{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/893 <br>KARAR NO: 2024/1073<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI: 2018/144 Esas, 2020/680 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 31.01.2015 tarihli ve davalı şirketin Acıbadem-Kadıköy' de yapmış olduğu inşaatın çelik konstrüksiyon/çatı kaplama işlerine ilişkin sözleşme kapsamında müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı tarafın işi teslim aldığını, hatta bir kısım ödemeyi de gerçekleştirdiğini, anılan sözleşmede fiyatın KDV hariç olarak belirlenerek açıkça belirtildiğini, davalının ise işi teslim almasına ve bir kısım ödemeleri yapmasına rağmen hem fiyata, hem KDV' ye haksız ve mesnetsiz gerçek dışı sebepler ile itiraz ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede mutabık kalınan ve imza altına alınan 85.000,00 TL +KDV ödemesi için; 28.09.2016 Tarihli, fatura ile 70.000 TL + KDV olacak şekilde toplam 82.600,00 TL, 24.10.2016 Tarihli fatura ile 15.000 TL + KDV olacak şekilde toplam 17.700,00 TL tutarlı faturaların düzenlenerek davalı şirkete teslim edildiğini, görüleceği üzere sözleşmedeki anapara toplamı ile faturalardaki anapara toplamının aynı, KDV hariç 85.000 TL olduğunu, davalı tarafından teslim alınan 28.09.2016 T. 82.600,00 TL bedelli faturaya süresinde itiraz edilmediğini, bakiye ödeme talep edildiğinde yasal süresi geçtikten çok sonra davalı tarafından haksız olarak iade faturası düzenlendiğini, davalı tarafından Kadıköy ...Noterliği kanalıyla gönderilen 24.10.2016 tarihli ihtarnamesiyle 28.09.2016 tarihli ve 05.10.2016 tarihinde tebliğ olunan faturanın sadece bedeli fazla olduğu iddiası ile iade faturası gönderildiğini, iade faturasını kabul etmediklerini ve bu yönde davalıya gerekli ve süresi içinde usulüne uygun itirazların yapıldığını, işi teslim alan ve büyük ölçüde ödemeyi yapan davalının itirazının haksız olduğunu, bakiye 15.300,00 TL'nin müvekkil şirkete ödenmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkili şirkete ödenmesi gereken bakiye 15.300,00 TL'nin faturada belirtilen ödeme tarihinden itibaren işlemiş olan ve işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket yetkilisi ...' nun davacı tarafla sözleşme imzlamadığını ve sözleşmedeki imzanın müvekkile ait olmadığını, müvekkil şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu, müvekkili ile davacının KDV dâhil toplam 70.000 TL olarak anlaştıklarını ve müvekkilinin şahsi hesabından 70.000 TL ödeme yaparak davacı tarafla olan hesabı kapattığını, ödeme yapıldıktan yaklaşık 1,5 yıl sonra fazla bedelli faturanın kesildiğini, müvekkil tarafından davacı tarafla görüşmeler yapılarak iade faturası düzenlendiğini ve davacı tarafa gönderildiğini savunarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  dava dosyasına sunulmuş olan fiyat teklif formunun, sözleşme genel niteliklerini taşımasa da, piyasada, bünyesinde sözleşme mühendisi barındırmayan firmalarda, anlaşmalar yapılırken, fiyat teklif formlarının, taraflar arasında anlaşılan fiyatın, netlik kazanması için kullanıldığı, davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan, 31.01.2015 tarih ve 85.000,00 TL bedelli fiyat teklif formunun, eğer o fiyata yaptırılmayacak ise hangi amaçla iki tarafça da imzalandığının anlaşılamadığı, piyasa teamüllerinde anlaşma sağlanmayan teklif formlarına işveren tarafından kaşe basılıp, imza atılmamakta ancak anlaşma sağlandığında teklif formu imzalandığı, dosya içeriğinden, metrajlar hususunda taraflar arasında bir husumet veya anlaşmazlık olmadığı, teklifte yer alan birim fiyatların 2015 yılı piyasa fiyatlarına göre genel olarak uygun olduğu, teklif formunda, piyasa rayiçlerine göre yüksek olduğu tespit edilen birkaç kalemin, piyasa rayiçlerinden düşük  olduğu tespit edilen diğer iş kalemi fiyattan ve teklif formundaki yapılmış olan indirim ile birbirini dengelediği, dolayısıyla 85.000,00 TL teklif toplam fiyatının 2015 yılına göre uygun olduğu, hesaplanmış olan bedele KDV tutarının dâhil olmadığının bilirkişi tarafından bildirildiği, bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun denetlenebilir olduğu ve mahkemece benimsendiği gerekçesiyle davanın  kabulü ile, 30.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, davacının teklif formu üzerinden hak ettiği ettiğini, teklif formundaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, bilirkişi raporlarının hepsinin hatalı ve taraflı olduğunu, savunma hakkı ihlaline yol açarak mahkeme kararının hukuksuz hale getirildiğini, çatı işleri yapan firmalar ile görüşülerek raporun düzenlendiğinin söylendiğini ancak hangi firmalar ile görüşüldüğünün belli olmadığını, bilirkişi raporunun hukuken geçerli olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici davalıya  çelik konstrüksiyon/çatı kaplama işini yaptığını iddia ederek bakiye alacak talebinde bulunmuş; davalı ise, davacının dava dayanağı yaptığı 31.01.2015 tarihli teklif formundaki imzası bulunan kişinin şirket yetkilisi olmadığını, imzanın da kendilerine ait olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık esas itibariyle sözleşmenin bedeline ilişkindir. Davacı 31.01.2015 tarihli teklif formuna göre sözleşme bedelinin 85.000,00TL +KDV olduğunu, davalı ise bu belgeyi kabul etmeyerek sözlü anlaşmaya göre iş bedelinin KDV dahil 70.000,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Davacı iddiasını yazılı belgeye dayandırmış, davalı da bu belgedeki imzaya  itirazda bulunduğu halde mahkemece bu hususta bir inceleme ve araştırma yapılmadan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, öncelikle dayanak 31.01.2015 tarihli teklif formunun aslı temin edilerek bu tarih itbariyle davalı iş sahibi şirketin yetkilisi/yetkililerinin ticari sicil memurluğundan sorularak tespit edilmesi, şirket yetkilisine imzasının kendisine ait olup olmadığı hususu sorulup  imza inkarı halinde  imza örnekleri alınmak ve örnekleri toplanarak suretiyle usulünce  imzanın incelemesi yapılmas gerekir. İmzanın şirket yetkilisine ait olduğunun anlaşılması halinde sözleşme hükümlerine göre, imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşılması halinde taraflar arasında sözlü anlaşma olduğu ve bedelde anlaşamadıkları kabul edilerek işin bedelin  TBK'nın 481 maddesi uyarınca işin yapıldığı tarih itibari ile mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenip,  varsa kabul edilen ve/veya ispatlanan ödemeler düşüldükten sonra sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bu gerekçelerle kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2020 tarih, 2018/144 Esas, 2020/680 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a8711e6777da3df","SID":"1702794cd03d9c4f"}}