{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/82 Esas<br>KARAR NO:2024/1680<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/07/2021<br>NUMARASI:2019/414 E. - 2021/527 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ailesi ile ilgili sağlık problemleri olduğu sırada kendini ... diye tanıtan davalı ile tanıştırıldığını, davalının dualarla sağlık problemlerini çözeceğini ancak söylediklerine harfiyen uyulmasını gerektiğini söylediğini, davalının ailesine ait şirketler ile ilgili kendisine sorular sorduğunu, kendisinin de sorulara cevap verdiğini, davalının, eşini arayarak eşine ait mücevherlerin nerede olduğunu sorduğunu, eşinin de babasının evinde olduğunu söylediğini, takıların kendi evlerinde olması gerektiğini, kötü enerji nedeniyle hasta olduklarını, takıları okuyacağını söylediğini, bunun üzerine eşinin babasının evinde olan takıları kendi evlerine getirdiğini,  davalının daha sonra 2 kişi ile birlikte davacının evine gittiğini, davalının başlarda sakin olduğunu ancak takılar geldikten sonra belindeki silahı göstererek \" sizden bunları alacağız sorun çıkartırsan canın yanar bunun bedelini canınla ödersin\" diyerek tehdit ettiğini, davalının yanındaki şahısların kendisini darp ettiği, davalının dava konusu 3.000.000,00 TL'lik ve 2.000.000,00 TL'lik 2 adet senedi zorla imzalattığını, davalının 2.000.000,00 TL'lik senet için ... salılı dosyası ile takip başlattığını, davalı ile arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını belirterek 3.000.000,00 TL'lik senedin icraya konması ihtimali nedeni ile teminatsız olarak senedin icraya konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 3.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, icraya konulmaması için tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi, tamamıyla bir kurgudan ibaret olduğunu, yüksek eğitim almış bir kişi olan davacı eğer tıbbi müdahale ile giderilebilecek bir sağlık problemi olduğunu iddia ediyorsa, bunun dilekçesinde bahsetmiş olduğu gibi hacı-hoca gibi tıp mensubu olmayan insanların iyileştiremeyeceğini bildiğini, eğerki davacı psikolojik açıdan sağlık problemleri olduğunu iddia etmişse yazılı dava dilekçesini gerçekten de böyle bir ruh durumunun olduğunu, borçlu olduğu insanlara karşı borcunu ödememek için böyle hezeyanlara dayalı dava dilekçesinin hazırlanmasının sebebinin ortaya çıkmadığını, müvekkilinin davacının evine gitmediğini ve tehdit olayının yaşanmadığını, davacının, icra takibine konu senedin zorla imzalatıldığını iddia ettiğini ancak bu iddiasını hiçbir şekilde ispatlamadığını, müvekkilinin şahsına yöneltilen ithamların, son derece ciddi olup iftira suçunun oluşmasına sebebiyet verecek derecede olduğunu belirterek  haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, karşı tarafın icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; \"Somut olayda davalının 09/11/2017 tarihli kolluk tarafından alınan ifadesi; davacıdan araç satışı nedeniyle ödenen bedel karşılığında bono alındığı ve resmi devir işlemlerinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle bononun ...takibe konulduğu yönündedir. Davalı ile davacı arasında, ... sayılı takibi haricinde, başkaca takip ilişkisi bulunmayıp, bu takibin konusunu ise 29/05/2017 tanzim, 05/06/2017 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli  bono oluşturmaktadır. Buna göre davalının bu beyanı, davacıdan gerek mahkememiz dosyasına konu gerekse ...'ne konu iki bononun da araç satışı nedeniyle alındığı yönünde mahkeme dışı vasıflı ikrardır. Zira bonoların veriliş nedeni daha önce gerçekleşen araç satış işlemi olarak gerekçelendirilmiştir. Bu ikrar, takdiri delil mahiyetinde olduğundan dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmek gerekir. Davalı soruşturma aşamasındaki 02/11/2017 tarihli ifadesinde, davalının kendisine 5.000.000,00-TL borçlu olduğunu, bu nedenle aldığı bonolar için ... davacı aleyhine takip başlattığını beyan etmiş; 09/11/2017 tarihli ifadesinde, davalıdan araç satışı nedeniyle, resmi devir işlemlerinin gerçekleşmesinin, gerçekleşmemesi halinde ise  elden ödediği bedelin iadesinin temini  için davalıdan bono aldığını, devrin gerçekleşmemesi nedeniyle davalı aleyhine ...'nde takip başlattığını beyan etmiş; mahkememizce dinlenildiğinde ise; davacının kendisine hem müstakbel ortaklık ilişkisi için koyduğu sermaye karşılığında elden ödediği 5.000.000,00-TL için borçlu olduğunu, bu nedenle davacıdan iki adet bono aldığını, ayrıca bu bonolar dışında araç satışı için elden ödediği 260.000,00-TL karşılığında, aynı tutarlı bono aldığını, bu bononun 23/10/2017 tarihli şikayetinde belirttiği hırsızlık olayında aracından çalındığını beyan etmiştir. Davalının, 23/10/2017 tarihli müşteki sıfatıyla verdiği beyanında aracından bono çalındığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmaması, toplamda 5.000.000,00-TL yi davacıya elden ödediğine dair savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, taraflar arasındaki tek takip ilişkisinin 2.000.000,00-TL bedelli bonoya dayalı  ... sayılı takibi olması karşısında, davacının davasını ispat için ileri sürdüğü 09/11/2017 tarihli mahkeme dışı ikrar beyanına itibar edilmiş, taraflar arasında dava konusu bononun verilişine dayanak başkaca hukuki ilişki olmadığı,  araç satış bedelinin 260.000,00-TL olduğu, dava konusu olmayan 2.000.000,00-TL bedelli bononun da icra takibine konu edildiği, şu halde dava konusu  keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan, 29/05/2017 tanzim, 01/06/2017 ödeme tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli bononun bedelsiz bulunduğu mahkememizce sabit görülmüş, davanın kabulü\" şeklindeki gerekçeleri ile;\"Davanın KABULÜNE; davacının 01/06/2017 vadeli, 29/05/2017 tanzim tarihli,  3.000.000,00-TL bedelli keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince 11/09/2020 tarihli ara kararında; 14/09/2020 UYAPTA\"Davacının, dava konusu bononun bedelsiz bulunduğuna yönelik iddiasının esası bakımından yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından iddianın yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla, tedbir talebinin bu aşamada REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda davalının ikrarından da bahsedilemeyeceğini, fakat bir an için ilk derece mahkemesinin vasıflı ikrar bulunduğuna dair kanaati doğru kabul edilse dahi, vasıflı ikrarın mevcudiyeti davacının ispat yükümlülüğünü ortadan kaldıramayacağını, ilk derece mahkemesinin, itiraza konu kararında vasıflı ikrara medeni usûl hukukunda tanınandan daha yüksek bir anlam yükleyerek hatalı karar verildiğini, davalının vasıflı ikrarda bulunduğu kabul edilse dahi müstekâr Yargıtay kararları tarafından da açıkça ortaya konulduğu gibi, davacının kendi hukuki nitelemesini kendi ispat araçlarıyla delillendirmek zorunda olduğunu, eğer davaya konu kambiyo senedinin araç alım satımı gerekçesiyle verildiğini ve bu senetlerin bedelsiz olduğunu ispatlamak istiyorsa, alacaklının (davalının) vasıflı ikrarı bu sonucu sağlamayacağını, keza vasıflı ikrarın belli bir kısmının hâkimde kanaat uyandırması da mümkün olmadığını, aksinin kabulü ispatı gereken (fiili karine niteliğinde olmayan) vakıaların hâkim tarafından kendince dikkate alınması anlamına geleceğini, medeni usûl hukuku bakımından bunun kabul edilemez bir yorum olduğunu, davalı beyanlarının \"bir parçasının\" davacının iddialarının \"bir parçasını\" ispatladığı şeklindeki ilk derece mahkemesince kurulan kararın hukuka açıkça aykırı olduğunu, borcun kambiyo senedine dayanmasının önemli sonuçlarından birinin de soyutluk ilkesi olduğunu, bu kapsamda kambiyo senedinin, alt ilişkiden bağımsız bir borca vücut vereceğini, her ne kadar bu borcun şahsi defiler kapsamında alt ilişkiyle bağdaştırılmasının mümkünse de buradaki tüm ispat yükü kambiyo senedinin borçlusundan olduğunu, somut olayda davacı, davalının ifadesi dışında başka hiçbir ispat aracından yararlanılmadığını, davacının ifadesinin tek başına hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bu şartlar altında davacının soyut iddialarının delillendirilemediği ve gerekçelendirilemediği açık olup reddi gereken davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, ilk derece mahkemesince kurulan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, 3.000.000,00-TL bedelli bonodan ötürü davacının davalıya borçlu olmadığı ...nun 72. maddesi hükmüne dayalı, takipten önce açılan menfi tespit davasıdır. Dava konusu bono incelendiğinde; keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan, 29/05/2017 tanzim, 01/06/2017 ödeme tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır.İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1095 esas sayılı dosyası kapsamından ;dava konusu olmayan aynı temel ilişkiye dayalı açılan,... sayılı takibine dayanak, keşidecisi davacı lehdarı davalı olan 29/05/2017 tanzim, 05/06/2017 ödeme tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli  bonodan ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti talepli davada mahkemece red kararı verildiği, mahkemece 2017/1095 E. 2019/320 K. karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği istinaf incemesi neticesinde İstanbul Bam 16 HD'nin 2019/2273 E.2022/249 K. Sayılı ilamı ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince ilamın kaldırılmasına karar verildiği mahkemece yapılan inceleme neticesinde 2022/130/2022/852 K. Karar sayılı ilamı ile davanı reddine karar verildiği ve İstanbul Bam 16 HD'nin 2022/2062 E. 2024/57 . Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince temyiz yolu açık olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir.Taraflarca tanık listesi ibraz edilmiş, davacı tarafından bildirilen tanık ...'un soruşturma aşamasında dinlenildiği  anlaşılmakla mahkemece yeniden dinlenilmesine yer olmadığına, bildirilen diğer tanığın ise ... ile aynı hususlarda dinletileceğinin bildirildiği anlaşılmakla HMK'nun 241 maddesi uyarınca dinlenilmesine gerek bulunmadığına; davalı vekilince sunulan delil listesinde bildirilen tanıkların hangi vakıanın ispatı için dinletilmek istenildiklerinin 22/09/2020 tarihli celsenin 2 ve 3 nolu ara kararlarına uygun şekilde açıklanmadıkları gerekçeleri ile  davalı tarafın tanık dinletme talebinin HMK'nun 194/2 ve 240/1 fıkraları uyarınca reddine karar verilmiştir. Davalı vekili 15/02/2021 tarihli dilekçe ile davacı ile davalı arasında araç satışına ilişkin anlaşma yapıldığı, davalının davacıya 260.000,00-TL ödeme yaptığı, davacının araç satışını gerçekleştirmediği ve bu nedenle davalıya, iş bu davaya ve İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1095 esas sayılı davasına konu bonolar haricinde ayrıca bir bono verdiği; ancak bu bononun davalının aracından çalınması nedeniyle davalının elinde olmadığı beyan edilmiştir. Davalı asil ... duruşmada \"ben Ukrayna'da ticaretle uğraşan biriydim, davacı ile  davacının yeni oluşturmayı planladığı markanın ürünlerinin  yurt dışında Ukrayna'da ve Türki Cumhuriyetlerde shopping sistemiyle satışının  yapılması konusunda bir iş kurmaya karar verdik, ürünler tatlı, çikolata vb. Gıda ürünleri olacaktı,  ben bu sebeple yurt dışında iş yaptığım yabancı iş ortaklarımla da görüştüm, bu markanın yurt dışında ürünlerin satışından el edilecek gelire ben de ortak olacaktım, bu nedenle ben de sermaye koydum ve davacıya bunun için para verdim, fakat daha sonra davacı bu markayı kuramadı, işin gerçekleşmeyeceğini anlayınca elden verdiğim 5.000.000,00 TL sermayenin geri ödenmesini istedim, fakat davacı ödeyemedi, karşılığında teminat olarak 2 adet senet verdi, dava konusu senet de bunlardan biridir, bunun dışında davacı ile bir araba alışverişimiz oldu, kendisi bana ... marka bir araç verdi, bunun için 260.000,00 TL elden para verdim, aracın bana devri yapılmadı, bunun için davacıdan bu bedelde teminat mahiyetinde senet almıştım, bu senet bana davacının teslim ettiği ve kullandığım aracın torpido gözünde idi, bu araç kapımın önünde soyuldu, bunu tutanakları da vardır, karakola başvurdum, soruşturma açılıp açılmadığını bilmiyorum,  ben, 09/11/2017 tarihli karakol ifadesini kabul etmiyorum, dava konusu bonolarla ilgili daha önce verdiğim 2 kasım tarihli ifadem doğrudur, neden ikinci ifademin bu şekilde yazıldığını bilmiyorum,\" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı ... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/132976 soruşturma sayılı dosyası dosyasında, müşteki şüpheli sıfatıyla ve müdafisi eşliğinde verdiği  02/11/2017 tarihli ifadesinde; müşteki(davacı) ...'un kendisine iki senetten dolayı 5.000.000,00-TL borcu bulunduğunu, bu nedenle ... sayılı takibini başlattığını, takibin 2017 yılı Haziran ayında kesinleştiğini ve takibe karşı herhangi bir dava açılmadığını, asıl müştekinin alacağını takip etmemesi için kendisini tehdit ettiğini, müştekinin 01/11/2017 tarihinde ... AVM'de olduğunu öğrendiğini ve avukatından haciz işlemlerini başlatmasını istediğini, müştekiyi tehdit veya rahatsız etmediğini, borcunu ödemeyen ve iftira atan müştekiden kendisinin şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. Davalı ... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/132976 soruşturma sayılı dosyası dosyasında,  şüpheli sıfatıyla verdiği  09/11/2017 tarihli ifadesinde; müşteki(davacı) ...'a tehdit ve manevi baskı ile senet imzalatmadığını, araç gasp etmediğini, ... plakalı ... marka aracı kendi isteğiyle ve sözlü olarak kendisine sattığını, araç bedeli olan 260.000,00-TL'yi nakit olarak müştekiye elden teslim ettiğini; ancak müştekinin aracın devir işlemlerini yapmadığını, elden ödediği para karşılığında müştekinin kendisine imzalı senet verdiğini, müştekiden elden verdiği parayı tahsil edemeyince ...'nde müşteki aleyhine takip başlatığını, alacağından vazgeçmesi için müştekinin kendisini tehdit ettiğini beyan etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/132976 soruşturma sayılı dosyasında 21/09/2017 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verilmiştir.Mahkeme gerekçesinde, Davalı soruşturma dosyasındaki 02/11/2017 tarihli ifadesinde, davalıdan 5.000.000,00-TL alacaklı olduğunu, davacının, iş bu davaya konu bono ile İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1095 esas sayılı davasına konu toplam 5.000.000,00-TL bedelli iki adet bonoyu bu alacağına istinaden kendisine verildiğini belirttiğini; 09/11/2017 tarihli ifadesinde ise, davacının kendisine 260.000,00-TL bedelle araç sattığını ve fiilen devrettiğini, davacıya araç bedelini elden ödediğini; ancak davacının araç devrini gerçekleştirmediğini, kendisine imzalı senet verdiğini, davacı devri gerçekleştirmeyince, ...'nde davacı aleyhine icra takibine giriştiğini beyan ettiğini, davalının bu beyanının,  mahkeme dışı vasıflı ikrar olduğu gerekçesi ile  davacının davasını ispat için ileri sürdüğü 09/11/2017 tarihli mahkeme dışı ikrar beyanına itibar edildiği, taraflar arasında dava konusu bononun verilişine dayanak başkaca hukuki ilişki olmadığı,  araç satış bedelinin 260.000,00-TL olduğu, dava konusu olmayan 2.000.000,00-TL bedelli bononun da icra takibine konu edildiği, şu halde dava konusu  keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan, 29/05/2017 tanzim, 01/06/2017 ödeme tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli bononun bedelsiz bulunduğu  gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalının 09/11/2017 tarihli karakolda verdiği ifadesi mahkemece ikrar niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.Vasıflı ikrarda (gerekçeli ikrarda) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Oysa dava konusu olayda, davalının ifadesinde davaya konu senedin araç alım satımı için düzenlendiği yönünde bir ikrar bulunmadığından mahkemece beyanın vasıflı ikrar olduğundan bahisle sonuca gidilmesi yerinde olmamıştır.İspat yükümlülüğü davacı üzerinde olup davacı senedin hile ve tehditle alındığını bedelsiz olduğunu ispatla yükümlü olup davacı tarafça ispat yönünden kanaat verici delil sunulmadığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine , icra takibi bulunmadığından davalının % 20 kötü niyet tazminat talebinin reddine   karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,2-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2021 tarih, 2019/414 E. 2021/527 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN REDDİNE4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar harcından peşin alınan 51.232,50 TL den mahsubu ile, fazlaya ilişkin olan 50.804,90-TL harcın talebi ve isteği halinde davacı tarafa iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 384.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 44,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 206,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/b-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"829abd846df82bba","SID":"c1b317462ab30c9d"}}