{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/3769 <br>KARAR NO: 2024/3875<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/09/2022<br>NUMARASI: 2021/537 Esas - 2022/883 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin ... şubesinde çalışan ...'nın 02.08.2016 tarihinde müvekkili kooperetif yönetim binasının yanındaki çöp konteynırına işi gereği çalıştığı marketin çöplerini atmak üzere geldiğinde çöplerle birlikte elindeki sigara izmaritini de atmış olduğunu, kısa zaman sonra sigara izmaritinden tutuşan kağıtların yanması ile konteynerde alevler çıkmış ve bu alevlerin müvekkilinin binasına ve binanın doğalgaz kutusuna sıçramış ve çıkan yangın sebebi ile müvekkilinin binasının büyük kısmının küle dönmüş olduğunu, suç duyurusu bulunulması üzerine bu kişinin olayı ikrar etmiş olduğunu, yine taraflarınca başvurulması üzerine Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/92 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda yangın neticesinde müvekkilinin 411.820 TL zarara uğradığının tespit edilmiş olduğunu, bu tutarın tazmini amaçlı davalı tarafa noter aracılığı ile gönderilen ihtarnameye davalı tarafından yine noter aracılığı ile itiraz edildiğinden, taraflarınca Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin başlatılmış olduğunu, yangının çıkmasına davalı şirket personelinin sebebiyet vermesi sebebi ile TBK m.66 da Özen Sorumluluğu başlığı altında düzenlenen İstihdam Edenin Kusursuz Sorumluluğu çerçevesinde davalı yanın sorumluluğunun ortaya çıkmakta olduğunu, müvekkilinin 31.10.2016 tarihi itibariyle sigorta ve benzeri kurumlardan kesinlikle bir ödeme almamış olduğunu, bu sebepler ile davalı tarafın kötü niyetli ve hukuki mesnetten uzak itiraz ederek müvekkilinin alacağını almasına engel olduğunu belirtmişler ve netice-i talep olarak, açıklanan sebepler ile Bakırköy ... İcra Müdürlü n ... Esas sayılı dosyasına yapılan tüm itirazların iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66/2 maddesi gereğince adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; Adam çalıştıran ile çalışan arasında bağımlılık esasına dayanan bir çalıştırma ilişkisi, görev sebebi ile gerçekleşen bir eylem bulunması, oluşan zarar ile bu eylem arasında illiyet bağı bulunması gerekmekte olduğunu, başka bir anlatımla zararın adam çalıştıran işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olmasının sorumluluk için yeterli olmayıp eylemle zarar arasındaki uygun nedensellik bağının mücbir sebep veya işçinin ya da üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesilmemiş olmasının zorunlu olduğunu, zarara sebep olan yangın olayında ise ...'ta çalışan işçinin ağır kusuru bulunmakta olduğunu, bu ağır kusur sebebiyle nedensellik bağının kesilmiş olduğunu, yangına sebep olan işçinin içtiği sigarayı söndürmeden izmaritini yere atarak ağır kusur ile yangının çıkmasına sebep olduğunu, sigaranın söndürülmeden yere atılmaması gerektiğinin herkesçe bilinen bir kural olduğunu, işçinin bu konuda ağır kusurlu olduğunu, işçinin görevi sebebi ile gerçekleşen bir eyleminin de bulunmamakta olduğunu, bu sebeple adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli şartların oluşmamış, illiyet bağı işçinin ağır kusuru sebebiyle kesildiğinden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, nitekim bu kişinin karakola vermiş olduğu ifadesinde içmekte olduğu sigara izmaritini yere attığını kabul etmiş olduğunu, olayın müvekkili şirket ile bir alakası bulunmamakta olduğunu, müvekkili şirketin çalışanlarını sseçerken gerekli dikkat ve özeni göstermekte olduğunu, söz konusu kişiye gerekli tüm eğitimlerin de verilmiş olduğunu, tüm bu hususların tanık beyanları ile de ispat edileceğini, açıklanan sebepler ile davacının yasal dayanaktan yoksun tüm talepleri ile davanın reddine karar verilmesini dilediklerini belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da açıklanan sebepler ile davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Davalı şirketin ... şubesi çalışanı ...'nın 02.08.2016 tarihinde sebep olduğu yangın sebebi ile davacı kooperatifin yönetim binasında meydana gelen zararın tazmini istemli olarak huzurda görüşlen dava açılmıştır. Mahkememizce Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/92 Değişik iş sayılı dosyası ile Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/604 E., 2018/108 K. sayılı dosyaları celp edilmiştir. Dosya kapsamında davalı şirket çalışanının eyleminden kaynaklı olarak yangının meydana geldiği konusunda uyuşmazlık bulunmamakla birlikte davalının işçisinin bu eyleminden kaynaklı olarak TBK'nın 66. maddesi gereğince sorumluluğunun bulunup bulunmadığı uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Dava konusu yangının zaman ve mekan açısından işyerinde ve çalışanın mesai saatleri içerisinde çalışanın çöpleri atmak üzere işini yaptığı sırada meydana gelmesi sebepleriyle davalının TBK'nın 66. maddesi gereğince davacıda meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği mahkememizce kabul edilen dosyada mübrez bilirkişi raporu ile davacıya ait binada gelen zararın KDV dahil 393.589,00 TL olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar feri müdahil tarafından doğalgaz kutusu ve tesisatının yangının davacıya ait binaya sirayet etmesine sebep olduğu iddia edilerek doğalgaz şirketinin kusur ve sorumluluğunun irdelenmesi için bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edilmiş ise de doğalgaz şirketinin kusurunun varlığının davalının sorumluluğuna etki etmeyecek olması sebebi ile mahkememizce bu yönde bir araştırma yapılmasına gerek duyulmamıştır. Feri müdahil tarafından icra takibinden sonra huzurda görülen davadan önce söz konusu yangın sebebi ile davacıya 04/11/2016 tarihinde 93.243,92 TL ödeme yapılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından ödenen tutar mahsup edilmeden huzurda görülen dava takip çıkışı üzerinden harçlandırılarak açılmış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Esas No: 2017/19-910, Karar No: 2018/1111 tarihli kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Esas no: 2020/2869, Karar No: 2020/5758, 06/12/2020 tarihli kararında da belirtildiği üzere takipten sonra davadan önce yapılan ödemenin asıl alacak miktarından düşüldükten sonra itirazın iptali davası açılması gerektiği, ödenen tutar bakımından davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davadan önce yapılan ödeme bakımından davanın hukuki yarar yokluğu sebebi ile; AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 300.345,08 TL ana para ve 1.261,64 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 301.606,72 TL üzerinden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,  Davacının fazlaya ilişkin 93.243,92 TL'lik talebinin hukuki yarar yokluğu sebebi ile USULDEN;  18.289,44 TL'lik talebinin ise ESASTAN REDDİNE, Alacağın yargılamayı gerektirmesi sebebi ile davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,   ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı, davalı ve fer'i müdahil vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde; Alacağın likit olduğunu, Mahkemece 18.289,44 TL alacak ve  icra inkar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,dava konusu olayın, var olduğu iddia olunan zararı meydana getiren çalışanın ağır kusuru ile gerçekleştiğini, bu sebeple müvekkiline sorumluluk yükletilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen bedelin açıkça fahiş olduğunu,Yerel Mahkeme dosyasında detaylı ve teknik bir bilirkişi raporu düzenlenmediğini, sadece dava öncesinde alınan değişik iş dosyalarındaki bilirkişi raporlarına atıf yapılarak hüküm tesis edildiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak  davanın  reddine  karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde; Davaya konu olayda TBK md. 66 hükmü gereğince davalı sigortalı ...’a sorumluluk atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,sigortalı, çalıştırdığı kişiye yönelik gerekli tüm özeni gösterdiğinden ve özen yükümlülüğü ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığını, yangının tamamen doğalgaz hattının etkisiyle büyüdüğü ve yayıldığı dikkate alındığında, doğalgaz hattının yangının gelişimindeki etkisi ve kusur oranı irdelenmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Davacı tarafından, davalının adam çalıştıranın hukuki sorumluluğu (kusursuz sorumluluğu) gereğince uğradığı zararların tazmini talepli maddi tazminat  istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK' nın 66. maddesi gereğince üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar fer'i müdahil olarak davada yer alabilir. Aynı kanunun 69. maddesi gereğince müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir. Hüküm, tarafa yönelik olarak verildiğinden, kanun yoluna başvurma hakkı da kural olarak fer'i müdahile değil tarafa aittir. Bu sebeple müdahil kural olarak hükmü tek başına kanun yoluna götüremez. Bu kurala rağmen, fer'i müdahile yönelik hüküm tesis edilirse müdahilin bu durumda kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu kabul edilmelidir (E. Yılmaz, R. Arslan, S. Taşpınar Ayvaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2016, s.486 vd.). Somut olayda,  ... Sigorta A.Ş. tarafından HMK'nın 67/1. maddesi gereğince fer' i müdahele talebinde bulunulmuş olup, fer'i müdahil aleyhine hüküm tesis edilmediği, buna göre fer'i müdahilin istinaf yetkisi bulunmadığından  fer'i müdahil vekilinin istinaf  başvuru dilekçesinin reddi gerekir. İtirazın iptali davalarında, İİK m. 67/2 gereğince, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit alacak olması şart olup, takibe itirazın haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi, davalının itiraz ettiği takibe ilişkin olan alacak miktarının yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği, bu kapsamda icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından, İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine  karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/1598 E - 2019/5590 K sayılı ilamı ve aynı mahiyette bir çok ilamında belirtildiği üzere; Adam çalıştıranın sorumluluğu olay ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 66. maddesinde; ''Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde  düzenlenmiştir. Buna göre; Adam çalıştıran ile zarar veren kimse arasında bir çalıştırma ilişkisi bulunması halinde TBK'nun 66.maddesi gereğince sorumluluk söz konusu olacaktır.Bilindiği gibi adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu değil, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir.Dosya kapsamından; Davalı şirket ile dava dışı ... arasında, TBK'nın 66. maddesi anlamında adam çalıştıran ilişkisi olduğu,adam çalışanın sorumluluğunu düzenleyen TBK madde 66 düzenlemesinin lafzından da anlaşılacağı üzere çalışan kendisine verilen işin yürütülmesi sırasında, 3. kişilere verdiği zararlardan, istihdam eden kusursuz olarak sorumlu olduğundan davalı vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince  zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlütutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun  denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi heyeti raporunda belirtilen  maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde  görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, fer'i müdahil vekilinin istinaf  başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, 2- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/537 Esas 2022/883  Karar sayılı 20/09/2022 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.602,75 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 5.130,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 15.472,75‬ TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine,  5- Fer'i müdahilin istinaf talebi incelenmediğinden varsa yatırmış olduğu istinaf karar ve ilam harcının kendisine iadesine,6- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,8- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,9- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25be51e5296e94f7","SID":"42093e05bf994ca3"}}