{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>BAŞKAN: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/11/2021<br>NUMARASI: 2021/13 E. - 2021/206 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının “... Eğitim Kurumları” markasının ... tescil numarası ile TPMK’da tescilli olduğunu, “... Okulları” ismiyle bir işletme kurduğunu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde eğitim ve öğretim hizmeti yürüttüğünü, davalı şirketin ise www.....com isimli internet sitesinin sahibi olduğunu, bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak, davacının markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalı davacı hakkındaki şikayetleri toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu belirterek, davalının, davacının marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına ve sonlandırılmasına, bu yöndeki yayınların durdurulması için İhtiyati Tedbir Kararı verilmesine, oluşan manevi zararın tazmini için müvekkili lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, söz konusu kararın yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"Şikayetvar\" isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olan, firmalar hakkında şikayet yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran site olduğunu, 5651 sayılı yasanın 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın marka hakkına tecavüz iddialarının daha önce de bazı firmalar tarafından dava konusu edildiğini, ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında, bu kullanımın \"dürüst kullanım ilkesi\" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının pek çok kez hüküm altına alındığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2019 tarih 2017/2735 E. 2019/1894 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  10.09.2018 tarih 2016/14151 E. 2018/5088 K., Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/9 E. 2016/105 K. sayılı kararlarının Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/192 E. sayılı dosyalarındaki bilirkişi raporunun emsal teşkil ettiğini, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için üçüncü kişiler tarafında, marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı KHK ve 6967 sayılı Kanun kapsamında markasal kullanım kapsamında olamayacağı ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı kötüleme, aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, ticari itibarı zedeleme amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle, haksız rekabet hallerinin mevcut olmadığını, davacı tarafın, kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip firmalarının reklamlarının yayınlandığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, www.....com sitesinde Google reklamları yayınlandığından dolayı Google’ın Görüntülü Reklam Ağı içerisinde olduğu, davacı firmaya ait şikayetlerin yayınlandığı sayfaların ekran görüntüleri incelendiğinde sektörü bile farklı olan \"...\" gibi markaların reklamlarının gösterildiğini,  üye olsun ya da olmasın yazılan şikayetin her firmaya derhal bildirildiğini, ancak yayına alınmadığını, içerisinde yer alması muhtemel ahlaka mugayir ifadeler açısından kontrol edilmek üzere redaktöre gönderildiğini, şikayet yayınlanmadan müşterisine ulaşma, sorunu çözüme kavuşturma ve şikayeti yayınlanmadan kaldırtma imkanının her firmanın sahip olduğu bir hak olduğunu, Birleşik Markalar Derneği tarafından davalı şirket hakkında yapılan başvuruyu inceleyen  Ticaret Bakanlığı'nın 14 Temmuzda 2020 tarihinde 299 sayılı kararda davalı lehinde tespit yaptığını, davacı şirketin hakkında yazılan her şikayetin kendilerine derhal bildirildiğini, davacı firma adına 21 Ocak 2019 tarihinde ... numaralı \"...\" başlıklı şikayete itiraz eden ... isimli şahsın itirazının kabul edilip şikayetin yayından kaldırıldığını, ... numaralı \"...\" başlıklı, ... numaralı \"... \" başlıklı, ... numaralı \"...\" başlıklı şikayet gibi daha pek çok şikayetin davacı firmanın itirazı neticesinde kaldırıldığını, davacı tarafın çözüme kavuşturduğu bir şikayetin mevcut olduğunu, en alt sırada göründüğünü, sıralamanın şikayet yazım tarihine göre belirlendiğini, şikayetlerin davalı firma tarafından yazılmış olabileceği imasında bulunulduğunu, bu iddianın gerçek dışı olduğunu, şikayet oluşturulurken şahıstan gerçek bir telefon numarası girmesinin istendiği ve bu numaranın doğrulama kodu ile teyit edildiğini, cevap hakkını kullanmak isteyen işletmelerin ücretli üyeliğe zorlandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/11 E. 2020/181 K. Sayılı dosyasında, aldırılan Bilirkişi Raporuna göre \"...Davacı şirket hakkında yapılan şikayetlere, şirket olarak cevap vermek için ücretli bir üyeliğe ihtiyacın olmadığı anlaşılmaktadır...” şeklinde tespit yapıldığını, Ekşi Sözlük'te yer alan bir takım dedikoduların örnek gösterilerek davaya dayanak yapılmaya çalışıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Toplanan deliller, davacıya ait marka tescil kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile; davacının tescilli \"... EĞİTİM KURUMLARI\" markası ile özel okul işlettiği, bu okullarla ilgili öğrenci velilerinin şikayetlerini dile getirmek için gönderdikleri şikayetlerin davalıya ait ve bu amaçla kurulmuş olan www....com alan adlı internet sitesinde yayınlandıkları, ancak şikayetler yayınlandıktan sonra ücretli üye olmayan gerçek ve tüzel kişilere bildirim yapılarak, çözümlemelerin yayınlandığı, üye olup olmamasına bakılmaksızın şikayetle ilgili beyanda bulunması halinde açıklamalarına internet sitesinde yer verildiği veya şikayetin kaldırıldığı, davacının bu konuda bir girişimde bulunduğu halde gereğinin yapılmadığını kanıtlayamadığı, davalının internet sitesinin tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiği, söz konusu markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığı, davalının yer sağlayıcı olması nedeniyle bu şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacıya ait \"... EĞİTİM KURUMLARI\" markası ve logosunun kullanımının, SMK'nun 7/2-a maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının sitesindeki bu kullanımın davacının markalarından doğan haklara tecavüz olarak kabul edilemeyeceği, farklı alanlarda faaliyet gösteren davalının sitesindeki beyanların ve fiillerinin davacı ile haksız rekabet yaratmadığı, davalının ayrıca davacıya ücretsiz cevap hakkı da verdiği, sayfalarda çıkan reklamların ... isimli arama motorunun reklam algoritmasından kaynakladığı, davalının bu reklamları kendisinin  seçerek yayınlamadığı anlaşılmakla, davanın reddi\" gerekçeleri ile \"Davanın REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... başvuru numaralı ve ... başvuru numaralı markaların hak sahibi olduğunu, müvekkilinin hak sahibi olduğu markalardan ilki 41. Sınıfta tescilliyken ikincisi 16. ve 43. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin her iki markasının da kelime unsuru \"... Eğitim Kurumları\" ibaresi ve görsel unsuru ibaresi olduğunu, müvekkilinin anılan markalarının SMK 7. Maddesinde düzenlenen şekillerde kullanılması hususunda münhasıran yetkili olduğunu, üçüncü kişilerin müvekkilinin markasını maddede belirtilen şekilde kullanmasının ise mümkün olmadığını, bu durumun tek istisnasının SMK 7/5 maddesi hükmü olduğunu, ancak ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda açıkça davalı şirketin kullanımının dürüstlük kuralıyla örtüşmediği ve SMK 7/5 maddesi kapsamında değerlendirilmediği ifadesinin yer almasına rağmen ilk derece mahkemesince bilirkişinin bu beyanına katılmama gerekçesini dahi belirtmeden davayı reddettiğini, davalı şirketin \"www.....com\" alan adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin markasını \"www.....com/...-okullari\" alan adlı internet sitesinde SMK m.7/3-d bendinde düzenlenmiş hükme aykırı bir biçimde kullanmakta olduğunu, bu hükme göre \"bir kimse, bir markayı meşru bağlantısı olmadan ticari etki yaratacak şekilde internet ortamında kullanamaz\". Oysa davalı şirketin müvekkilinin markasını tam da bu hükme aykırı şekilde kullanmakta olduğunu, müvekkilinin markasının ve pek çok markanın kullanılması davalı şirketin ticari faaliyetinin esas unsuru olduğunu ve davalı şirketin müvekkilinin markasını kullanmasıyla müvekkilin ticari itibarı zedelemekte olduğunu, bu hususların açıkça ortaya koymakta olduğunu, ki davalı şirketin müvekkil markasını kullanması ticari bir etki doğurduğunu, bunun yanında davalı şirketin her ne kadar ilk derece mahkemesindeki savunmasında ifade hürriyetinin arkasına sığınmaya çalışmış olsa da davalı şirket ile müvekkili arasında hiçbir tüketici ilişkisi bulunmadığını, söz konusu internet sitesinin davalı şirketin müvekkilinin hakkındaki yorumlarının bulunduğu bir site de olmadığını, yine davalı şirkete ait internet sitesinde Google reklamları dışında da reklamlar bulunmakta olduğunu, ilk derece mahkemesine sunmuş oldukları  görsellerden anlaşılacağı gibi davalı şirketin, müvekkilinin markasını alan adı olarak kullandığı sayfada en alt tarafta “Markalar” başlığı altında eğitim sektöründen farklı markalara yer vermekte olduğunu, bir internet kullanıcısının ve potansiyel tüketici davalı şirkete ait internet sitesine girip şikayetleri inceleyerek sayfanın en altına ulaştığında burada müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren farklı markalara yer verilmiş olmasının şüphesiz ki tüketiciyi diğer markalara yönlendirileceğini, bu fiilin hem SMKm.7/3-f bendinde düzenlenen hükme aykırı olduğunu, hem de TTK gereği haksız rekabet oluşturduğunu, ilk derece mahkemesince bu hususta da hiçbir inceleme yapmaksızın hüküm kurmuş olmasından bahisle, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait www.....com, tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğunu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiğini, söz konusu markaların kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığını, davalının yer sağlayıcı olması nedeniyle bu şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacıya ait \"... Eğitim Kurumları\" markası ve logosunun kullanımının, SMK'nun 7/2-a maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının sitesindeki bu kullanımın davacının markalarından doğan haklara tecavüz olarak kabul edilemeyeceğini, farklı alanlarda faaliyet gösteren davalının sitesindeki beyanlarının ve fiillerinin davacı ile haksız rekabet yaratmadığını, davalının ayrıca davacıya ücretsiz cevap hakkı da verdiğini, sayfalarda çıkan reklamların Google isimli arama motorunun reklam algoritmasından kaynakladığını, davalının bu reklamları kendisinin  seçerek yayınlamadığının mahkeme kararıyla ortaya konulduğunu, bu sebeple davacı tarafın istinaf başvuru dilekçesinin mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince verilen kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu,  davalıya ait www.....com alan adlı internet sitesinde davacıya ait 2015 230051 tescil numaralı \"... EĞİTİM KURUMLARI\" markasının izinsiz olarak kullanıldığı iddiasıyla açılan,  marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile manevi zararların tazminine ilişkindir.  TPMK kaydına göre, 18/03/2015 başvuru, 17/12/2015 tescil tarihli,... tescil numaralı “... EĞİTİM KURUMLARI+Şekil” markası 41. Sınıfta davacı adına  tescilli olduğu görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış,  bilişim uzmanı bilirkişi 08/02/2021 tarihli raporunda özetle; 03/02/2021 tarihinde https://www.....com/.. Alan Adlı İnternet Sitesi'nde internet üstünden yapılan incelemede; incelenen internet sitesi sayfasında davacının markasının yer aldığı toplam 7 adet şikayetin yer aldığı, 1 adet şikayetin yayından kaldırıldığı, internet sayfasında yer alan 6 adet şikayetin “...” başlığıyla yer aldığı, davacının markasının kullanıldığı ilk şikayet yazısının 28 Aralık 2018 tarihinde yayınlanmış  olduğu ve bahsi geçen şikayetin yayından kaldırılmış olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Marka uzmanı ve bilişim uzmanına ait bilirkişi raporunda özetle; davacı adına tescilli  ... tescil numaralı \"... EĞİTİM KURUMLARI\" markasının 16.ve 43. sınıflarda  12/02/2020 tarihinden bu yana, ... tescil numaralı \"... EĞİTİM KURUMLARI\" markasının 41. sınıfta 18/0372015 tarihinden beri tescilli olduğu, davalı tarafın www.....com alan adlı sitede tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili çoğunlukla olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform kurduğu, bireysel kullanıcıların ücret ödemeden herhangi bir marka veya kurum hakkında şikayetlerini davalı şirkete ait sitede yayınlatabildikleri, şikayetin tashihten geçtikten, gramer hataları ile hakaret, tehdit vs. gibi unsurlar ayıklandıktan sonra yayına verildiği, ancak şikayet konusu vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediğini denetleme mekanizması bulunmadığı, şikayetlerin manipülasyon amaçlı yapılıp yapılmadığını veya marka sahiplerinin ticari itibarını zedeleme amaçlı olup olmadığını denetleyecek bir mekanizma bulunmadığı, davacı tarafın markası ile ilgili arama yapan kullanıcıların ilgi ve arama geçmişlerine göre davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren okulların reklamlarına veya tamamen farklı ürün ve hizmetlerin reklamlarına ulaşmasının  Google reklamlarının çalışması ve algoritması ile ilgili olmakla, doğrudan davalı şirketin tasarrufunda bulunmadığı, davacı markasının \"... EĞİTİM KURUMLAR+Şekil\" şeklinde tescil edildiği,  www...com adresinde ise markanın \"... OKULLARI+Şekil\" şeklinde marka tescili ile uyumlu şekilde kullanıldığı,  davalı tarafın, davacı markası ile ilgili şikayetleri yayınlamasının markasal bir kullanım teşkil etmediği, Yargıtay içtihatlarının hukuki değerlendirilmesi mahkemeye ait olmak kaydıyla, bir markanın dolaylı da olsa ticari gelir elde etmek amacıyla kullanılmasının ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalının kullanımlarının SMK'nun 7/5. maddesi anlamında açıklama niteliği taşımadığı, somut olayda davacı markasının iltibasa matuf şekilde kullanılmadığı, www.....com alan adlı sitede davacı markasının davacı taraftan izin alınmaksızın kullanımının, özellikle de davacı taraf markanın kullanılmasına muvafakat göstermediği halde devam edilmesinin SMK'nun 7/5. maddesi anlamında dürüst bir kullanım sayılamayacağı, davalının davacıya ait markaya ilişkin şikayetleri yayınlamasının SMK'nun 29/1. maddesi anlamında marka hakkı ihlali teşkil etmediği ancak davacı markasının kötülendiği şikayetlere yer verilmesi ve davacının talebine rağmen kaldırılmamasının davacı markasının itibarını zedelemesi ve hedef tüketici kitlesi nezdinde kayba uğramasına yol açılmasının TTK 55/1-a/1 anlamında haksız rekabete yol açabileceği,  davalı şirkete ait www.....com isimli sitede salt bir markanın itibarını zedelemek amacıyla gerçekte markayı kullanmayan kişilerce veya davalı şirketçe şikâyet yazılması mümkün olmakla birlikte, davacı hakkındaki şikayetlerin doğrudan davalı şirket tarafından davacı tarafı ücretli üyeliğe zorlamak amacıyla yazıldığını ispatlayacak herhangi bir delil bulunmadığı belirtilmiştir.  6769 sayılı SMK'nun 29. maddesinde, SMK'nun 7/2-a maddesi uyarınca tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır.  Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığınınA tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. 6100 sayılı TTK'  nun  55. maddesinde ise dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışların haksız rekabet olduğu belirtilmiştir. Davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya olumsuz fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu, bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında, markalar ve firmalar da belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya firma adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği, zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan \"düşünce ifade özgürlüğü\" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir. Davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu bu nedenle şikayetlerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı haberleri kaldırdığı , öte yandan davalı yana ait sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/11/2021 tarih ve 2021/13 E. 2021/206 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 -TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1979e57e683c11c7","SID":"dcb477a09cfce199"}}