{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1382 Esas<br>KARAR NO:2024/1779<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:09/05/2024<br>NUMARASI:2024/35 E. - 2024/35 K. (Ek Karar )<br>DAVANIN KONUSU:Tespit (D.İş)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tedbir talep eden davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, ... marka sicilinde tescilli “... ve ....' ibareli markaların ve bu markalara ait aşağıdaki amblemlerin sahibi olduğunu. Aleyhine tespit talep edilenlere ait adreste, müvekkiline ait tescilli markası; meşru bağlantıları, sözleşmeleri ve hukuka uygun amaçları olmaksızın; tamamen izinsiz ve tecavüz teşkil eder şekilde kullanmakta olduklarını, Aleyhine tespit talep edilenler, \" Karşı tarafın ... AVM -1. ... Üsküdar/İSTANBUL adresinde bulunan \"....\" unvanlı iş yerinde  ve iş yerine ait tabelada müvekkili şirketin tescilli markasını kullandıklarını, tüm açıklamaları sebebi ile: İhtiyati tedbir talebinin kabulüyle \" ... -1. ... Üsküdar/İSTANBUL adresinde bulunan \"...\" unvanlı iş yerinde müvekkiline ait şekil markası  ve/veya bu markalarla iltibas yaratacak ibareleri taşıyan tabelanın kaldırılmasına ve tabelaya el konulmasına, Hukuki yararının varlığı kabul edilerek sonradan açılabilecek marka ve tasarım hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve buna ilişkin tazminat davalar ve yapılacak şikâyetlere konu olması ve hukuki haklarına halel gelmemesi amacıyla 6100 sayılı HMK 401 vd. Maddeleri uyarınca delil tespiti talebinin kabulüne karar verilerek aleyhine tespit talep edilenlerce yukarıda belirtilen adreste müvekkiline ait tescilli markaların tabela, fatura gibi iş ürünlerinde kullanılıp kullanılmadığının tespitini, Sayın Bilirkişi tarafından düzenlenecek raporun tarafına tebliğini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 09/05/2024 tarihli yapılan yargılama sonunda; \"....İncelenen dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde;  Davacının ... ibareli markanın tescilli sahibi olduğu, davalıya ait iş yerinde yaptırılan incelemede davacı markası ile benzer işaretin kullanıldığının tespit edildiği, davalı iş yerinin ticari faaliyet alanının kuyumculuk eşyaları, altınlar alanında olup 14. Sınıfta ve bu sınıfla bağlantılı 35. Sınıftaki hizmetlerde tescilli olduğu, davacı markasının da yine 14 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre markaların ve kullanım sınıflarının benzer olması sebebiyle davacının bu kullanım nedeniyle zarara uğrayabileceği bu nedenle tedbir talebinde haklı olduğu anlaşıldığından, İhtiyati tedbir talebinin KABULÜ'ne \" karar verilmiştir. Karşı taraf vekili 03/06/2024 tarihli dilekçesi ile verilen 09/05/2024 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiği anlaşıldı.İlk derece mahkemesince 17/07/2024 tarihli yapılan yargılama sonunda; İddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının tescilli olduğu kare içerisinde V ve ters V işaretinin aldırılan bilirkişi raporuna göre davalı tarafça kullanıldığı, davacının ... numaralı uyuşmazlığa konu işareti taşıyan markanın 14. Sınıfta tescilli olduğu davalı kullanımlarının da 14. Sınıfa ilişkin olduğu, her ne kadar davalı tarafça bu logonun 2013 yılından beri kullanıldığı iddia edilmiş ise de bunun esas yargılamaya ilişkin davada değerlendirileceği mevcut duruma göre davacının tescilli marka sahibi olması ve alınan bilirkişi raporuna göre davalı kullanımlarının iltibas yaratacağı yönündeki görüşü de dikkate alınarak verilen tedbir kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, \"Tedbire itirazın reddine,\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-... markasının dava konusu amblem ile birlikte yaklaşık 40 yıldır dünya çapında, 16 yıldır da ülkemizde ticari faaliyet gösteren bir marka olduğundan, “önceye dayalı kullanımdan” dolayı markayı hukuka uygun olarak kullandığını, ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığını,  ...markasının ün ve itibarından kaynaklı önceki kullanıma dayalı hakkı nazara alınarak reddi gerektiğini,  ... markası İtalya'da 1983 yılında kurulduğunu, 2000 yılında Türkiye'de faaliyet göstermeye başladığını, 2009 yılında dava konusu logo tasarlanmış ve uluslararası alanda tasarlama aracı olarak kullanılmaya başlandığını, 2011 yılında logonun ilk olarak İtalya'da tescili yapılmış ve ...Marka olarak kullanılmaya başlandığını, Logo 2085 yılında Türkiye web sitesinde kullanılmaya başlandığını, Logo 2015 yılında Türkiye'de bulunan mağazalarında kullanılmaya başlandığını,  Davacı ise dava konusu logoyu işbu kullanıma müteakip 9 sene sonra 06.02.2024 tarihinde tescil ettirdiğini, ...'nin dava konusu ambleminin kullanımı davacının tescilinden 15 sene öncesine dayandığını,-davacı tarafından markanın tescil edilen alanda ciddi şekilde kullanıldığını gösterir yüklü miktarda fatura vs. hiçbir delil sunulmadığını,-Davacının tanınmışlığı göz ardı edilerek, “tersine tedbir” talep edilmiş olmasına rağmen bu hususun Yerel Mahkemece  değerlendirilmediğini, önceye dayalı kullanıma ilişkin sundukları yazılı deliller göz önüne alınarak, taraflar atasındaki menfaat dengesinin korunması amacı ile en azından SMK m. 159/2-c ve HMK m. 395/1 uyarınca tersine tedbire hükmedilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki menfaat dengesinin gözetilmesi  gerektiğini, 200.000 üzerinde ürün stoğu bulunan bir iş yerine ait markanın kullanımının ülke çapında yasaklanması, ticari faaliyetleri ciddi bir boyutta etkilemekte olduğundan, bu yönde karar verilirken daha detaylı inceleme ve araştırma yapılması gerektiğini, bu denli büyük bir marka ve işletmenin ticari hayatının ve milyonluk yatırımının mahvına sebep olacak ve asıl uyuşmazlığı çözer mahiyetteki tedbir talebinin, Müvekkilinin önceki kullanıma dayalı hakkı göz önüne alınmadan verilmesinin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, -Davacı yalnızca ...AVM'de bulunan stant üzerindeki amblem bakımından tedbir talebinde bulunmuşken, Yerel Mahkemece davacının talepleri aşılarak çok daha geniş kapsamlı bir tedbite hükmedildiğini, davacı talebi “... AVM 1. katta ...ve ...isimli mağazaların karşısında bulunan “...” isimli iş yerindeki dava konusu şekil markasını taşıyan tabelanın kaldırılması ve tabelaya el konulması” iken Müvekkilinin dava konusu logoyu kullanmasının her alanda engellendiğini, , Yerel Mahkeme dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporunda yapılan iltibas tehlikesine ilişkin tespit de; tamamen iş yerlerinin konumlarının birbirine yakınlığı sebebi ile logoların müşteri nezdinde iltibas tehlikesi yaratacağı hususuna dayandığını, ancak davaya konu edilen taraflarına ait stant, zaten huzurdaki davanın açılmasından sonra -1. kata taşınmış olup gelinen noktada tedbire konu edilebilecek bir husus dahi kalmadığını, artık ... ve ...  birbirine yakın konumlarmadığından herhangi bir iltibas tehlikesi mevcut olmadığını, Davacının yalnızca ... AVM'de bulunan stand yönünden tedbir istemesinden, kendi mağazasına yakın konumlanmamış olan stantlarına bulunan logodan herhangi bit rahatsızlık duymadığını,-markalar arasında iltibasa yol açacak şekilde benzerliğin tespiti için, markaların parçalara ayrılarak değil bir “bütün” olarak incelenmesi gerektiğini, -Tedbire konu uyuşmazlığın tarafının müvekkili şirket değil .... olduğunu, tedbirin müvekkili şirket lehine pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, işbu dava ile aleyhine tedbir talep edilen şirket ile markanın gerçek hak sahibi şirketin de farklı olduğunu,  Aleyhine tespit ve tedbir talep edilen “....” isimli marka, Türk Patent ve Marka Kurumunda, “.../ İtalya” adresinde mukim, “....” unvanlı şirket adına tescilli olduğunu,  Müvekkili şirketin yalnızca münhasır distribütörlük sözleşmesi kapsamında yetkilendirilen, ürünleri pazarlama ve satma hakkına sahip olan şirket olduğunu, dosyaya ...'nin aleyhine tespit talep edilen karşı taraf sıfatı ile dahil edilerek, bilirkişi raporu ve tedbir kararının kendisine tebliği ile itiraz hakkı sağlandıktan sonra karar kurulması gerektiğini,<br>-... tarafından dava konusu ... tasarımı 2009 yılında (davacının marka tescilinden 15 yıl önce) yaptırılmış olup tecavüzden bahsedilemeyeceğini, Müvekkili tarafından tedbir konusu edilen amblem tescil ettirilmemiş olsa da yıllardan beri ulusal ve uluslararası alanda sürekli ve ciddi bir biçimde kullanıldığını, Davacının, dünya çapında ... markası ile eşleştirilmiş olan bir amblemi, yıllar sonra kullanmaya başladığını ve 2023 yılında da kendi adına tescil ettirdiğini, ...'nın kötü niyetli olarak yapmış olduğu tescile dayanarak verilen tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, -Müvekkili şirket ile “...” arasında, üretici firmanın ürünlerinin, “....” markası çatısı altında münhasıran satımı ve pazarlanması için distribütörlük sözleşmesi ikame edilmiş olup Müvekkilinin, dava konusu markayı anılan sözleşme ilişkisine dayanarak kullandığını,  ... markası, markanın çatısı altında satılan ürünler hiçbir şekilde benzeri olmayan ve dünya çapında da yalnızca ... markası ile bilinen mücevherler olduğundan, başka bir marka ile karıştırılma ihtimali hiçbir şekilde bulunmadığını, amblem,...'dan önce kullanılmaya başlanmış olup, ... ülke çapında tanınmışlığına karşın, Nomination Italy markası dünya çapında tanındığını,  markanın uluslararası Instagram profiline bakıldığında, yine bu amblemin kullanıldığı, bu amblemin ... markasının popülerliğinden yararlanma amacıyla kullanılmasının imkânı bulunmadığı, bu kapsamda amblemin ... markasından çok daha önceden beri kullanılmakta olduğu, bu sebeple de markanın ... markası ile  karıştırılma ihtimali bulunmadığından, aleyhe tedbire hükmedilemeyeceğini, Sınai Mülkiyet Hukukunda önceki kullanım hakkına verilen  önem nazara alınarak, Müvekkilinin önceki kullanım hakkının araştırılarak buna göre karar verilmesi gerekirken, verilen tedbir kararı Müvekkilinin haklarını zedelediğini, -..., tedbir konusu amblemi kendi adına tescil ettirerek ...'nin marka hakkını gasp ettiğini, ... markası, .... Kodu ile kuyumculuk alanında isim ve farklı bir amblemi ile kayıtlı olup tedbir konusu amblem tescil ettirilmemişse de, yukarıda açıklananlar ışığında, önceki kullanıma dayalı hakkı dolayısıyla gerçek hak sahibi sayıldığını, gerçek hak sahibi, gasba konu markaya, başvuru aşamasında itiraz etmemiş ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamış olsa bile, söz konusu tecavüz ve haksız rekabet iddialarına karşı kendisini koruyabileceğini,-Uluslararası alanda tanınmış ve Ülkemizde de günümüzün de en popüler markalarından biri haline gelmiş olan markanın kullandığı amblemin hukuka aykırı nitelik taşıdığının kabulünün hatalı olduğunu,  salt amblemin benzerliğinin markalar arasında iltibasa yol açacağı kanaatiyle verilen tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin tanınmış markasının, bir bütün olarak değerlendirildiğinde başlı başına ayırt edicilik niteliğini haiz olduğunu ve hiçbir marka ile karıştırılma ihtimali olmadığı nazara alınarak tedbir hükmünün reddedilmesi gerektiğini, -... markası, esasen ülkede “Giyim Ürünleri” ile tanınmışlık sahibi olup müvekkilinin ün saldığı “takı ve mücevher” alanında bir bilinirliği ya da tanınmışlığı  olmadığını, her ne kadar, tedbir konusu edilen amblem, ... tarafından tescil ettirilmişse de, esasen bu alanda kullanıldığı ispatlanamadığını, bir markayı tescil ettirip de beş yıl şekilde ciddi şekilde kullandığını ispatlayamayan kişinin bu markaya dayanarak açacağı marka hakkına tecavüz davalarının reddedileceğini, kullanımın ispatı açısından davacı tarafından fatura, katalog, fiyat listesi, ürün kodları gibi delillerin sunulması gerektiğini, davacı tarafından tedbir talep edilen amblemin, Müvekkili marka ile ortak faaliyet alanlarında ciddi ve gerçek şekilde kullanıldığı ispatlanmadığını, bilirkişi tarafından da bu husus araştırılmadığını, yalnızca Müvekkili markanın mağazasındaki ürünlere ve işaretlere bakılarak rapor oluşturulduğunu, tedbire konu marka, lüks tüketim markası kategorisine girip, temel olarak kadınları hedef almakta, bunun bir sonucu olarak da sosyo-ekonomik düzeyi yüksek, bilinçli, ince eleyip sık dokuyan bir müşteri kitlesine sahip olduğunu,  iltibas tehlikesi olduğundan bahisle verilen tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ek istinaf dilekçesinde özetle; -ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlerin süresi içerisinde yerine getirilmediğini, tedbirin uygulanmasının 22/05/2024 tarihinde talep eğildiği, esas davanın 06/06/2024 tarihinde açıldığı yani hiçbir şekilde 2 haftalık kesin süre içerisinde esas davanın açılmadığı, böylelikle de ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalktığını, ayrıca esas davanın açıldığına ilişkin, kararı uygulayan memura ibraz edilerek dosyaya sunulan bir evrak ve dolayısıyla karşılığında alınan bir evrak da mevcut  olmadığını,  esasen ihtiyati tedbir kendiliğinden kalkmış olup, 02.08.2024 tarihli istinaf dilekçesindeki talepleri saklı kalmak kaydı ile Sayın Başkanlığınızca anılan tedbir kararının HMK m. 397 uyarınca kendiliğinden kalkmış sayılmasına ve bu husus ilgili yerlere bildirilmesine karar verilmesini, -İlk Derece Mahkemesi'nce tesis edilen ihtiyati tedbir kararında özel olarak tedbirin uygulanmasında yazı işleri müdürü görevlendirilmemiş olup bu bağlamda Karşı Taraf'ın tedbir kararının uygulanmasını İlk Derece Mahkemesi'nin yargı çevresinde bulunan icra dairesinden talep etmesi gerekir iken İlk Derece Mahkemesi'nin kalemine bu yöndeki talep dilekçesini sunarak kararın uygulanmasını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu,  İlk Derece Mahkeme'nin yargı çevresinde bulunan icra dairesinden, tesis edilen ihtiyati tedbir kararının uygulanması talep edilmediğinden İlk Derece Mahkemesi'nin ihtiyati tedbir kararının süresi içerisinde talep ileri sürülmediğinden ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; pasif husumet yokluğundan taleplerinin reddine ilişkin açıklamalarının Sayın Başkanlığınızca nazara alınmaması gerektiğini, somut olayda davalının müvekkiline ait markayı işletmesine ait tabelada kullanarak, bu suretle sürekli olarak tecavüz eyleminde bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkil şirket adına tescilli olduğu ve Bilirkişi Raporu'nda aleyhinde tespit talep edilenin, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ettiği yönündeki değerlendirmeler göz önünde alındığında zarara uğrama ihtimali olan tek tarafın müvekkili şirket olduğunu,  zarara uğrama ihtimali olan tarafın dosya kapsamında, marka ihlaline yönelik eylemlerde bulunan tarafın tedbir kapsamına giren ürünleriyle ilgili teminat vermesinin açıkça hukuka ve ahlaka aykırı olacağını,  ters teminata hükmedilmemesinin yerinde olduğunu, müvekkili şirket uzun yıllardır tekstil ve takı sektöründe faaliyet göstermekte olup, Türkiye'de ve dünyada bilinirliğe sahip olduğunu Türk Patent ve Marka Kurumu marka sicilinde tescilli “... ve ...’ ibareli markaların ve bu markalara ait aşağıdaki amblemlerin sahibi bulunduğunu,  Davalının kullanımları, müvekkili şirketle ticari hiçbir bağı, hiçbir lisans anlaşması, distribütörlük sözleşmesi yahut hiçbir meşru hakka dayanmadığından  6769 sayılı SMK’nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca hukuka aykırı olduğunu ve engellenmesi gerektiğini, dosya kapsamında alınan 31/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda aleyhine tespit talep edilen şirketin marka kullanımı ile, müvekkili şirket adına tescilli marka ile iltibas yaratacağının belirtildiğini, dava konusu işarete ilişkin aleyhinde tespit talep edilen şirketin  herhangi bir tescili bulunmadığını ayrıca, önceye dayalı kullanıma ilişkin ifadelerinin dava konusu olayda dikkate alınmasının mümkün olmadığını,  Dava konusu logo, TÜRKPATENT nezdinde müvekkili şirket adına tescilli olup, ilgili işareti kullanım hakkı münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu, Markanın, müvekkil şirketten izinsiz kullanılması durumunda bu durum yukarıda da ifade edildiği üzere, marka hakkına tecavüz teşkil edeceğini,  1982 yılında kurulmuş olan müvekkili şirketin, dava konusu işareti yıllardır kullandığını,Aleyhine tespit talep eden şirketin, müvekkili şirketin bu işareti kullanmadığı yönündeki iddialarının da gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirkete ait markanın müvekkilinin tüm ürünlerinde yıllardır aktif bir biçimde kullanıldığını,  gerek müvekkiline ait marka gerekse karşı yanın tedbire konu olan markası benzer segmentelere hitap etmekte olup,  karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, Müvekkili Şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli birçok markası bulunduğunu, bu markalar tişört, sweatshirt, gömlek, mont vb. her türlü tekstil ürünleri, gerçek ve suni deri ürünleri, ayakkabı, çanta ve kuyumculuk eşyaları olarak kullanılmakta olup, piyasada lüks tüketim markası olarak bilinen bu markalar,  sosyo ekonomik düzeyi yüksek olan belirli bir gruba hitap ettiğini, Müvekkiline ait işyerinin tam karşısında yer alan karşı yana ait standa, Müvekkilinin tescilli markasına ve tüketici nezdinde tanınmışlık işareti olarak bilinen logosuna benzer işaretli ürünlerin satışını yaptığı , aynı müşteri kitlesine hitap eden karşı yanın Müvekkiline ait işyeri ile benzer işaretlere sahip olması nedeniyle tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, karşı tarafın istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Değişik iş talebinin konusu, markaya  tecavüz nedeniyle tedbir istemine ilişkindir.Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda; Tespit konusu adreste yapılan incelemelerde, talep eden tescilli markası ile karşı tarafın standı ve stant içeriğindeki tablalar üzerindeki markaların benzer olduğu, karşı tarafça satışa sunulan ürünlerin, tespit talep eden tarafın ... tescil numaralı ibareli markasının Nice 14. Sınıf “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar” emtiaları ve bu emtiaların satış hizmetini kapsayan Nice 35. Sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir le görmesi ve satın alması için Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar” kapsamında olduğu, bu sebeple karıştırılma ihtimali olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandıra bileceği ve satışa sunulan malların aynı işletmeden geldiği yönünde çağrışım yapabileceği veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri bunun da karıştırılma ihtimali yaratacağı nedenleriyle, aleyhine tespit istenen tarafından gerçekleştirilen marka kullanımlarının tespit talep eden taraf markaları ile iltibas oluşturacağı kanaatine varılmıştır.Tespit talep eden tarafa ait ... tescil numaralı ibareli markanın tespit konusu Nice 14. Sınıf “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar” emtiaları ve bu emtiaların satış hizmetini kapsayan Nice 35. Sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar” kapsamında tescilli olduğu anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince 09/05/2024 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği ve 7251 sayılı Kanun ile değişik HMK 393/1.maddesi gereğince kararın tedbir talep eden tarafa tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun, talep edilmediği taktirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılacağının davacı tarafa ihtarına karar verildiği ve  karşı taraf vekilince 03/06/2024 tarihli dilekçe ile 09/05/2024 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiği, Mahkemece 25/06/2024 tarihinde itirazın reddine karar verildiği, HMK 397/1 maddesinde \"İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren 2 hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve açtığına ilişkin evrakı kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır; aksi halde tedbir kendiliğinden kalkar\" hükmü düzenlenmekle,  HMK 393/1. Maddesine göre tedbir kararının 1 hafta içinde uygulanmasının istenilmesi gerektiği, 397/1. maddesi gereğince de kararın uygulanmasının talep edilmesinden itibaren 2 hafta içinde esas davasının açılarak dava açtığına ilişkin evrakın kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya konulması gerektiğinin düzenlendiğini, ancak dosya kapsamında yapılan incelemede, karşı tarafa 20/05/2024 tarihinde muhtıra çıkarıldığı, sürenin 03/06/2024 tarihinde dolduğu, davacı tarafça da dava açıldığına ilişkin mahkemece düzenlenen derkenar sunulmadığı, dava açılıp açılmadığının anlaşılamadığı, asıl dava açılmışsa itirazın da asıl davaya bakan Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, yukarıda açıklanan sebeplerle, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince karşı yan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- İhtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/07/2024 tarih, 2024/35 E. - 2024/35 K. Sayılı (Ek Karar ) Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88f789d2fbaa26ce","SID":"a0a56ed9fbec99b8"}}