olması gerekirken yazılı şekilde yarı yarıya sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. (Y.23.HD.2016/7428 E.2019/4869 K sayılı ilamı)<br>Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında belirtildiği üzere, hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.<br>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşme veya eki belgelerde bir hüküm bulunmaması durumunda, davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.<br>Başka bir ifadeyle kıdem tazminatı da dahil olmak üzere ödenen  işçilik alacakları ve fer'ilerinden dolayı sözleşme, genel ve teknik şartname ile ek diğer belgelere göre, asıl işveren davacının sorumlu olacağının kararlaştırılmaması halinde davalının ödenen bu alacağın tamamından kendi dönemi ile sınırlı sorumlu olacağı kabul edilmektedir. İhbar tazminatında ise son işveren sorumlu olacaktır. Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme ve eki belgeler tam olarak getirtilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilmiştir. <br>Bu nedenlerle, taraflar arasındaki dava konusu döneme ilişkin sözleşme, genel ve teknik şartname ile ilgili diğer belgeler eksiksiz getirtilerek, ödenen işçilik alacakları nedeniyle asıl işveren davacının sorumlu olacağının kararlaştırılmamış olması halinde, (Anayasa Mahkemesince iptal kararı verilmesi ve iptal edilen maddelerin uygulanamayacak olması nedeniyle oluşan durum karşısında) davalının ödenen bu alacağın ve fer'ilerinin tamamından kendi dönemi ile sınırlı sorumlu olduğu (ihbar tazminatından ise son işverenin sorumlu olduğu) kabul edilerek konusunda uzman başka bir bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, usul ve yasaya uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi yerinde görülmemiştir.<br>Sonuç olarak, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan gerekçelerle esastan kabulüne, bu aşamada  sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/04/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davalılar vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 695,00 TL nispi istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalılara İADESİNE, <br>6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a. maddesince kesin olarak karar verildi.01/11/2024<br>...<br> </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"092ad861ff9e85c6","SID":"c2ffa02cb8e18b7d"}}