{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1850 <br>KARAR NO: 2024/2017<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/05/2024<br>ESAS NO: 2022/623<br>KARAR NO: 2024/448<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 18/10/2024<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih ve  2022/623  Esas -  2024/448 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava dışı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacağının dayanağının davalı bankanın .../Şubesi tarafından verilen 14 Eylül 2021 basım tarihli ... çek numaralı 56.750,00 TL tutarlı çek olduğunu, söz konusu çekin 30.01.2022 tarihinde düzenlendiğini, süresinde ilgili bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıktığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine ...ve ... hakkında Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takipte borçlu ...'ın resmi adresi olan ... Mah. ... Sk. No:...İç Kapı No: ... .../Adana adresine icra müdürlüğünce çıkartılan tebligat tebliğ edilemeden iade döndüğünü, talep üzerine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebligat çıkartılarak tebligat yapıldığını ve takibin kesinleştirildiğini, yani şirketin resmi adresinde muhatap bulunmadığını, İcra takibinin kesinleşmesinden sonra banka nezdinde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığı belirtilerek cevap verildiğini, yapılan araştırmada ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ... tarihli türkiye ticaret sicili gazetesinde kuruluşunun tescil ve ilan edildiği ortaya çıktığını, icra takibine konu çekin basım tarihinin 14/09/2021 tarih olduğunu, şirketin kuruluşundan tam bir hafta sonrası olduğunu, kurulalı daha 1 hafta olan bir şirkete davalı banka tarafından çek defteri verildiğini,  icra takibindeki diğer borçlu için de durumun aynı olduğunu, diğer borçlu ...'ya ait herhangi bir malvarlığı tespit edilemediğini, ayrıca bu borçlunun başkaca borçlarının da bulunmadığını, icra takibine konu çek bedelinin halen ödenmediğini, icra takibinde de borçluların herhangi bir malvarlığına rastlanamadığını, hukuken ortada bir şirket var ise de müvekkili karşısında fiilen herhangi bir muhatap bulamadığını, fiilen ortada bir şirketin olmadığını, şirketin kurucusu olan ...'in 2001 doğumlu olduğunun icra takibinde yapılan sorgulamalardan anlaşıldığını, öte yandan Adana Genel İcra Dairesi'nin ... Talimat sayılı icra dosyasından takipte borçlu ...'ın tebligat ve resmi adresine hacze çıkıldığını, haciz tutanağı ile de sabit olduğu üzere adreste ...isimli işletmeyi tanıyan olmadığını, adresin de kapalı olduğu şeklinde tutanak tutulduğunu, çek keşidecisi ...hakkında  Kayseri Genel İcra Müdürlüğünde  yapılan ... nolu takipte bankaya mevduat haczi talimatı gönderildiğini, bankada hesap dahi açılmadan ...adına  çek verildiği ve çek keşidecisinin 0 bakiyeli dahi olsa hesabının olmadığının  ortaya çıktığını, yine takipte diğer borçlu ... ile ilgili olarak da İstanbul Anadolu 9.İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasından hacze çıkılmış ise de hacze gidilen adreste muhatap bulunamamış ve bununla ilgili de ilgili icra müdürlüğünce tutanak tutulduğunu, 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun Bankanın araştırma yükümlülüğünün, çek hesapları ve çek defterleri başlıklı 2. Maddesinde çek hesabı açtırmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerin risk, yasaklılık vb durumları ile sosyal ve ekonomik durumunun çek hesabı açmaya elverişli olup olmadığı ile ilgili araştırma yapma yükümlülüğü getirilmiş olduğnu, bankaların gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü oldukları belirtildiğini, yine Türk Ticaret Kanununda ve çek kanununda muhatap bankaya, çek defteri verirken, çekin ibrazında ve çekin karşılığının olmaması hallerinde çeşitli yükümlülükler getirildiğini, bu yükümlülükler genel olarak, sahte ve karşılıksız çekin önlenmesi, kayıt dışı ekonominin önüne geçilmesi, çeke duyulan güvenin sağlamlaştırılması gibi bir çok nedeni barındırmaktadır. somut olayda ise muhatap banka kanunda yer alan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemiş olup müvekkiline karşı haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğunu, Ekonomik ve sosyal durum araştırmasının kapsamının çek hesabı açılmasını talep eden kişinin finansal gücünün düzenleyeceği çekleri ödemeye yetip yetmeyeceğinin araştırılması anlamına geldiğini, somut olayda ise çek hesabı sahibi borçlunun düzenlediği çekin bedelini ödeme gücünün olmadığının açık olduğunu, somut olayda yapılan müracaatlar üzerine davalı banka tarafından icra müdürlüğü'ne verilen müzekkere cevaplarında sadece \"\"herhangi bir hak ve alacağı bulunmamaktadır\"\" denildiğini, burada banka çek hesabı açtırmak isteyen kişi hakkında araştırmayı yaparken şüphesiz çek hesabı açtırmak isteyen kişinin ticari defterlerini, gelir gider hesaplarını, malvarlığını, sermayesini, gelir durumunu, aktif ve pasiflerini araştıracaklarını, ancak somut olayda davalı bankanın daha kuruluşu 1 hafta önce ilan edilen bir şirket lehine çek hesabı açarken bu araştırmaları yapmadığını basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve müvekkilinin yüksek miktarda bir zarara uğramasına sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, müvekkilinin en az çek bedeli kadar zararı mevcut olduğunu, kaldı ki müvekkilinin, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle icra takibi başlatıldığını, bu hususta yapılan masrafların da müvekkilin zararını oluşturduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak bir sonuç alınamadığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, masraf ve giderler ile vekillik ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, fazlaya dair ve manevi tazminata yönelik her türlü talep ve dava haklarının saklı tutulmasına  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin herhangi bir kusurunun söz konusu olmadığını, usule ilişkin itirazlarının olduğunu, dava konusu olayda istanbul mahkemeleri yetkili olduğunu, müvekkilinin adresinin İstanbul olduğunu, dava konusu olayda, HMK'nın genel yetkiye ilişkin düzenlemeleri gereği İstanbul Mahkemeleri yetkili olduğunu, itirazları gereği yetkisizlik kararı verilerek yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini, davacı asilin dava konusu çekte cirosu bulunmadığını, bu nedenle, meşru hamil olmayan davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddini talep ettiklerini,  dava konusu çekin arka yüzü incelendiğinde ilk cirantanın ..., ikinci Cirantanın ise ... Süpermarket ... olduğunu, yapılan ciroların ise beyaz ciro olduğunu, bundan sonra çeki elinde bulunduran kişinin karine olarak yetkili hamil olduğunu, ancak, dava dilekçesi ekinde yer alan çek sureti incelendiğinde, davacı asil ...'nun cirosuna rastlanılmadığını, bu noktada; davacının huzurdaki davayı açmak için \"aktif dava ehliyeti\" bulunmadığından, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle bu yönü ile reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinin açıklattırılması gerektiğini, davacının iddiasının; dava dışı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacaklı olmakla, alacağının dayanağı olduğu belirtilen müvekkil bankanın .../Şubesi tarafından verilen 14 Eylül 2021 basım tarihli ... çek numaralı 56.750,00 TL tutarlı çek olduğunı ve çekin karşılıksız çıktığı belirtilerek tahsil edemediğini, bu nedenle de zarara uğradığı yönünde olduğunu, ancak zararın ne kadar olduğu, çek tutarı kadar bedelin mi talep edildiği yoksa başkaca zarar kalemlerinin de mi talep edildiği anlaşılamadığını, bu kapsamda mahkemenin davacıya davasını açıklatmak üzere kesin süre vermesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, huzurdaki tazminat davasının ön koşulu olarak davacının zararının oluşması gerektiğini, zararın oluşması için de davacının tüm borçlulara karşı hukuki yolları tüketmekle alacağının semeresiz kalması gerekmektiğini, ancak işbu davada davacı tarafından erken dava açıldığını, davacının öncelikle zarar iddiasının dayanaklarını, zarar kalemlerini belirli hale getirmesi ve ispat yükü kendisinde olan zararını ortaya koyacak delilleri sunması gerektiğini,  müvekkili olan bankanın çek bedelinden sorumlu olması mümkün olmamakla birlikte, müvekkilini aleyhine dava açılması için ilk koşulun çek borçluları hakkında, takip yapılması yahut başvurulacak hukuki yollara başvurulması, alacağın semeresiz kalması, bu kapsamda borçlular hakkında aciz vesikası alınması gerektiğini, yani çek hamilinin çek borçluları hakkında çek bedelinin tahsili amacıyla yasal takip yapması, iş bu yasal takip sonucunda çek borçluları hakkında çek bedelini tahsil edemediğine ilişkin olarak borç ödemeden aciz belgesi alması gerektiğini, ardından da çek bedelinin tahsil edilememesine ve alacağın acze bağlanmasına bankanın sebebiyet verdiğinin ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafından;  çek  borçluları hakkında bir icra takibi başlatıldığı belirtilmekle ancak icra dosyasında yapılan incelemede, ilgili borçlular hakkında aciz vesikası alındığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığını, bunun yanı sıra, icra dosyasında borçlu olarak ...firması ile ... borçlu gösterilmekle, diğer borçlu ... hakkında herhangi bir takip yapılmadığını, zira davacının diğer borçlu aleyhine işlem yapmaksızın, müvekkilinin sorumluluğuna gidemeyeceğinden erken açılan dava söz konusu olduğunu, bu hususun Yargıtay yerleşik içtihatları ve doktrinde de kabul görmekle;  aynı konuda açılan davalarda bankaların sorumluluğu olmadığının açıkça tespit edildiğini, Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2008/10196 K. 2010/1057 T. 01.02.2010 kararı ile ilk Derece Mahkemesi kararının Bozulmasına hükmedildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2004/9814 K. 2005/7646 T. 14.07.2005 tarihli kararının mevcut olduğunu, huzurdaki davanın davacı çek borçlularından biri hakkında hiç işlem yapmadığını, diğer borçlular hakkında ise çekten doğan hakkına ilişkin takip yaptığını belirtmiş ancak alacağının semeresiz kaldığını kanıtlayamamakla, zararı doğmadan müvekkiline karşı işbu davayı açtığını, bu nedenlerle, davacının müvekkilinin eylemi nedeniyle bir zarara uğramadığı sabit olduğunu, huzurdaki davanın erken ve zamansız olarak açıldığından reddine karar verilmesini, dava konusu uyuşmazlıkta, müvekkilinin yasal yükümlülüklerine uygun hareket etmiş olmakla hukuka aykırı bir eyleminden de söz edilemeyeceğini, dava konusu olayın konusu \"tazminat\" olmakla; ne davacının zararını açıklayabildiğini ne de müvekkilinden tazmin edebileceği bir zararının doğduğunu ispat edemediğini, davaya konu çekin, müvekkilinin müşterilerinden ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne (bundan sonra Şirket olarak anılacaktır) ait olduğunu, Çek Kanunu’nun 2. maddesi yönünden yapılması gereken tüm işlemleri müvekkili tarafından eksiksiz olarak yerine getirildiğini, müvekkili tarafından müşterisine; mevzuat hükümlerine ve yasal yükümlülüklerine uygun şekilde incelemenin yapılması üzerine çek hesabı açıldığını, imza sirkülerinde gerekli kontroller yapılarak, isim/unvanın uyumlu olup olmadığı, noter tasdikinin bulunup bulunmadığı, dayanak belgelerin kontrolü, belgenin okunaklı olup olmadığı, belge tarihinin güncel olup olmadığı, belenin başvuran şirkete ait olup olmadığı gibi kontroller sağlanarak işlem yapıldığını, bunlar dışında yine başvuran şirketin Vergi Levhasında gerekli kontroller yapılmakla, mühür ve imza, isim/unvan, vergi sicil numarası, Vergi Dairesi bilgileri, belge doğruluğu, belgenin okunaklı olması, belenin tarihi, belgenin geçerlilik süresi, belgenin başvurucu firmaya ait olup olmadığı gibi işlemler yapıldığını,  diğer kontrollerin yapılabilmesi adına Şirket'e ait; E-Vergi Levhası Sorgulama, Ticaret Odası Sorgulama, Ticaret Sicil Gazete Sorgulamanın temin edildiğini ve incelendiğini, tüm bu incelemelerden ayrı olarak da, ...firmasından Vergi bilgilendirmesi beyan formu, çek hesabı açılış sözleşmesi, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden Şirket ana sözleşmesi tescil ilanı, firmanın çek düzenlemekten yahut çek hesabı açmaktan yasaklı bulunmadığına dair beyannamesinin temin edildiğini, müvekkili tarafından, çek hesabı açılırken ve çek karnesi teslim edilirken tüm yükümlülüklerin yerine getirilmiş olması nedeniyle herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, bu kapsamda; hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının bir zarara uğramış ise bu zararı ile müvekkilinin eyleminin neden olmadığını, davacının iddia ettiği gibi bir zarara uğramış olsa, zararını ispat etse dahi davacının işbu zararını müvekkilinden talep edebilmesi için zarar ile müvekkilinin eylemi arasındaki illiyet bağını da ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay 11. HD., 2007/6159 E. ve 2008/7929 K. 16.6.2008 tarihli kararının mevcut olduğunu, davacının dava konusu uyuşmazlıkta kusurlu olduğunu, zarar doğuran eyleme kendi kusurlu eyleminin neden olduğunu, müvekkilinin tarafı olmadığı bir ilişkiden sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin kambiyo ilişkisine dahil olmadığından, çekte borçlu sıfatı bulunmadığını, huzurdaki davada da çek hamili olduğunu belirten davacının kambiyo ilişkisinde yer alan \"keşideci\" ve \"cirantalardan\" çek bedelini talep etmesi gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça davalının, dava dışı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin yeni kurulmasına rağmen ilgili şirkete hemen çek defteri vermesi ile davacının çek bedelinin tahsil edememesinde 5941 sayılı Çek kanunun 2. Maddesi gereği araştırma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sorumlu olduğunu iddia ederek dava açmış ise de, delillerin toplanmasından sonra bilirkişi heyetinden 11/12/2023 tarihli rapor ve rapora itiraz edilmesi ile davacının da dayanmış olduğunu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/283 E, 2020/4376 K sayılı içtihatta dikkate alınarak itirazların değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış ve 27/02/2024 tarihli ek raporda da belirtildiği üzere, davalı banka tarafından çek hesabı açılmadan önce dava dışı şirket hakkında yeterli araştırma yapılmamış ise de, iş bu davamızda davacının davalıya başvurmadan önce keşideci ve tüm cirantalara başvurmamış olması ile üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemekle bu aşamada davalıdan talepte bulunamayacağı anlaşılmış ve davacının davasında haklı olmadığı değerlendirilerek....\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın gerekçesinde de görüleceği üzere davalı bankanın dava dışı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne çek hesabı açıp çek defteri verirken gerekli araştırmayı yapmadığı, Çek Kanunu ile kendisine yüklenen yükümlülüklere uymadığı yapılan yargılama ile açıkça sabit hale geldiğini, ancak mahkemece davanın ret gerekçesi olarak davalıya başvurmadan önce keşideci ve tüm cirantalara başvurulmuş olması gerektiği ifade edilmiş ve bu gerekçeyle davanın reddine karar verildiği belirtildiğini, ancak bu gerekçnin de dosya kapsamıyla uygun düşmemekte olup müvekkili tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibi başlatılmış olması ve icra dosyasından yapılan haciz işlemlerinden bir sonuç alınamamasının göz ardı edildiğini, ortada bir icra takibi bulunduğu dikkate alınmamış olması nedeniyle ret gerekçesi olarak belirtilen hususta mahkemece hataya düşülmüş olup hukuki değerlendirmenin hatalı yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da tamamen hatalı değerlendirmeler içermekte olup itirazlarının dikkate alınmaması, yeniden bilirkişi raporu aldırılmamasının hukuka uygun olmadığını, zira bilirkişilerin uyuşmazlığa konu çeki incelememiş olmalarına rağmen rapor düzenlediklerini,  mahkemece de bu raporun hükme esas alınarak anılan karar verildiğini, eğer bilirkişilerin çeki incelemiş olsalardı şüphesiz ki müvekkilinin çekte cirosu olmadığını ve müvekkilinin dava açmaya yetkili olmadığını belirtmeyeceklerini, davaya konu çekin bir örneğinin dosya içerisinde mevcut ve ekte de sunulduğunu, çek aslının getirtilmesi de talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu talep hakkında karar duruşmasında ret kararı verildiğini, çek aslı incelenmediği için hem bilirkişi heyeti hem de mahkemece yanılgıya düşüldüğünü, belirtmek gerekir ki dava konusu çekin karşılıksız kaşesi vurulduktan sonra müvekkiline devredildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 792.maddesinde \"Protestonun düzenlenmesinden veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur\" denildiğini,  dolayısıyla çekin karşılıksız kaşesi vurulduktan sonra devredilmesi durumunda alacağın temliki hükümleri uygulanacağını, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin Esas: 2002/1040 Karar: 2002/2208 sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Esas Numarası: 1996/12-136 Karar Numarası: 1996/288 sayılı kararının emsal olduğunu, somut olayda da dava konusu çekin bankaya ibraz edildikten sonra müvekkiline ciro ile devredildiğini, çekin bankaya ibrazından sonra müvekkiline devredilmiş olması dikkate alındığında artık somut olayda alacağın temliki hükümlerinin uygulanması ve uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerekirken mahkemece dava açılmadan önce keşideci ve tüm cirantalara başvurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, açık bir şekilde sabit hale geldiği üzere davalı bankanın çek koçanını ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine tahsis ederken kanundan kaynaklanan özen ve yükümlülüğü yerine getirmediğini, davalı bankanın bu eylemi sonucunda müvekkilinin zarara uğramış alacağını tahsil edemediğini, bunun sonucunda müvekkili tarafından keşideci ve ciranta olan ...ltd. şti. ve ... hakkında kayseri genel icra müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu takip kapsamında borçluların bilinen adreslerine fiili hacze gidilmiş, taşınır ve taşınmaz mal varlıkları, diğer hak ve alacakları ile banka hesapları araştırılmış, herhangi bir mal varlıklarına rastlanılmadığını, halen dahi yapılan sorgulamalarda borçluların herhangi bir mal varlığı tespit edilemediğini, icra takibinin başlatılmasından bu yana uzunca bir zaman geçtiğini, bu süreçte alacağı tahsile yararın hiçbir tespit yapılamadığını, borçluların borca batık olduğunu, hal böyle iken mahkeme tarafından keşideci ve cirantalara başvurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi açıkça icra dosyasının görmezden gelinmesi anlamına geldiğini, üstelik çekin karşılıksız işlemi yapıldıktan sonra müvekkiline devredildiği ve bu nedenle de alacağın temliki hükümlerinin uygulanması gerektiğinin de ortada olduğunu, müvekkilinin çek bedelini icra takibi yoluyla tahsil edemediğini,  başlatılan icra takibinde davalı bankaya yazılan mevduat haczi müzekkerelerine dahi davalı banka tarafından ...isimli şirketin herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı şeklinde ekte de örnekleri sunulan cevabi yazılarla cevap verildiğini, bir bankada çek hesabı olan bir kişinin o bankada bir hesabı bile nasıl olamadığının taraflarınca anlaşılamadığını, yapılan tahkikat ile de sabit olduğu üzere basiretli tacir gibi davranması gereken davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli özeni göstermediğini,  davalı banka kuruluşunun tescilinden sadece 1(bir) hafta sonra ...isimli şirkete çek defteri verdiğini, aslında sadece bu gerçekliğin dahi olayın ne derece vahim olduğunu gösterdiğini, yani davalı bankanın ağır şekilde kusurlu olduğunu,  müvekkilinin sadece alacağını icra takibi yoluyla tahsil edememiş olması gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, zira yapılan yargılamada davalı banka tarafından ...isimli şirket ile ilgili çek kanunu uyarınca yapılması gereken araştırmalardan hangisinin yapıldığına dair bir belge bile sunulamadığını, icra takibinin başlatılmasından sonra aradan geçen zaman dikkate alındığında bir de günümüz ekonomik şartları ve enflasyon dikkate alındığında alacağını tahsil edemeyen müvekkilinin haksız fiil sorumluluğu bulunan davalı bankaya iş bu davayı açmasının hukuka uygun olduğunu, davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli özeni göstermeyerek müvekkiline karşı sorumlu hale gelmiş olup müvekkilinin zararını ödemesi gerektiğini, müvekkilinin zarara uğramasına ağır kusuruyla davalı bankanın sebebiyet verdiğin,i bu nedenle  verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek;  istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen ve resen gözetilecek nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davanın ve tüm taleplerin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı asilin dava konusu çekte cirosu bulunmadığını, bu nedenle, meşru hamil olmayan davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, işbu hususun dosya kapsamında alınan rapor ile de sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, huzurdaki tazminat davasının ön koşulu olarak davacının zararının oluşması gerektiğini, zararın oluşması için de davacının tüm borçlulara karşı hukuki yolları tüketmekle alacağının semeresiz kalması gerektiğini, ancak işbu davada davacı tarafından erken dava açıldığını, işbu husus da yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada açıkça tespit edildiğini, Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2008/10196 K. 2010/1057 T. 01.02.2010 kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2004/9814 K. 2005/7646 T. 14.07.2005 tarihli kararının emsal olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta, müvekkili bankanın yasal yükümlülüklerine uygun hareket etmiş olmakla hukuka aykırı bir eyleminden de söz edilemeyeceğini, aksi yöndeki yerel mahkeme tespitinin kabul edilmemekle birlikte, davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğunu, davacının dava konusu uyuşmazlıkta kusurlu olup; zarar doğuran eyleme kendi kusurlu eyleminin neden olduğunu, müvekkili banka'nın tarafı olmadığı bir ilişkiden sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili bankanın kambiyo ilişkisine dahil olmadığından, çekte borçlu sıfatı bulunmadığını belirterek; istinafa cevap dilekçesinde açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Uyuşmazlık, davalı bankanın, çek karnesi verirken gerekli özeni göstermediği iddiasına dayalı tazminat  istemine ilişkindir.Bankaların çek karnesi verirken kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli dikkat ve özeni göstermelidir. Sadece ibraz edilen bir kısım belgelerle yetinmeyip, hesap açtırmak isteyen kişiyi işyeri seviyesinde soruşturmak ve benzeri incelemeleri yapmak suretiyle hesap açmak ve buna göre çek karnesi vermek durumundadır. Bununla birlikte, davacı da ticari ilişkiye girdiği kişi ya da kişileri seçmekte özenli davranmalıdır. Ayrıca, işbu davanın açılabilmesi için keşideci ve tüm cirantalara müracaat edilmesi ve yasal yolların tüketilmesi gerekir. Bir başka deyişle davacının dava konusu çekten dolayı zararının gerçekleşmesi gereklidir. Davacının başlattığı takibi keşideci ve lehdara-1. cirantaya yönelttiği, ikinci cirantaya gitmediği anlaşılmaktadır. Davacının ticari ilişkide bulunduğu çekte cirosu bulunanlara karşı dava veya takip yoluna gitmek suretiyle alacağını tahsile çalışması, bu husus yerine getirilmeden doğrudan banka aleyhine açılan işbu davada, davacının bankadan talepte bulunabilmesi için gereken zararın doğmuş olması şartının henüz gerçekleşmediği, davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının davacı tarafından hukuken geçerli, kesin ve yeterli delillerle ispat edilemediğiden davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.<br>  Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/05/2024 tarih ve 2022/623 E. - 2024/448  sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br> 2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,\t<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.   17/10/2024\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5bb20e700befab31","SID":"a7539b89af2c5302"}}