{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/657 - 2024/1300<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/657 <br>KARAR NO\t: 2024/1300<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/229 Esas - 2022/903 Karar<br><br>DAVACILAR<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 31/10/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde; 09.12.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'in tali yoldan ana yola çıkarken müvekkili ...'nun maliki olup sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca kusurlu olarak çarparak müvekkiline ait aracın hasarlanmasına ve değer kaybına uğramasına neden olduğunu, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar ve değer kaybının tahsili için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak taraflarına herhangi bir ödemenin yapılmadığını belirtilerek, davalı sigorta şirketinden şimdilik 1.000,00 TL hasar bedeli ile 1.000,00 TL değer kaybının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacılar vekili tarafından sunulan 28/11/2022 tarihli ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 1.000,00 TL hasar tutarını 10.647,81 TL artırarak 11.647,81 TL'ye çıkardıklarını, dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 1.000,00 TL değer kaybı bedelini 1.500,00 TL artırarak 2.500,00 TL'ye çıkardıklarını, müvekkilleri yönünden ıslah edilen toplam 14.147,81-TL'nin kaza tarihi olan 09.12.2021 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı sigorta firmasından tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet ve zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine ZMMS (trafik) sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ZMMS Genel Şartlarına göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacıya ait araç hasar ve değer kaybının ödenmesi için, davacı taraftan gerekli iban numarası vb. bilgilerin istenildiğini ancak davacı tarafça bilgi verilmemesi üzerine davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılması imkânının olamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, bilirkişi raporunda; ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'nun meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nın 52/a ve 57/c-2 maddelerindeki kurallara da riayet etmeyerek kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'in, meydana gelen kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK.nın 52/a maddesi kural ihlalini işlemiş olmakla %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar tutarının KDV dahil 46.591,24 TL olduğu ve kusur oranlarına göre davalı sigorta şirketi sorumluluğunun (%25x46.591,24 TL)=11.647,81 TL olacağı, davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının reel piyasa koşullarına göre 10.000,00 TL, en son sigorta genel şartları hesaplama yöntemine göre ise davacıya ait araçta değer kaybının oluşmayacağı, reel piyasa koşullarına göre davalı sigorta şirketinin değer kaybı sorumluluğunun (10.000,00 TL)*%25 =2.500,00 TL olacağı, Sigorta Genel Şartları hesaplama yöntemine göre ise, davalı sigorta şirketi değer kaybı sorumluluğunun olmayacağı, hangi hesaplama yöntemiyle belirlenen değer kaybının esas alınması gerektiği hususunun ise mahkemenin değerlendirme ve takdirinde olacağının bildirildiği, davacılardan ..., kaza sırasında aracın sürücüsü konumunda olup, araç üzerinde zilyetliğe sahip şahısların da aracın malikine aracı aynen aldığı gibi iade yükümlülükleri bulunduğundan, aracın uğradığı maddi hasara dair işbu davada sürücü olan davacının da aktif husumet ehliyeti olduğu, usulen eksiklik olmadığı dikkate alınarak davanın esası incelendiği, yargılama neticesinde, davacı ....'ye ait, davacı ....'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında, hükme esas alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile, davalı sigorta şirketine sigortalı aracın sürücüsünün %25, davacı sürücünün ise %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, iş bu kaza nedeniyle  davacıya ait aracın, emsallerine göre değerinden reel piyasa koşularına göre 10.000,00 TL kaybettiği, davalı sigorta şirketine sigortalı aracın sürücüsünün kusuruna tekabül eden araç değer kaybı tutarının (10.000,00 TL)*%25 =2.500,00 TL olduğu, hasar tutarının ise KDV dahil (%25x46.591,24 TL)=11.647,81 TL olduğu tespit edilmiş olmakla, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesi kapsamında, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, oluşan zarardan poliçe limiti tutarında sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, Anayasa Mahkemesi 17/7/2020 tarihinde E.2019/40 numaralı dosyada, Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği bu nedenle sigorta genel şartlarına göre yapılan hesaplamaya itibar edilmeyerek gerçek zararın belirlenmesinde Yargıtay içtihatları da dikkate alınarak reel piyasa şartlarına göre yapılan hesaplama yöntemi ile zarar hesabı dosyaya uygun görüldüğü, davacı tarafça, davalı sigorta şirketine yapılan ön başvurunun tebliğine ilişkin kayıtların sunulmadığı görülmekle, araç hasar bedeline ilişkin davanın kısmi dava olarak açıldığı dikkate alınarak, dava ve ıslah tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle; \"Davacıların araç hasar bedeli taleplerinin kabulü ile, 11.647,81 TL'nin (1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 22/03/2022, bakiye kalan 10.647,81 TL'sinin ıslah tarihi olan 28/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, davacıların araç değer kaybı değerlerinin kabulü ile, 2.500,00 TL'nin dava tarihi olan 22/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davacı yanın bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirttiği üzere davacı tarafından davaya konu araç daha önce servise götürülmüş olup hasara ilişkin bir bedel hesaplandığını, davacı yan tarafından belirlenmiş olan bir tutar mevcutken bu kalemin belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yararın bulunmasının akla ve mantığa aykırı olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil-şirket nezdinde sigortalı aracın kazadaki kusur oranı nispetinde müvekkil-şirketin sorumluluğu bulunduğunu, kusur oranının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'ndan alınan rapor ile tespit edilerek yargılamaya devam edilmesini talep ettiklerini, bilirkişinin eksik ve hatalı incelemeleri sonucu tespit edilen meblağın kabul edilmesinin  mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda, \"Davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar tutarının KDV dahil 46.591,24 TL olduğu ve kusur oranlarına göre davalı sigorta şirketi sorumluluğunun (%25x46.591,24 TL) = 11.647,81 TL olacağı,  davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının reel piyasa koşullarına göre 10.000,00 TL, yukarıda belirtilen en son sigorta genel şartları hesaplama yöntemine göre ise davacıya ait araçta değer kaybının oluşmayacağı, reel piyasa koşullarına göre davalı sigorta şirketi değer kaybı sorumluluğunun (10.000,00 TL)*%25 =2.500,00 TL olacağı\" yönünde görüş bildirildiğini, hesaplamanın fahiş olduğunu, aynı zamanda müvekkil-şirket sorumlu olmadığından ötürü KDV dahil hesaplama yapılmasının haksız olduğunu, 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1. maddesine göre “Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.” hükmü bulunduğunu, davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabi olup, KDV’nin ödendiğinin yahut ödeneceğinin kanıtlanması gerektiğini, değer kaybının formüle göre hesaplanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkeme tarafından, özellikle taraflara izafe edilen kusur oranına ilişkin yapılan itirazları değerlendirilmeksizin, eksik inceleme ve yeterli araştırma yapılmaksızın, doğrudan sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, dosya içerisinde mevcut hükme esas alınan bilirkişi raporunun itiraza uğradığını, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davacı müvekkil ...'nun meydana gelen kazada yüzde 75 kusurlu bulunarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, caddenin anayol niteliğinde bulunduğu, sokağın ise tali yol niteliği taşıdığı, bu nedenle anayol ve tali yol ayrımı yapılarak tarafların kusurunun bu olguya göre belirlenmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan hasar bedelinin müvekkilin gerçek zararının altında olduğunu, yerel mahkeme tarafından avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı taraf tacir olup dava konusu uyuşmazlığın ticari işletmesini ilgilendirdiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf eden taraf vekillerinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarına ve değer kaybına ilişkin maddi tazminat istemidir. <br>\tDavalı vekili, zararın belirlenebilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından bahisle davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, değer kaybına yönelik taleplerin ve araç hasarına yönelik zararların belirsiz alacak davası olarak açılabileceği kabul edilmiş olmasına göre davalı vekilinin dava şartına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.<br>\tDosyadaki yazılara kanuni gerektirici sebeplere, 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1.maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde, yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olmakla, davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabi olduğunun, meydana gelen trafik kazasının, trafik lambası ve trafik işaret tabelalarının bulunmadığı kontrolsüz dört yönlü bir kavşakta meydana geldiğinin,  kontrolsüz ve kolları eşdeğer olan kavşakta sağdan gelen ... plakalı taşıta ilk geçiş hakkını vermeyen ve kavşağa da hızını azaltmayarak dikkatsiz ve tedbirsizce girdiği anlaşılan ... plakalı araç sürücüsü ...'nun, 2918 sayılı KTK'nın yukarıda belirtilen 52/a ve 57/c-2 maddelerindeki kurallara da riayet etmeyerek olayın oluşumunda %75 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in, kontrolsüz kavşağa yaklaşırken solundan gelen ... plakalı aracı açık olarak görme imkanına sahipken, etkili fren yapmayarak ve de olay yerine yaklaşırken hızını da azalmamakla aynı kanunun 52/a maddesindeki kurala da riayet etmeyerek önleyemediği olayda %25 oranında kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğunun, mahkemece hükme esas alınan ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince serbest piyasa koşullarına göre aracın yaşı, kilometresi, değişen parçaları vs. nazara alınarak düzenlenen bilirkişi raporundaki araç hasar ve değer kaybı tespitinin usulüne uygun olduğunun, sigortalı aracın hususi araç olması ve kaza esnasındaki kullanımının da özel amaçlı olması gözetildiğinde mahkemece hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesinin  isabetli bulunduğunun anlaşılmasına göre davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun ve davalı ... Sigorta AŞ. vekilinin aşağıdaki paragraf dışında kalan istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. <br>\tDavacı ...'nun aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının incelenmesinde, tazminat davasında davacı olma ehliyeti (aktif dava ehliyeti) kural olarak mal varlığında doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir. Araç sürücüsünün de aracı aldığı gibi malikine aynen iade yükümlülüğü bulunduğundan, araç işleteni tarafından dava açılmayan hallerde, zarar veren aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak, öncelikle araç işletenine verilmiş olup, işletenin dava açtığı durumda, araç sürücüsünün aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Araç işleteninin araçta meydana gelen zarara ilişkin tazminat davası açmadığı hallerde, araç sürücüsü tek başına dava açarak zararın tazminini isteyebilir. <br>   \tSomut olayda, davacı ... araç sürücüsü olup, diğer davacı aracın işleteni ... ile birlikte dava açarak araçta meydana gelen zararı talep etmektedir. Bu durumda davacı ...‘nun aktif dava ehliyeti bulunmadığından, bu davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuş olup, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11/10/2018 tarih ve  2015/13940 Esas - 2018/8996 Karar sayılı ilamı) davalı ... Sigorta AŞ. vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi ile davacı ... yönünden davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiği yönünden HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca  kabulüne, davacı ... vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE   karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davacı ... vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\tII-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26/12/2022 tarihli, 2022/229 Esas - 2022/903 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\tHMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>\t1-Davacı ... 'nun araç hasar bedeli taleplerinin KABULÜ İLE, 11.647,81 TL'nin (1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 22/03/2022, bakiye kalan 10.647,81 TL'sinin ıslah tarihi olan 28/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t2-Davacı ...'nun araç değer kaybı değerlerinin KABULÜ İLE, 2.500,00 TL'nin dava tarihi olan 22/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t3-Davacı ... tarafından açılan davanın AKTİF DAVA EHLİYETİ YOKLUĞU NEDENİYLE,<br>\t4-Alınması gerekli 966,43 TL harçtan peşin ve ıslah adı altında alınan 288,7‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 677,73‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacılar tarafından peşin ve ıslah adı altında yatırılan 288,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı ..., kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı ... Sigorta AŞ. kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı ...’ndan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-Davacı tarafından yapılan 1.165,7‬0 TL (ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, <br>\t9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, <br>\t10-6325 Sayılı Kanun'un 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına,<br>\tİSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-İstinaf talebi kabul edilen davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu kabul edilen davalı tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davacı ...’ndan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın anılan davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf talebi reddedilen davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t6-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"853c53cdd9dd1e09","SID":"68a2f31a8ee8c887"}}