{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/784 Esas<br>KARAR NO:2024/1205<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:22/10/2020<br>NUMARASI:2019/362 Esas, 2020/567 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:24/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  dava dışı sigortalı ...'un  müvekkili şirket nezdinde sağlık sigortası güvencesi kapsamında olduğunu, sigortalının 29.08.2017 tarihinde sol böbrek tümörü sebebi ile tedavi gördüğünü, tedavi giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalının davalı şirket nezdinde de aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesinin bulunduğunun tespit edildiğini,   6102 sayılı TTK'nın 1466 maddesinde  müşterek sigorta, 1467.maddesinde ise  Çifte sigortanın düzenlendiğini, davalı şirketin TTK 1467 maddesinin a fıkrası kapsamında çifte sigortaya muvafakat ettiğini, Sağlık sigortası Genel Şartları 12.maddesi ile TTK 1466.maddesi uyarınca tamamı müvekkili tarafından karşılanan tedavi masraflarının her iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini,  müvekkili şirket tarafından karşılanan tedavi giderinin % 50 sinin davalıdan yazılı olarak talep edildiğini, ödenmemesi üzerine iş bu davanın açıldığını belirterek şimdilik 5.000,00-TL tazminatın, ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ...'un Sağlık sigortası poliçesi kapsamında müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, TTK'nun çifte sigortayı düzenleyen maddesininin a bendinde belirtilen sigortacı şirketlerin onayı bulunmadığından dava konusu uyuşmazlıkta anılan hükümde atıf yapılan müşterek sigorta hükümlerinin iş bu davada uygulanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacının rücu hakkının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, dava konusu olayda müşterek sigorta bulunduğu tespit edilecek olsa dahi, TTK 1466/2 gereğince sigorta sözleşmesinde müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden davacının kendi payından fazla ödeme yapmış olsa dahi müvekkili şirkete rücu hakkı bulunmadığını, sigortalının tedavi giderlerinin ödenmesi bakımında kendisi için en uygun poliçeye müracaat ettiğini, somut olayda yürürlükte olan poliçelerde aynı tedavi giderlerinin tamamının küver altına alan teminatlar bakımından çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini, müşterek sigorta hükümlerinin uygulanamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile talep edilen tedavi giderlerinin müvekkili sigorta şirketinin poliçe teminatları kapsamında ödenmesi gerekip gerekmediği, teminat yapısının da incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece;  eldeki davada sigortalanan rizikolar aynı ise de, sigortaların başlangıç ve bitiş zamanları farklı olduğundan müşterek sigortadan bahsedilemeyeceği, eldeki davada sigorta sürelerinin kesişmesi ve aynı menfaatin iki sigorta şirketi tarafından sigortalanması nedeniyle çifte sigortanın bulunduğu, TTK 1467. Maddesindesi a ve b bendlerindeki durumların gerçekleşmediği, c bendinde belirtildiği gibi önceki sigortacının  ödemediği zarar bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafından yapılan  sigortanın  çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu ve davacının ödediği bedelin bir kısmını veya tamamını davalıdan talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sigorta uzmanı tarafından düzenlenen 06.01.2020 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken 03.03.2020 tarihli hesap bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm verildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin hukuki nitelendirmeye ilişkin olduğundan bahisle çelişki giderilmeden davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davaya konu tedavinin29.08.2017 tarihinde gerçekleştiğini, söz konusu menfaatin belirtilen tarihte, her iki sigortacı tarafından da kesişen/örtüşen süreler için teminat alındığını, bilirkişinin çifte sigorta yönünden, sonraki poliçenin geçersiz olduğu yönündeki tespitinin de isabetsiz olduğunu, dava dışı sigortalı için yapılan ödemelerin sağlık sigortası teminatı kapsamında bulunduğundan Sağlık sigortası Genel Şartlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini, ilgili tespitin kanun hükmünün ve poliçe maddelerinin yanlış yorumlanması neticesinde son derece isabetsiz olduğunu, davalı sigorta şirketinin teminatı kapsamında müştereken sorumluluğunun bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinden % 50 sinin davalı sigorta şirketinden tahsili  istemine ilişkindir.Davacı .... A.Ş. tarafından tanzim edilen ... Sigortası Sertifikası incelendiğinde; sertifikanın 01/01/2017-2018 tarihleri arasında geçerli olduğu, dava dışı ...'u kapsadığı anlaşılmıştır.Davalı .... A.Ş. tarafından tanzim edilen ... Poliçesi incelendiğinde; poliçenin 23/03/2017-2018 tarihleri arasında geçerli olduğu, dava dışı ...'u uyuşmazlık bağlamında, yatarak tedaviler ve ameliyatlar kapsamında %90 ödeme oranı ile brüt 50.000,00 TL tutarlı teminat verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı hükmü istinaf etmiştir.Dava, dışı sigortalının davacı sigortacı nezdinde 01/01/2017-2018, davalı sigortacı nezdinde 23/03/2017-2018 tarihli sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, sigortalının   21.09.2017 tarihinde yapılan tedavi masrafının davacı sigortacı tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.Uyuşmazlık; sigortalının, davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının ödediği tedavi giderinden davalı sigortacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. TTK'nın 1446/1 fıkrası; \"Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur\" hükmünü içermektedir.Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir. Zira TTK m. 1466/1'de geçen \"aynı zamanda\" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M. Barış Günay, 2. Baskı, sh 171). Somut olayda, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vade ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Nitekim ilk derece mahkemesi kararında belirtilen emsal Yargıtay kararı da benzer bir olaya ilişkin olup, olayda müşterek sigorta koşullarının bulunmadığına karar verilmiştir.Öte yandan TTK'nın 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir.  Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez. Çifte sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebebsiz zenginleşme yasağıdır.Somut olayda, gerek davalının gerek davacının sağlık sigortası kapsamında düzenlediği poliçelerin tüm teminatlar açısından çifte poliçe niteliği bulunmadığı ancak dava dışı sigortalı ...’un 21.09.2017 tarihinde yatarak tedavi ve ameliyatı yönünden teminat türlerinde çakışma meydana geldiği,  bu nedenle sonradan yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için maddede belirtilen diğer koşullarda somut olayda bulunmamaktadır.Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp, davalı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın dava dışı sigortalının tedavi  ve ameliyatı yönünden teminat türlerinde çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine  dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/362 Esas, 2020/567 Karar sayılı ve 22/10/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e870db622faf66a0","SID":"e45ff3d36856932d"}}