{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/782 <br>KARAR NO : 2024/1092<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/07/2019<br>NUMARASI: 2017/380 Esas, 2019/507 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/10/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 19/02/2016 tarihinde asansör temin ve tesisi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme uyarınca müvekkili şirkete 1 tane 6 duraklı 475 kg kapasiteli asansörün temin ve tesisini üstlendiğini, davalı şirketin sözleşmede belirtilen zaman ve şekilde asansörü teslim edemediğini, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlara göre davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunu, söz konusu borcun 08/11/2016 tarih ve 13.157,00-TL tutarlı iade faturasından kaynaklandığını, fatura bedelinin yazılı ve sözlü uyarılara rağmen davalı tarafından ödenmediğini, bunun için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itirazda bulunduğunu belirtilerek, davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili cevabında, müvekkili şirketin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesinde belirtildiği şekilde üzerine düşen sorumluluğu tamamen yerine getirdiğini, sözleşme konusu asansörün temini ve tesisi işini sözleşme şartları çerçevesinde eksiksiz ve ayıpsız şekilde ifa ettiğini, icra takibine konu 08/11/2016  tarihli ve ... fatura numaralı 13.157,00-TL meblağlı iadeye ilişkin e-faturanın taraflar arasında geçerli bir hukuki yahut ticari ilişkiden kaynaklanmadığını, söz konusu faturaya dayanak gösterilen kalemlerin müvekkilinden tahsilinin sözleşme gereği mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dosyada mevcut bulunan ve taraflarca teslim eden ve teslim alan sıfatlarıyla imzalanan 22.09.2016 tarihli teslim protokolünün incelenmesinde, eser sözleşmesine konu işin teslim alındığı tarih itibariyle teslim protokolüne el yazısı ile yazılı bulunan eksikliklerin protokole yazılmak ve karşılıklı imzalanmak suretiyle artık davalıya ihbar edildiğinin kabulünün gerektiği, böylece davacı iş sahibi tarafından müteahhit davalıya süresinde ayıp ihbarının yapıldığı kanaatine varıldığından davalı tarafın ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki savunmalarına itibar edilmediği, dosyada alınan bilirkişi kök ve ek raporları gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun, itirazları cevaplar nitelikte ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden hükme esas alındığı, davacı şirket tarafından asansör teslim protokolünde tespit edilen eksikliklerin davalı tarafça mail yazışmalarında kabul edilmiş olması, davalının kestiği iade faturalarının içerik ve miktar itibariyle makul ve tespit edilen eksikliklere uygun olması karşısında taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 12.080,25-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından benimsenen bilirkişi raporu ile tespit edilen 12.080,25-TL. alacak miktarına yönelik davalının vaki itirazının haksız olduğu, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan kabul edilen miktar üzerinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki 12.080,25-TL alacağa ilişkin itirazın iptaline, takibin diğer kayıt ve şartlarda bu miktar üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranı üzerinden hesaplanan 2.416,05-TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, yerel mahkemece, icra takibine konu 08.11.2016 tarihli 13.157,00 TL tutarında bir adet e-fatura bulunduğu ve bu faturanın taraflar arasındaki geçerli bir hukuki yahut ticari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu ile davacının icra takibi ve faturalardaki alacak kalemleri izahı ile davadaki izahları birbirinden farklı olduğu hususlarına dikkat edilmeden ve irdelenmeden karar verildiğini, davacı tarafın fatura ve icra takibinden farkı olarak hiç bir izah yapmadan dava dilekçesinde borcun nedenlerini farklı olarak açıkladığını, yerel mahkemece bu durumun iddianın genişletilmesi yasağına tabi olması gerektiği hususunun göz ardı edildiğini, ayrıca fiyat farkı faturasının ancak malı satan kişinin kesebileceğini, teslim protokolüne yazılan kayıtların altında imza olmadığı hususu ve söz konusu kaydın sonradan müvekkili şirketten habersiz davacı yan tarafından eklendiği ve teslim protokolünde tahrifat yapıldığı itirazları dikkate alınmadan, bu teslim protokolüne göre davalının ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği kabul edilerek karar verildiğini, söz konusu protokol incelendiğinde teslim gününün de sonradan değiştirildiğinin, 20.09.2016 olarak yazılmış olan tarihin 22.09.2016 tarihi olarak değiştirilmiş olduğunun çıplak göz ile dahi tespit edilmekte olduğunu, bu hususun ilgili teslim tutanağının hemen altında bulunan evraktaki tarihe bakıldığında da anlaşılacağını, bu durumun söz konusu kayıtların altında müvekkili şirket yetkililerinin imzasının olmaması ile de açıkça ortada olduğunu, bu nedenle bu evraka güvenilmeyeceğini, kaldı ki taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri incelendiğinde müvekkili şirketin söz konusu kayıtta belirtilen \"makine dairesindeki motor 10 gün içerisinde sökülüp müşteriye teslim edilecek.\" şekilde hiçbir taahhütünün olmadığının görüleceğini, sözleşmede yer almayan bir hususta müvekkili şirketin kayıt düşmeyeceğinin de hayatın olağan akışında beklenen olduğunu, davacı tarafından süresi içinde bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, teslim protokolünde ilgili eksikliklerin var olduğu iddiasında bulunulsa da işbu tutanak sonradan ve farklı kalemler kullanılarak doldurulduğu ve üzerinde tahrifatlar yapıldığı için güvenilmez olup bu evrak dikkate alınarak davacının ayıp ihbarında bulunduğunun kabul edilmeyeceğini, sözleşmenin 7. Maddesi ve bütünü  incelendiğinde, müşterinin sahip olduğu önceki motorun müvekkili firma tarafından bedelinin karşılanması yahut taraflarınca yapılmasına ilişkin bir taahhütleri bulunmadığını, bu kapsamda davacı tarafın tek taraflı olarak belirlemiş olduğu 2.500,00 TL + KDV olarak belirtilen bedelden hiçbir sorumlulukları bulunmadığını, bir diğer alacak kalemi olan kabin içinde meydana gelen çiziklerin kullanıma bağlı olarak oluştuğunu, bu çiziklerin müvekkili şirketten kaynaklanmadığını, bu sebeple buna dair 5.000,00 TL'lik bedelin müvekkiline yüklenemeyeceğini, kaldı ki 5.000TL'lik bedelin tek taraflı olarak belirlenen fahiş bir bedel olduğunu, bir an için sökme takma işi ve kapı ciziğinin olduğu düşünülse dahi bunların miktarının da bilirkişi tarafından nasıl belirlendiğinin muamma olduğunu, diğer alacak kalemi olan iş gecikmesi kaynaklı ceza olarak 3.650 TL+ KDV'nin de tek taraflı olarak belirlendiğini, bu bedelin de talep edilmesi haksız olup taraflarından kaynaklanmış bir gecikme söz konusu olmadığını, asansör tesliminin sözleşme kapsamında işin süresine uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacı firmanın asansör kuyularını eksiksiz ve tam teslimde geciktiğini ve bu sebeple müvekkili firmanın beklemek zorunda kaldığını, bu sebeple de beklenen sürenin teslim süresine ilave edildiğini, gecikmeden bahsedilerek söz konusu bedelin talep edilebilmesi için öncelikle davacının edimlerini tam ve eksiksiz zamanında ifa ettiğini ispat etmesi gerektiğini, ayrıca yerel mahkemece tek taraflı olarak belirlenen bedellerin müvekkili şirket  tarafından kabul edildiği şeklindeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, zira müvekkili şirketi borçlandırıcı işlem yapma ehliyeti bulunmayan, bir borcu kabule yetkili olmayan kişiler ile yapılmış görüşmenin müvekkilini bağlamayacağını, müvekkili şirketin hiç bir temerrüdü yokken ve delil de yokken bilirkişinin dosyada hiç bulunmayan varsayımlar ile temerrüt ve kusur ortaya çıkararak müvekkiline 3.230,25-TL gecikme cezası kestiğini, oysaki bu sözleşmeye dayanarak cezai işlemin yapılmasının mümkün olmadığını, mahkemece alınan rapor ve ek raporun objektiflikten uzak olduğunu, yetkin olmayan bilirkişilerce uzmanlık alanı dışında ve hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapılarak, eksik inceleme sonucu hazırlandığını, hiç bir teknik değerlendirme içermediğini, bu raporların hükme esas alınamayacağını, alınan ek raporda eksik hususların giderilmesi yerine kök raporun aynen tekrar edildiğini, itirazlarının gözetilmediğini, bilirkişinin eser sözleşmelerinde olmayacak bir şekilde kusur durumu ortaya çıkardığını, davacının tamamen fiyat farkı gerekçesi ile açtığı davada keşif dahi yapılmadan dosya üzerinden inceleme yapılmasının da hukuka uygun olmadığını, bilirkişinin yer görmediğini ve uzman olmadığı konuda hüküm verdiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Dava, taraflar arasındaki 19/02/2016 tarihli asansör temin ve tesisi sözleşmesine konu asansörün geç ve ayıplı ifa edildiği iddiasıyla, bu kapsamda düzenlenen 08.11.2016 tarihli 13.157,00 TL bedelli iade faturasına dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı vekilince, sözleşmeye göre ifanın eksiksiz  ve ayıpsız olarak yapıldığı, bu nedenle söz konusu iade faturasının kabul edilmediği belirtilerek, davanın reddi istenmiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davaya konu sözleşme kapsamındaki asansörün yapılıp teslim edildiği ve sözleşmeye konu bedelin ödendiği hususlarında bir ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafça geç ve ayıplı ifa iddiasına ilişkin olarak 22.09.2016 tarihli teslim protokolü ile e-mail yazışmaların dayanıldığı, bu e-maillerden 18.01.2017 tarihli olandaki davalı tarafın beyan ve kabulleri, teslim protokolünden kısa süre sonraki 06.10.2016 tarihli yazışmalarda ayıplardan bahsedilmesi, benzer mahiyetteki diğer e-mail yazışmaları, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporundaki dosyaya uygun tespit değerlendirmeler ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, somut olayda, ayıp ihbarının süresinde yapılmış olduğu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu fiyat farkı (iade) faturasındaki 3 kaleme (kabindeki çiziklerin giderilmesi, eski motorun sökülmesi, gecikme cezası)  ilişkin olarak davacının talep edebileceği miktarların doğru belirlendiği anlaşılmakla, Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/07/2019 tarih ve 2017/380 Esas, 2019/507 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 825,20-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 206,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 618,90-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a002b3e611cca84","SID":"960853d66c1ed87a"}}