{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2021/593 <br>KARAR NO:2024/905<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/12/2020<br>NUMARASI:2019/250 Esas, 2020/905 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinde kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile davacı yan  tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine  ilişkin olup, mahkemece davanın  reddine dair  verilen karara karşı taraf vekilleri  tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında kumaş alımına ilişkin olarak uzun yıllardır ticari ilişki bulunduğunu, davalıdan alacağına ilişkin olarak ... sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasının Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/561 esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davanın reddine karar verildiğini, dosya temyiz aşamasında iken davalı ile 14/12/2017 tarihli “davadan feragat ve sulh protokolü” imzalandığını, bu protokole göre belirlenen ürünlerin davalıya sipariş formunun iletilmesinden itibaren 20 ila 30 gün sonra teslim edileceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, ürünlerde ayıp tespit edilmesi üzerinde yeniden üretilmesinin talep edildiğini, davalı tarafın ayıpsız teslimat yapmayarak müvekkilini oyaladığını, Beşiktaş ....Noterliği’nin 29/03/2019 tarihli ve ...yevmiye no’lu ihtarnamesi ile şirkete taraflar arasındaki sözleşme uyarınca gönderilen malların ayıplı olduğu, ayıpsiz ürünlerin gönderilmesine dair ihtarnamenin muhatabın adresine gönderildiğini, bu adresten taşınması nedeniyle protokol hükümleri gereğince şirket vekiline tebliğ edildiğini, davalı tarafa son olarak gönderilen Beşiktaş ....Noterliği’nin 23/11/2018 tarih, ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile davalıya gönderilen tüm ihtarnamelere rağmen süresi içerisinde protokol gereği doğan yükümlülüklerini yerine getirmesinin talep edildiğini, davalı tarafça yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, ayıpsız ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle cari hesap alacağının devam ettiğini, alacağın tahsili için başlatılan ... sayılı dosyasına itiraz edildiğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, protokolde belirtilen kumaşların belirtilen özelliklerde üretilerek davalıya teslim edildiğini, davacının hiçbir haklı gerekçe olmaksızın kumaşları ve faturaları iade ettiğini, davacı tarafça teslimden kaçındıktan 6 ay sonra kumaşlar teslim edilmemiş gibi ihtarname ile kumaşların teslimini talep ettiklerini, kumaşların 3 kere baştan üretilerek teslime hazır hale getirilmesine rağmen teslim alınmadığını, davacı yanın yapılan testlerde ürünlerde ayıp olduğunu belirterek siparişlerin tamamının 12.250 kg.30/1 openend Viscon elastan 190-200 m2 ağırlığında, koyu siyah renginde çekmezliği, dönmesi, boya haslığı olacak şekilde tesliminin talep edildiğini, sözleşmede kararlaştırılmamış kumaş özelliklerini yerine getirme yükümlülüğünün bulunmadığının, protokolde belirlenen kumaşları teslime hazır olunduğunun  bildirildiğini, davacı yanın feragat ettiği miktarı tahsil etmeye çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 23/12/2020   tarihli  karar ile; \"Somut olayda, davalı yüklenici, protokol hükümlerine göre edimlerini tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı taraf, verilen süre içerisinde ayıpsız teslimin yapılmadığını, davalı taraf ise kumaşların üretilerek davacıya teslim edilmesine rağmen davacı tarafça teslim alınmadığını iddia etmiştir. Davacı tarafça davalıya gönderilen 06/09/2018 tarihli ihtarname ile protokole göre belirlenmiş süre içerisinde kumaşların ayıpsız ve eksiksiz teslim edilmediği,  teslim gerçekleşmediği taktirde protokolün ihlal edilmiş sayılacağı ihtar edilmiş, davalı tarafça gönderilen 12/09/2018 tarihli ihtarnameye cevapta ise sözleşmeye konu kumaşların talep üzerine 3 kere baştan hazırlanarak teslim edildiğini, buna rağmen her teslim sonrası iade edildiğini, haklı sebep olmaksızın teslimden kaçınma nedeniyle alacaklının temerrüdünün oluştuğunu belirtmiştir. Davacı tarafa teslim edilen ürünler üzerinde yapılan testlerde kumaşların çekme testinin bozuk olduğundan bahisle iade faturası düzenlenerek malların iade edildiği hususu tarafların kabulündedir. Davalı taraf, yapılan protokollerde çekmezlik, dönme yahut boya haslığı koşulları bulunmadığından teslim edilen ürünlerin protokole uygun olduğu iddiasında olup, davalı tarafça edimin gereği gibi ifa edilip edilmediği, ayıpsız ve eksiksiz teslim olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerekmektedir. Davalının uhdesinde bulunan kumaşlar üzerinde mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 250 gr/m2 siyah kumaşın eksik olduğu, 200 gr/m2'lik siyah, beyaz ve şeker kasar kumaşların piyasa ve ihracattta kabul gören kalite değerlendirmeleri dikkate alındığında ayıplı kumaşlar olmadığı, bununla birlikte kumaşların üretim tarihlerinin 2019 yılı olduğu tespiti yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından davalının uhdesinde bulunan malların 85.982,50 USD'lık kısmının ayıpsız olduğu tespit edilmiş ise de, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesinin gerektiği, davalının protokol hükümlerinde belirtilen süreler içerisinde tam ve ayıpsız ifa ettiği iddiasını ispatlayamadığı, mahkememiz incelemesine sunulan ürünlerin üretim tarihi 2017 yılı olup, teslim tarihinde geçerli ifa olarak kabul edilemeyeceği, protokol hükümlerinin yerine getirilmediği\" gerekçesi ile  davanın kabulü ile ... sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığından  reddine karar verilmiştir.Davalı  vekili istinaf dilekçesi ile,  bilirkişi raporları ile kumaşların ayıplı olmadığı tespit edildiği halde davanın kabulüne karar verilmesinin  hukuka aykırı olduğu, kumaşların tesliminin yapıldığı hususu 2018 tarihli ihtarnamelerle tarafların kabulünde olduğu,  yapılan keşif sırasında kumaşlar üzerindeki etiketlerde 2019 yazılı olmasından hareketle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de, bu etiketlerin  kumaşların üretim tarihini değil, hangi tarihte etiketlendiğini ve paketlendiğini gösterdiğini, dava konusu kumaşlar sulh protokolü imzalandıktan hemen sonra üretilip teslim edildiğini , teslime ilişkin yılı ocak ve şubat aylarına ait faturalar düzenlendiğini,  ancak davacı tarafın ısrarla ifadan kaçınması ve kumaşları  iade etmesi üzerine açıkta bekletilmemesi için etiketlenerek paketlendiğini,  keza davacı tarafça da kumaşların süresinde teslim edilmediği değil ayıplı teslim edildiğinin iddia edildiğini, 04/02/2020 tarihli kök bilirkişi raporunda, \"davalıya ait depoda bulunan kumaşların hem protokol hem de piyasa ve ihracatta kabul gören kalite değerlendirmeleri dikkate alındığında ayıplı kumaşlar olmadığı, (…) dava konusu depoda bulunan kumaşlar miktar bakımından protokole göre,(…) 250 gr/m2lik şeker kasar kumaşın depoda bulunmadığını, bu kapsamda protokole uygun olmaması açısından; eksikliklerin tamamlanabilecek eksiklikler olduğu kanaatine varılarak, eksik kumaş bakımından 1.700 kg x 8.15 usd olduğu, (…) hem protokol hem de piyasa ve ihracatta kabul gören kalite değerlendirmeleri dikkate alınarak yapılan teknik değerlendirme sonucunda; depoda hazır bulunan kumaşlar bakımından 10.550 kg x 8.15 usd = 85.982,50 usd olduğu\" sonuç ve kanaatine varıldığını, depoda bulunmayan eksik kumaşların davalının Kahramanmaraşta bulunan deposunda muhafaza edildiği, mahkemece gerekli görüldüğü takdirde talimat yoluyla eksik kumaşlar yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına hazır olduklarını 12/02/2020 tarihli beyan dilekçeleri ile belirttiklerini, gerek faturalar gerekse davacı tarafın kumaşların hiç teslim edilmediğine yönelik bir iddiasının bulunmaması dikkate alındığında davalının sözleşmeye konu kumaşları ürettiği, davacı yanın kötü niyetli olarak teslim almaktan kaçındığı, dava öncesi ihtarnameler sürecinde ve davanın her aşamasında davalının kumaşları teslime hazır olunduğunun ifade edildiği, bilirkişiler tarafından yapılan keşif incelemesinde de kumaşların ayıplı olmadığı ve depoda bulunduğu, gramaj eksikliğinin ise giderilebilecek bir eksiklik olduğunun tespit edildiğini, uyuşmazlığın konusunun ifanın kabul edilebilir olup olmadığına ilişkin olduğuna göre, bilirkişi tarafından kumaşların ayıplı olmadığı ve teslime uygun olduğu kanaatine varılması, davacı tarafın kötü niyetle ve haksız yere ifadan kaçındığı bu sebeple davacı yana borçlarının  bulunmadığı, yerel mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğu, davaya konu icra takibindeki asıl alacak miktarının 100.000,00 USD, davacının ticari defterlerine göre feragat edilmiş alacak miktarının 406.663,18 TL, davaya konu kumaşların bedeli ise kök bilirkişi raporunda 99.837,50 TL  olarak belirlendiğini,  davacının icra takibiyle talep ettiği bedel, ticari defterlerine göre feragat etmiş olduğu bedel ile de kumaş bedeli ile de uyuşmadığını,  sırf bu hususun bile  davacının davalıdan haksız tahsilat peşinde olduğunu ispatladığını,  dava konusu feragat ve sulh protokolüyle de açıkça sabit olduğu üzere davacının protokole binaen davalı yana  vekalet ücreti dışında hiçbir ödeme yapmadığını, 100.000,00 USD alacaklı olduğunu neye dayanarak iddia ettiğinin anlaşılamadığı gibi bilirkişi raporunda da açıklığa kavuşturulamadığını,  davacının  davalı aleyhine sulh protokolü'nün konusuna ilişkin olarak Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/561 e. sayılı dosyası ile açtığı davanın reddedildiğini,  davacının bu dava dosyası içeriğindeki kumaş sipariş sözleşmelerine de aykırı eylemlerde bulunduğunu, davalı müvekkilin haklı olduğu hususunun yargı kararıyla sabit hale geldiğini,  buna rağmen davalının iyi niyetli davranarak ticari ilişkinin devamını sağlamayı amaçlayarak sulh protokolü'nü akdettiğini,  davalının haklı olduğu ve hatta davacıdan alacaklı olduğu halde, bedel talep etmeden kumaş teslimi yükümlülüğü altına girdiğini, ancak davalının gösterdiği bu iyi niyetin karşılığı, tekrar kumaşları teslimden kaçınma eylemi olduğunu, davacının amacının kumaş teslim almak değil,  daha önce feragat etmiş olduğu 111.153,43 USD tutarındaki parayı davalıdan tahsil etmek olduğunu, alacaklı temerrüdünün şartlarının gerçekleşmiş olduğu, davalının Sulh Protokolü'nde düzenlenmiş olan kumaşları teslime hazır olduğu hususları gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Mahkemece davacının davalıdan  para borcu olup olmadığı hususu yeterince araştırılmadığı, bilirkişi raporu ile belirlenen kumaş bedeli ile dahi uyuşmayan borç iddiası bakımından davanın eksik araştırma ve inceleme ile kabulüne karar verildiği,  gerekçesiz olarak itirazın iptaline karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının  kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili katılma yolu ile sunduğu  istinaf dilekçesi ile; kabul kararının yerinde olduğunu, ancak evvelce davalı/borçlu tarafça kabul edilen ve sulh olunan hususlar göz ardı edilerek, alacağın likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatı taleplerinin  reddine karar verildiğini,  likit alacağın tutarı belli, muayyen, bilinebilir, hesaplanabilir alacak olduğu, davalının malları teslim etmeyerek borçlu olduğunu bilerek  oyalama amacıyla borca itiraz ettiğini,  davalının  borçlu olduğunu bilecek durumda olup kolayca ne kadar borçlu olduğunu hesaplayabilecek imkanlara sahip olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının icra inkar tazminatı yönünden  kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise  yüklenicidir.Taraflar arasında kumaş imalatı konusunda; 14/12/2017 tarihli “davadan feragat ve sulh protokolü”  başlıklı belge içeriği ile eser sözleşmesi akdedildiği,  davacı iş sahibi davalının ürettiği kumaşların eksik ve ayıplı olduğunu ileri sürerek; ...sayılı dosyasında  başlattığı icra takibine davalı yanın  icra takibine yaptığı itirazın iptalini talep etmiş, davalı yan ise ürünleri eksiksiz teslim ettiği halde davacı yanın ürünleri ve faturayı haksız şekilde  iade ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş , mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya kapsamına göre, tarafların uzun yıllardır, kumaş siparişi üzerine ticaretlerinin devam ettiği, davacı yanın daha önce 2011 yılındaki kumaş sipariş sözleşmesine dayalı olarak; ... sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasının Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/561 esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davanın reddine karar verildiğini, dosya temyiz aşamasında iken davalı ile 14/12/2017 tarihli “davadan feragat ve sulh protokolü” imzalandığını, bu protokole göre belirlenen ürünlerin davalıya sipariş formunun iletilmesinden itibaren 20 ila 30 gün sonra teslim edileceğinin kabul ve taahhüt edildiği, iş bu  davaya konu icra takibinde, davacı yanın borcun sebebini  cari hesap alacağı şeklinde göstererek davalıdan 100.000,00 USD talep ettiği, davalı yanın takibe itiraz etmesi sonucu takibin durdurulduğu, dava dilekçesi içeriğinden önce 2011 yılına ait icra takibi ve bununla ilgili itirazın iptali davasından söz edildikten sonra davadan feragat ve sulh protokolünden bahsedildiği ancak  o davaya ilişkin borcun ödenip ödenmediği, o dosya borcuna ilişkin alacağın kaynağı ile iş bu dosyaya konu alacağın kaynağının aynı olup olmadığının anlaşılamadığı, ayıca protokol  kapsamındaki alacağın Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/561 esas sayılı dosyasındaki alacak ile bağlantılı  veya o alacaktan bağımsız ayrı bir alacak olup olmadığı  ve de iş bu dava konusu ürünlerin bedelinin davacı yan tarafından davalıya ödenip ödenmediği de anlaşılmadığı gibi bilirkişi kök ve ek raporu da kendi arasında çelişkilidir. Ayrıca bilirkişi tarafından ürünlerin tamamı üzerinde değil sadece numuneler üzerinde inceleme yapılması da doğru değildir.Mahkemece yapılması gereken, davacı yana, Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/561 esas sayılı dosyasında davaya konu  alacağa dair kumaş bedelleri ile  iş bu dosyada dava konusu olan kumaş bedellerinin davalı yana ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ne zaman ve ne şekilde ödendiğinin ve protokol kapsamındaki alacağının neden kaynaklandığını açıklayan dilekçe sunması için süre verilmesi , davacı yanın bahsi geçen konuda açıklama dilekçesi verdikten sonra  dosyanın bilirkişi ye tevdi edilerek;  protokolde her ürün kaleminden ne kadar  üretileceği ve birim fiyatlarının da belirlenmiş  olması da nazara alınarak;  dava konusu tüm ürünler incelenerek ve  varsa protokol tarihi ile  dava tarihi arasında  davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda, kök ve ek raporlar arasında çelişkinin de giderildiği ek rapor tanzim ettirilerek ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/12/2020 tarih, 2019/250 Esas, 2020/905 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03cd34efe4050946","SID":"b8884fd46b1896ed"}}