{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   11. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1870 - 2024/169<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO: 2024/1870 <br>KARAR NO\t: 2024/169<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t:  Tespit<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ                  :  26/09/2024<br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın usulden reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; davalılar tarafından Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı dosyası ile ikame edilen alacak davasında ibraz edilen arabuluculuk tutanağının usulsüz olduğunu, zira Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile görülmekte olan hisse senedi iptali davasında mahkemece 13/06/2023 tarihli ara karar ile müvekkili şirkete kayyım atandığını, dolasıyla mahkeme kararı ile kayyım olarak atanan ...'e arabuluculuk davet mektubunun gönderilmesi gerekirken müvekkili şirkete gönderildiğini, davalı tarafın arabuluculuk tutanağı olarak sunduğu belgenin usulüne uygun davet mektubu gönderilmemesi nedeniyle iptali gerektiğini ileri sürerek arabulculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalılar vekili; Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile müvekkili ile davacı şirket arasında düzenlenen 25/07/2018 tarihli sözleşme kapsamında hak edilen alacakların tahsili talebiyle dava açıldığını, dava dilekçesi ile Diyarbakır Arabulculuk Bürosunun son tutanak aslının sunulduğunu, arabulucuk tutanağının iptali için tarafların irade sakatlığı, aşırı yararlanma, sahtecilik, emredici hukuk kurallarına aykırılık gibi geçerli bir sebebin bulunmasını gerektiğini, arabuluculuk davet mektubunun usulüne uygun olarak bizzat davacı şirkete tebliğ edildiğini, arabuluculuğa başvuru, tebliğ ve son tutanağın imzalandığı tarihlerde kayyum tayinine dair ticaret sicil gazetesinde yapılmış bir ilanın bulunmadığını, davacının davet mektubu kendisine tebliğ edilmesine rağmen arabulucu ile irtibata geçmediğini ve dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlarda resmi ve yazılı bir bildirimde bulunmadığını, dolayısıyla davacının iddialarının TMK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;  arabuluculuk davet mektubunun davacı şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği, davacının arabuluculuk görüşmelerinden haberdar olması için söz konusu davet mektubunun şirkete kayyım olarak atanan ....r'e tebliğ edilmesi gerektiği ve usulüne uygun bir davet mektubu gönderilmemesi nedeniyle mevzuat ile yargısal içtihatlar kapsamında ilgili belgenin arabuluculuk belgesi olarak kabul edilemeyeceği ve iptalinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacının iş bu talebini aleyhine açılan davada ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi HMK'nın 115. maddesi gereğince mahkemece resen değerlendirileceğini, davacının arabuluculuk anlaşamama tutanağının iptalini ayrı bir davaya konu etmesinde hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; arabuluculuk tutanağının iptali halinde Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi kararı verilecek olması nedeniyle eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında görülmekte olan hisse senedi iptali davasının yargılaması sırasında mahkemece 13/06/2023 tarihli ara karar ile müvekkili şirkete kayyım atandığını, dolayısıyla arabuluculuk davet mektubunun kayyıma tebliği gerektiğini, arabulculuk sürecinde usulüne uygun davet yapılmamış olması sebebiyle süreç sonunda düzenlenen arabulucu tutanağının hukuka uygun kabul edilemeyeceğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu  beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, arabuluculuk son tutanağının iptali istemine ilişkindir. <br>Davacı vekili, eldeki davanın davalıları tarafından Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. dosyası ile müvekkili şirket hakkında açılan davada sunulan arabulucuk son tutanağının, toplantıya davet mektubunun usulsuz tebliği nedeniyle geçersiz olduğu iddiası ile iptalini talep etmiş; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. <br>Medeni usûl hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. <br>Hukuki yarar dava şartlarından olup davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bu nedenle menfaate, davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı da denilmektedir (Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara 2009, s.19-21).<br> Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dava şartları” başlıklı 114 üncü maddesinin gerekçesinde de \"...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir...\" yönünde açıklamalara yer verilmiştir. Bir davada menfaat (hukuki yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır.<br>Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı vekilince eldeki davada ileri sürülen iddiaların, taraflar arasında Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. dosyası ile görülen davanın yargılaması sırasında ileri sürülmesi ve arabuculuk son tutanağının iptalinin talep edilmesi mümkün olup, davacının arabuluculuk son tutanağının iptalini ayrı bir davaya konu etmesinde hukuki yararı bulunmadığından,  Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Dairemizce  yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerini yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca yeteri kadar istinaf harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca  tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere,  OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 26/09/2024<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a157fbe91320eca8","SID":"f8f519d6ba4a9bf9"}}