{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ \t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2024/1808<br>KARAR NO\t\t: 2024/1568<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2024/665<br>DAVA TARİHİ\t: 13.08.2024<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 13.08.2024<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit, Alacak<br>İSTEM\t\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 05.11.2024<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 05.11.2024<br><br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/665 Esas sayılı dosyasından verilen 13.08.2024 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen ihtiyati tedbir istemli dava dilekçesiyle özetle; Taraflar arasında 24/04/2024 tarihli sözleşme kapsamında verilen ... Bankası ... Şubesi’nin ... Seri Numaralı, 15/08/2024 Keşide Tarihli, Keşide Yeri İzmir Olan 300.000,00 TL Bedelli, ... Seri Numaralı, 15/08/2024 Keşide Tarihli, Keşide Yeri İzmir Olan 300.000,00 TL Bedelli Ve ... Seri Numaralı, 15/08/2024 Keşide Tarihli, Keşide Yeri İzmir Olan 200.000,00 TL Bedelli çeklerin bedelsizliğinin ve davacı müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ile birlikte; sözleşmenin 10. maddesinde belirlenen gecikmeden kaynaklı zararın tespiti ve tazmini ile birlikte sözleşmede belirtilen edimin gereği gibi ifa edilmemesi, bitirilmemesi ve davalı tarafından üstlenilen işin ayıplı yapılmasından kaynaklı oluşan zararlarının tazmini ile daha önce ödenen miktarın fazla olan kısmının iadesi, yine söz konusu sözleşme kapsamında verilen çeklerin icraya konu edilebileceği ve kötü niyetli olarak başka kişilere ciro edilebileceği göz önünde bulundurularak mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında İİK m. 72/2 uyarınca açılabilecek takibin durdurulmasına ilişkin tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 2024/665 Esas sayılı dosyasından verilen 13.08.2024 tarihli ara karar ile özetle; ''...Davanın tarafları arasında hüküm ifade etmek üzere; Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin KISMEN KABÜLÜNE, <br>1-Davaya konu ... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... Seri Numaralı, 15/08/2024 Keşide Tarihli, Keşide Yeri İzmir Olan 300.000,00 TL Bedelli, ... Seri Numaralı, 15/08/2024 Keşide Tarihli, Keşide Yeri İzmir Olan 300.000,00 TL Bedelli ve ... Seri Numaralı, 15/08/2024 Keşide Tarihli, Keşide Yeri İzmir Olan 200.000,00 TL bedelli toplam 3 adet çeklerin, davalı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ tarafından bankaya ibrazı halinde dava konusu çeklerin bedeli hesapta mevcut ise bloke edilerek dava sonuçlanıncaya değin davalı tarafa ödenmemesi, hesapta dava konusu çeklerin karşılığının bulunmaması halinde ise davalı tarafça talep edilmesi halinde dava konusu çeklere karşılıksız şerhi işlenmek suretiyle davalıya iadesi ve yine davaya konu çeklerin davalı ... ŞİRKETİ tarafından icra takibine konu edilmesi halinde İ.İ.K 72/2.maddesi gereğince dava sonuçlanıncaya değin icra takibinin durdurulması yönünde İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, <br>Takdiren davaya konu çek bedellerinin %15'ine tekabül eden 120.000,00 TL teminat (Nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu) alınmasına, <br>Teminat yatırıldığında ihtiyati tedbir kararının bir örneğinin ilgili bankaya gönderilmesine,<br>HMK 393 ve bu maddede değişiklik yapan 22.07.2020 tarih ve 7251 Sayılı Yasanın 41. maddesi gereğince iş bu ihtiyati tedbir kararının uygulanması, ihtiyati tedbir talep eden tarafa tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde kararda belirtilen teminat yatırılmak suretiyle talep edilmediği takdirde verilen ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden ortadan kalkacağının ihtarına,<br>2-Davaya konu çeklerin 3.şahıslar tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmemesi ve yine 3.şahıslar tarafından icra takibine konu edilmesi halinde icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir isteminin yerinde görülmediğinden REDDİNE'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 20.08.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin 3.şahıslar tarafından icra konu edilmesi halinde icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir istemlerinin reddine dair verdiği kararın usul ve yasaya, ihtiyati tedbir müessesine, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına da aykırı olduğunu, <br>-Davalı şirketin sözleşme ile belirlenen yükümlülüğünü zamanında ve eksiksiz/ayıpsız olarak yerine getirmediği; kesin vadeli sözleşme, ihtarname ve şirket temsilcisi tarafından düzenlenen tutanakla da davalı tarafından kabul edilmiş olmasına davalı yanın müvekkiline ödeme yapılmadığını ve müvekkilinin zararını karşılanmadığını, <br>-Dava konusu çeklerin davalı tarafından kötü niyetle ve haksız olarak ciro edilmesinin kuvvetle muhtemel olup, İİK 72/2 uyarınca 3.kişiler yönünden de takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, <br>-Davalı tarafın sözleşmedeki temel borç ilişkisindeki edimini gereği gibi ifa edemediğini, bu kapsamda sözleşmeden kaynaklı temel alacağa hak kazanamadığını, buna karşın davalının dava konusu çekleri kötü niyetle 3. kişilere ciro edecek, çekleri iktisap eden hamillerin çeklerin bedelsiz olduğunu bilerek müvekkilinin zararına hareket edeceğini, bu nedenle dava açılmadan ve kötü niyetli 3.şahıslar tarafından icra takibi başlatılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, aksi yönde bir tutumun İİK 72/2. Maddesinin; hüküm verilinceye kadar tedbir talebinde bulunan kişiyi uğrayacağı zararlardan koruma amacına da aykırı düşeceğini, <br>-Tedbir talebinde bulunan müvekkili şirketin daha fazla zarara uğramaması adına çeklerin 3.kişilere ciro edilebileceği ve icra takibine konu edilebileceği göz önünde bulundurularak mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında İİK.72/2 maddenin amacına da uygun olarak şekilde 3. kişiler yönünden de ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, <br>Belirterek 13.08.2024 tarihli ara karara karşı kısmen istinaf başvurularının kabulüne, İİK 72/2. Maddesinde belirtilen şartlar oluşmuş olduğu gözetilerek müvekkili şirketi daha fazla oluşacak zararlardan korumak adına ihtiyati tedbir taleplerinin tamamen kabulü ile belirlenecek teminat karşılığında 3. kişiler yönünden icra takibinin durdurulmasına, bu olmadığında 3. kişiler yönünden icra dosyasına yapılmak zorunda kalınacak ödemelerin dava sonuçlanıncaya dek alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Talep, ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararın istinafına ilişkindir.<br>Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi üzerine ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı vekilinin istinaf yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. Maddesinde: \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Hükmü düzenlenmiştir.<br>Aynı kanunun 392/1. Maddesinde ise: \"İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlananın teminat göstermesi gerekmez.'' hükmü düzenlenmiştir.<br>Anılan yasal düzenlemelere göre; hukuki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce ya da dava sırasında geçici hukuki koruma olarak istenen ihtiyati tedbir kararının yasal koşulları olarak; \"hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğması\" olasılıkları belirtilmiştir. <br>Hak iddia eden kişinin, bu olasılıkları ifade ederek geçici hukuki koruma istemesi halinde, iddia ettiği vakıaları tam olarak kanıtlaması kendisinden beklenmez. Çünkü, adı üstünde; \"geçici hukuki koruma ve olasılık\" bunu gerektirir. İstek sahibinin, iddialarını yaklaşık olarak kanıtlaması, bunun için en azından iddiaya ilişkin bazı verileri mahkemeye sunması gerekir. Bu durumda mahkemece, iddiacı hak sahibinin muhtemel zararlarını önlemek adına tedbir kararı verilmelidir. Uygulamada genellikle tedbir istekleri mahkemelerce olumlu karşılanmakta olup, yerleşik yargı kararlarında da bunun için yaklaşık ispatın yeterli olduğu yaklaşımı mevcuttur.<br>Ancak; tedbir kararı verilirken, dava sonunda haksız olunduğu takdirde karşı tarafın veya üçüncü kişilerin uğraması olası zararların da mahkemece dikkate alınarak, istek sahibinden uygun bir teminat göstermesi istenmelidir. Kural bu olmakla birlikte, istisnaen bazı özel durumlarda hâkim takdiri ile teminat aranmayabilir. Teminatın niteliği ve miktarı da hâkim tarafından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine ve hakkaniyet dengesine göre uygun ve makul bir şekilde takdir edilmesi gerekir.<br>Ayrıca; bir davada, uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi, kesinleşmiş mahkeme kararının infazını engeller şekilde de tedbire hükmolunmamalıdır.<br>Davacı tarafça, dava konusu çeklerin davalı tarafından 3.kişilere ciro edilmiş olması halinde 3.kişiler tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmemesi ve yine 3.kişiler tarafından icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir verilmesi talep edilmiş ise de, HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararının ancak davanın tarafları hakkında verilebileceği, davanın tarafı olmayan 3.şahısların hukukunu etkiler şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden davacı tarafın dava konusu çeklerin davalı dışındaki 3.kişiler tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmemesi ve yine davalı dışındaki 3.kişiler tarafından icra takibine konu edilmemesi yönündeki ihtiyati tedbir isteminin Mahkemece reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/665 Esas sayılı dosyasından verilen 13.08.2024 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 704,50 TL'den davacı tarafından yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 276,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f1c08f5277dcd48","SID":"98038abd41578110"}}