{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/870 <br>KARAR NO: 2024/1451<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/05/2018<br>NUMARASI: 2018/231 Esas - 2018/511 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz iken iflasta kayıt-kabul davasına dönüştü<br>Taraflar arasındaki yabancı hakem kararının tenfizi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket tarafından açılan davada Lefkoşe Kaza Mahkemesinin 30/05/2016 tarih ve ... Dava numaralı kararı ile müvekkilinin 385.214,23-EURO alacağının kabulüne karar verildiğini, bu kararın 12/06/2016 tarihinde kesinleştiğini,  Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık prensibi bulunduğunu, TTK'nun 4. Maddesi gereğince, Lefkoşe Kaza Mahkemesinin kararının ticari dava niteliğinde olduğunu, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu belirterek ve Lefkoşe Kaza mahkemesinin 2016/789 Dava no ve 30/05/2016 tarihli ilamının tanıması ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; MÖHÜK'ün 51. Maddesi gereğince, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, bu sebeple görev itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarakta MÖHÜK'ün 50 ve 54. Maddeleri gereğince tenfiz şartlarının bulunmadığını, zira müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını, bu hali ile savunma hakkının kısıtlandığını, Yüksek Yargı İçtihatlarına göre de tenfizi talep edilen kararın kesinleşmiş bir mahkeme ilamı olarak kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tüm dosya kapsamından; tenfizi ve tanınması talep edilen Lefkoşe Kaza Mahkemesinin  30/05/2016 tarih ve ... Dava numaralı dosyası ile taraflar arasında yapılan yargılama sonucunda 385.214,23-EU'nun davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, karar içeriği dikkate alındığında kamu düzenine ilişkin bir durumun bulunmadığı, dolayısıyla tenfizi elverişli kararlardan olduğu, her ne kadar davalı taraf görev itirazında bulunmuş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/19-1090 Esas ve 2016/819 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere tarafların tacir olduğu uyuşmazlıktan kaynaklanan yabancı mahkeme kararları ile ilgili tenfizde yetkili mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, davalı tarafından kendilerine tebliğ yapılmadığı belirtilmiş ise de, kararda açıkça celpnamenin aslına uygun bir suretinin davalıya tebliğ edildiği, dolayısıyla bu yöndeki savunma hakkının kısıtlandığı iddiasının da gerçeğe yansıtmadığı...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Lefkoşa Kaza Mahkemesi'nin 30/05/2016 tarih ve 789/16 dava nolu kesinleşmiş kararın tanınması ve Türkiye'de tenfizine, karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olmadığını, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davasında görevli mahkemenin, MÖHUK m. 51 f. 1 uyarınca, uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi olarak belirlendiğini ve   görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, emsal nitelikteki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 02.05.2014 tarihli 2014/2807 Esas ve 2014/6861 Karar sayılı kararının ve  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.05.2014 tanhlı 2017/6687 Esas ve 2014/9733 Karar sayılı kararının bu yönde olduğunu, Dava konusu ilama ilişkin MÖHUK m. 50 ve 54’te düzenlenen tenfız şartlarının mevcut olmadığını, tenfizi kabul edilen yabancı mahkeme ilamının, müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmaksızın gıyabında verildiğini, müvekkili şirketin savunma haklarının ihlal edildiğini, müvekkili şirketin savunma hakkını kullanamadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, Ülkemiz ile ilamın verildiği K.K.T.C arasında ‘T.C ve K.K.T.C. Arasında  Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma, Tanıma ve Tenfız, Suçluların Geri Verilmesi ve Hükümlülerin Nakli Söyleşmesi” (Söyleşme) imzalandığını, Sözleşme ile iki ülke vatandaşlarının adli makamlar nezdinde savunma haklarını kullanma imkânlarının teminat altına alındığını, K.K.T.C. mahkemesince davalıya, bu Sözleşme hükümlerine uygun hiç bir tebligat yapılmadığını, Yüksek yargı içtihatlarına göre huzurdaki davada, müvekkiline usulune uygun tebligat yapılmadığından ve savunma hakkı kısıtlandığından tenfiz koşullarının bulunmadığını, Sözleşme hükümlerine uygun olarak tenfiz istemine konu ilam davalıya tebliğ edilmediğinden,  kesinleşmiş bir yabancı mahkeme ilamının varlığından söz edilemeyeceğini, bu nedenle de tenfiz koşullarının gerçekleşmediğini, Açıklanan bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle MÖHUK m.50 vd. maddeleri uyarınca, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine KKTC Lefkoşe Kaza Mahkemesinin 2016/789 Dava nolu 30.05.2016 tarihli kesinleşmiş kararının tenfizinin talep edildiği, mahkemece talebin kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dosyası Dairemize istinaf incelemesi için geldiğinde, 2018/1157 Esas numarasını almış ve Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.06.2019 tarihli 2019/818 sayılı kararla, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte Dairemizce ek inceleme ve tahkikat yapıldığından, gerekçesi düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda, davaya konu yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir. Anılan kararın davalı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2019/3668 E- 2020/1914 K sayılı, 24.02.2020 tarihli kararıyla, Dairemizin anılan hükmü bozulmuştur. Bozma üzerine dava dosyası yeni esas numarasına kayıt edilip incelemeye duruşmalı olarak devam edilmiştir. Bozma sonrası devam edilen istinaf incelemesi sırasında, davalı şirketin iflasına karar verilmiş olmakla eldeki dava, İİK'nın 235.maddesi anlamında sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasına dönüşmüştür. İİK'nın 194. maddesi uyarınca, davalı hakkındaki iflas kararının kesinleşmesini takip eden on gün sonrasına kadar yargılama durdurulmuş ve yasal şart gerçekleştikten sonra yargılamaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir. Davalı müflisin masasında yapılan ikinci alacaklılar toplantı tutanağı ve sıra cetveli iflas müdürlüğünden istenmiş olup, gelen cevabi yazı ekinde belge örnekleri gönderilmiştir. İkinci alacaklılar toplantısı ekindeki alacaklılar listesinde iş bu davaya konu alacağın davalı müflisin masasına 5.239.348,01 TL'nin davacı alacağı olarak adi alacak niteliğiyle kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce iflas müdürlüğüne tekrar müzekkere yazılarak davacının bu davaya konu alacağının müflisin masasına kaydının kabul edilip edilmediği sorulmuştur. Bakırköy ... İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasından gönderilen 23.09.2024 tarihli cevabi yazıda, davacı şirketin bu davaya konu alacağının 5.239.348,01 TL olarak davalı müflisin masasına 4.sıraya kaydının yapıldığı bildirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, eldeki dava iflasta kayıt kabul davasına dönüşmüş olup davanın devamı sırasında davaya konu alacağın tamamının iflas idaresi tarafından davacı alacağı olarak davalı müflisin masasına kaydının yapılmış olduğu anlaşılmakla, eldeki dava konusuz kaldığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 331/1.maddesi uyarınca, davadaki haklılık durumu dikkate alınarak davacı yararına yargılama giderlerine ve davanın kayıt kabul davası olması nedeniyle maktu avukatlık ücretine hükmetmek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tarafın ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, davanın devamı sırasında davalı şirketin iflası nedeniyle eldeki dava iflasta sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davasına dönüştüğünden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, kayıt-kabul davası niteliğiyle ve davanın konusuz kaldığı da dikkate alınarak dava hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tarafın ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, davanın devamı sırasında davalı şirketin iflası nedeniyle eldeki dava iflasta sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davasına dönüştüğünden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, kayıt-kabul davası niteliğiyle ve davanın konusuz kaldığı da dikkate alınarak dava hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-İflasta kayıt-kabul davasına dönüşen bu davada, davaya konu alacak iflas müdürlüğü tarafından düzenlenen sıra cetveline kaydedilmiş olup dava bu nedenle konusuz kaldığından, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gerekli 427,60 TL maktu karar harcının, peşin alınan 27.384,48 TL harçtan mahsubu ile artan  26.956,88 TL harcın, talebi hâlinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından ilk derece yargılaması aşamasında harcanan toplam 153,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan ve artan gider avanslarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre, davalı üzerinde bırakılmasına,d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 32.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,e-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 130,05 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,8-Karar kesinleştikten sonra dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı iflas müdürlüğünün yokluğunda, gerekçeli kararın davacı vekiline ve davalı iflas müdürlüğüne tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21ef1cc3de50295f","SID":"ff1d0f627f3ff829"}}