{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1322 - 2024/1595<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1322 <br>KARAR NO\t: 2024/1595<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/111 E.  -  2022/11 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2022 tarih ve 2021/111 E. - 2022/11 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, eğitim sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markalar mesnet gösterilerek davalı şahsın “... ...” ibareli 2019/135585 numaralı marka başvurusuna yapılan itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun müvekkilinin özellikle 2014/10854 sayılı “... ...”, 2016/78330 sayılı “... ...” ve 2014/12064 sayılı “... ...” ibareli markalarına benzetilmesinin amaçlandığını, başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç elde edeceğini, davalının markasını müvekkili ile aynı olan 41. sınıfta tescil ettirmeye çalıştığını, davalı markasının iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkilinin İstanbul dışındaki illerde de şubelerinin bulunduğunu, müvekkilinin önceye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 30.03.2021 tarih ve 2021-M-2113 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/135585 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, başvurunun müvekkilinin çocuğunun isminden yola çıkarak oluşturulduğunu, tanınmışlık iddiasının kanıtlanması gerektiğini, müvekkilinin 2013 yılından bu yana www.beraegitim.com.tr web sitesi üzerinden eğitim ve öğretim hizmetinde ticari etki doğuracak şekilde yoğun, yaygın, fasılasız ve şekilde markasını kullandığını, web archive görüntülerinin müvekkilinin kullanımlarını ortaya koyduğunu, müvekkilinin SMK hükümleri uyarınca \"...\" esas ibareli marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu, tüketicilerin bu markaları karıştırma ihtimalinin bulunmasının söz konusu olmadığını zira itiraz edilen emtialar açısından bilinçli tüketicilerin söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, “...” ibaresinin İngilizce olup Türkçede “devir, çağ, dönem” anlamlarına, “...” ibaresi ise Türkçede “ağıl, davar ağılı” anlamlarına geldiği, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2019 tarih ve 2018/3154 E. - 2019/4816 K. sayılı kararında belirtildiği üzere 41. sınıfta yer alan hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkatli ve bilinçli oldukları, somut olayda da çekişme konusu hizmetlerin 41. sınıfta yer aldığı, buna göre; tüketicilerin dava konusu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı; tanınmışlık düzeyine ilişkin iddianın ispat edilemediği, SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında delil ileri sürülmediği, kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı, davalı tarafından marka işlem dosyası kapsamında müktesep hak iddiasına dayanak yapılan 2020/29209, 2020/29207, 2019/85122, 2019/135585, 2019/135584, 2019/01795 sayılı markalardan sadece 2019/85122 ve 2019/01795 sayılı markaların çekişme konusu 2019/135585 sayılı marka başvurusundan önceki tarihli olduğu, bu markaları somut uyuşmazlık bakımından tescilli olarak uzun süre kullanım koşulunu sağlamayacağı gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, markaların emtia sınıflarının da benzer olduğunu, \"...\" ibaresinin ilk bakışta \"...\" olarak algılandığını, tek harf farklılığının ayniyeti kaldırmaya yeterli olmadığını, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, müvekkilinin fiilen kullandığı seri markalarının bulunduğunu, davalının \"...\" markasından önce \"...\" markasını kullandığını, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin dikkate alınması suretiyle belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira, karşılaştırmaya esas markaların kısa markalar oldukları ve bu tür markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi ayırt ediciliği sağlayabileceği, somut uyuşmazlıkta da, markanın tüketiciler tarafından daha çok dikkat edilen başlangıç kısmındaki farklılığın davalı markasının farklılaşmasını sağladığı, dava konusu markada iltibasa sebebiyet verebilecek başka bir unsurun da bulunmadığı, ayrıca başvuru kapsamındaki 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat düzeyleri yüksek bulunduğu, dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunun ilk bakışta algılandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.2012 tarih ve 2011/3196 E.- 2012/10158 K. sayılı ilamında da \"...\" ibaresi ile \"...\" ibaresi arasında benzerlik bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresinden farklı olduğu, kötü niyetin de ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 01/11/2024<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"130a5e25e7f5d9ff","SID":"81b5a21a4e2c0f80"}}