{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2024/503 <br>KARAR NO:2024/874<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/07/2023<br>NUMARASI:2019/549 Esas, 2023/525 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit/|Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; asıl ve birleşen dosyada taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan  menfi tespit  talebine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen  davanın  kabulüne  dair  verilen karar ve istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair ek karara  karşı davalılar vekili  tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacılar  vekili asıl dosyada  dava dilekçesi ile; davalı tarafından davacı aleyhine; ..., ... sayılı icra takipleri ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1751 Değişik iş sayılı dosyasında alınan ihtiyati haciz kararı ile... sayılı icra takibi başlatıldığı, ihtiyati haciz kararına itirazları ile mahkemece değişik iş dosyasında duruşma günü verildiği,kesinleşmediği, iş bu icra takipleri, davacının alt iş gören olarak çalıştırdığı davalı şirkete, iş bitirme şartıyla verdiği çeklere dayanarak açıldığını, açılan icra takiplerinde, sadece ..., gerçek kişi olarak alacaklı gösterilmiş olup bunun gerçeğe aykırı olduğu, davalının Sultanbeyli Vergi dairesinden verilme vergi numarası üzerinden alüminyum doğrama işleriyle uğraştığını, davacıdan  aldığı projelerin nerdeyse tamamında, davacının alt iş göreni olarak yer aldığını, davalı tarafından davacı aleyhine dört ayrı icra takibi başlatılmışsa da davacının davalılara borcu bulunmadığı, tarafların uzun yıllardır birlikte iş yapmakta olduğu, bu işbirliği kapsamında, borç alacak ilişkisinin süreğen bir şekilde mevcut olduğunu,  her ne kadar çek düzenleme yoluna gidilse de çoğu zaman çekten bağımsız, vadesinden önce yahut sonra ödemeler yapılmakta olduğu, asıl olarak ödemenin yegane kriterinin, davalının işini teslim etmesi olduğu, teslim belirlenen vadeden önce gerçekleştiğinde ödeme de önce gerçekleştiği, davalının takiplere dayanak olarak sunduğu çeklerin, ... İnşaatı ve yine üniversitenin ... Müdürlüğü’nde kantin ve yemekhane yapımı projesinde alüminyum, cam ve kompozit işlerinin bütününün tamamlanması karşılığı verildiğini, davalı tarafından işin 2018 yılı içinde bitirileceği öne sürüldüğünden, 2018 Ekim, Kasım ve Aralık tarihli çeklerin keşide edildiğini, davacının davalıya bu işle ilgili, çeklere istinaden sürekli olarak kimi zaman elden kimi zaman da banka havalesi yoluyla ödemeler yaptığını, ancak  davalının, davacı ile anlaşmalarını yerine getiremeyerek, üstlendiği işi gerektiği gibi ifa etmediği gibi,  ayıplı hizmet sunduğunu, taraflar arasında imzalanmış MSGSÜ Dış Cephe İşleri Yapım Sözleşmesi dolayısı ile kimse kendi edimini yerine getirmeden çek bedelinin ödenmesinden ibaret edimin yerine getirmesini talep edemeyecek olduğundan, çekin ödenmesi gerektiğine dayanan ödeme emirleri ve ihtiyati haciz kararının hukuki dayanağının olmadığını,  davacı çekin karşılığı yapmayı taahhüt ettiği işi gerektiği gibi teslim etmediğinden;  davacınında eksik olan işi üniversiteye teslim edemediğini, dolayısı ile   üniversiteden hakedişini alamadığını, işin bitmemesi yani davalının edimini ifa edememesi nedeniyle, davacınında  ödemezlik def’inde bulunduğunu, her iki tarafın tacir olması nedeniyle, sözleşmeye ya da faturaya dayanmayan bir tahsilat yapabilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu icra takibi yapılmış çeklerin karşılığında, herhangi bir hizmet yerine getirilmediği, işin eksiksiz teslim edilmediği ve işin tamamlanmasına ilişkin fatura düzenlenmediği için çekin verilme amacı ödenmesi mecburiyeti ortadan kalktığını, bu nedenle her ne kadar çekin borçtan ari olduğu kabul edilse bile, tacirlerin faturaya dayanmayan belgeleri kullanması mümkün olmadığından ve çekin karşılığı hizmet tamamlanmadığı ve fatura da düzenlenmemiş olduğundan çekin ödenmesi talebinde bulunulamayacağı, bu nedenle çekin elinde bulunduran sıfatıyla, öncelikle kendi edimini eksiksiz ifa etmemiş olan alacaklının salt çeke dayanarak alacaklı olduğu iddiası yeterli olmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında ve ayrıca ilgili şantiyede yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile davalının takip konusu çeklerle ilgili müvekkilinden herhangi bir alacağının olmadığı ayrıca tespit edileceğini belirterek, iş bu icra dosyalarına dayanak teşkil eden çeklerden dolayı, davalının edimini ifa edemediği dikkate alınarak, diğer dosyalarıyla ilgili dava açma hakkı saklı kalmak üzere şimdilik yalnızca ... sayılı ve icra takibine konu çek ve alacaklarla ilgili davacının borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptaline,  davalıların %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar  tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/740 esas sayılı dosyasında  davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin ... İnşaatı ve yine üniversitenin ... Müdürlüğünden bulunan yemekhane ve kantin yapımı projelerinden alüminyum, cam, kompozit işlerinin bütünün tamamlanması için davalı ile anlaştığını ve davaya konu çeklerin keşide edildiğini, davalı tarafından üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilmemesine rağmen, alacağı olduğu iddia edilerek müvekkil şirket ve müvekkil aleyhine icra takipleri yapıldığını, davanın kabulüne, tüm icra takiplerinde alacaklı ve borçlunun aynı olması, takibe konu olduğu iddia edilen  alacakların aynı nedene dayanması sebebiyle,  huzurdaki dava dosyasının  İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/549 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, .... sayılı dosyası, ... sayılı dosyası, ... sayılı dosyası ve ... sayılı dosyalarına  konu alacak ve çekler ile ilgili olarak müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ve takiplerin  iptalini, davalıların %20 'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen dosya davalısı her iki davaya da  cevap dilekçesi vermemiştir. Mahkemece 10/07/2023 tarihli  karar ile, \"Asıl dosya  yönünden; dava, davacıların ... sayılı icra takibine konu edilen kambiyo senedi sebebiyle davalıya borçlu olup olmadığına ilişkindir. Davacı ... ile davalı arasında 01/06/2017 tarihinde \".... Yapım Sözleşmesi\" imzalandığı, 02/05/2019 tarihinde işin kesin kabul tutanağının onaylandığı, bu tutanakta \"26/09/2018 tarihinde düzenlenen tutanakta tespit edilen eksik imalatların yüklenicinin üniversite alacaklarından kesilmesi\" belirtilmiş olduğu, dava konusu iş tutarının 1.141.596,00TL +KDV olduğu, davacı tarafından davalıya 2.399.481,03TL ödeme yaptığı, dava konusu... sayılı icra takibine dayanak 75.000,00TL çekin de içinde olduğu anlaşılmıştır.  23/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; \". 1.114.960,97 TL + KDV tutarında işin yapıldığı ...\" yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve davacının davalıya ... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 09/02/2019 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek nedeni ile borçlu olmadığına kanaat getirilmiş, ancak  bir davada kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için haklı olmakla birlikte karşı tarafın kötü niyetinin somut bir şekilde ispatı gerektiğinden davalının kötü niyeti açıkça ortaya konulmadığından ve İİK 72 şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.  Birleşen dosya   yönünden; dava, davacıların ... sayılı dosyası, ...ürlüğü 2021/9599 Esas sayılı dosyası ve.... sayılı dosyaları yönünden icra takiplerine konu alacak ve çekler ile ilgili olarak  davalıya borçlu olup olmadığına ilişkindir. Birleşen davanın da 01/06/2017 tarihli \"... Yapım Sözleşmesi\" nedeniyle verilen ... Bankası ... seri nolu, 07/11/2018 keşide tarihli, 75.000 TL tutarlı çek, ... seri nolu, 31/10/2018 keşide tarihli, 50.000 TL tutarlı çek, ... seri nolu, 22.12.2018 keşide tarihli, 75.000 TL tutarlı çek, ... seri nolu, 09/03/2019 keşide tarihli, 75.000 TL tutarlı çeklerle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. 28/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \". Davacının kayıtlarına göre; dava konusu icra takibiyle işleme konulan çek bedelleri dahil davacının 352.135,85 TL alacaklı olması nedeniyle asıl dava konusu olan.... Sayılı dosyasına konu 09/02/2019 keşide tarihli, 75.000,00TL bedelli çek, birleşen davada... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 09/03/2019 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek, ... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 22/12/2018 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek,... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 31/10/2018 keşide tarihli 50.000,00TL bedelli, ... nolu çek,... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 07/11/2018 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek  nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığı’na...\"yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve davacının davasının kabulüne karar verilmiş, ancak bir davada kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için haklı olmakla birlikte karşı tarafın kötü niyetinin somut bir şekilde ispatı gerektiğinden davalının kötü niyeti açıkça ortaya konulmadığından, davalının somut borcunun bilirkişi raporu ile ortaya çıkması nedeniyle İİK 72 şartları oluşmadığı \" gerekçesi ile;  Asıl davanın  kabulü ile;  davacıların ... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 09/02/2019 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacılar adına başlatılan takibin iptaline, koşulları oluşmadığından  kötü niyet tazminat talebinin reddine, Birleşen davanın kabulü  ile; Davacıların ... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 09/03/2019 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek,... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 22/12/2018 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek, ... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 31/10/2018 keşide tarihli 50.000,00TL bedelli, ... nolu çek, ... sayılı icra dosyasında ve buna dayanak 07/11/2018 keşide tarihli 75.000,00TL bedelli, ... nolu çek  nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacılar adına başlatılan takibin iptaline, koşulları oluşmadığından  kötü niyet tazminat talebinin reddine,   karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, mahkemenin davalının yapmış olduğu inşaat işlerini dikkate almadan, yalnız kağıt üzerinde yapılan birtakım hesaplamalar ile karar verdiğini,   davalının ... İnşaatı ve yine üniversitenin ... Müdürlüğü’nde kantin ve yemekhane yapımı projesinde alüminyum, cam ve kompozit yapımını üstlendiğini  ve bu edimini eksiksiz ifa ettiğini, davacının öne sürdüğü  ödemezlik def’inin herhangi bir geçerliliğinin olmadığını, zira hiçbir bilirkişi raporunda da davalının ilgili inşaatları eksik yaptığı, zamanında yapmadığına ilişkin bir ifadenin bulunmadığını, mahkemenin karşı tarafın ödemezlik def'isine dayanmasını haklı olarak gösterebileceği herhangi bir somut delil olmamasına rağmen  davanın kabulüne karar verdiğini, mahkemece dosya inşaat bilirkişisine gönderilseydi davalının edimini eksiksiz bir biçimde ifa ettiğinin anlaşılacağını,  dosyada davalının ifasına ilişkin herhangi bir teknik bilirkişi raporu olmadığını,  taraflar arasında gerçekleşen tüm ticari işler tek bir fatura altında toplandığından kesilen faturaların hangi işe karşılık kesildiğinin bilirkişi raporlarıyla belirlenemediğini, bilirkişi raporları incelendiğinde; dosya içinde bulunan Sayıştay raporu ve dava dışı idare MSGÜ raporları üzerinden ayıplı ifa tespiti yapılamayacağı bilirkişi raporlarında açıkça ifade edildiğini,  davacının dava dışı idare MSGÜ tarafından yapılan cezai kesintileri davalıya yansıtıp davalının  hakedişinden mahsup ettiğini, oysa ki taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre dava dışı idare MSGÜ tarafından yapılabilecek cezai kesintilerin taşeron şirketin yükleneceğine dair herhangi bir maddenin bulunmadığını,  davada ispat yükü kendi üzerinde olan davacı tarafın alacaklı olduğunu/borçlu olmadığını ispat edemediğini,26/09/2022 tarihli bilirkişi ek heyet raporunda da belirtildiği üzere; \"Diğer yönden yapılan işin ne kadar olduğu yönünde de; ne bir tespit hakedişi ne bir kesin hesap tutanağı gibi teknik belgeler dosyasına sunulmamış, hesaba dayalı hiçbir teknik belgeler dosyasına eklenmemiştir. Mukaveledeki iş bedelinin nasıl belirlendiği bile meçhuldür. Bu şartlarda yapılan bir işin ne kadarının gerçekleştiği veya alacak/borç hesabının net olarak yapılması imkânsız olup, ancak bu husus ile ilgili davacı vekilinin itiraz dilekçesindeki ‘’ çek bedellerinin hesaplanarak bedel belirleme yoluna gidilmesi gerektiği ‘’ önerisinin teknik olarak bir geçerliliği olamayacağı; zira çeklerin neye karşılık verildiği bilinmeden veya hangi taşeron hakedişi karşılığı olarak ödendiği bilinmeden neyin hesabı yapılabilinir. Bu şekilde kesin hesap yapılması teknik şartnamelere ve mantığa aykırıdır.\" ifadesinin bulunduğunu,   yargılama sürerken karşı taraf vekili ile sulh olma ihtimallerinin  olduğu zamanlarda, karşı taraf vekilinin borcu kısmi ikrar eden mesajları olduğunu, bu mesajlar ile karşı tarafın borcu, davalının da  alacağını ispatlamasının mümkün olduğunu, ancak  bu mesajların dosyaya delil sunma aşamasından sonra ortaya çıkan yeni deliller olduğu için  mahkemeye sunulamadığını, istinaf dilekçesi ekinde bu  mesajları  sunduklarını  belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dairemizce 12/10/2023 tarih,: 2023/1614 E., 2023/1069 K sayılı ilam ile ;\"Yerel Mahkemece verilen karara karşı asıl dava ve birleşen davada davacılar vekilince istinaf talebinde bulunulmuş, 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının eksik yatırıldığı  anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen dava birlikte görülse de bağımsızlıklarını koruyacağından, Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen dava için harçların yatırılması zorunludur. Harçlar Kanunu'nun 32.maddesi gereğince eksik harçlar tamamlanmadıkça müteakip işlemlerin yapılması mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinde bulunan asıl dava ve birleşen davada davacılar vekili tarafından yatırılmayan 738,00 TL istinaf başvurma harcı eksiğinin HMK'nın 344 maddesine göre usulünce tamamlattırılması için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir.\" denilerek dosya yerel mahkemeye iade edilmiştir.Mahkemece geri çevirme kararından sonra, 24/10/2023 tarihli muhtıra ile \"İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2023/1614 esas 2023/1069 karar sayılı ilamı ile  \"istinaf talebinde bulunan asıl dava ve birleşen davada davacılar vekili tarafından yatırılmayan 738,00 TL istinaf başvurma harcı eksiğinin HMK'nın 344 maddesine göre usulünce tamamlattırılması için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine\" karar verilmiştir. Bu nedenle  aşağıda miktarı belirtilen eksik harcın işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344. Maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde dosyamıza yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçme sayılacağına karar verileceği\" ihtar olmuş, muhtıra taraf vekillerine tebliğ edilmiş, ancak davalılar vekilince istinaf başvuru harcı yatırılmamıştır.Mahkemece  06/02/2024 tarihli ek karar ile; \"Mahkememizce verilen 10/07/2023 tarih 2022/244 Esas, 2023/525 sayılı karar davalı vekili tarafından 17/09/2023 tarihinde istinaf istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 12/10/2023 tarih 2023/1614 esas 2023/1069 karar sayılı ilamı ile birleşen davada davacılar vekili tarafından yatırılmayan 738.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı eksiğinin HMK'nun 344.maddesi uyarınca işlem yapılmak ve sonucuna göre dosyanın yerel Mahkemesine Geri Çevrilmesine karar verildiği, mahkememizce eksik 738.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının  davalı tarafça yatırılması için muhtıra düzenlendiği ve tebligatın davalı  vekiline  29/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 haftalık kesin süre içinde  yatırılması gereken  istinaf kanun yoluna başvurma harcının  yatırılmadığı\" gerekçesi ile  \"davalı vekilinin istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına\" karar verilmiştir.Asıl ve birleşen dosya davalıları vekili  ek kararı istinaf  dilekçesi ile;  Mahkemece  27/07/2023 tarihinde gerekçeli karar verildiğini,  her iki tarafça  istinaf talebinde bulunulduğunu  ve  İstanbul  Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından verilen 12/10/2023 tarihli karar uyarınca; istinaf talebinde bulunan asıl dava ve birleşen davada davacılar vekili tarafından yatırılmayan 738,00 TL istinaf başvurma harcı eksiğinin HMK'nın 344 maddesine göre usulünce tamamlattırılması için dosyanın  mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiğini, bu karar  üzerine UYAP sisteminde 24/10/2023 tarihinde \"Temyiz Harç- Masraf Tamamlatılması ...\" adı altında yüklenen belge ile  eksik kalan harcın  asıl dava ve birleşen davada davacılar vekili tarafında yatırılması gerektiğinin ihtar edildiğini, mahkemece   ek kararı ile  \"Davalı ...-... Sistemleri vekilinin verilen yasal süreye rağmen yatırılması gereken istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırmadığı anlaşılmakla, HMK.nun 344.maddesi gereğince, istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına,\" karar verildiğini, hem 21. Asliye Ticaret Mahkemesi hem de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlar incelendiğinde; eksik harç miktarı olan 738,00 TL'nin \"davacılar vekili \" tarafından  yatırılması gerektiğine karar verilmiş ve Temyiz Harç- Masraf Tamamlatılması Hak. Muhtıra da yine bu eksik harcın \"davacılar vekili \"tarafında yatırılması gerektiğinin ihtar edildiğini,  eksik olan harcın \"davacılar \" tarafından  yatırılması gerektiğine karar verilmişken; kendilerinin  istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi'nin hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, kendilerinin  26 eylülde 1.379,00 TL istinaf karar harcı, 4.696,31 TL istinaf karar harcı , 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 300,00 TL istinaf avansını yatırdıklarını, istinaf başvurumuzun incelemeye alınması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi asıl yüklenici , davalı ise alt yüklenicidir.Taraflar arasında 01/06/2017 tarihli \"MSGSÜ Beşiktaş Kampüs İnşaatıYapım İşi Dış Cephe İşleri Yapım Sözleşmesi\"  akdedilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; her ne kadar mahkemece; \" eksik 738.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının  davalı tarafça yatırılması için muhtıra düzenlendiği ve tebligatın davalı  vekiline  29/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 haftalık kesin süre içinde  yatırılması gereken  istinaf kanun yoluna başvurma harcının  yatırılmadığı\" gerekçesi ile  davalı vekilinin istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ise de dairemizin geri çevirme ilamında; hem asıl hem de birleşen dosya davalıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmasına karşın maddi  hata yapılarak \"istinaf talebinde bulunan asıl dava ve birleşen davada davacılar vekili tarafından yatırılmayan 738,00 TL istinaf başvurma harcı eksiğinin HMK'nın 344 maddesine göre usulünce tamamlattırılması için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi \" kararı verildiği, yerel mahkeme tarafında da bu ilama bağlı olarak düzenlediği muhtıra da   eksik harcın \"davacılar vekili \"tarafında yatırılması gerektiğinin ihtar edildiği anlaşıldığından, mahkemece bu hatanın, eksik istinaf harcının istinaf eden asıl ve birleşen dava davalıları vekili tarafından yatırılmasına dair yeniden muhtıra hazırlanıp, bu muhtıranın  istinaf eden asıl ve birleşen dava davalıları vekiline tebliğ edilmesi sureti ile giderilmeden yazılı şekilde   davalı vekilinin istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına, karar verilmesi doğru olamamıştır.Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dosya  davalıları vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Asıl ve birleşen dosya  davalıları  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/07/2023 tarih, 2019/549 Esas, 2023/525 Karar sayılı EK kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Asıl ve birleşen dosya  davalıları  vekilini  tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Asıl ve birleşen dosya  davalıları  vekili yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06006fc41757b146","SID":"08c20a39dcf424a8"}}