{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/787 Esas<br>KARAR NO: 2024/1221<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/10/2020<br>NUMARASI: 2018/357 Esas, 2020/567 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili sigorta şirketi tarafından 15.09.2014 başlangıç, 29.10.2017 bitiş tarihli İnşaat Bütün Riskler Sigorta Poliçesi ile sigortalanan inşaatta 24.03.2017 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, hırsızlık nedeniyle oluşan zarara istinaden 16.06.2017 tarihinde 6.863,05 TL ödeme yapıldığını, sigorta ettiren ile davalı arasında yapılan sözleşme ile davalının şantiyede güvenlik hizmeti verdiğini, ancak olay günü şantiyeye girmesine izin verilen yabancı araç ile hırsızlık yapıldığından, davalının hasardan sorumlu olduğunu, bu nedenle ödenen sigorta tazminatı ve işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında; davada yetkili mahkemenin müvekkili şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili ile sigorta ettiren ... İnşaat arasındaki sözleşmenin danışma ve yönlendirme hizmeti verilmesine ilişkin olup, müvekkili şirketin güvenlik hizmeti vermediğini, husumetin şantiyeyi koruyan güvenlik şirketine yöneltilmesi gerektiğini, davacı sigortacının zararını tazmin ettiği ... İnşaat şirketinin, sigorta ettiren ... İnşaat'ın taşeronu olduğunu, müvekkili ile sigorta ettiren arasındaki sözleşmenin taşeronu da kapsar şekilde genişletilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını savunarak davanın reddine, davacının alacağın % 20'sinde az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; sigorta ettiren ile davalı arasındaki sözleşmede, şantiye alanında güvenliğin devamının sağlanması ve gözetim görevi yapılacağı belirtildiği halde, davalının hırsızlık olayı ile ilgili özen yükümlülüğüne uymayarak, hırsızlık olayının meydana gelmesine engel olamadığı, bu nedenle, olayda % 75 oranında kusurlu olduğu; sigorta ettiren ... İnşaatın ise davalının iş ve işlemlerinin denetlemesi yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve santiyenin fiziki güvenliğinin tam ve muhkem olarak sağlamaması nedeniyle % 25 oranında kusurlu olduğu; bu nedenle davalının kusur oranına isabet eden  5.147,29 TL ve takip tarihine kadar işlemiş 247,49 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının  5.147,29 TL asıl alacak ve  247,49 TL işlemiş faiz yönünden takibe itirazının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 1.078,96 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar vermiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin şantiyede güvenlik hizmeti vermediğini, sadece danışma ve yönlendirme hizmetleri kapsamında içeriye yapılan şüpheli girişlerde bildirim yükümlülüğü bulunduğunu, ilk raporda özel güvenlik şirketi olmayan müvekkilinin Özel Güvenlik Kanunu kapsamında sorumlu tutulamayacağının tespit edildiğini, ilk rapor ile hükme esas alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hükme esas alınan raporda kusur oranlarının nasıl tespit edildiğine dair veri bulunmadığını, müvekkili ile taşeron ... İnşaat arasında hiçbir sözleşme bulunmadığından, taşerona ödenen sigorta tazminatının müvekkilinden tazmin edilemeyeceğini, çalınan malları kapısı kilitli depoda bulundurmayan taşeronun da olayda kusurlu olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu  belirterek kararın kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili katılma yoluya istinaf nedenleri olarak; sigorta ettirenin  alması gereken önlemler ile olay arasında illiyet bağı bulunmadığını,  hırsızlığın davalının araç giriş çıkışındaki yükümlülüğünü ihlal etmesinden kaynaklandığını, sigorta ettiren ile davalı arasındaki sözleşmenin esasında güvenlik hizmet sözleşmesi olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, inşaat all isk sigorta poliçesi gereği sigortalıya ödenen sigorta tazminatının, hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan dava dışı sigortalının yüklenicisi olduğu inşaatta 24.03.2017 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, davacının ekspertiz incelemesi sonucu şantiyede taşeron olan ... İnş. şir. 16.06.2017 tarihinde 6.863,05 TL sigorta tazminatı ödediği ve ödenen sigorta tazminatı ile 329,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.193,04 TL'nin tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının  takibe itirazı üzerine  itirazın iptali ve takibin devamı için bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, hırsızlık olayında davalı şirketin % 75 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davalının kusur oranına isabet eden  5.147,29 TL ve takip tarihine kadar işlemiş faizi 247,49 TL yönünden takibin devamına karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.1-Davacı sigortacı tarafından düzenlenen sigorta poliçesinde tedarikçilerin de sigortalı olarak gösterilmesi ve davalının tüm şantiye alanı için hizmet vermesi karşısında, davacı sigortacının, sigorta ettirenin taşeronunun zararını ödemesi ve bu zararın hasar sorumlusundan rücuen tazminini talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 2-Sigorta ettiren ile davalı arasındaki Danışma ve Yönlendirme Sözleşmesinin 2.c maddesinde davalıya, resmi güvenlik görevlilerinin yetki alanlarına giren durumlarla karşılaşıldığında en yakın resmi güvenlik kuruluşu ile gerekli koordinasyonu sağlayarak işyeri güvenliğinin devamını sağlama yükümlülüğü verilmiştir. Aynı maddenin devamında işyerinin ziyaretci ve araç giriş-çıkışlarının kontrolü, suç teşkil eden eylemlerin önlenmesi yolunda kolluk kuvvetleri ile birlikte hareket edilmesi hizmetlerinin davalı tarafından yerine getirileceği kararlaştırılmıştır.  Somut olayda, mesai saaati dışında şantiyeye araç ile giren şahısların, şantiye girişinde davalı personeli ile görüştükten sonra şantiyeye girdiği, sonrasında şantiyede taşeron olarak bulunan ... İnşaat'ın deposuna gelerek kilitli kapıyı kırdıkları ve hırsızlığı gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalı sözleşmede kendisine yüklenilen ziyaretci ve araç giriş-çıkışlarının kontrolü ile suç teşkil eden eylemlerin önlenmesi yolundaki yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının güvenlik hizmeti vermedikleri nedeniyle sorumlulukları bulunmadığına dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Öte yandan davalının kontrolünde olan şantiye girişinden araçla giren şahıslarca hırsızlığın gerçekleştirilmesi karşısında, davacı işsahibinin, şantiyenin fiziki güvenliği tam ve muhkem olarak sağlamaması ve denetim görevini yerine getirip getirmemesi ile hırsızlık sonucu oluşan zarar arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece, davalının olayda tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının da % 25 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul edilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekir. 3- Ayrıca davalı, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek hükmü istinaf etmiştir. İtirazın iptali davalarında İİK'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Somut olayda, davalı, hırsızlık sonucu oluşan sigortalının gerçek zarar bedelini tespit edebilir durumda olmadığından, alacak likit ve belirlenebilir nitelikte değildir. Bu nedenle mahkemece, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 2. madde de, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 3. madde de belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 2.maddede, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 3.maddede belirtilen nedenlerle KABULÜ İLE,  İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/357 Esas, 2020/567 Karar ve 20/10/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KABULÜ İLE, davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının İPTALİ İLE takibin DEVAMINA,b)Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 491,35 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 86,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 404,48 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından yapılan 4.433,00 TL yargılama gideri ile başlangıçta yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ve 86,87 TL peşin harcın toplamından oluşan 4.555,77‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 7.193,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f)Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, İstinaf Giderleri Yönünden: 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 94,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 333,30‬ TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 94,30 TL istinaf karar harcı, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan 154,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 410,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30‬ TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcı, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan 108,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 329,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-2 bendi ve aynı Kanunun 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24.10.2024\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da2fa576f6e364af","SID":"582cc222f8587e90"}}