{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2024/675 <br>KARAR NO:2024/854<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:07/06/2023<br>NUMARASI:2021/310 Esas, 2023/469 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak<br>KARAR TARİHİ:22/10/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; yargılamanın iadesi  talebine ilişkin olup, mahkemece, koşulları oluşmadığından yargılamanın yenilenmesine ilişkin davanın  reddine  dair  verilen karara karşı davacı vekili  tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Yargılamanın yenilenmesini talep eden ... vekili;  mahkemenin 2010/300 E. -2012/451 K. sayılı dosyasından verilen kararın Yargıtay’a gönderilmeyerek kesinleştiğini, ancak davacının dava dışı... Ltd. yurtdışı firmasına açtığı 28/09/2013 tarihli davada, delil olarak sunduğu belgelerde şirketlerinden  ekli fatura ile 11/07/2005 tarihinde 1.850.000 € + KDV ye aldığı malı 15.07.2005 tarihinde 2.480.000 USD (o tarihteki döviz kuru paritesi yaklaşık 1.21 Avro/US Dolar kuru ile çevrildiğinde 20.050.000 € ya tekabül eder) yaklaşık % 10 kar ile sattığının görüldüğünü, 12 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/467 Esas dosyasındaki dava dilekçesinden eksiksiz olarak 11/07/2005 tarihinde şirketlerinden  aldığı malı 15/07/2005 tarihinde (alışından 4 gün sonra) sattığı ve satışta %10 kar ettiği görüldüğünü, 12 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/467 Esas dava dilekçesi ekinde sundukları 15/07/2005 tarihli 2.480.000 USD lik fatura CMK 311- E kapsamında yeni delil teşkil ettiğini, söz konusu dosya incelendiğinde; davacının bu olayda bir zararının olmadığını, ayrıca davacının 15/07/2005 tarihinde satmış olduğu, kendisine ait olmayan bir malı ileri sürerek 15/02/2006 tarihinde dava açtığını, görülmüş olan davanın hayatın olağan akışına ters olduğunu, eğer açılması gereken bir dava varsa, bunu ... Ltd. Şti aleyhine malı satın alan dava dışı  ... Ltd. şirketinin açması ve bu davayı kazanması halinde ... Şti’nin kendilerime  rücu davası açması gerekeceğini, ancak ... Şti.’ye karşı bir dava açılmadığının; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/467 Esas nolu dosyasından belli olduğunu belirterek yargılamanın iadesi istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davacı vekili daha sonra verdiği tam ıslah dilekçesi ile yargılamanın iadesi sebeplerine HMK nun 375 maddesinin f ve h bentlerini de eklediğini bildirmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, talebin HMK Md. 375\" te sayılan sebeplere dayanmadığını ve  talebin reddi gerektiğini, maddede sayılan herhangi bir nedene dayanmadığını, bu nedenle bu davanın kabul edilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü 15/07/2005 tarihli 2.480.000 USD.\"lik faturanın yargılamanın iadesi talep edilen davada taraflarca ileri sürüldüğünü, taraf delilleri arasında bulunduğunu, tarafların ticari defterleri ve belgelerinin dava sırasında  görülerek değerlendirildiğini, HMK.375 anlamında bir sebep bulunmadığını, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini,  HMK. Md.377 \"de düzenlenen Zamanaşımı sürelerinin Hak Düşürücü süreler olup, mahkemece resen gözetilmesi  gerektiğini,  yasada öngörülen üç aylık zamanaşımı süresinin dolduğunu,  davanın bu nedenle reddi gerektiğini,.... Şirketinin müvekkili davalı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile 5.412.333. USD. miktarında ilamsız takip yaptığını ve bu takibin itiraz  edilmeyerek kesinleştiğini, bu takibe karşı davalı şirket tarafından İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/467 Esas sayılı dosyası derdest olup, yargılama devam ettiğini, bu nedenle davacının iddia ettiği gibi 15/07/2005 tarihli faturanın kesinleşmediğini belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 11/03/2020 tarih, 2019/31 E., 2020/244 sayılı karar ile; koşulları oluşmayan yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi sonucunda dairemizce 06/04/2021 tarih , 2021/7 E.,  2021/731 K. Sayılı ilam ile ;\"İlk derece mahkemesince, davacı avukatı tarafından ileri sürülen yargılamanın iadesi isteminin HMK'nın 375 vd. madde hükümlerinde öngörülen hususların hiçbirisine uygun bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi isteminin reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından dayanılan sonradan ele geçirilen fatura ve davalının 2005 yılı  ticari defter kayıtlarının yargılamanın iadesi talep edilen dosyada değerlendirilip değerlendirilmediği, o dosyaya delil olarak sunulup sunulmadıkları, yargılamanın herhangi bir aşamasında, temyiz dilekçelerinde vs. bunların dile getirilip getirilmediği gerekçeli kararda değerlendirilmeden bu karar verildiğinden, verilen karar eksik inceleme ve değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile verilmiş durumdadır.Dava dilekçesinde belirtilen, sonradan ele geçirilen fatura ve davalıya ait ticari defter kayıtlarına dayalı yargılamanın iadesi talebi, eğer gerçekten bu belgeler yargılamanın iadesi talep edilen dava sırasında değerlendirilmemiş ve bunların elde edilememesi davacı tarafın elinde olmayan nedenlerden kaynaklanmış ise, HMK'nın 375/1-ç maddesinde yazılı olan \"Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması\" kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince bu yönde usulüne uygun bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece yapılması gereken, söz konusu sonradan ele geçirildiği belirtilen fatura ve davalının ticari defter kayıtlarının yargılamanın iadesi talep edilen dosyada değerlendirilip değerlendirilmediklerinin, o dosyaya delil olarak sunulup sunulmadıklarının, yargılamanın herhangi bir aşamasında, temyiz dilekçelerinde vs. bunların dile getirilip getirilmediğinin araştırılması, buna göre ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin HMK'nın 379/1-c maddesi kapsamında kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığının usulünce değerlendirilmesi, sonucuna göre HMK'nın 375. Maddesinde yazılı sebeplerden olmadığı kanaatine varılırsa davanın esasa girilmeden reddedilmesi, aksi halde ise esasa girilerek davacının yargılamanın iadesi sebeplerinin değerlendirilmesidir.\" şeklindeki gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra  mahkemece 07/06/2023  tarihli  karar ile, \" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 06.04.2021  tarih ve 2021-7 esas , 2021-731  sayılı  kararı  doğrultusunda Mahkememizce dava dosyasına sunulu bulunan delil ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Tüm dosya kapsamı, Mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının  mahkememizin 2010/300  esas sayılı dosyadan karar verildikten sonraki süreçte ele  geçtiğini belirttiği ( huzurdaki davanın  davalısı ....Şti tarafından ... firmasına kesilen ) 15/07/2005 tarihli ve 2.480.000 USD tutarlı faturanın  huzurdaki davanın  davacısı tarafından 28/11/2005 tarihinde İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ( kapatılan Kadıköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ) 2007/77 E sayılı dosyasına bizzat sunulan bir fatura olduğu,Ayrıca Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/699 E. sayılı dosyası kapsamından 29/12/2005 tarihinde gerçekleştirilen keşfe dair tutanak ile huzurdaki davanın davacısı ... A.Ş. vekilinin yargılamanın iadesi istemine konu edilen 2010/300 E. sayılı dosyaya sunduğu 16/01/2012 tarihli dilekçenin, davacı ...'nin, 2010/300 E. sayılı dosya kapsamında karar verilmeden önceki süreçte söz konusu teknenin yurt dışındaki firmaya fatura edildiğinden haberdar olduğunu  açıkça gösterdiği,  dolayısıyla, somut olayda HMK m.375 1/ç bendinde sayılan \" yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması\" nedenine dayalı olarak yargılamanın iadesi talebinin istenemeyeceği belirlenmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından ibraz olunan raporun taraflara tebliği üzerine, davacı Avukatı tarafından ibraz olunan  16.12.2022 tarihli istem dilekçesi ile;Yargılamanın yenilenmesi talebini tam ıslah ederek;  HMK Madde 375'de sıralanan; 1-(ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.1-(f)  \"Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.\"1- (h) \"Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.\"ve 2- Birinci fıkranın .. (f) … bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi … Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir; şıklarının da yargılama iadesi talebine katılması gerektiğini,Dosyaya giren 02.12.2022 tarihli son bilirkişi raporu ile, 16.05.2012 tarihli Yargılanmanın yenilenmesi talep edilen Kadıköy 2. Asliye ticaret Mahkemesi 2010/300 E  2012/451 K Gerekçeli Kararına esas bilirkişi raporlarında mali bilirkişi ... 08/07/2010 tarihli ve 09/12/2010 tarihli ve 24/03/2011 tarihli ara kararlarında aynen \" bilirkişilerin raporlarını düzenleyebilmeleri için inceleme gereği duyacakları yasal defter ve dayanaklarını, evrak ve belgeleri bulundukları yerde incelemek üzere yetki de verilmesine\"  hükmü yer almasına rağmen, bu kararı uygulamayarak, Yasal Ticari Defteri incelemekten imtina ederek HMK 374 (1)-(f) maddesinde tanımlı olduğu üzere hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu açıkça görülmekte olduğunu, Diğer yandan davalının Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/81 D.îş sayılı dosyası ile yaptırdığı tespite ve yargılanma yenilenmesi istenen dosyaya gerçek dışı imzasız, dava konusu yat ile uzaktan yakından alakası olmayan İngilizce yazılı bir şartname koyarak sanki dava konusu yatınmış gibi göstermesinin 1-(h) maddesinde tanımlı olduğu üzere lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunduğunu açıkça ortaya koyduğunu, Açıkça sahte olduğu bilindiği halde Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/81 D.îş sayılı dosyası raporu dayanak alınarak karar çıkan ilk davanın Yargıtay bozma kararında (Yargıtayın da yanıltılarak) sanki gerçek bir şartnameye göre yapılmış Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/81 D.îş sayılı dosyası tespit raporunu adres göstermesini fırsat bilerek 27/06/2011 tarihli ve 17/10/2011 tarihli bilirkişi raporlarını düzenlenmiş, bozma kararında yer alan defter incelemesi ve yerel mahkeme ara kararlarında yerinde inceleme hükmü yok sayılarak mahkemenin yanıltılmış  olduğunu ve HMK Madde 375 1-ç, h, f ve 2 maddeleri şartları gereği yargılama yenilenmesi şartları oluşmuş, geçmiş yargılama neticesinde verilen bu karar ile müvekkilinin mağdur edilmiş, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 374. maddesine göre; \"Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.\" düzenlemesi yapılmış ve aynı kanunun 375. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca da; elde edilemeyen davalı ticari defterlerinin kararın verilmesinden sonra ele geçirildiği, Ek-1 de sunduğu Satış Senedi ile davalının dava konusu yatı  üçüncü  kişiye devir ettiği ve (h) bendi uyarınca da; Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması ve (f) bendi uyarınca da;  Bilirkişinin hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden gösterildiği, müvekkili aleyhine evvelce ve kesinleşen kararın icrasının durdurulmasına, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilerek, kararın ortadan kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davacı istemlerini tam ıslah etmek suretiyle  yargılamanın iadesi sebeplerini HMK.nun 375/1-ç, f,h madde hükümlerine dayandırılmıştır.HMK.nun 375/1-ç madde hükmünün yargılama sırasında aleyhe hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, (f) madde hükmünde bilirkişi veya tercümanın hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması, ( h) madde hükmünde  ise lehine karar verilen tarafın , karara tesis eden hileli bir davranışta bulunmuş olmasına bağlı olduğu belirtilmiştir. HMK'nun 375/2 fıkrasında; birinci fıkranın  ( f ) bendindeki  hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebebinin kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlı olduğu, Mahkememizin 2010/300 esas sayılı dosyasında bilirkişilik yapan mali müşavir ... aleyhinde başlatılmış bir ceza soruşturması veya ceza mahkumiyeti kararı olmadığı, davacının HMK'nun 375/1.h bendi kapsamında davalının hileli davranışta bulunduğunu somut delillerle ispatlayamadığı\" gerekçesi ile   koşulları oluşmayan yargılamanın iadesi davasının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile,  karara dayanak 02/12/2022  tarihli Bilirkişi Raporunun 10. Sayfasında aynen; \"...davalının faturasının kayıtlı olduğu ticari defterlerinin ve maliyeye sunduğu beyannamelerin dosyada yer almadığı, delil olarak değerlendirmediği, herhangi bir aşamada temyiz dilekçesinde bunların dile getirilmediği, konu edilmediği, dava boyunca hiç sözü edilmediği hususlarının Sayın Mahkemece göz önüne alınması gerektiği kanaatindeyim ... davalının ticari defterlerinin yargılanmanın iadesi istenen dava dosyasında yer almadığı, dava  tarihinde defter kayıtlarında yer almayan bir eser hakkında dava açtığı, dosya içinde yer alan 18.09.2006 tarihli kök, 24.04.2007 tarihli ek bilirkişi raporlarında tarafların ticari defterlerinin incelemesine rastlanmadığı, inceleme yapılmadığının sabit olduğu, 24/09/2007 tarihli celsede davanın karara çıktığı, 22/10/2009 tarihli Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2009/3747 E – 2009/5547 K ilamı ile kararın bozulduğu ... Yargılamanın iadesi istenen 24.04.2012 tarihli Gerekçeli Karara dayanak 27/06/2011 tarihli bilirkişi raporunda da tarafların ticari defterleri üzerinde incelenme yapılmadığının görüldüğü, huzurdaki davanın davacısı tarafından dayanak gösterilen sonradan ele geçirildiği belirtilen, huzurdaki davanın davalısı tarafından düzenlenmiş dava konusu yata ait 15/07/2005 tarihli ... sıra numaralı 2.480.000 USD lik faturanın ait olduğu davalının 2005 yılı ticari defterlerinin yargılamanın iadesi talep edilen dosyada yer almadığı, dosyaya delil olarak sunulmadığı, dosya muhteviyatında yer alan davacı ve davalı dilekçelerinde, bilirkişi raporlarında, ara kararlarda, celse beyanlarında sözlü olarak da konu edilmediği, yargılamanın herhangi bir aşamasında, temyiz dilekçelerinde vs. bunların dile getirilmediğinin anlaşıldığı dosyaya delil olarak sunulmadığı, dosya muhteviyatında yer alan davacı ve davalı dilekçelerinde, bilirkişi raporlarında, ara kararlarda, celse beyanlarında sözlü olarak da konu edilmediği, yargılamanın herhangi bir aşamasında, temyiz dilekçelerinde vs. bunların dile getirilmediğinin anlaşıldığı, 2.480.000 US'Dlik faturanın gerekçeli kararda değerlendirilmeden karar verildiği; yargılamanın iadesi istenen davada davalının kendisine ait olmayan bir eser için dava açtığının anlaşıldığı, kanaati doğmaktadır. Heyetimizde yer alan Sayın Mali Bilirkişinin adres gösterdiği 2007/77 E. Sayılı dosyada yer alan üç kopya dilekçe ve eklerinden sadece bir kopyasında işbu faturaya rastlanması, bu faturanın ekinde sunulduğu dilekçe içeriğinde diğer sunulan belgelere tek tek atıf yapılmış olmasına rağmen, ancak işbu 2.40.000 USD faturadan hiç söz edilmemesi, bahsedilmemesi faturanın sonradan dosyaya konduğu düşüncesini dahi akla getirmektedir. O dosyada yer alan faturada herhangi bir noter damgası veya basan matbaa bilgilerinin yer alamadığı da görülmektedir. Bu bakımdan, faturanın ancak işlendiği defter kayıtları ile birlikte delil teşkil edeceği, ticari defterlerin ise davacı tarafından İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/467 Esas sayılı dosyası ile elde edildiği kanaatindeyim.\"  açıklamalarının yer aldığı, ancak, raporun sonuca dayanak açıklamaları ile vardığı sonuç birbiriyle tamamen çelişen Bilirkişi Heyetinin haddini aştığı, \"HMK m.375 uyarınca yargılamanın iadesine karar verilebilmesinin koşulları oluşmamıştır.\" diyerek hukuka ve yasaya aykırı olarak Mahkeme adına hüküm tesis ettiği, bilirkişi raporunun dosyaya girmesinin akabinde, bilirkişilerce yapılan inceleme doğrultusunda huzurdaki dava 16/12/2022 tarihinde 'tam ıslah' edilerek HMK. M.375-(f), (h) maddeleri de (ç) maddesine ilaveten yargılanmanın yenilenmesi dayanağı olarak öne sürüldüğü ancak, yerel Mahkemenin tam ıslah (tam ıslah yeni bir dava niteliğinde olmasına rağmen) talebi akabinde, yeniden bilirkişiye yollanması gerekirken bu talebi de  reddederek / değerlendirmeyerek davayı kanun ve hukuka aykırı olarak  usulden reddettiğini, yerel mahkeme nezdinde yapılan inceleme istinaf dairesinin bozma gerekçelerini karşılar nitelikte olmadığını,  davanın esasına son derece etkili bir unsur teşkil etmekte olan davalıya ait ticari defterlerin yargılanmanın yenilenmesi istenen dosyada inceleme konusu yapılmadığı hususu dosya kapsamında bilirkişi raporlarında da tüm sonuçları ile birlikte açıklanmış ve yargılamadaki bu eksikliğin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına nasıl engel teşkil ettiği tüm detayları ile izah edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme nezdinde bu başlıkların görmezden gelindiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  06.04.2021 - E. 2021/7 K. 2021/731 sayılı kaldırma ilamında; “Mahkemece yapılması gereken, söz konusu sonradan ele geçirildiği belirtilen fatura ve davalının ticari defter kayıtlarının yargılamanın iadesi talep edilen dosyada değerlendirilip değerlendirilmediklerini  ortaya çıkarılmasıdır.\" denildiğini,  kararın gerekçesi incelendiğinde sonradan ortaya çıkan delilin 2.480.000 USD tutarlı faturadan ibaret olduğu zannı ile değerlendirme yapıldığını, sonradan ortaya çıkan delilin  davalının 2005 yılı ticari defter kayıtları olduğunu, tam ıslahtan sonra birden fazla yargılamanın yenilenmesi sebebi ortaya konulmasına rağmen yerel mahkeme nezdinde düzenlenen gerekçeli kararda söz konusu sebeplerin tamamı hakkında bir  inceleme yapılmadığını, HMK 375 (1) – (ç) maddesine göre; yasal (Ticari) defterler (özellikle davalının) dosyada yer almadığını ve incelenmediğini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/462 E. sayılı dosyası ile ele geçirildiklerini,  bu durum yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil ettiğini, Yerel Mahkemenin konuyu sadece fatura ile sınırlandırıp, ticari defterlerin sonradan ortaya çıkan delil olduğu hususunu  görmezden geldiğini,  HMK 375 (1) – (h) maddesine göre; Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi  2005/81 D. İş sayılı dosyası kapsamında 26 metre yata ilişkin yapılan tespitte yat ile ilgisi olmayan bir şartnamenin kullanılmış olduğu hususu 02/12/2022 kayıt tarihli, 2021/310 E. sayılı dosyasında 'Bilirkişi Heyeti Raporu' kapsamında açıkça tespit edildiğini,  yargılamanın yenilenmesi talebine konu dosyaya sözde dayanak teşkil eden Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi  2005/81 D. İş sayılı şartname içeriği ise başka bir yata ait olduğunu, huzurdaki dosya kapsamında alınan raporlar ile asıl şartnamede açıkça 2 adet 1500 beygir gücünde ana makine üzerinde mutabık kalındığı, tekne hızının sadece bir gösterge olarak beyan edildiği, taahhüt edilmediği, garanti verilmediğinin anlaşıldığını, yargılamanın yenilenmesine konu dosya ve dayanak tutulan tespit dosyasında farklı bir şartname kullanmak suretiyle adaletin yanıltılmasının amaçlandığını, bu kapsamda HMK 375 (h) “Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması” bendi kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi oluşmuş olmasına rağmen Mahkemece bu sebep bakımından hiçbir incelemenin yapılmadığını, HMK 375 (1) – (f) ve (2) maddesine göre ise  yargılanmanın iadesi istenen Anadolu 22. ATM 2010/300 E. sayılı dosyasında alınan  27/06/2011 tarihli ve 17/10/2011 tarihli bilirkişi raporlarında yasal defteri, imzalı kontratları incelemeksizin, adaleti saptırma ciheti ile hareket eden mali müşavir bilirkişi ...’ın “kasten gerçeğe aykırı beyanda” bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur .Dosyanın incelenmesinde; davacı yanın yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde HMK nun 375 maddesinin 1 fıkrasının ç bendine dayanmış, dairemizin bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporu neticesinde tam ıslah başlıklı dilekçesi ile davanın hukuki sebebi ile HMK nun 375. Maddesinin 1 fıkrasının ç bendine f ve h bentlerine de dayandığını açıklamıştır.HMK nun 1 maddesinin  ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması,  h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması, şeklinde düzenlenmiştir, dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporu ile davacı yanın HMK nun 375/1-ç bendine dayanak gösterilen sonradan ele geçirildiği belirtilen,  davalı tarafından düzenlenmiş dava konusu yata ait 15/07/2005 tarihli.... sıra numaralı 2.480.000 USD lik faturanın asıl dosyaya delil olarak sunulmadığı, temyiz aşaması da dahil tüm aşamalarda ileri sürülmediği, davacı yanın bu faturanın varlığından  Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/699 E. Sayılı dosyasında delil olduğu ve bu dosyada  yapılan 29/12/2005 tarihli keşif sırasında bu faturadan  haberdar olduğu ve  keşif zaptında bizzat davacı vekilinin de imzası olduğunun tespit edildiği, davacı yan ayıca tam ıslah dilekçesi ile f  ve h bentlerine dayandığını açıklamışsa da bu konuda davacı tarafından yapılmış bir  şikayet ve sonucunda açılmış ceza davaları da bulunmadığı görülmekle  mahkemece tüm bentlere ilişkin araştırma yapılarak yazılı şekilde,  koşulları oluşmadığından yargılamanın yenilenmesine ilişkin davanın  reddine karar verilmesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/06/2023 tarih ve 2021/310 Esas, 2023/469 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı tarafça harç peşin yatırıldığından, yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac76501f91dce207","SID":"5abf0bb06ca7203d"}}