{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1123 <br>KARAR NO: 2024/1446<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/02/2020<br>NUMARASI: 2014/892 Esas - 2020/126 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit-Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen hükme karşı, davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, 24.03.2011 tarihli mal satış sözleşmesi ile 182.400,00 TL emtia sipariş ettiğini ve bu ilişkiden kaynaklanan borç nedeni ile davalıya 25.07.2011 tarih 71.250,00 TL bedelli ve 26.06.2011 tarihli 111.150,00 TL bedelli iki adet bono verildiğini, daha sonra yapılan ikinci bir satım sözleşmesi ile daha önce verilen senetlerin iade bordrosu ile alınarak yerine altı adet çekin tahsilat makbuzu ile davalıya verildiğini, ayrıca davalıya 100.000,00 TL bedelli ve diğer haneleri verildiğini, bu bononun taraflar arasındaki anlamaya aykırı şekilde davalı tarafından doldurulduğunu, senedin teminat amacıyla verildiğini ve malen kaydı bulunmasına rağmen müvekkiline bir mal veya hizmet teslim edilmediğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi halinde bu durumun anlaşılacağını, ancak teminat senedinin anlaşmaya aykırı doldurularak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini ileri sürerek, teminat senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesindeki anlatımların kısmen doğru olduğunu, taraflar arasındaki 24.04.2011 tarihli mal satışı ve bağlantı sözleşmesi ile 182.400 TL bedelli sipariş verildiğini, malın alıcı olan davacıya teslim edildiğini ve karşılığında 25.06.2011 vadeli 111.150 TL bedelli bono ile 25.07.2011 vadeli 71.250 TL bedelli iki bono alındığını, bonoların daha sonra davacı ...'e iade edildiğini ve karşılığında borçlu ... tarafından hamiline olarak keşide edilen 20.06.2011 keşide tarihli 35.000,00 TL bedelli, 30.06.2011 keşide tarihli ve 35.000,00 TL bedelli, 15.07.2011 keşide tarihli ve 41.150,00 TL bedelli, 25.07.2011 keşide tarihli ve 20.000,00 TL bedelli, 05.08.2011 keşide tarihli ve 20.000,00 TL bedelli çekler ile 15.08.2011 keşide tarihli ve 30.000,00 TL bedelli toplam 181.150,00 TL bedelli 6 adet çek verildiğini, ancak çeklerin karşılığı keşideci tarafından bankaya yatırılmadığı için tahsil edilmediğini ve karşılıksız işlemi yapıldığını, daha sonra davacının, müvekkilinin elinde bulunan çekleri bono ile değiştirmek istediğini, müvekkilinin de bu talebi mal satış tarihinden itibaren faiz işletebilmek için eski tarihli olması koşulu ile kabul ettiğini, dava konusu 100.000,00 TL bedelli bononun bu şekilde müvekkiline verildiğini, davacının bakiye 81.150,00 TL için vermeyi taahhüt ettiği bonoyu ise vermediğini, bu senedin teminat senedi olamayacağını, kaldı ki teminat senedi olsa bile davacının borcunu ödemediği için alacaklının teminat kullanma hakkı doğduğunu, bu nedenle davanın reddi ile davacının %40 oranında tazminata mahkum edilmesini istemiştir. Davalı- karşı davacı vekili, karşı dava dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının müvekkiline olan borçlarına karşılık verdiği 181.150,00 TL bedelli çeklerin ödenmediğini, çeklerin kısmi karşılığı olarak verilen 100.000,00 TL bedelli bononun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini,  üzerinden icra takibine konulduğunu, ancak bu alacaktan geriye kalan 81.150,00 TL'lik kısmın ilk çeklerin çeşitli nedenlerle müvekkilinin oyalanarak ödenmediğini, bu çeklerin kambiyo vasfını kaybettiğini ileri sürerek, anılan miktarın ilk çekin keşide tarihi olan 20.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı - karşı davalı vekili, karşı davaya yönelik savunmasında özetle; teminat senedi olarak düzenlenen 100.000,00 TL'lik senedin düzenlenirken tediye ve düzenleme tarihi boş bırakıldığı için eski tarihler yazılarak işleme konulduğunu, çeklerin banka kanalı ile değil elden çeşitli resmi belgeler ile ödendiğini, kötü niyetli davalının/satıcının bu ödemelere karşılık iyi niyetten faydalanarak tahsilat makbuzu düzenlemediğini, davalı-karşı davacının ödemelerine istinaden çeklerini iade etmeyerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, buna rağmen bakiye 81.150 TL alacak kaldığını, aynı alacağı çek ve senet ile fazladan tahsil etmeye çalışan davalı - karşı davacının haksız işlemlerinden dolayı %40'dan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava İİK. m.72 kapsamında icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır. Davacı, 24.03.2011 tarihli mal satış sözleşmesinden dolayı verilen 182.400,00 TL mal siparişinden kaynaklanan borç nedeni ile  davalıya 25.07.2011 tarih 71.250,00 TL miktarlı ve 26.06.2011 tarih 111.150,00 TL miktarlı iki adet bono verildiğini, ikinci sipariş üzerine senetlerin iade alınıp yerine altı adet çek verildiğini ayrıca 100.000,00 TL. miktarlı bir adet teminat bonosu verildiğini, çekler ödenmesine rağmen davalının İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden teminat senedine dayalı olarak takip başlattığını bu nedenle borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı, 24.04.2011 tarihli mal satış ve bağlantı sözleşmesi nedeniyle 182.400.00 TL. mal satıldığını, malların davacı ...’e teslim edildiğini, 25.07.2011 tarih 71.250.00 TL. miktarlı ve 26.06.2011 tarih 111.150.00 TL. miktarlı iki adet bono alındığını, bu senetlerin daha sonra toplamı 181.150.00 TL. olan 6 adet çek ile değiştirildiğini, ancak çeklerin karşılığı olmadığı için arkalarının banka tarafından yazıldığını ancak davacının çekleri senet ile değiştirmeyi teklif etmesi üzerine, mal satış tarihinden bu yana faiz alabilmek için eski tarihli olması koşulu ile kabul ettiğini ve takibe konu bonoyu bu şekilde aldığını, bakiye 81.150 TL: için söz verildiği halde bono verilmediğini, bu nedenle bu senedin teminat sendi olmasının mümkün olmadığını, teminat senedi olsa bile borçlar ödenmediği için alacaklarının teminatı olarak bu senetten dolayı alacaklı olduklarını, ayrıca davacının borcu nedeni ile verdiği 181.150 TL: miktarlı çekleri ödemediğini, bu çeklerin kısmi karşılığı için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyası üzerinden icraya konan 100.000.00 TL. miktarlı bonoyu verdiğini, ancak çeklere bağlanmış alacak dışında 81.150.00 TL. alacağı olduğunu, bu nedenle 81.150.00 TL.nin 20.06.2011 tarihinden faiszi ile birlikte tahsili talep etmiştir. Dava dosyasına celp edilen İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklının, davacı borçlu aleyhine, kambiyo senetlerine mahsus yolla, 27.04.2011 tarihli ve 100.000.00 TL: bedeli senede dayalı olarak, 100.000.00 TL. asıl alacak, 15.000.00 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 115.000,00 TL.nin takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %17,75 faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği  ödeme emrinin tebliği üzerine takibin kesinleştiği görülmektedir. Takip dayanağı belgenin incelenmesinde; belgenin bono olduğu, keşide tarihninin 27.03.2011, keşide yerinin İstanbul, keşidecinin ..., lehtarın ... LTD. Şti., ödeme tarihinin 27.4.2011, miktarının 100.000.00 TL. ve bedel kaydının 'MALEN' şeklinde oyduğu görülmektedir.İhtilaf, takip dayanağı senedin teminat senedi olup olmadığı ve incelen senet malen kaydını içerdiği halde davalının bu senedi ödenmeyen çekler ile değiştirilmesi sonucu elde edildiğini beyan etmesinin talil olup olmadığı ve de karşılık dava bakımından davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıdan alacaklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Teminat iddiasını davacı, talil iddiasıın ise davalı ispat etmekle yükümlüdür. Ancak taraf defter ve belgelerinin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hal olduğundan 6100 sayılı HMK. m. 266 gereği mahkeme tarafların talebi veya re’sen vereceği karar ile bu huşuları bilirkişiye tespit ettirmesi mümkündür. Yeminli mali Müşavir Bilirkişi ...’dan alınan 4.6.2014 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı-karşı davalının 2011 yılı ticari defterlerine göre davalı-karşı davacının düzenlemiş olduğu fatura toplamının 184.662,09 TL. olduğu, davalı-karşı davacının ihtara rağmen incele günü defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı, davacının davalıya 181.150.00 TL. tutarında 6 adet çek verdiği, bu çeklerden (35.000.00 TL. + 41.150.00 TL.) 76.150.00 TL. miktarlı ika adet çekin ödendiği, toplam bedeli 107.000.00 TL. olan diğer çeklerin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyası üzerinden icraya konduğu, dava konusu senedin teminat senedi olması konusundaki takdirin mahkeme ait olduğu, taraflar arasındaki mal alışverişin toplam bedelinin 184.662,69 TL. olması karşısında ayrıca 83.150.00 TL.nin talep edilmesinin dayanaksız olduğu tespit edilmiştir. Aynı bilirkişiden alınan 10.07.2015 tarihli bilirkişi ek raporu ile; taraflara arasındaki mal alış verişi nedeni ile daha önce davalıya verilen toplam 182.400.00 TL. miktarlı iki adet bononun toplam bedelleri 181.150.00 TL. olan 6 adet çek ile değiştirildiği yapılan ödemeler neticesinde, davacının dava tarihindeki çek borcunun 3.585. TL. olduğu, dava tarihinden sonra icra doyasına 51.387.00 TL. ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Bu rapora yönelik itirazlar üzerine, hukukçu bilirkişi Av. ..., Mali Müşavir bilirkişi ... ve mali müşvair bilirkişi ...’dan alınan 25.05.2016 tarihli bilirkişi heyet rapor ile dava tarihi itibariyle davacının davalıya 5.097.09 TL. borçlu olduğu, dava tarihinden sonra icra dosyasına 51.387.00 TL. ödeme yapılmış olması karşısında davacının davalıya herhangi bir borcu kalmadığı ve karşı dava kapsamında ise davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan herhangi bir alacağının olmadığı tespit edilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan 19.04.2016 tarihli bilirkişi raporu ile davacı yanın ticari defterle itibariyle davacının davalıya 39.437.09 TL. borçlu olduğu, dava konusu senedin davacı defterlerinde teminat senedi olarak kaydedildiği, kök rapordan sonra dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı için alacak ve borç durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan 16.04.2018 tarihli bilirkişi raporu ile dava konusu senedin icra takibine konduğu tarihte davacının davalıya 39.437,00 TL. borçlu bulunduğu, dava konusu senedin icra takibine konduğu tarihten karşı dava tarihine kadar yapılan ödemelerin öncelikle işlemiş faizlere mahsubu suretiyle karşı tarihi itibariyle davacının davalıya 6.164,68 TL. borçlu olduğu tespit edilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan 27.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile; davalının davacıdan, icra takip tarihi itibariyle 39.437,00 TL., dava tarihi itibariyle 9.679,33 TL. ve karşı dava tarihi itibariyle 6.164,68 TL. alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı dava konusu senedin teminat senedi olduğunu iddia etmesine rağmen senet incelendiğinden senedin malen kaydını içerdiği görülmektedir. Her ne kadar davacı senedin teminat senedi olduğunu yazılı delil ile ispat yükü altında ise de davalı cevap dilekçesinde sendin çeklerin yerine verildiğini beyan ettiğinden bu beyanı senet metnideki malen kaydını talil niteliğinde olduğundan, bonoyu çekler karşılığı aldığını ispat yükü davalıya geçmiş olmaktadır. Ancak dosya kapsamı itibariyle davalı bu iddiasını ispat edebilmiş değildir. Bu nedenle senedin karşılıksız olduğunun tespiti ile bu senetten dolayı yapılmış olan takibin iptaline karar vermek gerekmiştir. Davalı-karşı davacı her ne kadar bakiye alacağı olduğunu beyan etmiş ise de bakiye bir alacağı olduğunu ispat edemediği gibi çeklerden kaynaklanan bakiye alacağı nedeni ile de İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyası üzerinden başlattığı takip kesinleşmiş olduğundan ve davalı alacağına kavuşmak için bu takip üzerinden iş ve işlemlere devam etme hakkına sahip olduğundan ayrıca karşılık dava açmasında hukuki yararı olmadığından karşılık davanın hukuku yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.\"  gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile asıl davada davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında  davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline; karşı davanın reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı- karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı - karşı davacı ... San. Ltd. Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Genelde hukuka ve özelde senet ile ispat ve ispat yükü kurallarına aykırı mahkeme kararının hatalı olduğunu, mahkeme gerekçesinin aksine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 19.12.1985 Tarih ve  1985/6506-7120 E.-K. sayılı kararında yer aldığı üzer, çek bir ödeme aracı olup, peşin alışverişte, alınan çek karşılığı mal verilmediği iddia edilmeyeceğini, bononun boş kısımlarının sonradan doldurulabileceğini, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, davacının, müvekkiline 182.400 TL mal alımı için sipariş verdiğini ve mal bedelini ödediğini buna rağmen 27.04.2011 vadeli 100.000- TL bedeli teminat senedinin müvekkilince takibe konulduğunun iddia edildiğini, karşı davada ise 181.500 TL bedelli 6 adet çek yerine 100.000 TL bedelli bono verildiğini, ancak bakiye 81.150 TL için bono verilmediğinden dava açıldığını, ancak mahkemenin taraflar arasındaki 2 ilişkiyi ve  2 sözleşmeyi karıştırdığını, aynı ilişki ve aynı sözleşme kabulünden hareketle karar verildiğini, Oysa taraflar arasında 24.03.2011 tarihli 2 adet sözleşme bulunduğunu, ilk sözleşmenin 111.150 TL  inşaat demiri  ile 71.250 TL beton  olmak üzere 182.400 TL, ikinci sözleşmenin ise 111.150 TL. inşaat demiri ile  70.000  TL beton olmak üzere  181.150 TL bedelli olduğunu, hükme esas raporda bilirkişinin birinci. sözleşmede belirtilen 111.150 TL ve 71.250 TL tutarlı senetlerin iade edilerek 2. sözleşmede belirtilen toplamda 181.150 TL bedelli 6 adet çekin alındığını düşündüğünü ve bu düşüncenin mahkemece de benimsendiğini, aynı gün imzalanan iki sözleşmenin tutarlarının farklı olduğu gözetildiğinde 2. sözleşmenin 1. yerine akdedilmesinin ihtimal dışı olduğu gibi, böyle bir durum olsa dahi birinci sözleşmenin de imha edilmesi veya 2. sözleşmeye 1. sözleşmenin yerine akdedildiğinin yazılması gerektiğini, senede karşı iddianın ancak senetle ispat edilebileceğini, bu yönde bir ispat  bulunmamasına rağmen müvekkilinin diğer ilişkiye ilişkin açıklamalarının  'talil'  olarak kabul edip, ispat yükünün müvekkiline yüklenmesinin hatalı olduğunu, davacının sadece 2011 yılı ticari defterini bilirkişi incelemesine sunduğunu, 2012, 2013, 2014  yılları defterlerini ise sunmadığını, ödeme ilişkisinin sonraki yıllarda devam ettiğini, bilirkişi raporunda, 111.150 TL, 71.250 TL ve 70.000 TL tutarlı senetlerin müvekkilince iade edildiğinin belirlenmesinin de savunmayı teyit ettiğini, davacının 1. sözleşme gereği ödenmesi gereken 182.400 TL  bulunduğu gibi,  bilirkişi raporunda belirtilen “davalı defterleri ile dosya kapsamına göre davacı tarafından davalıya verilen çeklerin toplamının 183.500 TL olduğu, çeklerden 35.000 TL.nin ödendiği geri kalan 148.500 TL.lik çeklerin bedelinin de davacı tarafından ödenmediği anlaşılmıştır.” tespiti  karşısında 24.03.2011 tarihli 1. sözleşme olarak isimlendirilen sözleşme gereği karşı tarafça yapılması gerekirken ödenmeyen 148.500 TL borcun kaldığını, kredi kartı ile yapılan bazı ödemelerin toplamda 15.085 TL olduğunu, bunun  mevcut borç için yapıldığının kanıtlanması gerektiğini, 111.150 TL, 71.250 TL tutarlı ve 70.000 TL tutarlı senetlerin müvekkilince iade edildiğinin bilirkişice tespit edilmesine karışın bankadan yapılan ödemenin bu 70.000 TL senet ödemesinin senet karşılığı değil de birinci sözleşme olarak isimlendirilen sözleşmenin bakiye borcu için yapıldığının hatalı şekilde ortaya konduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin sadece 182.400 TL için olması halinde müvekkilinin elinde 252.400 TL bedelli senet bulunamayacağını, bilirkişinin yorumlarının hatalı olduğunu,  altı adet çek verilmesine karşın neden 100.000 TL  de teminat senedi verildiğinin açıklanamadığını, teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı- karşı davada davalı vekili, istinafa cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 24.03.2011 tarihli iki ayrı  mal satış ve bağlantı sözleşmesi düzenlendiğini, 24.03.2011 tarihli ilk sözleşme ile 111.150 TL inşaat demiri  ve 71.250 TL beton olmak üzere 182.400 TL İnşaat malzemesi satılacağı ve mal bedelinin 25.06.2011 tarihli 111.150 TL bedelli bono ile 25.07.2011 tarihli 71.250 TL bedelli bono ile ödeneceğini, bonoların 24.03.2011 tarih ve ... no'lu tahsilat makbuzu ile teslim edildiğini, İkinci sözleşme olan 24.03.2011 tarihli sözleşmenin ise  111.150 TL inşaat demiri  ve 70.000 TL beton olmak üzere 181.150 TL İnşaat malzemesine ilişkin olduğunu, mal bedelinin sıralı 6 adet avans  çeki ile ödendiğini, çeklerin 19.04.2011 tarihli tahsilat makbuzu ile verildiğini, davalı şirketin birinci sözleşmede verilen 2 adet senedin iade edildiğini, bu şekilde birinci sözleşmedeki mal satış bağlantı sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, ... tarafından teminat olarak verilen 100.000 TL bedelli senedin davalı şirketçe İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, davalı defterinde icra takibine dayanak olan 100.000 TL tutarlı senede ilişkin bir kayıt bulunmadığının bilirkişi tarafından belirlendiğini, 2011 yılı defterlerinin inceleme için sunulmasına rağmen davalının sunmadığını belirtmiş, davadaki talebini tekrarlamıştır. Dilekçenin içerik itibariyle bir istinaf dilekçesi olmadığı, karşı tarafın istinafına cevap mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim dilekçenin başında, dilekçenin istinaf başvurusuna bir cevap olduğu açıkça belirtilmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, davalı şirketçe İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında bonoya dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine; karşı dava ise taraflar arasındaki satım sözleşmesinde ödenmeyen ve karşılığında bono verilmeyen 81.150 TL'nin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, karşı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı- karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda iki adet mal satış ve bağlantı sözleşmesi düzenlenmiştir. İstinaf başvurusunda sözü edilen ve dava dilekçesinde de kabul edilen 24.03.2011 tarihli sözleşmede demir ve çimento satışının düzenlendiği ve 182.400,00 TL bedelli satış karşılığı davacının 25.06.2011 ödeme tarihli 111.150,00 TL bedelli bono ile 25.07.2011 ödeme tarihli 71.250,00 TL bedelli iki adet bono verdiği anlaşılmıştır. Bu bonoların zamanında ödenmemesi üzerine tarafların karşılıklı mutabakatı ile bu konuların iade edilerek davacı tarafından karşı davada davacıya 181.150,00 TL bedelli ... Sefaköy şubesine ait ve keşidecisi davacı olan 20.06.2011 ile 15.08.2011 keşide tarihli 1010206 ile 1010211 seri no'lu altı adet çek verilmiştir. Bu durumda bu sözleşme bedelinin çek ile ödendiği anlaşılmıştır. Ayrıca taraflar arasında 24.03.2011 tarihli demir ve çimento satışına ilişkin 182.400,00 TL bedelli başka bir sözleşmenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durum davalının istinaf başvuru dilekçesi ile davacının istinaf başvurusuna karşı sunduğu cevap dilekçesinde belirtilmiştir. Ancak somut olayda taraflar arasında kaç adet satım sözleşmesi bulunduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Davalı, asıl davada davacı tarafından verilen ve malen kaydı bulunan 27.03.2011 düzenleme 27.04.2011 ödeme tarihli, 100.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına takip başlatmıştır. Asıl davadaki uyuşmazlık bu bononun teminat bonosu olup olmadığı ile cevap ve karşı dava dilekçesinde yer alan bononun, iade edilen bono nedeniyle verilen altı adet çekin karşılıksız kalması nedeniyle  verildiğine ilişkin davalı savunmasının senedin düzenleme nedenini talil (değiştirme) niteliğinde olup olmadığı noktasındadır. İlk derece mahkemesince davalı vekilinin cevap ve karşı dava dilekçesindeki bu beyanı talil olarak değerlendirilmiş ve senedin düzenlenme nedeninin talil edilmesi nedeniyle ispat yükünü davalı karşı davacıdan geçtiği ve bononun çekle karşılığı alındığının ispat yükünün davalı da olduğu kabul edilmiştir. Öncelikle takip konusu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermesi nedeniyle, tüm unsurların tam bir bono olduğu, bedel ve imza hanesi ile düzenleme tarihi ve \"malen\" kaydı doğru olan bononun diğer kısımlarının anlaşmaya aykırı şekilde doldurduğunu kanıtlama yükümlülüğü, bononun keşidecisi olan asıl davada davacıya aittir. Asıl davada davacı, senet metninden veya başka bir sözleşmeden kaynaklı olarak bononun teminat bonosu olduğunu kanıtlayamadığı gibi, bu bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu da kanıtlayamamıştır. Bu durumda asıl davada davalı tarafından başlatılan asıl davaya konu kambiyo takibinin geçerli olduğu görülmektedir. Takip konusu bononun, lehtar olan davalının ticari defterlerine kayıtlı olup olmamasının kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren bononun geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Diğer yandan, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları TTK'nın 688.maddesinde sayılmış olup, burada sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında bazı seçimlik şartlar da söz konusudur. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan herhangi bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “malen” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır ( HMK m. 191/1, 4721 sayılı TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bu hukuki bilgilere göre somut olaya gelindiğinde: Dava konusu bonoda asıl davada davacının keşideci, asıl davada davalının lehtar olduğu, ihdas nedeni olarak “malen” kaydı bulunduğu ve senedin bu ihdas nedenine göre taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında verilmesi nedeniyle kaydın taraflarca anlatılan ticari ilişkiye de uygun olduğu belirlenmiştir. Davalı-karşı davacının yukarıda belirtilen karşı dava dilekçesinde açıklamalarının senedin talili niteliğinde olup olmadığı hususunda ise ilk derece mahkemesi kabulünün aksine, ihdas nedenine ilişkin bir talil bulunmamaktadır. Satım sözleşmesi kapsamında alınan emtia bedeli borcuna karşı verilen ve buna uygun şekilde \"malen\" kaydı içeren bononun, aynı ilişki kapsamında verilen çeklerin iadesi nedeniyle verildiğine ilişkin davalı-karşı davacı beyanı talil olarak değerlendirilemez. Zira bononun verilmesinin nedeni, temel ilişki olan satım ilişkisinden doğan mal bedeli borcunun ödenmesidir. Bu nedenle mahkeme kabulünün aksine, ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren davacıya aittir. Dosyada belirtilen şekilde herhangi bir ispat koşulu sağlanmadığından, asıl davada takibe konu olan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik menfi tespit talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Asıl davada davacının menfi tespit talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunduğundan, davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve sabit görülmeyen asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İİK'nın 72/4. maddesi gereğince dava alacaklı lehine sonuçlandığından ve tedbire ilişkin bir açıklama bulunmadığından asıl davada davalı vekilinin tazminat talebinin reddi gerekmiştir. Davalı- karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: İlk derece mahkemesince davalı-karşı davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında sözleşme kapsamında teslim edilen çeklere ilişkin kambiyo takibinin bulunduğu ve takibin kesinleştiği gerekçesiyle, yeniden alacak davası açılmasında karşı davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle ret kararı verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle hukuki yarar dava şartı olup yargılamanın her aşamasında mahkemece dikkate alınmalıdır. Bir kimsenin elinde kambiyo evraklarının bulunması halinde, kambiyo evrakının takibe konu edilerek alacağın tahsili yoluna gidilebileceği gibi, kambiyo senedinden kaynaklanan alacağın ilana bağlanması için davada açılabilir. Bir kambiyo senedinin takibe konu edilmesi ve bu takibin kesinleşmiş olması halinde, takip borçlusunun İİK'nın 72. maddesine göre her zaman menfi tespit talep edebileceği dikkate alındığında bu alacağı ilama bağlamasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu nedenle bir alacak karşılığı çek verilmesine rağmen bu alacağın ayrıca ilama bağlanması için dava açılabilir. Ancak kambiyo senedine özgü yolla yapılan takip ile ilam sonucu yapılacak takipte tahsil edilecek miktarın tekerrüre yol açmaması gerekir. Bu açıklamalara göre birleşen davada davacının alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Kaldı ki davadaki iddia eksik ödeme yapıldığına ilişkindir. Ancak takip dosyasında yapılan tahsilata göre dava tarihinde bir alacak kalmamış ise açılan davanın reddi gerekecektir. Yargılama sırasında alacağın takip dosyasından tahsil edilmesi halinde ise karşı dava, tahsil oranında konusuz kalacaktır. Bu durumda borç ve alacak ilişkisinin bilirkişi raporu ile belirlenerek karşı davanın değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece alınan 25.05.2016 tarihli raporda İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan ödemede 13.sayfada tespit edilmiştir. Buradaki değerlendirmeye göre karşı dava tarihi itibariyle 1.529,09 TL  karşı davadaki davalının borçlu olduğu, ancak karşı dava tarihinden sonra yapılan 47.819,00 TL bedeli ile karşı davacının nihai olarak alacağının kalmadığı belirlenmiştir. İtiraz üzerine alınan 19.04.2016 tarihli ek raporda aynı sonuca varılmıştır. 16.04.2018 tarihli ek raporda ise dava konusu senedin icra takibine konduğu tarihten sonra yapılan ödemeler dikkate alındığında karşı dava tarihi itibariyle karşı davalının, karşı davacıya 6.164 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. 27.03.2019 tarihli raporda aynı hususlar tekrar edilmiştir. Denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişkide verilen bono, çek ve çeke dayalı takipte yapılan tahsilatlar değerlendirilerek borç ve alacak durumunun belirlenmesi gerekir. Alınan raporlardan, karşı dava tarihi itibariyle karşı davacı şirketin 6.164,68 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda bu miktar üzerinden davanın kabulü ve bunu aşan kısım yönünden dava tarihinde bir alacak bulunmadığından, karşı davacının 75.335,32 TL'lik bölümünün reddine karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde işlem yapılması gerekirken kanun hükümlerinin hatalı uygulanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden ve dosyanın esası hakkında karar verilmesi için yeni bir inceleme yapılması gerekmediğinden, davalı- karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararlarının kaldırılarak Dairemizce asıl ve karşı dava hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda,  HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca, davalı- karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin asıl ve karşı davcaya ilişkin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl ve karşı davaların esası hakkında  Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; A-Asıl davada: 1-Davanın reddine, 2-İİK'nın 72/4. maddesindeki koşullar sağlanmadığından davalının tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin alınan 1.965,95 TL'den  mahsubu ile artan 1.537,35 TL harcın, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı-karşı davalıya iadesine, 4-Davacı-karşı davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, B-Karşı davada: 1-Karşı davanın kısmen kabulü ile 6.164,68 TL'nin, karşı dava tarihi olan 07.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte, karşı davalıdan davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin alınan 1.385,85 TL'den mahsubu ile artan 958,25 TL harcın, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince karşı davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 6.164,68 TL vekalet ücretinin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, 4-Karşı davanın reddedilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin karşı davacıdan alınarak, karşı davalıya verilmesine,C- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; 1-Davalı- karşı davacı tarafından asıl ve karşı davalar için yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl ve karşı davalar için yatırılan istinaf peşin karar harçlarının ise talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 2-Davalı- karşı davacı tarafından asıl ve karşı davalar için sarf edilen toplam 324,20 TL istinaf başvuru harç gideri ile  34,30 TL posta gideri olmak üzere, toplam 358,50 TL kanun yolu giderinin davacı- karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 3-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,4-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  10.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ffaf6c2e728a9751","SID":"31ad43cf8d51e640"}}