{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/896 Esas 2024/999  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/896<br>KARAR NO\t\t: 2024/999<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11.02.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/667 Esas 2022/107 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI <br>DAVA\t: Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılma<br>DAVA TARİHİ\t: 15.11.2021<br>KARAR TARİHİ\t:  26/09/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  26/09/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki ortaklıktan çıkma veya çıkarılma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın  reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Davalı Şirketteki  10000/20000 hisse payını, bütün aktif ve pasifleriyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte, diğer şirket hissedarı ...'a  Ankara 32. Noterliğinin 24.11.2017 tarih ve 25632 yevmiye numaralı noter pay devri sözleşmesi ile devrettiğini ancak  bütün ısrarlı taleplere rağmen bu hisse devrinin pay defterine işlenmediğini ve ticaret siciline işletilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin  hisselerinin diğer şirket ortağına devrettiğinin  tespitine ve pay devrinin ticaret sicilince tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı tarafa dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davalı tarafça süresi içerisinde herhangi bir cevap verilmediği görülmüştür . <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacının davalı şirketteki 10000 adet hissesini dava dışı ...'a 24.11.2017 tarihinde  Ankara 32. Noterliğinde devrettiğini, davacı tarafından yapılan hisse devrinin davalı şirketin ortaklar ana sözleşmesinde hisse devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulmadığına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, davacı tarafça hisse devrine dair tescil ve ilanına yönelik davalı şirkete başvuru yada ihtarnamenin bulunmadığı, TTK'nın 595/(2). Maddesi uyarınca şirket payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şart koşulduğu, TTK 'nın 595/(7). Maddesi uyarınca da başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onay vermiş sayılacağına ilişkin hükümlerin mevcut olduğu, davacının genel kurula başvuru koşulunu yerine getirmediği ve yasal koşullar gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tİlk derece mahkemesi kararında şirketin ortaklar genel kurulunun,  hisse devri yapın ve hisse devri alan olmak üzere iki ortaktan ibaret olduğunu göz ardı etmek suretiyle kanunun lafzını dar yorumlamak suretiyle hatalı karar verildiğini, <br>\tMüvekkilinin sahibi olduğu hisselerin, şirketin diğer otağına devretmiş olup, TTK'nun 595.maddesi gereğince şirket genel kurulunun onayı ile gerçekleşmesi aranıyor ise de, devir işlemi noterde şirket ortaklarının tamamının katılımı ile gerçekleştiğinden, bu noktada şirket genel kurulunun bu deivre onay vermediği ileri sürülemeyeceği gibi hissesini devreden ortak yönünden, hisseyi devralan ve şirket hissesinin tamamının  olan ortağa ayrıca genel kuruldan karar alması için müracaat etmesine de gerek olmadığını, şirket ortaklarının tamamının devir hususunda birleştiğinden, davalı şirketin tek ortağı durumuna gelen ...'ın, hisse devrini pay defterine işleyerek, pay defterinin tescil ve ilanını sağlamakla yükümlü olduğunu, davada taraf teşkilinin sağlandığını, davalı tarafından pay devrinin gerçekleştiği sözleşme tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde bir karar almadığı gibi pay defterine devri işleyerek, tescil ve ilan işlemlerini başlatmadığı gibi, dava sırasında da ana sözleşmenin ve kanunun aksine devrin yapılmasına engel bir durumun bulunduğuna ilişkin itirazda da bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  davacının davalı şirketteki 1000/2000 hisse payının şirket hissedarı ...'a noter pay devri sözleşmesi ile devredilmiş olması kapsamında hisse devrinin pay defterine ve ticaret siciline işlenmemiş olması nedeniyle davacının davalı şirkette hissesinin olmadığının tespiti ve hisse devrinin pay defterine tescili  istemine   ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara Ticaret Sicil Müdürlüğünün  294425 sicil numaralı davalı ...nin sicil dosya örneği ve Ankara 32. Noterliğinin 24.11.2017 tarih ve 25632 yevmiye numaralı \"Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi\" ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tDosya kapsamından, davalı şirketin 23/03/2011 tarihinde iki ortaklı olarak kurulup ticaret siciline tescil edildiği, davacının şirketteki hisselerinin tamamını dava dışı diğer ortak  ...'a 24/11/2017 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile devrettiği, böylelikle şirketin tüm hisselerinin malikinin diğer ortak  ... olması ile şirketin tek ortaklı hale geldiği, ancak dava tarihi itibariyle aradan  4 yıl süre geçmesine rağmen  devir hususunun şirket yetkilisi ve tek ortak olan  ... tarafından pay defterine işlenmediği gibi bu hususta herhangi bir karar alınmadığı ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmediği anlaşılmaktadır. <br>\tDavacının  hisse devri 24/11/2017 tarihinde yapılmış olup, bu tarihte 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. <br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 595. maddesinde  \"(1)Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. <br>\t(2)Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.<br>\t(3)Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.<br>\t(4)Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir. <br>\t(5)Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.<br>\t(6)Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. <br>\t (7)Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>\tAnılan hüküm uyarınca, pay devrinin geçerli olarak yapıldığının kabulü için noterde devire ilişkin işlem yapılması, devir işleminin şirkete bildirilmesi, ortaklar genel kurulu tarafından devire onay verilmesi ile devir şirket yönünden tamamlanmış olmakta, devir işlemi ticaret sicile tescil edilmekle de 3. kişiler yönünden  geçerli hale gelmektedir. <br>\tSomut olayda, davacının davalı şirkette bulunan 10.000 hissesini 24/11/2017 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile davacı dışı ...'a 250.000,00 TL bedel ile devretmiştir. Devir sözleşmesinde devralan dava dışı  ...'ın devir sözleşmesini şirkete ibraz ederek ticaret sicili müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağını kabul ve beyan etmiştir. <br>\tDavalı şirketin ticaret sicil kayıtlarından davalı şirketin 10.000 adet hissesinin davacıya,  kalan 10.000 adet hissesinin ise dava dışı  ...'a ait olduğu,  ...'ın şirketi münferiden temsile yetkili olduğu görülmüştür. Bu durumda taraflar arasında noterde yapılan hisse devir sözleşmesi sonucu davalı şirketin tek ortağı ve müdürü dava dışı  ...  olmuştur. <br>\t24/11/2017 tarihli hisse devir sözleşmesinde davacının davalı şirketteki hissesini devralan dava dışı  ... hisse devir sözleşmesinde açıkça devir sözleşmesini davalı şirkete ibraz ederek ticaret sicili müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağını kabul ve beyan etmiştir. <br>\t4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Dürüst Davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne yer verilmiştir. <br>\tBuna göre; dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (DURAL, M./SARI, S.: Türk Özel Hukuku 6. Baskı, İstanbul 2011, s. 226-227).<br>\tDiğer bir anlatımla dürüst davranma “bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, namuslu, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekalı her insanın benzer hadiselerde takip edecek olduğu yolda hareket etmesi” anlamındadır. <br>\tTMK’nın 2. maddesinde, hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki genel ilkeye yer verilmektedir: Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı hukuk düzeni, kişilere tanıdığı her bir hakkın kapsamı ile bunların kullanılmasının şartlarını ve şeklini ilgili hak yönünden özel olarak düzenlemiştir. Ancak, hayatın sonsuz ihtimallerinin önceden öngörülmesinin ve bunların en küçük ayrıntılara kadar düzenlenmesinin imkânsızlığı karşısında, bütün hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel bir sınırlama koyma ihtiyacı duyulmuştur. Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, bu açıdan uyulması gerekecek genel kurallar olarak karşımıza çıkmaktadır. TMK’nın 2. maddesinde, hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bu ifade şeklinden yola çıkarak; bir hakkın kullanılmasında dürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesinin, bu hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmaması olduğu kabul edilebilir. <br>\tBir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2/I. maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü Türk Medeni Kanununa göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır.<br>\tBu gerçeği göz önünde bulunduran 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 2. maddede herkesin “haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda” olduğu belirtilmiş, söz konusu davranış kurallarını, dürüstlük kuralı kavramı ile ifade etmiştir. Dürüstlük kuralı temelinde namuslu, doğru ve dürüst davranma kuralı yer alır.<br>\tObjektif iyi niyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen TMK’nın 2. maddesi, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını Kanun'un korumayacağını belirtmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen, hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme olanağını sağlamaktadır.   <br>\tDürüstlük kuralı, bir kimseden dürüst bir insan olarak beklenen davranışı ifade eder. Bir davranışın bu nitelikte olup olmadığı, toplumda geçerli ahlâk ölçülerine gelenek ve göreneklere, karşılıklı uygulana gelen teamüllere ve hakları sağlayan ilişkilerin amacına göre tayin edilir.  <br>\tDiğer yandan, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken; o kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının varlığı, hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı oransızlığın olmaması, bir kimsenin kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmaması ve uyandırılan güvene aykırı davranışta bulunmaması gibi ölçütler hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirler <br>\tBütün hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken dürüstlük kuralı ve hakların genel sınırlarını oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağı, kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır. Bu nedenle, Medeni Kanun'un 2. maddesinin her iki fıkrası da emredici niteliktedir. Tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağının kararlaştırmaları mümkün değildir. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.09.2019 tarih ve 2016/21-1788 Esas 2019/941 Karar sayılı içtihatı)<br>\tYukarıda açıklandığı üzere, TMK’nın 2. maddesinde, hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bu ifade şeklinden yola çıkarak; bir hakkın kullanılmasında dürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesinin, bu hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmaması olduğu kabul edilebilir. Diğer yandan, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken; o kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının varlığı, hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı oransızlığın olmaması, bir kimsenin kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmaması ve uyandırılan güvene aykırı davranışta bulunmaması gibi ölçütler hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirler. Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır. <br>\tSomut olayda,  dava dışı ...,  davacı arasındaki 24.11.2017 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile  davacının davalı şirketteki 10.000 adet hissesini devralarak davalı şirketin tek ortağı olmasına rağmen, dava konusu hisselerin davacıya geçişi için TTK'nın 595/2. maddesinde aranan ortaklar genel kurulu onayına ilişkin gerekliliği yerine getirmemesi, davacının noter huzurunda devrettiği ve fakat TTK'nın 595/2. maddesindeki şart yerine getirilmediğinden davacının 3.kişilere karşı davalı şirketteki yükümlülüklerinin devamına neden olacak şekilde davacının zararına hareket etmesi  Medeni Kanunun 2.maddesi gereğince dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılma yasağına aykırılık teşkil etmektedir. Öte yandan devralan dava dışı ... tek ortak olduğundan şirket yönünden hüküm ifade etmesi için ortaklar genel kurul kararı almaması da hakkın kötüye kullanılması olup devreden kişinin onay vermemesi de kötü niyetli olup hukuken korunmaz. Bu nedenle de genel kurul kararına ilişkin şekil şartının ileri sürülmesi de TMK'nun 2.maddesi çerçevesinde hakkı kötüye kullanılması olup hukuka aykırıdır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece hisse devir sözleşmesi ile dava dışı  ...'ın davalı şirketin tek ortağı ve müdürü olduğu, hisse devir sözleşmesinde anılan davalının açıkça hisse devir sözleşmesini davalı şirkete ibrazı ile ticaret sicil müdürlüğünde gerekli tescilleri yaptırmaya yönelik edim yükü altında bulunduğunun düzenlendiği, dava dışı  ...'ın hisse devir sözleşmesindeki edimini ifa etmemesinin TMK'nun 2. maddesine aykırı bulunduğu gözetilerek davacının davalı şirketteki hisselerini  dava dışı ...'a devrettiğinin tespiti ile pay devrinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına  karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.   <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı  vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 11. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nin 11.02.2022 tarih ve 2021/667 Esas 2022/107 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın  KABULÜ ile, <br>\tDavacının, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 294425 ticaret sicil no ile kayıtlı davalı ...ndeki 10000/20000 hissesinin  bütün aktif ve pasifleriyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte, diğer şirket hissedarı ...'a 24/11/2017 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile devredildiğinin TESPİTİ ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce ticaret siciline tescil ve ilanına,  <br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 59,30  peşin harç, ile 59,30 TL başvuru harcı  olmak üzere toplam 118,60 TL harcının davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t4-Davacı tarafından yapılan  tebligat  ve posta gideri olmak üzere toplam 160,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t6-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde davacıya iadesine,<br>\tC)1-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı  tarafa iadesine,<br>\t2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan  220,70 TL istinaf başvuru gideri ve 64,60 TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 285,3‬0 TL istinaf giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/09/2024<br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                            Üye - ...                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...       ...                 ...<br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f5e4f9a2566eb0c","SID":"21262c3a1d148c3f"}}