{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/635 - 2024/1219<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/635 <br>KARAR NO\t: 2024/1219<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/381 Esas 2023/185 Karar<br><br>DAVACI\t:\t<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 16/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 05/11/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.10.2019 tarihinde sürücü ...'ın yönetimindeki araç ile sürücü ...’ın yönetimindeki aracın kavşak alanı içinde çarpışmasıyla meydana gelen kazada, kaza esnasında sürücü ...’ın aracında yolcu olan davacının yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL geçici iş göremezlik zararı, 50,00 TL sürekli iş göremezlik zararı, 50,00 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 150,00 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihi olan 25.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan (... plakalı araç sürücüsünün kusuruna düşen kısım bakımından taleplerinin bulunmadığını) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 20.180,27 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 1.966,50 TL ve bakıcı gideri tazminatı talebini 1.279,20 TL olarak artırmıştır.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece davanın kabulüne, 20.180,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.966,50 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.279,20 TL bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 25/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunda hatalı Yönetmelik hükümleri uygulandığını raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nin esas alınması gerektiğini, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, kusur oranları, bakiye ömür tablosu, gelire ilişkin veriler ve diğer verilerin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, nitekim başvuru aşamasında yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu sunulmadığını, davacının ceza dosyası kapsamında tüm maddi ve manevi tazminat haklarından feragat ederek şüpheli konumundaki araç sürücüsü ile edimli olarak uzlaştığını, bu nedenle davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığını, kaza anında davacı tarafın emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirsiz olup öncelikle bu durumun tespiti gerektiğini, sonrasında koruyucu tertibatın takılı olmaması karşısında sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminata hükmedilmesi halinde %20’den az olmamak şartıyla müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davacının yaralanmasının mahiyeti nazara alındığında emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığını, davacının kaza tarihinde emekli olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, davalının hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden sorumlu olmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun yetkili merciden temin edilmediğini, raporda davacının maluliyet durumunun olması gerekenden daha yüksek tespit edildiğini, davacının topuk kırığı mahiyetindeki yaralanmasına ilişkin ortopedi uzmanından değerlendirme alınması gerektiğini, raporda uygulanan Yönetmeliğin yerinde olmadığını, dosyanın Karayolları Fen Heyeti ya da İTÜ Heyetine tevdi edilerek kusur incelemesi yapılması gerektiğini, aktüer raporunda hesaplamada TRH-2010 Hayat Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, tazminata hükmedilecek ise yargılama aşamasında maluliyete ilişkin ATK raporunun dosya içerisine alınması ile temerrüt tarihinin bu raporun dosyaya sunulması akabinde başlaması gerektiğini hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir.<br>Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca 29.10.2019 tarihinde sürücü ...’ın yönetimindeki araç ile seyri sırasında seyir yönüne hitaben “DUR” trafik işaret  levhasının bulunduğu sokağı takiben seyirle Güzelleştirme Caddesi kavşağı, kavşak alanına giriş yapan sürücü ... yönetimindeki araç ile kavşak alanı içinde çarpışması sonucu meydana gelen kazada sürücü ...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 57/1-a maddesinde belirtilen (kavşaklara yaklaşırken şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek) kuralı ihlal ettiği, sürücü ...’ın ise yine aynı Kanunun 52/1-a maddesinde belirtilen (aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak)kuralını ihlal ettiğinin belirlendiği, mahkemece kusur bilirkişisinden alınan rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...’ın %75  oranında, davacı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, Burdur CBS’de yürütülen soruşturma dosyası kapsamında alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ...’ın 6/8 nispetinde asli kusurlu olduğu, sürücü ...'ın ise 2/8 nispetinde tali kusurlu olduğunun belirlendiği, anılan dosyada neticeten edimsiz uzlaşma nedeniyle takipsizlik kararı verildiği, sürücü ... tarafından sevk ve idare edilen aracın kaza tarihini kapsayan ZMM sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edildiği, mahkemece H.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla davacının dosyasının incelenmesi ile yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda düzenlenen maluliyet raporu uyarınca meydana gelen çoklu kot kırıkları, sol klavikula kırığı ve diğer yaralanmaları dikkate alınarak sol omuz eklem hareket kısıtlılığına bağlı olarak davacının toplam vücut engel oranının %5  olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyacının 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca davacının trafik kazası sonucu uğradığı, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kusuruna tekabül eden, geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 1.966,50 TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 20.180,27 TL, bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının 1.279,20 TL olduğunun belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağındaki belirlemeler, olayın oluşu ve savcılık soruşturma dosyasında alınan kusur raporu ile uyumlu bulunmasına, buna göre kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...’ın %75  oranında, davacı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduklarının belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya, denetime ve kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine uygun bulunmasına, buna göre davacının dosyasının incelenmesi ile  yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda davacıda kaza sonucu meydana gelen çoklu kot kırıkları, sol klavikula kırığı ve diğer yaralanmaları dikkate alınarak sol omuz eklem hareket kısıtlılığına bağlı olarak davacının toplam vücut engel oranının %5 olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyacının 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına, yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, Anayasa Mahkemesi'nin 32343 sayılı, 18/10/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2023/43 esas, 2023/141 sayılı kararı ile \"5271 sayılı CMK'nın 5560 sayılı sayılı yasanın 24. maddesiyle değişen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeni ile tazminat davası açılamaz...\" bölümünün iptaline karar verilmesi ve anılan karar ile uzlaşmanın sağlanması halinde dahi tazminat davası açılabileceğinin kabul edilmiş olması karşısında somut olayda savcılık soruşturma aşamasında edimsiz uzlaşma sağlanmış olmasının eldeki tazminat davasının açılıp görülmesine engel bir durum teşkil etmediğinin anlaşılmasına, kaza anında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı yönünde bir belirlemenin dosya kapsamında yer almadığı, ancak davacının yaralanmasının mahiyeti(sol omuz bölgesinden yaralanma)ve kaza esnasında araçtan fırlama durumunun olmadığı nazara alındığında zararın meydana gelmesinde/artmasında davacıya atfedilecek müterafık kusur bulunmadığının anlaşılmasına, davacının kaza tarihinde emekli durumunda olduğu anlaşılmakla beraber, iş göremezlik tazminatının bir çalışmanın karşılığı değil aynı zamanda ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin yerine getirilmesine (efor tazminatı) ilişkin olduğundan (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2020/3869 Esas, 2021/1624 Karar sayılı ilamı) mahkemece davacı lehine geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, davalı sigorta şirketinin sigortalı aracın karıştığı kazada kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olarak geçici ve kalıcı işgöremezlik zararlarından sorumlu bulunmasına, davanın açılmasından önce davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru yapılmasıyla dava şartının yerine getirilmiş olduğunun anlaşılmasına göre istinaf eden taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf taleplerine itibar edilmemiştir.<br>Bununla birlikte, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/09/2021 tarih ve 2021/18933 Esas, 2021/4438 Karar sayılı ilamında; “2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2.2.1 maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davadan önce yapılmış bir başvurunun bulunmadığı durumda ise, davalı sigortacı için dava tarihi temerrüt tarihidir. Somut olayda; her ne kadar davacı vekili davalı sigortacıya başvurmuş ise de, bu başvuruda sadece geçici ve kalıcı işgöremezlik tazminatı için talepte bulunulduğu (davaya konu edilen bakıcı gideri için bir talebin olmadığı) görüldüğünden, anılan tarihin temerrüt belirlemesinde etkisi yoktur. Davacı tarafın davaya konu edilen bakıcı giderinin ödenmesini sağlamak amacıyla, 13.12.2019 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun 23.12.2019 tarihli son tutanağı ile tarafların anlaşamadığının ve arabuluculuk sürecinin sona erdiğinin kayıt altına alındığı görülmektedir. Alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile davalının davaya konu edilen bakıcı gideri zararı bakımından temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalının temerrüt tarihinin yanlış belirlenmesi doğru değil bozma sebebi ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.\" denilmektedir.<br>Somut olayda; davalıyı davadan önce temerrüde düşürdüğünü ispat yükünün davacıda olduğu, davacının eldeki davadan önce davalı sigorta şirketine başvurduğu anlaşılmakta ise de eksik evrakla başvurulduğu ve maluliyet raporunun eklenmediği, ancak sigortaya yönelik olarak alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulduğu anlaşıldığından artık sigortanın temerrüt tarihinin 22/02/2022 olarak kabulü gerekirken, mahkemece davacının davadan önce 11/02/2022 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurduğu, başvurunun 14/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 8 iş gününün eklenmesiyle davalı sigorta şirketinin 25/02/2022 tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü ile hükmedilen tazminata 25.02.2022 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla birlikte oluşan bu durumun kararı bu hususta istinaf eden davalının lehine olduğu, davacı vekilinin de faiz başlangıç tarihi yönünden istinafı bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL’nin mahsubu ile kalan 247,7‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalıdan alınması gereken 1.600,22 TL harçtan peşin alınan 400,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.200,22 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, <br>5-İstinaf eden taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye<br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4954c6f22817795b","SID":"53f8ae265690faef"}}