{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/783 - 2024/1307<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/783 <br>KARAR NO\t: 2024/1307<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/885 Esas - 2023/96 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br><br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/11/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline karşı davalı alacaklı tarafından, Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2021/16902 Esas numaralı dosya kapsamında alacağı bulunduğu iddiası ile faizlerle birlikte toplam 24.731,07 TL değerinde ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını, davalı tarafın başlatmış olduğu mezkur takibin dayanağının müvekkil adına tescilli ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle, davalı sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatın müvekkili davacıya rücu etmesinden kaynaklandığını, müvekkili ...'ın, Rent-A Car şeklinde araç kiralama işi ile iştigal eden ... Ltd. Şti.'ye ... plakalı aracını uzun süreli olarak kiraladığını, ... Ltd. Şti'nin ise bu aracı süreç içerisinde dava dışı 3. kişi ve kişilere kiralamış olup, aracın son kiralandığı kişinin mezkur kazayı yaptığını, bu hususun ... plakalı aracın Emniyet KABİS kayıtlarında bulunduğunu, meydana gelen kazada müvekkili davacının uzun süreli kiralama yaparak işleten sıfatının kalmadığını, bu hususun bir diğer delilinin de ... Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtları olduğunu, bu durumda davacı müvekkilinin söz konusu kaza sebebiyle tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı \"işletenin\" kesin olarak gösteren bir karine olmadığını, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığını, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, doktrinde ve Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerektiğini, bu nedenlerle, davacı müvekkilinin uzun süreli kira sözleşmesi ile icra dosyasında talep edilen tazminata konu aracın dava dışı ... Ltd. Şti.'ye kiraladığı, kaza tarihinde işleten sıfatının bulunmadığı, işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını, dava konusu haksız durum sebebiyle, müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı oldukça açık olduğundan davaya konu Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2021/16902 Esas numaralı dosyasında davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespiti için bu davanın açılması gerektiğini belirterek, davanın kabulüne, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile söz konusu miktarın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; HMK'nın 116. maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin yetki, işbölümü ve tahkim itirazlarının tümünü tekrar ettiklerini ve mahkemece incelenip davanın usul yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca dava süresinde açılmadığından, süresinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava ile dava konusu rücu tazmin talebine dayanak alacağın müvekkili sigorta şirketi ile davacı sigortalı ... arasında düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçesinden kaynaklı ihtilafa ilişkin olup Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesinin gerektiğini, görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının iddialarının aksine davacı yanın müvekkili şirkete borçlu olduğunu, borçlu ...'a ait ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, 13.04.2020 tarihinde,       ... plakalı araç sürücüsünün seyir halinde olan müvekkili sigorta şirketine sigortalı borçlu ...'a ait ... plakalı aracın çarpması ile her iki aracın da savrularak direksiyon hakimiyetlerini kaybetmesi ile yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle meydana gelen hasarın müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini, meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkiline sigortalı aracın sürücüsünün, kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, davaya konu kazanın sigortalı aracın, ... plakalı araca çarparak kaza yerinde durmadan ayrılması sonucunda meydana gelmiş olup, borçlu ...'a ait ... plakalı aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, meydana gelen kazada sigortalı ... plakalı sigortalı araç sürücüsünün vuku bulan kazada kusurlu olduğunu, aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, Karayolları Trafik Kanunun 95. maddesi ve Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.4/f maddesi gereğince kaza nedeniyle ödemek zorunda kaldıkları meblağın araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle davacı sigortalı araç maliki ...'tan rücuen talep etme hakkının doğduğunu, bu nedenle, Karayolları Trafik Kanunun 95. maddesi ve Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.4/f maddesi gereğince kaza nedeniyle ödemek zorunda kaldıkları meblağın araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle davacı sigortalı araç maliki ...'tan rücuen talep etme hakkının doğduğunu, işbu nedenle borçlu hakkında Ankara Batı İcra Müdürlüğü 2021/16902 Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatılması zorunluluğunun hasıl olduğunu, borçlu sigortalı ...'a ödeme emri tebliğ edilmiş olup, davacı borçlu tarafından haksız, soyut ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarla huzurdaki davayı açmışsa da işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zira araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle davacı sigortalı araç malikinden rücuen talep etme hakkı doğduğunu, davaya konu kaza nedeni ile meydana gelen zararın tazmini sonucu sigorta şirketinin ödemek zorunda kaldığı meblağın sigortalıdan rücu edilebileceğini, icra takibine konu rücu talebinin dayanağının aralarındaki sigorta sözleşmesi olduğunu, bu nedenle ödenen bedelden davacı sigortalının sorumlu olduğu ve ödenen bedelin faizi ile birlikte davacıdan rücu haklarının doğduğunu, davacının, işletmesini bizzat kendisinin yaptığı şirkete maliki olduğu sigortalı aracı kiraladığını, açıkça görüldüğü üzere davacının kendisinin kiralanan şirket yetkilisi de olduğu göz önüne alındığında davacının işleten sıfatının da devam ettiğinin izahtan vareste olduğunu, davacı ...'ın borcun tümünden sorumlu olup davacının borcunun bulunmadığı iddiası haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın esastan reddine, alacağın %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı tarafından dava dilekçesinde kazaya sebep olan işletenin ... Ltd. Şti. olduğu belirtilerek dava açılmış olmasına, dosyaya ibraz edilen kira sözleşmesinin uzun süreli olmasına, kazanın kiralayan ... Ltd. Şti. tarafından kullanımı sırasında meydana gelmiş olmasına ve davacının, davacı ... sözleşmeyi \"teslim eden\" araç sahibi sıfatı ile imzaladığı, \"kira sözleşmesi\" başlıklı teslim tutanağında, sözleşmede ve kaza tarihi itibariyle KABİS kayıtları incelendiğinde, kiralayanın ... Ltd. Şti. olduğu dosyadaki mevcut delillerden anlaşıldığından, şirketin hukuki işlemleri nedeniyle yöneticinin yahut şirket ortağının sorumluluğu yoluna da gidilemeyeceğinden, Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2021/16902 Esas sayılı takipte davacının pasif husumetinin olmadığı, takibin şirkete yönelik yapılması gerektiğinden menfi tespit davasının kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2021/16902 Esas sayılı takipten kaynaklı 24.731,07 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, \"Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2021/16902 Esas sayılı takipte pasif husumet yokluğundan davacının menfi tespit davasının kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2021/16902 Esas sayılı takipten kaynaklı 24.731,07 TL borçlu olmadığının tespitine,\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin huzurdaki davada görevsiz olduğunu, davacı ...'ın ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketi ile davacı arasında sigorta sözleşmesi (Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi) bulunmakta olup, davaya konu kazada davacı sigortalıya ait aracın sürücüsü olay yerini terk ettiğinden mevzuat ve hukuk kuralları gereği müvekkilince ödenen bedel ve faiz alacağı, \"sigortalıya\" rücu edilebileceğinden davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, huzurdaki dava müvekkili sigorta şirketi ile davacı sigortalı ... arasında düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçesinden kaynaklı ihtilafa ilişkin olup Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğini, mahkemece davacı ile müvekkil davalı şirketi arasındaki hukuki ilişki incelenmeden ve araştırılmadan hatalı değerlendirmeler ile karar verildiğini, davacı ...'ın ... plakalı aracı müvekkil sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 13.04.2020 tarihinde müvekkil sigorta şirketine sigortalı borçlu ...'a ait ... plakalı araç trafik kazasına karışmış olup meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkile sigortalı aracın sürücüsü, kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olmakla birlikte ... plakalı aracın sürücüsü olay yerini terk ettiğini, Trafik Sigortası Poliçesi Genel Şartlarının, Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4 maddesi \"Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir.\" \"f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi \" hükmü uyarınca, sigorta şirketinin ödemek zorunda kaldığı meblağ, kazaya neden olan sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle sigortalıdan rücu edilebileceğini, dolasıyla yerel mahkemece kazanın kiralayan ... Ltd. Şti. tarafından kullanımı sırasında meydana geldiği, davacı ...'ın sözleşmeyi \"teslim eden\" araç sahibi sıfatı ile imzaladığı, şirketin hukuki işlemleri nedeniyle yöneticinin yahut şirket ortağının sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle davacının pasif husumetinin olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne verilmesinin usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu, tekrarla belirtmek gerekir ki müvekkili sigorta şirketi ile davacı arasında sigorta sözleşmesi (Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi) bulunmakta olup davaya konu kazada davacı sigortalıya ait aracın sürücüsü olay yerini terk ettiğinden mevzuat ve hukuk kuralları gereği müvekkilince ödenen bedel ve faiz alacağı, \"sigortalıya\" rücu edilebileceğinden davacı hakkında icra takibi başlatıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, davalı sigorta şirketinin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödediği tazminatın, davacıya ait araç sürücünün olay yerini terk etmesi sebebiyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.f maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuen tahsili için başlatılan icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>\tÖncelikle görev konusunun incelenmesi gerekmiştir. <br>\t8.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.<br>\t6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.<br>\tAncak, her ne kadar davalı sigorta şirketi ile davacı arasında sözleşme ilişkisi bulunmakta ve dava konusu aracın kullanım amacı ruhsat kaydına göre ''hususi'' ise de, davacı dava konusu aracı rent a car işinde kullandığını ileri sürdüğü, KABİS kayıtları, sözleşmeler ve tüm dosya kapsamından aracın ticari amaçlı kullanıldığının anlaşılması karşısında, davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla göreve ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. <br>\tKarayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 inci maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise; “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1 inci maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.<br>\tAnılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).<br>\t2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. <br>\t Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).<br>\tBu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı) <br>\tPoliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları B.4-f maddesinde \"Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere,olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde.” denilerek, zorunlu haller haricinde sürücünün olay yerini terk etmiş olması rücu sebebi olarak düzenlemiştir.<br>\tTalebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-f maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davacı olduğundan davacının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Davacının aracı üçüncü kişiye uzun süreli kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatını haiz olmaması söz konusu madde anlamında husumeti ortadan kaldırmaz.<br>\tBu durumda mahkemece, esasa girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26/01/2023 tarihli, 2022/885 Esas - 2023/96 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edene iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f783c84c6bd9604","SID":"72954436416311b8"}}