{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/514<br>KARAR NO\t\t: 2024/1574<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  \t  <br>ESAS NO \t\t: 2020/406<br>KARAR NO\t\t: 2022/31<br>DAVA TARİHİ\t: 01.10.2020<br>KARAR TARİHİ\t: 21.01.2022<br>DAVA\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 05.11.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 05.11.2024<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.01.2022 tarih ve 2020/406 Esas, 2022/31 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili firmanın, davalı tarafın müteahhitliğini yaptığı “... İli, ... İlçesi, ..., ... Mahallesi, ... No: ...-.. ve ...” de bulunan üç adet blok apartmanın mermer işini üstlendiğini, müvekkili firma dava konusu taşınmazlarda, dış cephesinde; pencere denizliklerini (padya) 2. lik Muğla beyazı mermer, Fransız balkon denizlerini 2.” Lik Muğla beyazı mermer, balkon kapılarına sürgülü kapılar dahil eşiklerini 2.” Lik Muğla beyazı mermer, (korkuluk altları da dahil), apartman giriş kapısı çerçevesi yan yanaklar Afyon gri patlatma, kapı yanları 2.lik siyah abzolit black, zemin abzolit black siyah granit Hindistan” dan ithal, apartman giriş kapısındaki ön sahanlık ve özürlü rampası 2” lik Burdur beji ve abzolit siyah granit, daire giriş kapıları eşiği elips şeklinde 2” lik Burdur beji mermer, apartman merdiven basamakları üst ve alınlıkları 2.” Lik Burdur beji mermer, daire içlerinde banyo ve kapı eşikleri 2. lik Burdur beji mermer, banyo ve duş teknesi ve duşakabin altı 9x9” luk Burdur beji mermer, mutfak tezgahi kalisco marka 4.” Lik kuvarz ve diğer işlemlerin malzemelerini temin etmiş, ölçü ve yerleşim yerlerine göre ürünleri hazırlamış ve belirtilen yerlerine montajını yaptığını, müvekkili firmanın, üstlendiği işi tamamladığını ve fatura keşide ederek davalı şirkete gönderdiğini, davalı tarafın, yasal süresi içinde faturadan kaynaklanan ve müvekkilinin tamamladığı mermer işinin bedelini ödemediğini, bunun üzerine mahallinde Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/15 D. İş Sayılı dosyası ile bilirkişi marifetiyle tespit yaptırıldığını, yapılan bilirkişi incelemesi ile müvekkilin üstlendiği mermer işlerinin tamamlandığı ve yapılan ölçümlerle metrajlara uyumlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili firmanın üstlendiği edimlerini yerine getirdiğini ancak bedelini tahsil edemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.711,68 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tespit dosyasındaki giderler de dahil olmak üzere yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: <br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Açılan davanın haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu taşınmazlardaki mermer işlerini davacı şirketin yapmadığını, davaya konu binaların 2017 yılında tamamlandığı halde, faturanın 2020 yılında düzenlendiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki tek ticari ilişki ve iş yaptırılması işinin ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada,... parselde yapılan binada olduğunu, arsanın mülkiyetinin davacı şirkete ait olduğunu, arsa üzerindeki binanın müvekkili şirket tarafından yapıldığını, binanın mermer işlerini de arsa sahibi olan davacı şirket tarafından yapıldığını, davacı şirkete ait arsa üzerinde yapılan bina ile ilgili taraflar arasında yapılan sözleşme gereği, binadaki 3. Kat, 12 Nolu bağımsız bölümün müvekkil şirkete ait olduğunu, ancak bina bittiği halde davacı şirketin 12 Nolu dairenin tapuda devrini müvekkil şirket adına yapmadığını, söz konusu 12 Nolu dairenin tapuda devri için davacı şirkete ihtarname çekildiğini, buna rağmen dahi devrin yapılamaması üzerine tapu tescil davası açıldığını, bu davanın dava Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/576 sayılı dosyadan devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından tapu tescil davası açılması üzerine davacı şirketin bu davaya konu mermer işlerinin kendileri tarafından iddiasıyla müvekkil şirkete fatura kestiğini, kesilen fatura da müvekkili şirket tarafından kabul edilmeyerek davacı şirkete iade edildiğini, davaya konu işler davacı şirket tarafından yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu işlerin faturada belirtilen fiyatları, binaların yapıldığı tarihteki birim fiyatlar olmayıp, fatura kesim tarihindeki birim fiyatlar üzerinden hesaplandığını, faturadaki fiyatlarin fatura düzenleme tarihindeki birim fiyatların üzerinde olduğunu, faturanın 2020 yılı Mart ayında düzenlendiğini davacının 2020 yılı Ağustos ayında yaptırılan tespitte, faturadaki rakamın altında bir bedel tespit edildiğini, davaya konu binalar 2017 yılında tamamlanmadığını, 2017 yılı birim fiyatları baz alındığında, davaya konu binaların tüm mermer işlerinin bedellerinin, davacı yanın bu şekilde hareket ederek haksız kazanç sağlama gayreti içerisine girdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 21.01.2022 tarih ve 2020/406 Esas, 2022/31 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dava konusu ... İli, ... İlçesi, ..., ... Mahallesi, ... No: ...-... ve ...” de bulunan üç adet blok apartmanın mermer işinin yapılması ile ilgili olarak taraflar arasında yazılı sözleşmenin bulunmadığı, davalı tarafça inşaatlara ait yapı kullanma izin belgelerinin 28.05.2018 ve 15.03.2019 tarihlerinde alınmış olmasına karşın faturanın 17/03/2020 tarihinde düzenlendiği, tarafların defter incelemesi sonucunda davacı tarafın düzenlediği 17.03.2020 tarihli 150.711,68 TL tutarındaki faturayı davalı tarafın kabul etmeyerek, noter aracılığı ile iade ettiği ve davalının 2016-2020 yılları ticari defterlerinde davacı ile ilgili bir kayıt veya bakiye olmadığı, davacı tarafından davalıya düzenlenen 17.03.2020 tarihli 150.711,68 TL tutarındaki faturanın kendi kayıtlarında mevcut olduğu, 2020 yılı yevmiye defteri kapanış maddesinde yazılı davalının borç bakiyesinin 150.711,68 TL olarak 2021 yılına devredilmiş olduğu, tek başına davacı defterlerinde faturanın kayıtlı olmasının davanın ispatına yeterli olmadığı, ek raporda belirtildiği üzere davacının sunmuş olduğu faturalarda davalının teslim aldığına ilişkin bir bilgi olmadığı, iddia edilen inşaatlara mermer ve diğer malzeme taşımalarında düzenlenmesi gereken taşıma irsaliyeleri düzenlenmediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davacının davasının reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 08.03.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Taraflar arasındaki hukuki ihtilafın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, yerel mahkemece, taraflar arasındaki ilişkiyi ticari alışveriş gibi nitelendirerek yanlış yorumladığını, oysa taraflar arasında salt ticari bir alışverişin olmadığını, bir eser sözleşmesi bulunduğunu, bu yönde hiçbir araştırma yapmadığını, ihtilafın eser sözleşmesi niteliği de dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiğini, bu yönüyle yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>-Taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinde yazılı olma şartı aranmadığını, yerel mahkemece yazılı eser sözleşmesinin mevcut olmadığına dayalı hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı olarak üzerine düşen görevini yerine getirdiği halde davalı tarafın, tek bir kuruş dahi ödeme yapmadığını, yerel mahkemenin yasal hükümlerin aksine taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulup kurulmadığına ve ifa edilip edilmediğine yönelik değerlendirme yapmamasının esasa yönelik eksiklik olduğunu, <br>-Yerel Mahkemenin sadece ticari defter inceleyerek ve faturanın şekli şartlarına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında eser sözleşmesinin unsuru olan teslim vakıasının ispatının tanık dahil her tülü delil ile ispatlanabileceğinin kabul edildiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini, <br>-Eser sözleşmesine konu mermerlerin niteliği, işçiliği ve yapım sürecine yönelik deliller sunulduğu halde yerel mahkemece bu delilleri değerlendirmeye almadığını, davaya konu mermer imalatı ve kaplama işinin bizzat müvekkili tarafından yapıldığını, işin her aşamasına ait dosyaya sunulan fotoğraflar ile teyit edildiğini, yapılan mermerlerin metrajı, nitelikleri ve cinsine kadar tüm evrakların dosyaya sunulduğunu, ancak yerel mahkemece işin müvekkili tarafından yapılmadığını iddia eden davalı şirketin bu iddiasına yönelik ispat yükü altında olmasına rağmen delil sunmadığını önemsemediğini, oysa ki üstlenilen işin en başından itibaren müvekkili tarafından başlandığını ve bitirildiğine yönelik somut delillerin mevcut olduğunu, müvekkili firmanın mermerlerin ham maddesini, yapılışı cinslerini ve metrajlarına kadar bildiği halde yerel mahkemece bu beyanları ve delilleri hiç dikkate almadığını, üstelik davalı firmanın yapılan mermerlerin başka firma tarafından yapıldığına yönelik hiçbir delil sunmadığını, yalnızca müvekkili firmanın yapmadığına yönelik soyut beyanda bulunduğunu, mahkemenin bu delilleri yok sayarak yalnızca davalının beyanlarını esas alarak davanın reddine karar verdiğini,<br>-Yerel mahkemece teslim tesellüm belgelerinin bulunmaması ve sevk irsaliyesini düzenlenmemesi doğrultusunda mermer imalat işinin müvekkili tarafından yapılmadığı kanaatine varıldığını, oysa ki eser sözleşmesinin unsuru olan teslim fiilinin ispatının her türlü delille mümkün olduğunu, dava dosyasına iş sahibi/davalı firma ile müvekkili şirket yetkilisinin whatsupp ve telefon görülmelerinin sunulduğunu, işin sürecine yönelik fotoğrafların ibraz edildiğini ve müvekkili firmanın sigortalı çalışanı olan, bu işte bizzat yer alan işçilerin tanık olarak dinletilmesinin talep edildiğini, ancak mahkemece delillerinin değerlendirmeye alınmadığını, esası etkileyecek nitelikte olan bu delillere mahkemece itibar edilmemesinin müvekkilini hak kaybına uğrattığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, <br>-Sözleşmesinin ifa sürecine tanıklık eden ve yapım da bizzat yer alan tanıklarının müvekkili firmanın SGK'lı işçileri olduğunu, bu tanıkların sözleşmenin başından itibaren mermerlerin yapımına, getirilmesine, teslimine ilişkin sürece hakim olduklarını, dolayısıyla bu tanıkların dinlenilmesinin hükme esasa teşkil edecek nitelikte iken mahkemece dinlenilmediğini, delillerinin eksik değerlendirildiğini, <br>-Müvekkilinin yaptığı mermer işlerinin metrajını, rengini, cinsini en ince ayrıntısına kadar bildirdiğini, yapılan teknik bilirkişi incelemesinde müvekkilinin mermerlere ilişkin bildirdiği metraj, renk ve cinsin aynen tespit edildiğini, dosyaya sundukları aşama aşama fotoğraflar, metraj ve tespit dosyasına karşı davalı taraf aksi yönde tek bir kanıt sunmadığını, davalı tarafın, tek iddiası olduğunu, onun da mermerlerin müvekkili tarafından yapılmadığına ilişkin olduğunu, mermerlerin kimin tarafından yapıldığına dair hiçbir somut delil sunamadığını, mermer işini müvekkili yapmadıysa kimin yaptığını, faturasının, delilinin nerde olduğu konusunda sadece inkâr ederek bedel ödemekten kurtulmaya çalıştığını, yerel mahkemede bu yönde hiçbir araştırma yapılmadığını, 3 Blok halindeki üç adet apartmanın tüm mermer işlerinin tamamlandığını, ancak davalı tarafın, bu kadar kapsamlı ve büyük bir mermercilik işinin kimin tarafından yapıldığına dair tek bir delil sunmadığını, oysa taraflarınca sunulu fotoğraflar, metrajlar, telefon ve whatsupp 'görüşmeleri, tespit dosyasının işin müvekkili tarafından yapıldığının açık ve net delili olduğunu, buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>-Müvekkilininin fatura düzenlediği tarih ile davalının yapı kullanma izin tarihlerinin farklılık arz etmesinin, müvekkilinin dava konusu edimi üstlenmediğinin ispatı olmadığını, yerel mahkemece müvekkilinin fatura düzenlediği tarihi 17.03.2020, davalının inşaatlara ilişkin yapı kullanma izin belgelerinin 28.05.2018 ve 15.03.2019 tarihli olduğunu dolayısıyla düzenlene faturanın Vergi Usul Kanunu uyarınca hüküm doğurmayacağını belirttiğini, dava konusunun faturadan kaynaklı alacak olmadığını, dava konusunun eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğunu, taraflar arasında sözlü olarak belirlenen sözleşme bedelinin davalı-iş sahibi tarafından ödenmesi talebi olduğunu, dolayısıyla burada hukuki ihtilafın bulunduğu noktanın faturanın usulüne uygun düzenlenmesi değil, eser sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilip edilmediği olduğunu, mahkemece sözleşmenin varlığı ve tarafların yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri mahkemece toplanan diğer deliller doğrultusunda değerlendirilmesi gerekirken yalnızca faturanın geçersizliğine yönelik yapılan değerlendirme ve fatura esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı davalı tarafın, müvekkilince düzenlenen faturanın kabul edilmeyerek iade edildiğini ileri sürdüğünü, ancak faturaya itiraz ettiğine yönelik somut bir delil, belge sunmadığını, mahkemece bu yönde araştırma yapılmaksızın yalnızca davalının beyanına göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı firmanın, 3.blok taşınmazın temel kazısını yaparken arazinin meyilli olması nedeniyle toprak kayması meydana geldiğini, yetkili makamların gelip tespit yaparak inşaatı durdurduğunu, toprak kaymasının önlenmesine ilişkin çalışmalar yapıldıktan sonra yeniden inşaata başlandığını, 2018 yılı sonuna gelindiğinde henüz 3.bloğun kaba inşaatının bitmediğini, müvekkili firmanın, 3 bloğun mermer işlerini yaptığını ve davalının sonradan yapımını üstlendiği 4.bloğun tamamlanmasını beklediğini, davalı tarafın, 4 bloğun yapımını geciktirince davalı tarafın yetkilisi ...'ın cep telefonuna 31.01.2020 tarihinde gönderilen whatsap mesajı ile yapılanı işin bedelinin talep edildiğini, olumlu cevap alınmayınca müvekkili firmanın yapıp tamamlandığı işler için fatura keşide ederek bedelini istediğini, müvekkili firmanın iyi niyetli olarak 4. bloğun mermer işlerini yapmak üzere tüm işin bitmesini beklediğini, ancak 4.bloğun mermer işleri müvekkiline verilmeyince yaptığı ve tamamlayarak teslim ettiği diğer işler için fatura keşide ettiğini, müvekkili firmanın, üstlendiği işi 2020 yılı itibariyle tamamladığını, ancak bedelini alamadığını, yerel mahkemenin salt faturayı esas alarak vermiş olduğu kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme sonucu verildiğini, <br>Belirterek kararının kaldırılması ile davanın kabulüne dair yeniden hüküm kurulmasına, yargılama ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı taraf, davalının müteahhitliğini yaptığı ... İli, ... İlçesi, ..., ... Mahallesi, ... No: ...-... ve ...'de bulunan üç adet blok apartmanın mermer işini yaptığını, işi tamamladığını, düzenlediği faturayı davalı tarafa gönderdiğini, davalının fatura bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.711,68 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.<br>Davalı taraf ise, davaya konu taşınmazlardaki mermer işlerinin davacı tarafça yapılmadığını belirterek akdi ilişkiyi reddetmiştir. <br> Davacı tarafından davalı ile aralarında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ilişkisidir. Bu ilişkinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibin beşyüz Türk lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibin beşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan, yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.(Yargıtay 6.HD'nin 2022/1049 Esas ve 2023/591 Karar sayılı kararı)<br>Somut olayda, davalı tarafa ait 37-39 ve 41'de bulunan üç blok inşaata ait yapı kullanma izin belgelerinin 28.05.2018 ve 15.03.2019 tarihlerinde alındığı, davacı tarafça davaya konu edilen  150.711,68 TL bedelli faturanın 17/03/2020 tarihinde düzenlendiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi ek raporda davacı tarafından düzenlenen 17.03.2020 tarihli 150.711,68 TL bedelli  faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının 2016-2020 yılları ticari defterlerinde davacı ile ilgili bir kayıt veya bakiye olmadığı, sözkonusu faturada davalının teslim aldığına ilişkin bir bilgi olmadığı, davacı tarafça ibraz edilen davalıya ait inşaatlara taşınan mermerlerin nakliye bedeli, vinçle boşaltma ve yükseğe çıkarılmasına ilişkin olduğu belirtilen üçüncü kişiler tarafından davacı adına düzenlenen bir kısım faturalarda davalının teslim aldığına ilişkin bilgi olmadığı gibi sözkonusu faturalara dair taşıma irsaliyelerinin düzenlenmediğinin belirtildiği görülmüştür.<br>Davalının akdi ilişkiyi inkar etmesi karşısında davacı yanca varlığı iddia ve ispat olunan herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı gibi diğer kesin delillerle de akdî ilişki ispatlanamamıştır.Davacının kendi ticari defterine kaydettiği fatura tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği, alacak miktarına göre akdî ilişkinin tanıkla ispatlanması mümkün olmadığı gibi davalının açık rızası ve davacı yanca delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından (davacı tarafça sunulan whatsapp yazışmasının davalı veya temsilcisinden sadır olmadığı ve sunulan fotoğrafların yazılı delil başlangıcı olamayacağından) tanık beyanlarına dayalı olarak akdî ilişkinin varlığı ispatlanamaz. Davacı iddiasını, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi hükmü gereği senetle ya da yemin deliliyle ispat etmek zorunda olduğu, davacı tarafça açıkça yemin deliline dayanılmadığından davacı sözleşme ilişkisini yasal deliller ile kanıtlayamadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br><br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.01.2022 tarih ve 2020/406 Esas, 2022/31 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aed6a3bb37156fc4","SID":"220f2ced1f1ff51a"}}