{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/274 Esas<br>KARAR NO: 2024/1681<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/12/2021<br>NUMARASI: 2017/425 E. - 2021/736 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;.<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/02/2015 tanzim, 31/05/2015 vade tarihli ve 20.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin müvekkili gözüktüğü, bahse konu bono dayanak yapılarak müvekkiline İstanbul ... İcra Dairesinin.. Esas numaralı dosyası ile takibe geçildiğini, müvekkilinin alacaklı gözüken şahsa herhangi bir nedenden ötürü hiçbir borcunun bulunmadığını, borçlu gözüken şahsın  tacir olduğunu, ancak senedi tacirlik sıfatıyla doldurmadığını, böyle bir durumda ticari defter ve kayıtların ibraz etmek durumunda kalacağı ve senedin hiçbir ticari defter ve kayıtta mevcut olmadığının görüleceğini, davalının kötü niyetli olduğunu, senetteki imzanın da tarafına ait olmadığını, imzanın müvekkilinin imzasına benzetilmeye çalışıldığını belirterek menfi tespit davasının kabulüne, bononun geçersizliği ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine,% 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bonolarda 'Mücerretlik İlkesi' gereğince, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratıldığını,  kambiyo ilişkisi temel borç ilişkisinden soyut bir borç ilişkisi doğuracağından, senet hamilinin veya lehtarının asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini ispat etmek zorunluluğu bulunduğunu ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğunu, senet metninde 'nakden' ibaresi mevcut iken bunun davacı yan tarafından kabulünün mümkün olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, bir defa bir alacak borç ilişkisine dayandığı 'nakden' kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uymak gerektiğini, bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili anlamına geldiğini, bu durumda senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girdiğini, söz konusu senette bulunan imzaya ilişkin davacının bonoların keşide tarihinden önceki dönemde yetkili merciler önünde attığı imza örneklerini içeren belgelerin asıllarının getirtilerek bonoda davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu düzenlenmesi gerektiğini, davanın hukuki yarar yokluğundan ve esastan reddine ve  %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Takibe konu senet üzerinde yapılan 08.09.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu incelemesi neticesinde, senet üzerindeki imzanın \"kuvvetle muhtemel\" ...'ya ait olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, imzanın borçluya ait olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde %100 ispatlanamadığı görülmektedir. Bu rapor taraflara tebliğ edilmiş; ispat yükü kendisinde olan davalı, 2 haftalık yasal süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Davacı ise, rapor doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamında mevcut deliller ışığında yapılan değerlendirme neticesinde, davacının senet üzerindeki imzaya itiraz ettiği, ATK tarafından sunulan raporun davacının iddiasını desteklediği anlaşılmış olup davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yasal koşulları oluşmadığından, tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile \"Davanın KABULÜNE,  davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına dayanak olarak belirtilen alacaklısı ..., Borçlusu ... olan 01/02/2015 düzenleme 31/05/2015 ödeme tarihli 200.000,00-TL bedelli senet yönünden borçlu olmadığının tespitine, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki ATK raporunun imzanın davacı ...'ya ait olduğunun saptaması karşısında, sırf  kuvvetle muhtemel ibaresinin bulunmasının imza itirazını desteklediği kararının hiç bir elle tutulur yanının bulunmadığını, raporda imzanın ...'ya ait olmadığına ilişkin tek bir ibare bile olmadığını, kuvvetle muhtemel imzanın borçluya aittir ibaresinin borçlu lehine yorumlanamayacağını ve bunun çok ciddi adaletsizliklere yol açacağını, ilk derece mahkemesinin görüşünün kabulü; senetlerin ticari yaşantının bir parçası olmaktan çıkması, davacı ... gibi kötü niyetli kişilerin dürüst insanları kandırmak için kullandığı bir tuzak haline gelmesi ve mahkemeleri de bu tuzaklarına alet etmesi demek olduğunu, açıklanan sebeplerle ATK raporundaki, imzanın kuvvetle muhtemel davacı ...'ya ait olduğuna yönelik değerlendirmenin ilk derece mahkemesinin kararının aksine davacı lehine değil, davalı - senet alacaklısı müvekkili lehine yorumlanması gerektiğini, ilk derece mahkemesini dosyadaki ATK raporunun kesinlik taşımadığına kanaat getirmesi halinde de yapılacak işin; ATK raporunu imzayı inkar eden borçlu lehine yorumlamak değil, yazı ve grafoloji uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten kesin kanaat içerir rapor aldırılarak hüküm kurulması gerektiğini, 08.09.2021 tarihli ATK raporunun kesinlik taşımadığı kanaatinde olunması halinde de  dosyanın grafoloji ve yazı uzmanı bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep  etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı vekili  tarafından icra takibine konu bonoda ki imzanın müvekkiline ait olmadığı ileri sürülmektedir. İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra  dosyasında, alacaklı ... tarafından, borçlu ...  aleyhine 200.000,00-TL senet alacağına istinaden icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. ATK' na ait 08/09/2021 tarihli raporda;\" İnceleme konusu senette basit tersimli borçlu imzaları ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur.\" olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ATK raporunun davalıya tebliğ edildiği ve rapora itiraz edilmediği için davanın kabulüne karar verilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Somut olayda imzaya itiraz davasında ispat yükümlülüğünün HGK kararlarına göre davalı alacaklı üzerinde olduğu, 08/09/2021 tarihli ATK  raporunda icra takibinin dayanağı bonodaki imzanın kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olduğu tespit edildiği kesin kanaat bildirilmediği mahkemece Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden seçilecek grafoloji uzmanı üçlü bilirkişiden kesin kanaat bildiren rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2021 tarih, 2017/425 E. 2021/736 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f1fb7c39a71c5e6","SID":"99125516ec227e38"}}