{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/376 <br>KARAR NO: 2024/1756<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/12/2021<br>NUMARASI: 2021/302 E. - 2021/227 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2013 yılında kurulmuş Singapur merkezli  global dijital varlık borsası olduğunu, ....com web sitesinde yürüttüğünü,  https://www...com/...adresli Türkçe sayfalarını bulundurduğunu, dünyanın pek çok ülkesinde ... markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, 9 Mayıs 2017 tarihinde ... Ticaret unvanı tescil ettirdiğini, müvekkilinin ... markasını tescil ettirmek üzere başvurusunun  36.sınıftaki hizmetlerin davalı markası nedeniyle reddedildiğini, davalının www.....com.tr alan adını  tescil ettirdiğini, davalı şirket yetkilisi ...'ın  dijital varlık işlem platformlarından biri olan Paribunun ortağı ve münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalı yanın aynı sektör olan dijital varlık işlem platformunda Kripto para alanında faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla ... markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu bilmesine rağmen bunu bilerek kötü niyetli söz konusu markayı tescil için başvuruda bulunarak ... no ile 36. Sınıfta  tescil ettirdiğini, müvekkilinin ... markasının daha önceki tarihten itibaren Türkiye'de kullandığını, ... markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, davalı yanın bu markayı tercih etmesinin tesadüf olmadığını beyanla   davalı adına ... no ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,  www...com.tr alan adı tahsis işleminin iptali hükümsüzlüğü ve terkin edilmesine  kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının dava tarihinde Türkiye'de tescilli olmadığını, müvekkilinin ... Ltd.Şti., 31/05/2018 tarihinde finansal ve parasal hizmet alanlarında faaliyet göstermek üzere TPMK'ya başvurduğunu,  tescili istenen ... isminin Çince \"para\" anlamına geldiğini, dünya piyasasında olduğunu ve  Türkiye'de o tarihte faaliyet gösterdiğini iddia eden  davacı şirketin  iki aylık süre içinde kuruma markanın tesciline ilişkin itirazda bulunmadığını, davacının  sahip olduğu markanın başka ülkelerdeki tescil belgelerini sunduğunu , Türkiye'de tanınmışlığına ilişkin  kanıt  sunmadığını, \"tanınmışlık\" unsurunun gerçekleşmediğini,  müvekkili şirketin ... markasının konusu olan alanlarda davacının markasının \"tanınmışlığını\" kullanarak kendisine yarar sağlaması bir yana bu alanda henüz hiçbir geliri dahi bulunmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını , davacı yanın Türkiye'de faaliyet gösterdiklerini belirttikleri internet sitesi https://www...com/tr-tr/ adlı internet sitesi olup bu internet sitesindeki kullanıcı sözleşmesine göre faaliyeti gösteren şirketin ... A.Ş.olduğunu, ... firmasının... firması ile bağı olmadığını, davacının ülkemizde dijital para sektöründe faaliyet göstermediğini markanın hükümsüzlüğünü talep etmede hukuki menfaatinin bulunmadığını beyanla  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının REDDİNE,\" karar verilmiştir.  İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacının \"...\" markasının tanınmış marka olduğunu,   tanınmış marka olduğuna dair 3 ayrı bilirkişi raporu  olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda da  tanınmış olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında davacı müvekkilinin \"...\" markasının tanınmış marka olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönde görüş bildirildiğini, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi gereğince davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru olan \"...\" markası olduğunu, SMK 6/6 koşullarının oluşmadığına dair kararın hatalı olduğunu, davalının, müvekkilinin markasını kötü niyetle tescil ettirdiğini, mahkeme kararının aksine SMK 6/3 ve/veya tanınmışlığın kötü niyetin şartı olmadığını, tanınmışlığın kötü niyetin tespitinde karine olabileceğini, davalının yaptığı \"...\" marka başvurusunun da aynı davaya konu ve hükümsüzlüğü talep edilen \"...\" markası gibi hayatın olağan akışına aykırı ve kötü niyetli olduğunu, aksi yöndeki davalı savunmasızın dayanaksız olduğunu, davalının sektörün tanınmış ancak Türkiye'de tescilli olmayan markalarını tesadüfen bulmuş ve aynı ürün/hizmetlerde kullanmak istemiş olamayacağını, markayı kötü niyetle tescil ettirdiğinin açık olduğunu, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Limited'in birden çok ülkede tescilli tanınmış bir marka olduğunu, müvekkiline ait ... markasının tescilinin tanınmışlıktan yararlanma amacına yönelik olarak kötü niyetle tescil edildiğini ileri sürdüğünü, ancak  davacı şirketin Türkiye'de tanınmışlığını kanıtlayamadığını, istinaf başvurusunda atıf yaptığı bilirkişi raporlarında da bu yönde somut bir tespit yapılmadığını, davacının https://www...com/tr-tr/ url adresi üzerinden müvekkilinin marka hakkını ihlal eder biçimde kripto varlık borsası alanında faaliyet gösterdiğini, bu faaliyetin müvekkilinin marka hakkına tecavüz olduğu gibi bu tecavüzün halen her gün devam ettiğini, davacının Türkiye'deki ... markasının kullanımlarının bulunduğu adresin tespit edilebilen en erken tarihinin 20 Aralık 2019 tarihi olduğu bu tarihin dava konusu markanın müvekkili adına tescil edilmesinden çok sonra olduğunu, yurt dışında kazanılmış ayırt edici niteliğin Türkiye'de tescil için yeterli olmadığını, @... kullanıcı adlı twitter sosyal medya hesabının açılış tarihinin Nisan 2019 olduğunu, davacının müvekkili adına tescilli markadan çok daha önce Türkiye'de tanındığını iddia ediyorsa söz konusu kullanıcı hesabının neden bu kadar geç açıldığını, davanın tarafı olmayan ... A.Ş.'nin adına beyanda bulunmuş olmamakla birlikte faaliyetinde davacının markasını kullanması veya tanınmışlığından yararlanması söz konusu olmayıp zaten davacının bu yönde bir iddiası da bulunmadığını, davacının bu yöndeki tek dayanağının ... şirketinin yetkilisi olan ...'ın davalı markanın sahibi ... Ltd Şti'nin de sahibi olduğunu, kötü niyetle tescilin yarar sağlama unsurunun gerçekleşmediğini ve bu durumun vergi kayıtları ile ortaya çıkacağını, belirterek davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, ... tescil numaralı \"...\" markanın hükümsüzlüğü ile \"www...com.tr\"  alan adının iptali  istemine ilişkindir. Davacı vekili,  müvekkili şirketin global dijital varlık borsası olduğunu,  faaliyetlerini www.....com web sitesinde yürüttüğünü, Türkçe sayfalarınında bulunduğunu,  dünyanın pek çok ülkesinde ... markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, ... markasını tescil başvurunun 36.sınıftaki hizmetlerin davalı markası nedeniyle reddedildiğini, davalının www...com.tr alan adını tescil ettirdiğini, davalının  aynı sektör olan  Kripto para alanında faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla ... markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak ... nolu \"...\" markasını tescil ettirdiğini,  www.....com.tr alan adının terkin edilmesine   kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının davayı açarken Türkiye'de tescilli olmadığını,  ... isminin Çince \"para\" anlamına geldiğini,  davacının markanın tesciline ilişkin itirazda bulunmadığını, davacının  Türkiye'de  \"tanınmış\" olmadığını,  davacı firmanın davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacı yanın Türkiye'de faaliyet gösterdiklerini belirttikleri  https://www...com/tr-tr/ adlı internet  sitesindeki kullanıcı sözleşmesine göre faaliyeti gösteren şirketin ... A.Ş.olduğunu, davacı ifadelerinden de görüleceği üzere Türkiye'de Türk yasalarına göre faaliyet gösteren ... firmasının ... firması ile bağı olmadığını, davacının ülkemizde dijital para sektöründe faaliyet göstermediğini beyanla  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Davacı , ... tescil numaralı markanın kötüniyet, önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tanınmış marka iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük talep etmiştir. Deliller; - ... tescil numaralı , 31.05.2018 başvuru tarihli \"..\" markasının 35,36. Sınıflarda davalı şirket adına tescilli olduğu görülmektedir.  - 16/02/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ve 27/09/2021 tarihli, bilişim uzmanı  eklenmek suretiyle alınan ek raporda; \" davacının ... markasını wipo nezdinde 12.12.2017 tarihinde 9,35,36,38,41,42 sınıflarda tescil ettirdiği, www.....com alan adının 2003 yılında alındığı, www....com.tr alan adının ise davalı adına 22.06.2018 tarihinde tescil ettirildiği,   içerisinde Türkçe linklerin bulunduğu, site içeriğinde ... şeklinde kullanım olduğu, davalı tescilinden önceki tarihli çeşitli haber ve site içeriklerinde davacı markasına yer verilmiş olduğu, Türkiye'deki bazı sitelerde (ekşi sözlük) davacı kripto para borsası ile ilgili yorumların bulunduğu, 2013 yılında kurulan davacı şirketin önemli kripto para borsalarından biri olduğu dünya genelinde kripto para ticaretinin önemli bir kısmını kontrol ettiği, 2017-2018 yıllarından itibaren Türkiye'de bilinmekte olduğu, sektörel bazda bilinen bir marka olduğu,  www... com alan adının alındığı tarih, yurtdışı marka tescil başvurularının yapıldığı tarih ve başvuru kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler göz önüne alındığında davalının ... nolu başvurusunu yaptığı 31.05.2018 tarihinden önce davacının ... markasının ilk ve gerçek sahibi olduğunu,  36. Sınıfta yer alan “Finansal ve parasal hizmetler” açısından Türkiye'de ve yurtdışında kullanmakla ayırt edicilik kazanmış olduğunu,  davalının ... no ile tescilli ... markası ile  davacının yurtdışında kullandığı ve www. ...com adlı web sitesindeki kullanımları ve  tescilli markaları ile görsel açıdan farklılıklar olmasına rağmen fonetik olarak benzer olduğu, yazılış ve görsel farklılıklarına rağmen davacının markasından uzaklaşmadığı, kelime unsurunun ve fonetik etkisinin baskın olduğu, davacının markası ile davalı markasının benzer olduğu , davalının ... nolu marka tescil kapsamında yer alan 36. Sınıftaki “Finansal ve parasal hizmetler'in hitap ettiği tüketici kesiminin mal veya hizmet itibarıyla daha bilgili ve yüksek dikkat düzeyine sahip profesyonellerden oluşan tüketici kesimi olduğu, hedef kitlenin makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatlı kişilerden olduğu, buna rağmen sözkonusu kitlenin tescili talep edilen işaret ile mal/hizmet arasında var olan ilişkiyi ilave bir irdeleme ya da analize gerek kalmadan kurabileceği , yani iltibasa düşebileceği, davalının ... nolu marka tescil kapsamında yer alan SADECE 36. Sınıftaki “Finansal ve parasal hizmetler” açısından hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu ,davalının www...com.tr alan adını kullanılmasının, ilgili tüketici kesimi nezdinde iltibasa neden olacağı , davalının ... “ibaresinin Türk Patent nezdinde 36. Sınıftaki “Finansal ve parasal hizmetler” için tescili için yapılmış olan ... no'lu marka başvurusunun, kötüniyetle yapılmış olduğu, davalının başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaati hasıl olursa tüm hizmetler açısından hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu\" belirtilmiştir. Delillerin değerlendirilmesi gerekçe ve kabul;  Davacı , ... tescil numaralı markanın kötüniyet, önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tanınmış marka iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük ve alan adı iptalini  talep etmiştir. Tescilsiz kullanımla elde edilen öncelik hakkı, gerçek hak sahipliği   iddiası ve davalı markasının hükümsüzlüğü talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Marka korumasında markaların ülkeselliği ilkesi geçerli olup, bir hak sahibi markasını hangi ülkede korumak istiyorsa o ülkede tescil başvurusunda bulunması gerekir. Aynı işaretlerin, bir ülkede başka, diğer bir ülkede ise daha başka bir kişi adına tescilli olması mümkündür. Her bir marka tescili kural olarak tescilli olduğu ülkenin coğrafi hudutlarıyla sınırlı olarak korunacaktır. Ancak  yurtdışında tescilli, ülkemizde tescilli olmayan tanınmış markalar yönünden, Ülkemizin de taraf olduğu 1883 tarihli Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6. maddesi uyarınca, genişletilmiş koruma sağlanması mümkündür. Korumanın kapsamı ise, Paris Sözleşmesinin devamı olarak imzalanan yine Türkiye’nin de taraf olduğu 1994 TRIPS Sözleşmesinin 16. maddesinde gösterilmiştir. Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, davalının marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya davacı tarafça sunulan objektif  delillerle ispat edilmesi gerekir. Söz konusu deliller değerlendirilirken, tanınmış marka iddiasında bulunan tarafın, itiraz ettiği başvuru markasının başvuru tarihinden önce, markayı ülke içinde her hangi bir tanıtım faaliyetinin bulunup  bulunmadığı, reklam harcamaları, markanın ayırt ediciliği yüksek olup olmadığı, aldığı yurtiçi ve yurtdışı kalite ödülleri vs. özellikle dikkate alınmalıdır. Tek başına bir markanın yurtdışındaki ülkelerde tanınmış olması veya çok sayıda ülkede tescilli olması, o markanın Türkiye’de de Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyecektir. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre,  Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının   önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı,  marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve  piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum   gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir.  Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için  söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir. İşaretin yurtdışındaki kullanımları, işareti kullanan kişiye yurtiçinde herhangi bir öncelik hakkı vermez. Keza işareti taşıyan mal ve hizmetlerin, yurtdışına çıkan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına pazarlanmış olması da, yurtdışındaki internet sitesine Türkiye’den alıcıların ulaşabiliyor olması da işaret sahibine SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca yurtiçinde her hangi bir öncelik hakkı bahşetmeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih, 2017/3943 Esas ve 2019/1154 Karar sayılı ilamı), \"marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir.Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka sayılabilmesi için Türkiye’de ilgili sektördeki kişilerin geneli bakımından tanınmış olduğu ispat edilmelidir.\" (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  18/09/2019 tarih, 2018/790 Esas-2019/5512  Karar sayılı ilamı) Somut olayda,  markanın Türkiye'de davacı adına tescilli olmamasının yine davacının Türkiye'de mukim olmamasının gerçek hak sahipliği iddiasına engel bir durum ve iddianın ispatı noktasında olumsuz bir faktör değil ise de, davalının 31.05.2018  marka başvuru tarihinde davacı markasının Paris sözleşmesi anlamında  tanınmış marka olduğunun, Türkiye'de ve dünyada tanınmış olduğunun somut delillerle  ispat edilemediği, davacının davalı marka başvuru tarihinden önce  Türkiye'de ticari faaliyetinin bulunmadığı, yurt içinde  yoğun ve ciddi bir markasal  kullanımının söz konusu olmadığı, az sayıda basında yer alan haber ve sosyal medyada yorum bulunmasının ciddi kullanım olarak sayılmasına imkan olmadığı,  https://www...com.tr-tr internet sitesinin davacıya ait olmadığı, 18.09.2019 tarihinde tescil edilen dava dışı ... A.Ş.'ye ait olduğu ve  ... firmasının davacı şirkete ait olmadığı, dava dışı bu şirketin daha sonra unvanını ... olarak değiştirdiği, davalıya ait www....com.tr alan adının ise 22.06.2018 tarihinde tescil ettirildiği,  davacının Türkiye'de  internet sitesi üzerinden de marka başvuru tarihinden önce ticari faaliyet ve markasal kullanımının bulunmadığı,  davacıya ait ....com internet sitesine Türk vatandaşlarınca erişim sağlanabilmesinin markanın Türkiye'de kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği, bilirkişi raporunda tespit edilen sektörel bilinirliğin davacı markasının tanınmışlığı ve  ülkesellik prensibinin geçerliliği  noktasında yeterli olmadığı  bu nedenlerle davacının yurt dışında  başka ülkelerde  ve wipo nezdinde tescilli olup Türkiye'de tescilli olmayan  markasının ülkemizde  ciddi kullanımı ve tanınmışlığı ispat edilemediğinden  öncelik hakkına dayalı  gerçek hak sahipliği, tanınmışlık yolu ile hükümsüzlük şartlarının somut olayda gerçekleşmiş olmadığı,  davalının davacıya ait Türkiye’de tescilli olmayan markayı aynı sınıfta “markaların ülkeselliği” ilkesi gereği  Türkiye’de tescil ettirmesine yasal engel bulunmadığı  anlaşılmıştır.  Diğer yandan  her ne kadar davacı davalı marka tescilinin   kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, yerleşik yargıtay kararları ile benimsendiği üzere tek başına marka tescilinin kötüniyetin varlığının kabulü için yeterli değildir. Zira Kanunda müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için tescil  tek başına kötü niyetin  emaresi olarak kabul edilemez.  Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda,  davacının markayı tescilinin tek başına  kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği bunun dışında kötüniyetin ispatına dair az yukarıda sayılanlara benzer karine teşkil edecek bir davranışta bulunduğuna dair  somut delil bulunmadığı dikkate alındığında tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiası da  yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/12/2021 tarih ve 2021/302 E., 2021/227 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacının tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26016786337f252b","SID":"3bc34c1fb794fb54"}}