{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2024/1453<br>KARAR NO\t \t: 2024/1415<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2022/789<br>KARAR NO\t\t: 2024/224<br>DAVA TARİHİ\t: 10.10.2022<br>KARAR TARİHİ\t: 07.03.2024<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/10/2022<br>BİRLEŞEN İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2022/792 ESAS 2022/931 KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/10/2022<br>İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN BİRLEŞEN 2022/837 ESAS, 2023/311<br>KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 10.10.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 11.10.2024<br><br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.03.2024 tarih ve 2022/789 Esas, 2024/224 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>ASIL DAVA:<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 10.10.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı iş sahibi arasında 26.05.2015 tarihinde Güneş Enerji Santrali kurma konusunda sözleşme imzalandığını, o dönemde yürürlükte olan mevzuat gereğince 1 MW gücün altındaki santrallerin lisanssız kurulabilmesinin mümkün olması nedeniyle, aslında aynı kişiye ait olmak üzere kurulması planlanan büyük güçteki santrallerin bitişik şekilde ayrı ayrı şirketler adına 1 MW altı güçlerde kurulmakta olduğunu, bu davanın davalısı ... dahil olmak üzere tamamı müteveffa ... ve aile fertlerine ait olan 5 farklı şirketle ... İli, ... ilçesi, ... Mahallesi ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...) ve ... (yeni parsel no .../...) parseller üzerinde toplamda 72.754,04 m2 yüzölçümüne sahip arazi üzerine Güneş Enerjisi Santrali kurulmak üzere anlaşma yapıldığını, 2017 yılının başında davacının üzerine düşen görevleri ifa ederek, santrali tamamladığını, eser sözleşmesinin tamamlandığına dair Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2017/11 D. İş sayılı dosya içerisinde yaptırdıkları Nisan 2017 tarihli delil tespiti raporuna göre elektrik mühendisi bilirkişinin güneş enerji santralinin %99 oranında tamamlanmış olduğunu, tamamıyla sorunsuz çalışabildiğini, elektriğin üretildiği esas ekipman olan panel ve inverterlerin %100 oranında tamamlandığı ve sözleşmeye uygun malzeme ile inşa edildiğini tespit ettiğini, varolan eksikliklerin 1-2 gün içinde çözülebileceğini ancak tarafların uyuşmazlıkları yüzünden aksadığının ayrıca belirtildiğini, davalının, muhtemelen sözleşme gereğince yapması gereken bakiye ödemeleri yapmamak için santralleri teslim almaya yanaşmadığı ve davacıdan sözleşmede yer almayan farklı işler yapmasını talep ettiğini, bu dönemde davalı şirket yetkilisinin sahalardaki kamera kablo hatlarını davacıdan izinsiz yaptırdığı kazı esnasında koparttığını, sözleşmede olmayan isteklerde bulunduğunu, davacının hiç bir yükümlülüğü olmamasına rağmen davalılara ait sahalara sıfır konteyner kabinler koyup, sulh ile projeyi tamamlayabilmek için  birçok girişimde ve fedakarlıkta bulunduğunu, davacının davalıdan hak ettiği bedeli alabilmek için davalının tüm isteklerini yerine getirdiği ancak davalının yine de sahaları teslim almaktan imtina ettiğini, davacının, sözleşmeden doğan alacaklarını tahsil edebilmek için davalı ve aile fertlerine ait diğer 4 şirkete karşı İstanbul 24. İcra Müdürlüğü nezdindeki 2017/13044, 2017/13045, 2017/13046, 2017/13047 ve 2017/13048 sayılı icra takiplerini başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiği için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/407 Esas sayılı dava açıldığını, tarafların uyuşmazlığı çözebilmek için bir araya geldikleri ve 23.12.2017 tarihli sulh sözleşmesini imzaladıklarını, sulh sözleşmesi kapsamında yeni bir ek iş listesi çıkarıldığını, ticari ilişkinin doğurduğu tüm borçların tutarının belirlendiği ve bu ek listenin yapılması halinde ifanın gerçekleşmiş sayılacağı, tarafların bu sulh sözleşmesi dışında bir talepte bulunmayacaklarının ve ifanın gerçekleşmesi için tanınan vadeye kadar yargılamaları erteleyeceklerinin belirlendiğini ayrıca tarafların sulh sözleşmesine aykırılık gerçekleşmedikçe dava haklarından feragat ettiklerini kabul ettiklerini, 23.12.2017'de bir araya gelen tarafların uyuşmazlıklarının çözümü için birlikte adım attıklarını, bu sözleşmeyle daha önceki hukuki ilişkilerin çeşitli alanlarda değişmiş olup, ilişkinin akıbetinin tek başına yapılan yeni sözleşmeye bağlandığını, sözleşmenin 3.1 maddesine göre tarafların hukuki ilişkiden iş sahibi üzerine doğan toplam borcun 705.700 USD olduğu hususunda ve bu borcun artması veya azalması konusunda yalnızca sulh sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınacağı konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 3.2 maddesine göre ödeme planı oluşturulduğunu, 12 farklı vadede borcun tamamının ödenmesinin kararlaştırıldığı ve sulh sözleşmesinde buna uygun olarak vadeli çek verildiğinin beyan edildiğini, sulh sözleşmesinden sonra, davacının üzerine düşen yükümlülükleri tamamıyla yerine getirip, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi ' nden 2018/34 E. no'lu dosya kapsamında delil tespiti istediği ve bu durumu tespit ettirdiğini, 11.05.2018 tarihli bir elektrik elektronik ve bir inşaat mühendisi tarafından oluşan bilirkişi ekibinin, denetlediği iş listesindeki 25 maddeden, yalnızca iki adet iş kaydında dikkate alınabilecek eksiklik gördüğünü, ilgili işler konusunda tarafların uyuşmazlığı olup, Güneş enerji santralinin sorunsuz çalıştığı ve %99 oranında tamamlanmış olduğunun tekrar tespit edildiğini, sulh sözleşmesinden sonra, davacının üzerine düşen yükümlülükleri tamamıyla yerine getirdiğini, davalının da  sulh sözleşmesi ile verdiği çek bedellerini ödediğini, bunun üzerine  davalıya karşı açılmış olan itirazın iptali davasından feragat ettiklerini, sulh sözleşmesi gereğince davalının ödemesi gereken kur farkı için davalıya kur farkı faturası düzenlenip gönderildiğini ancak davalı yanca ödenmediğini, bunun üzerine davaya konu icra takibini yaptıklarını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirtmiş, davalının İzmir 10. İcra Müdürlüğü 2022/1306 Esas sayılı dosyasına konu alacak kadar mali hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalının İzmir 10. İcra Müdürlüğü 2022/1306 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra iflas inkar tazminatına çarptırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen 04/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının, dava konusu kur farkı faturasına yönelik daha öncesinde İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9230 E. sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, yaptıkları itiraz üzerine takibin durduğunu, ardından davaya konu icra takibinin mükerrer olarak yapıldığını, İ.İ.K.'nun 68(1) maddesi gereğince mükerrer ilamsız takip yapılamayacağını, davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, takip talebinde alacağın Türk Parası tutarı ile gösterilmemesi nedeni ile İ.İ.K'nun 58(3) maddesi uyarınca icra takibinin geçersiz olduğu yine aynı kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiğinin belirtildiğini, takip talebinde, yabancı para alacağının Türk parası karşılığının belirtilmediğini, ödeme emrinde de yer alması gereken bu hususların yer almadığını, takip talebi ve ödeme emrindeki bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup takip ve gönderilen ödeme emrinin geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanıp, 2 ve 5 yıllık sürelerin geçmiş olması nedeni ile alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının sulh sözleşmesi kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği gibi ödemeleri de aksatmadan gerçekleştirdiğini ancak davacının, güneş enerji santrallerini eksik ve ayıplı olarak ve taahhüt edilen süreden çok sonra teslim etmesi nedeniyle, davalıyı zarara uğrattığını, bu konuda açtıkları zarara ve alacaklarına ilişkin davanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, taraflar arasında 13.04.2016 tarihinde “Fotovoltaik Güneş Enerjisi Santrali Yapım Sözleşmeleri” akdedildiğini, bu sözleşmeler ile davacı-yüklenicinin davalı şirketlere ait ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... Pafta, ...,...,...,... Ve ... Numaralı Parseller Üzerine Kurulan 5 Adet GES tesisinin yapımını üstlendiğini, akdedilen ana sözleşme gereği yükümlülüklerin yerine getirilmediği ve taraflar arasında anlaşmazlıklar meydana geldiğini, davacının, taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi bir çok kez ihlal ettiğini, davacının davalıyı ikna etmesine rağmen davalının çalıştığı bankanın imar izni olmadığından bahisle davalı şirketlere kredi vermediğini, davacı şirketin kendi anlaşmalı olduğu ... Bankası A.Ş.'ye davalıyı yönlendirerek buradan dövize endeksli kredi çektirdiği ve tüm parayı hesabına aktardığını, davacının, tüm ödemeleri peşin olarak aldığını ancak tesisi iki yılı aşkın geciktirdiğini, davacının 2018 yılında Türkiye'de bulunan faaliyetlerini sonlandırdığı ve henüz elektrik üretimine geçmeden ve eksik işler mevcutken davalının tesisi terk ettiğini, yapımını üstlendiği tesisin tamamlanmamasına rağmen davalıya karşı icra takibine girişip itirazları üzerine itirazın iptali davaları açtığını, davalı şirketlerin ilgili resmi kurumlarla yapmış olduğu sözleşmeler ve verdiği taahhütlerin mevcut olduğunu, tesisin elektrik üretimine geçmesinin davacının elinde olup bunu koz olarak kullanarak hakkı olmayan parayı sulh sözleşmesi akdedilmeden evvel davalıdan tahsile giriştiğini, davacının açmış olduğu itirazın iptali davasına karşı dava açtıklarını, sundukları evraklar ile davalı şirketlerin haklılığının kanıtlandığını, hatta davacı tarafından toplam bedelden mahsup edilecek rakamlara ilişkin protokollerinde sunulmuş olup, davacının bu protokolleri inkar ettiğini, davacının sulh sözleşmesi teklif ettiğini, taraflar arasında ana sözleşmeler kapsamında yapılması gereken drenaj, aydınlatma, topraklama, kamera, paratoner, zemin sağlamlaştırma, çit kapı ve muhafaza sistemleri ile tam ve düzgün yapılmayan işçiliklerin tamamlanması ve itfa gibi konularda uzlaşarak davaya konu sulh sözleşmesinin imzalandığını oysa zaten 2018 yılında faaliyetlerine son verme kararı alan davacının, bunu davalıdan haksız bir şekilde para tahsil etme niyetiyle yaptığı, davacı şirketin sulh sözleşmesi teklifinin kötüniyetli olduğunun açılan davalarla ve başlatılan takiplerle ortaya çıktığını, bizzat davacının teklifi ile tarafların 23.12.2017 tarihinde sulh sözleşmesi akdettiklerini, akdedilen bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile birlikte önceki uyuşmazlıklar çözüleceği, 23.12.2017  tarihine değin tarafların hak ve alacakları bu sözleşme kapsamında son bulacağı ancak bu sözleşmede yerine getirilmesi gereken yükümlülükler yerine getirilmez ve 23.12.2017 tarihinden sonra yeni olay ve olgular ortaya çıkarsa Sulh Sözleşmesi Md. 3.6'ye göre tarafların birbirlerinden bu sözleşme kapsamında hak ve alacak talep edebileceklerini, davacının tesisteki eksik işleri sulh sözleşmesinde taahhüt ettiği sürede bitirmediğini, sözleşme ile bu sürenin 31.03.2018 tarihine kadar uzatıldığını ancak işlerin bu tarihte de tamamlanmadığı için davacıya sözleşme uyarınca bir kereye mahsus olarak 15 günlük ek süre verildiğini, bu süre içinde tesis ve sahadaki işlerin tamamlanmaması halinde yasal yollara başvurulacağına ilişkin ihtarname gönderildiğini ancak davacının 31.03.2018 tarihine kadar tesisi tam ve eksiksiz olarak teslim etmediğini, ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünü, böylece taraflar arasındaki sözleşme gereği ödenmesi gereken cezai şartın muaccel hale geldiğini, davalının ödenmesi gereken tüm borcu davacıya ödediğini, buradaki 4.050 USD üretim kaybından ve eksik ve ayıplı işlerden de davacının sorumluluğunun ve tazmin yükümlülüğünün olduğunu, sözleşmede davacının, bir kez daha taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davranması halinde ana sözleşme kapsamındaki zararlardan da ayrıca sorumlu olacağının düzenlendiğini, davacının, tesisi hazır hale getirdiğini iddia etmesi üzerine, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/35 D.İş sayılı dosyasında yaptıkları başvuru nedeni ile yapılan keşif ve incelemede sulh sözleşmesinde taahhüt edilip yapılması gereken işlerin, taahhüt edilen sürede tam ve tekniğe uygun olarak yapılmadığının tespit edildiğini, yapılan bilirkişi tespitinde \"sulh sözleşmesi kapsamında eksik işler olduğu ve tesislerin tamamlanmayan kısmının maliyetinin yaklaşık olarak sözleşme bedelinin % 1 mertebesinde\" olduğunun belirtildiğini, davalının eksik ve ayıplı işlerini kendi imkanları ile gidermek zorunda kaldığını, sulh sözleşmesinin  3.8. maddesinde ekli listedeki işlerin 31.03.2018 tarihine değin bitirileceğinin taahhüt edildiğini, bu işlerin tamamlanmaması halinde sözleşme kapsamında davalıya gönderilecek ihtarla bu süreye ek olarak 15 gün daha tanınacağını, bu süre içinde de eksik işler tamamlanmaz ise davalının her bir saha için 10.000 USD cezai şart ödemekle yükümlü olacağının kararlaştırıldığını, davacının  yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve  davalının uğradığı zarar ile cezai şartın tahsili için İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 Esas sayılı dosyası ile dava ikame ettikleri, yapılan  yargılamada alınan bilirkişi raporları ile de davacının sulh sözleşmesi kapsamında yapmayı taahhüt ettiği işleri yapmadığı/ eksik ya da ayıplı yaptığının, taahhüt ettiği işleri tamamlamadan tesisi ikinci kez terk ettiğinin ortaya çıktığını,  davacının, daha önce de teslim ettiği iddiası ile tesisi terk ettiği ,bu halde geçen zamanda davalı şirketin uğradığı üretim kaybı ve herhangi bir kazancı olmadan çekmiş olduğu banka kredilerini kendi öz kaynakları ile ödemeye çalışmasının, davalı şirketi ekonomik anlamda yıkıma uğrattığını, davalının buna rağmen açmış olduğu davada sulh sözleşmesinde bu hakkını saklı tutmuş olmasına rağmen yalnız sulh sözleşmesinden sonraki üretim kaybını talep ettiğini, dosya karar aşamasına gelmişken davacının sulh olacağını bildirdiğini, uzunca bir süre kazandığını, bu davayı açıp bir de ihtiyati haciz kararı alarak yine resmi daireler ile davalının kredi ödemelerini engelleyerek zor duruma düşürmek adına bu yola girdiğini,  icra takiplerine itiraz etmeleri üzerine arabuluculuk yoluna başvurduğunu  ancak sonrasında dava açmadığını, ikinci kez takip yaptığını, her nasılsa şirket işleri ile ilgilenmekte ve şirket tebliğ adresinde ikamet etmekte olan ...' nun yoğun bakımda tedavi gördüğü esnada yeniden içeriğine itiraz edildiğini aynı faturalara ilişkin 2. Kez bu takiplerin başlatıldığını, davalı şirketin, tebligatlardan şans eseri haberdar olduğunu, davalı şirketin davayı kazanması halinde tahsil kabiliyetinin bulunmadığını, davacının, bunu bildiğinden takas - mahsup imkanını da ortadan kaldırmak adına bu işlemlere geçtiğini, davacının alacağının bulunmayıp, davalı şirketlerin alacağının bulunduğunu, davacının faturalara dayandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin  eser sözleşmesi olması nedeniyle, ifanın kanıtlanmasının ve tesisin tam olarak süresinde teslim edilip edilmediğinin ispatının gerektiğini, taraflar arasında derdest dava ile tesisin tam olarak süresinde teslim edilmediğinin de tespit edildiğini, davalının, sulh sözleşmesinde yazan ve vadesi gelen tüm çekleri günü gününe ödediğini, davacının, sulh sözleşmesindeki yazılı maddeye aykırı davranarak tahsil ettiğini dolara çevirdiğini, alacağını yine dolar üzerinden alacağa dönüştürerek davalıdan  haksız bir bedel talep ettiğini, davacının kur farkı faturalarındaki bedellerin kabulünün mümkün olmadığını, takibe konu faturalar incelendiğinde davacının dolar üzerinden kur farkı talep ettiğinin görüldüğünü ancak bu hususun taraflar arasındaki sözleşmeye ve genel hükümlere aykırılık teşkil ettiğini, kabul manasına gelmemekle kur farkının TL olarak ödeneceği ve düzenleneceğini, sözleşmede, her bir çekin ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden alacağın TL karşılığının bulunarak aradaki farkın ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak davacının, kur farkını TL olarak hesaplayarak bunu tekrar dolara çevirip, talep tarihindeki döviz kuru üzerinden talep de bulunduğunu, bu durumun tamamen hakkın kötüye kullanılması olup dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacının kur farkı faturasına yapılan itirazları tekrarla esasında davacının kur farkı talep etmesinin mümkün olmadığını, yüksek mahkeme içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere ödemenin çek ile yapılmasının kabul edilmiş olması halinde kur farkı talep edilemeyeceğini, bu nedenle davacının talep ve davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında akdedilen sulh sözleşmesinde iş sahibi şirketler tarafından yüklenici davacıya yapılacak ödeme ve vadeler açıkça gösterilmiş olup ödemelerin çek ile yapılacağının da hüküm altına alındığını, buna göre çek ile ödemenin kararlaştırılmış olması halinde kur farkı talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketlerin fatura içeriklerine itiraz ettiklerini, davacının orantısız döviz artışında haksız kazanç çıkarma yönünde arzusunun bulunduğu ve kendi kusuru ile meydana gelen gecikmeden bir de kendi lehine menfaat elde etme çabasına düştüğünü, ödemezlik  defi taleplerinin haklı olup, aksi halde takas mahsup talep ettiklerini, bu davanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek takas mahsup ve ödemezlik define ilişkin taleplerinin değerlendirmesinin yapılması gerektiğini, dosyaların birleştirilerek yargılamanın bahsedilen hususlar araştırılarak yapılması gerektiğini belirtmiş , davanın usulden ve esastan reddine, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/942 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVA<br>İSTEM:<br>Davacı vekili İzmir 7. ATM verdiği 10/10/2022 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı iş sahibi arasında 26.05.2015 tarihinde Güneş Enerji Santrali kurma konusunda sözleşme imzalandığını, o dönemde yürürlükte olan mevzuat gereğince 1 MW gücün altındaki santrallerin lisanssız kurulabilmesinin mümkün olması nedeniyle, aslında aynı kişiye ait olmak üzere kurulması planlanan büyük güçteki santrallerin bitişik şekilde ayrı ayrı şirketler adına 1 MW altı güçlerde kurulmakta olduğunu, bu davanın davalısı ...Şirketi dahil olmak üzere tamamı müteveffa ... ve aile fertlerine ait olan 5 farklı şirketle ... İli, ... ilçesi, ... Mahallesi ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...) ve ... (yeni parsel no .../...) parseller üzerinde toplamda 72.754,04 m2 yüzölçümüne sahip arazi üzerine Güneş Enerjisi Santrali kurulmak üzere anlaşma yapıldığını, 2017 yılının başında davacının üzerine düşen görevleri ifa ederek, santrali tamamladığını, eser sözleşmesinin tamamlandığına dair Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi ' nin 2017/11 D. İş sayılı dosya içerisinde yaptırdıkları Nisan 2017 tarihli delil tespiti raporuna göre elektrik mühendisi bilirkişinin güneş enerji santralinin %99 oranında tamamlanmış olduğunu, tamamıyla sorunsuz çalışabildiğini, elektriğin üretildiği esas ekipman olan panel ve inverterlerin %100 oranında tamamlandığı ve sözleşmeye uygun malzeme ile inşa edildiğini tespit ettiğini, varolan eksikliklerin 1-2 gün içinde çözülebileceği ancak tarafların uyuşmazlıkları yüzünden aksadığının ayrıca belirtildiğini, davalının, muhtemelen sözleşme gereğince yapması gereken bakiye ödemeleri yapmamak için santralleri teslim almaya yanaşmadığı ve davacıdan sözleşmede yer almayan farklı işler yapmasını talep ettiğini, bu dönemde davalı şirket yetkilisinin sahalardaki kamera kablo hatlarını davacıdan izinsiz yaptırdığı kazı esnasında koparttığını, sözleşmede olmayan isteklerde bulunduğu, davacının hiç bir yükümlülüğü olmamasına rağmen davalılara ait sahalara sıfır konteyner kabinler koyup, sulh ile projeyi tamamlayabilmek için birçok girişimde ve fedakarlıkta bulunduğunu, davacının davalıdan hak ettiği bedeli alabilmek için davalının tüm isteklerini yerine getirdiğini ancak davalının yine de sahaları teslim almaktan imtina ettiğini, davacının, sözleşmeden doğan alacaklarını tahsil edebilmek için davalı ve aile fertlerine ait diğer 4 şirkete karşı İstanbul 24. İcra Müdürlüğü nezdindeki 2017/13044, 2017/13045, 2017/13046, 2017/13047 ve 2017/13048 sayılı icra takiplerini başlattığını, tarafların uyuşmazlığı çözebilmek için bir araya geldiklerini ve 23.12.2017 tarihli sulh sözleşmesini imzaladıklarını, sulh sözleşmesi kapsamında yeni bir ek iş listesi çıkarıldığını, ticari ilişkinin doğurduğu tüm borçların tutarının belirlendiğini ve bu ek listenin yapılması halinde ifanın gerçekleşmiş sayılacağı, tarafların bu sulh sözleşmesi dışında bir talepte bulunmayacaklarının ve ifanın gerçekleşmesi için tanınan vadeye kadar yargılamaları erteleyeceklerinin belirlendiğini ayrıca tarafların sulh sözleşmesine aykırılık gerçekleşmedikçe dava haklarından feragat ettiklerini kabul ettiklerini  bu sözleşmeyle daha önceki hukuki ilişkilerin çeşitli alanlarda değişmiş olup, ilişkinin akıbetinin tek başına yapılan yeni sözleşmeye bağlandığını, sözleşmenin 3.1 maddesine göre tarafların hukuki ilişkiden iş sahibi üzerine doğan toplam borcun 705.700 USD olduğu hususunda ve bu borcun artması veya azalması konusunda yalnızca sulh sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınacağı konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 3.2 maddesine göre, ödeme planı oluşturulduğunu, 12 farklı vadede borcun tamamının ödenmesinin kararlaştırıldığı ve sulh sözleşmesinde buna uygun olarak vadeli çek verildiğinin beyan edildiğini, sulh sözleşmesinden sonra, davacının üzerine düşen yükümlülükleri tamamıyla yerine getirip,  Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi ' nden 2018/34 E. no'lu dosya kapsamında delil tespiti istediği ve bu durumu tespit ettirdiğini, 11.05.2018 tarihli bir elektrik elektronik ve bir inşaat mühendisi tarafından oluşan bilirkişi ekibinin, denetlediği iş listesindeki 25 maddeden, yalnızca iki adet iş kaydında dikkate alınabilecek eksiklik gördüğünü, ilgili işler konusunda tarafların uyuşmazlığı olup, Güneş enerji santralinin sorunsuz çalıştığı ve %99 oranında tamamlanmış olduğunun tekrar tespit edildiğini, davalının sulh sözleşmesi ile verdiği çek bedellerini ödediğini, bunun üzerine  davalıya karşı açılmış olan itirazın iptali davasından feragat ettiklerini,  sulh sözleşmesi gereğince davalının ödemesi gereken kur farkı için davalıya kur farkı faturası düzenlenip gönderildiğini ancak davalı yanca ödenmediğini, bunun üzerine davaya konu icra takibini yaptıklarını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirtmiş , davalının dava konusu alacak kadar mali  hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davaya konu icra dosyasında itirazın iptaline, alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından verilen İzmir 5. ATM verilen 10/10/2022 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının güneş enerji santrallerinin kurulumu konusunda faaliyet gösteren Almanya'nın en eski ve köklü enerji şirketlerininden birinin Türkiye iştiraki olduğunu, davalı ile aralarında 26/05/2015 tarihinde Güneş Enerji Santrali kurma konusunda sözleşme imzalandığını, o dönemde de yürürlükte olan mevzuat gereğince 1 MW gücün altındaki santrallerin güçlerde kurulabildiğini, bu nedenle aynı kişiye ait olmak üzere kurulması planlanan büyük güçteki santrallerin bitişik şekilde ayrı ayrı şirketler adına 1 MW altı güçlerde kurulduğunu, davalı ile de tamamının müteveffa ... ve aile fertlerine ait olan 5 farklı şirketle ... İli ... İlçesi ... Mah. ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...), ... (yeni parsel no .../...), ...(yeni parsel no .../...) ve ... (yeni parsel no .../...) parseller üzerinde toplamda 72.754,04 m2 yüzölçümüne sahip arazi üzerine Güneş Enerjisi Santrali kurulmak üzere anlaşıldığını, 2017 yılının başında davacının üzerine düşen görevleri ifa ettiğini ve santrali tamamladığını, eser sözleşmesi tamamlandığına dair Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/11 D.iş sayılı dosyasında Nisan 2017 tarihli delil tespiti raporuna göre elektrik mühendisi bilirkişinin güneş enerji santralinin %99 oranında tamamlandığını ve sorunsuz çalışabildiğini, elektriğin üretildiği esas ekipman olan panel ve inverterlerin %100 oranında tamamlandığını ve sözleşmeye uygun malzeme ile inşa edildiğinin tespit edildiğini, varolan eksikliklerin de 1-2 gün içinde çözülebileceğini ancak tarafların uyuşmazlıkları nedeniyle aksadığını, davalının sözleşme gereğince yapması gereken bakiye ödemeleri yapmamak için santralleri teslim almaya yanaşmadığını ve davacıdan aslında sözleşmede yer almayan farklı taleplerle farklı işler yapmasını talep ettiğini, davacının hiç bir yükümlülüğü olmamasına rağmen davalılara ait sahalara sıfır konteyner kabinler koyduğunu, davacının hak ettiği bedeli alabilmek için davalının tüm isteklerini yerine getirdiğini, ancak davalının sahaları teslim almaktan imtina ettiğini, bunun üzerinde davacı tarafından sözleşmeden doğan alacaklarının tahsili için davalı ve aile fertlerine ait diğer 4 şirkete karşı İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13044 Esas, 2017/13045 Esas, 2017/13046 Esas, 2017/13047 Esas ve 2017/13048 Esas Sayılı icra takiplerini başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/407 Esas sayılı dava açıldığını, taraflar uyuşmazlığı çözebilmek için bir araya geldiklerini ve 23/12/2017 tarihinde sulh sözleşmesi imzaladıklarını, tarafların sulh sözleşmesine aykırılık gerçekleşmedikçe dava haklarından feragat ettiklerini kabul ettiklerini, Sulh sözleşmesinden sonra, davacının üzerine düşen yükümlülükleri tamamıyla yerine getirdiğini, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/34 Esas sayılı dosya kapsamında delil tespiti isteyerek bu durumu tespit ettirdiğini, tespit raporuna göre güneş enerji santralinin sorunsuz çalıştığı ve %99 oranında tamamlanmış olduğunun tekrar tespit edildiğini, davacının Sulh Sözleşmesi ile verdiği çek bedellerini de ödediğini, Sulh Sözleşmesi gereğince davalının ödemesi gereken kur farkı için davalıya kur farkı faturası düzenlenip gönderildiğini, ancak kur farkı faturalarının davalı yanca ödenmediğini, bunun için davalıya karşı İzmir 27. İcra Müdürlüğü 2022/1231 Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının bu takibe de itiraz ettiğini, itirazın iptali istemi ile mahkemede bu davanın açıldığını belirtmiş , davanın kabülü ile davalının İzmir 27. İcra Müdürlüğü 2022/1231 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra iflas inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen İzmir 7. ATM verdiği 04.11.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının, dava konusu kur farkı faturasına yönelik daha öncesinde İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9229 sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, yaptıkları itiraz üzerine takibin durduğunu, ardından davaya konu icra takibinin mükerrer olarak yapıldığını, İ.İ.K.'nun 68(1) maddesi gereğince mükerrer ilamsız takip yapılamayacağını, davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, takip talebinde alacağın Türk Parası tutarı ile gösterilmemesi nedeni ile İ.İ.K'nun 58(3) maddesi uyarınca icra takibinin geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanıp, 2 ve 5 yıllık sürelerin geçmiş olması nedeni ile alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının sulh sözleşmesi kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği gibi ödemeleri de aksatmadan gerçekleştirdiğini ancak davacının, güneş enerji santrallerini eksik ve ayıplı olarak ve taahhüt edilen süreden çok sonra teslim etmesi nedeniyle, davalıyı zarara uğrattığını, bu konuda açtıkları zarara ve alacaklarına ilişkin davanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, taraflar arasında 13.04.2016 tarihinde “Fotovoltaik Güneş Enerjisi Santrali Yapım Sözleşmeleri” akdedildiğini, davacının davalıyı ikna etmesine rağmen davalının çalıştığı bankanın imar izni olmadığından bahisle davalı şirketlere kredi vermediğini, davacı şirketin kendi anlaşmalı olduğu ... Bankası A.Ş.' ye davalıyı yönlendirerek buradan dövize endeksli kredi çektirdiğini ve tüm parayı hesabına aktardığını,  davacının, tüm ödemeleri peşin olarak aldığı ancak tesisi iki yılı aşkın geciktirdiğini, davacının 2018 yılında Türkiye'de bulunan faaliyetlerini sonlandırdığı ve henüz elektrik üretimine geçmeden ve eksik işler mevcutken davalının tesisi terk ettiğini, yapımını üstlendiği tesisin tamamlanmamasına rağmen davalıya karşı icra takibine girişip itirazları üzerine itirazın iptali davaları açtığını, davalı şirketlerin ilgili resmi kurumlarla yapmış olduğu sözleşmeler ve verdiği taahhütlerin mevcut olduğunu, tesisin elektrik üretimine geçmesinin davacının elinde olup bunu koz olarak kullanarak hakkı olmayan parayı sulh sözleşmesi akdedilmeden evvel davalıdan tahsile giriştiğini, davacının açmış olduğu itirazın iptali davasına karşı dava açtıklarını, sundukları evraklar ile davalı şirketlerin haklılığının kanıtlandığını, hatta davacı tarafından toplam bedelden mahsup edilecek rakamlara ilişkin protokollerinde sunulmuş olup, davacının bu protokolleri inkar ettiğini, davacının sulh sözleşmesi teklif ettiğini, taraflar arasında davaya konu sulh sözleşmesinin imzalandığını, davacı şirketin sulh sözleşmesi teklifinin kötüniyetli olduğunun, açılan davalarla ve başlatılan takiplerle ortaya çıktığını, davacının tesisteki eksik işleri sulh sözleşmesinde taahhüt ettiği sürede bitirmediğini, sözleşme ile bu sürenin 31.03.2018 tarihine kadar uzatıldığı ancak işlerin bu tarihte de tamamlanmadığı için davacıya sözleşme uyarınca bir kereye mahsus olarak 15 günlük ek süre verildiğini, bu süre içinde tesis ve sahadaki işlerin tamamlanmaması halinde yasal yollara başvurulacağına ilişkin ihtarname gönderildiğini, ancak davacının 31.03.2018 tarihine kadar tesisi tam ve eksiksiz olarak teslim etmediğini, ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünü,  böylece taraflar arasındaki sözleşme gereği ödenmesi gereken cezai şartın muaccel hale geldiğini, davalının ödenmesi gereken tüm borcu davacıya ödediğini, buradaki 4.050 USD üretim kaybından ve eksik ve ayıplı işlerden de davacının sorumluluğunun ve tazmin yükümlülüğünün olduğunu, sözleşmede davacının, bir kez daha taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davranması halinde ana sözleşme kapsamındaki zararlardan da ayrıca sorumlu olacağının düzenlendiğini, davacının, tesisi hazır hale getirdiğini iddia etmesi üzerine, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/35 D.İş sayılı dosyasında yaptıkları  başvuru nedeni ile yapılan keşif ve incelemede sulh sözleşmesinde taahhüt edilip yapılması gereken işlerin, taahhüt edilen sürede tam ve tekniğe uygun olarak yapılmadığının tespit edildiğini, davalının eksik ve ayıplı işlerini kendi imkanları ile gidermek zorunda kaldığını, sulh sözleşmesinin 3.8. maddesinde ekli listedeki işlerin 31.03.2018 tarihine değin bitirileceğinin taahhüt edildiğini, bu işlerin tamamlanmaması halinde sözleşme kapsamında davalıya gönderilecek ihtarla bu süreye ek olarak 15 gün daha tanınacağını, bu süre içinde de eksik işler tamamlanmaz ise davalının her bir saha için 10.000 USD cezai şart ödemekle yükümlü olacağının kararlaştırıldığını, davacının  yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve  davalının uğradığı zarar ile cezai şartın tahsili için İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 Esas sayılı dosyası ile dava ikame ettiklerini, karar aşamasına gelinmişken davacının sulh olacağını bildirdiğini, uzunca bir süre kazandığını, bu davayı açıp bir de ihtiyati haciz kararı alarak yine resmi daireler ile davalının kredi ödemelerini engelleyerek zor duruma düşürmek adına bu yola girdiğini, icra takiplerine itiraz etmeleri üzerine arabuluculuk yoluna başvurduğunu ancak sonrasında dava açmadığını, ikinci kez takip yaptığını, davalı şirketin davayı kazanması halinde tahsil kabiliyetinin bulunmadığını, davacının, bunu bildiğinden takas - mahsup imkanını da ortadan kaldırmak adına bu işlemlere geçtiğini, davacının alacağının bulunmayıp, davalı şirketlerin alacağının bulunduğunu, davacının faturalara dayandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin  eser sözleşmesi olması nedeniyle, ifanın kanıtlanmasının ve tesisin tam olarak süresinde teslim edilip edilmediğinin ispatının gerektiğini, davalının, sulh sözleşmesinde yazan ve vadesi gelen tüm çekleri günü gününe ödediğini, davacının, sulh sözleşmesindeki yazılı maddeye aykırı davranarak tahsil ettiğini dolara çevirdiğini, alacağını yine dolar üzerinden alacağa dönüştürerek davalıdan  haksız bir bedel talep ettiğini, talebin haksız olup kur farkının  TL olarak ödenmesi ve düzenlenmesi gerektiğini, sözleşmede, her bir çekin ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden alacağın TL karşılığının bulunarak aradaki farkın ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak davacının, kur farkını TL olarak hesaplayarak bunu tekrar dolara çevirip, talep tarihindeki döviz kuru üzerinden talep de bulunduğunu, bu durumun tamamen hakkın kötüye  kullanılması olup dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, Yargıtay 'ın aynı konuda  kur farkı istenemeyeceğine ilişkin kararlarının bulunduğunu, davalı şirketlerin fatura içeriklerine itiraz ettiklerini, davacının orantısız döviz artışında haksız kazanç çıkarma yönünde arzusunun bulunduğu ve kendi kusuru ile meydana gelen gecikmeden bir de kendi lehine menfaat elde etme çabasına düştüğünü, ödeme defi taleplerinin haklı olup, aksi halde takas mahsup talep ettiklerini, bu davanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 esas sayılı dosyası ile birleştirilerek  takas mahsup ve ödemezlik define ilişkin taleplerinin değerlendirmesinin yapılması gerektiğini, dosyaların birleştirilerek yargılamanın bahsedilen hususlar araştırılarak yapılması gerektiğini belirtmiş , davanın usulden ve esastan reddine, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/942 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili tarafından verilen İzmir 5. ATM verdiği 09/11/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davanın dava şartı yokluğu bakımından reddinin gerektiğini, davacı tarafından başlatılan ve davaya konu icra takibinin mükerrer olduğunu, davacının dava konusu edilen kur farkı faturasına ilişkin daha öncesinde İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9198 Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, takibe karşı itiraz üzerinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacı tarafından İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1231 Esas sayılı icra takibinin mükerrer olduğunu, HMK Md. 68/1 uyarınca mükerrer ilamsız takibin yapılamayacağını, davacının takip talebinde alacağın TL tutarı ile gösterilmediğini, buna göre takibin geçersiz sayılması gerektiğini, alacağı kabul etmemek kaydı ile davacının var olduğunu iddia ettiği söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı tarafın sulh sözleşmesi kapsamında üzerinde düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, ödemelerini de aksatmadan yaptığını, ancak davacı tarafından eksik ve ayıplı olarak için çok süreden sonra teslim edildiğini, davalıyı zarara uğrattığını, bu zarara ilişkin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 Esas sayılı dosyası açıldığını ve dosyanın halen derdest olduğunu belirtmiş ,davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, taraflar arasında aynı sözleşme nedeniyle  İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/942 Esas sayılı dosyası halen derdest olduğundan dosyaların birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 07.03.2024 tarih ve 2022/789 Esas, 2024/224 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, davalıdan kur farkı faturası dolayısıyla alacaklı olunduğundan bahisle alacağın tahsiline yönelik olarak icra takibi başlatıldığı , davalının takibe itiraz ettiği , itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği , davacı tarafça itirazın iptali için eldeki ana davanın açıldığı, Davacı tarafça , davalı ... AŞ. hakkında kur farkı faturası dolayısıyla alacaklı olunduğundan bahisle alacağın tahsiline yönelik olarak icra takibi başlatıldığı , davalının takibe itiraz ettiği , itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği , davacı tarafça itirazın iptali için İzmir 7 ATM nin 2022/792 Esas sayılı dosyasında dava  açıldığı, dava dosyasının dosyamız ile birleştirilmesine karar verildiği, Davacı tarafça , davalı ... A.Ş, hakkında kur farkı faturası dolayısıyla alacaklı olunduğundan bahisle alacağın tahsiline yönelik olarak icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği , itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği , davacı tarafça itirazın iptali için İzmir 5 ATM nin 2022/837 Esas sayılı dosyasında dava  açıldığı, dava dosyasının dosyamız ile birleştirilmesine karar verildiği ,   davacı ile dava ve birleşen dosya davalıları arasında güneş enerjisi santrali kurma konusunda sözleşmeler düzenlendiği , söz konusu sözleşmeler ile ilgili taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların halline yönelikte 23/12/2017 tarihli \" Sulh Sözleşmesi \" düzenlendiği , Sulh Sözleşmesi ' nin 3.2 maddesinde \"...Çekler sözleşmenin imzalandığı tarihteki TL kuru üzerinden TL çeki olarak tanzim edilmiş olup her bir çekin ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden alacağın TL karşılığı bulunarak aradaki fark kur farkı olarak Yüklenici' ye ödenecektir.Bu fark için Yüklenici, çek bedelini ödeyecek şirkete kur farkı faturası kesecektir. Kur farkı faturasından doğan KDV İş Sahibi'nce ödenecektir...\" düzenlemesinin bulunduğu , sözleşmenin söz konusu hükmü göz önüne davacı tarafça kur farkı alacağının talep edilebileceği ancak alacak talebinin niteliği göz önüne alındığında kur farkı alacağının ancak TL olarak istenebileceği, davacı tarafça dava ve birleşen dava dosyaları kapsamında USD üzerinden icra takibi başlatılıp alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı, bu husus göz önüne alındığında takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin davada da  usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulünün ve dava ile birleşen davaların  dava şartı yokluğu nedeniyle  usulden reddine karar verilmesinin  gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, dava ve birleşen davaların dava şartı yokluğundan reddine, \" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF EDEN: Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından verilen 13.08.2024 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; İlk derece mahkemesince dava dilekçeleri ile dile getirdikleri hususların göz ardı edilerek ve gerekli incelemeler yapılmadan karar verildiğini, \"Davanın usulüne uygun yapılmış icra takibi bulunmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine,\" şeklinde yapılan sonuçları ağır ve katı tespit uyarınca müvekkilinin ciddi maddi zarara uğradığını, müvekkili, güneş enerji santrallerinin kurulumu konusunda faaliyet gösteren 40 yılı aşkın geçmiş olan Almanya'nın en eski ve köklü enerji şirketlerinden birisinin Türkiye iştiraki olduğunu, davalı iş sahibi ile 26.05.2015 tarihinde Güneş Enerji Santrali kurma konusunda sözleşme imzaladığını, yürürlükte olan mevzuat gereğince 1 MW gücün altındaki santrallerin lisanssız kurulabildiğini, bu sebeple aslında aynı kişiye ait olmak üzere kurulması planlanan büyük güçteki santrallerin bitişik şekilde ayrı şirketler adına 1 MW altı güçlerde kurulduğunu, müvekkili davalıdan hak ettiği bedeli alabilmek için davalının tüm isteklerinin yerine getirdiğini ancak davalının yine de sahaları teslim almaktan imtina ettiğini, müvekkilinin sözleşmeden doğan alacaklarını tahsil edebilmek için davalı ve aile fertlerine ait diğer 4 şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiği için kendisine karşı dava açıldığını, tarafların uyuşmazlığı çözebilmek için bir araya geldiklerini ve 23/12/2017 tarihli sulh sözleşmesi imzalandığını, sulh sözleşmesi kapsamında yeni bir ek iş listesi çıkarıldığını, 23.12.2017'de bir araya gelen taraflar uyuşmazlıklarının çözümü için birlikte adım attıklarını, bu sözleşmeyle daha önceki hukuki ilişkileri çeşitli alanlarda değiştiğini, ilişkinin akıbeti tek başına yapılan yeni sözleşmeye bağlandığını, sözleşmenin 3.2 maddesine göre, ödeme planı oluşturulduğunu, 12 farklı vadede borcun tamamının ödenmesi kararlaştırıldığını ve sulh sözleşmesinde buna uygun olarak vadeli çek verildiğini beyan ettiğini, ilk derece mahkemesi yargılama sonucunda katı bir karar verilerek sadece USD üzerinden takip açılmış olması  neticesinde USD üzerinden icra takibi başlatılıp alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı yönünde bir tespitte bulunulduğunu, 22.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda açıkça müvekkilinin alacağının olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde müvekkilinin alacağı ve maddi zararı olduğunu, ilk derece mahkemesi katı bir yorum geliştirerek ve yeterli incelemeyi de yapmadan davanın reddine karar verdiğini, ilk derece mahkemesi USD üzerinden icra takibi başlatılıp alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı yönünde tespitlerde bulunduğunu ancak taraflar arasında yapılan sulh protokolünün 3.2 başlıklı maddesi ve devamında bu hususa ilişkin hükümlerin yer aldığını, ilgili hükümlerde protokol gereği verilen çeklerin prokokolün akdedildiği tarihteki kur üzerinden verildiğini, vade tarihindeki kur farkı protokol tarihindeki kurdan yüksek ise aradaki bu farkın kur farkı faturası olarak düzenlenip talep edilebileceğini, ilgili hüküm gereğince müvekkili ödeme tarihindeki kur farkı sebebi ile davalı borçluya kur farkı faturası kestiğini, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haksız iyi niyetten uzak ve uzatmaya yönelik olduğu sabit olmasına karşılık ilk derece mahkemesi tarafından iş bu itiraz hükme esas alındığını, hukuka aykırı bir sonuç meydana geldiğini, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak üzere geri gönderilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>YANIT:<br>Davalılar vekili tarafından verilen 26.08.2024 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıkları üzere davacı yüklenici tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Dava ve birleşen davalar eser sözleşmesi ve sonrasında düzenlenen sulh sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra  takibine itirazın iptali  isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İİK. 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında; usulüne  uygun yapılmış ve itiraz edilmiş icra takibinin bulunması dava şartıdır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK.  2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).<br>Somut olayda,    davacı ile dava ve birleşen dosya davalıları arasında güneş enerjisi santrali kurma konusunda sözleşmeler düzenlendiği , söz konusu sözleşmeler ile ilgili taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 23/12/2017 tarihli \"Sulh Sözleşmesi\" imzalandığı anlaşılmaktadır.<br> Sulh Sözleşmesinin 3.1. maddesinde “ Yüklenici’ nin yukarıda sayılan tüm GES’ lerin yapımından kalan toplam alacağın <br>705.700.- USD olduğu hususunda taraflar mutabakata varmışlardır. Taraflar, bu sözleşmede yer alan <br>hükümler dışında herhangi bir sebeple arttırılmasını veya azaltılmasını talep etmeyeceklerini ve bu <br>rakamı kabul ederek sulh olduklarını beyan, kabul ve taahhüt ederler” , <br>3.2. maddesinde “İş sahibi şirketler tarafından Yüklenici’ ye yapılacak ödemelerin vade ve tutarları aşağıdaki gibi olacaktır. <br>1. 29.12.2017 tarihinde 85.000.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 327.500.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>2. 10.01.2018 tarihinde 65.000.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 250.000.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>3. 11.01.2018 tarihinde 32.700.- USD nakden ödenecektir.  <br>4. 25.01.2018 tarihinde 50.000.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 192.500.- TL bedelli çek verilmiştir.<br>5. 25.02.2018 tarihinde 50.000.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 204.500.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>6. 25.03.2018 tarihinde 60.000.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 231.000.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>7. 25.04.2018 tarihinde 60.500.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 232.925.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>8. 25.05.2018 tarihinde 60.500.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 232.925.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>9. 25.06.2018 tarihinde 60.500.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 232.925.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>10. 25.07.2018 tarihinde 67.203.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye .... A.Ş.’ nin 25.07.2018 tarihli ve 25.808.- TL bedelli çek ile ... A.Ş. şirketinin 195.000 TL bedelli çek verilmiştir. <br>11. 25.08.2018 tarihinde 60.500.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 232.925.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>12. 25.09.2018 tarihinde 60.500.- USD ödenecektir. Bu ödeme için Yüklenici’ ye 232.925.- TL bedelli çek verilmiştir. <br>Yüklenici’ ye verilen çeklerin fotokopileri sözleşme ekinde yer almaktadır. Çekler sözleşmenin imzalandığı tarihteki TL kuru üzerinden TL çeki olarak tanzim edilmiş olup, her bir çekin ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden alacağın TL karşılığı bulunarak aradaki fark kur farkı olarak yüklenici’ ye ödenecektir. Bu fark için yüklenici, çek bedelini ödeyecek şirkete kur faturası kesecektir. Kur faturasından doğan KDV iş sahibince ödenecektir. Vade tarihindeki TCMB döviz satış kurunun çeklerin tanzim edildiği tarihteki kurdan düşük olması durumunda fazla olan çek bedeli İş sahibinin borcundan mahsup edilecektir.”  şeklinde düzenleme yapılmıştır. Sulh sözleşmesine göre, davacı tarafça kur farkı alacağının talep edilebileceği ancak alacak talebinin niteliği göz önüne alındığında kur farkı alacağının ancak TL olarak istenebileceği anlaşıldığından Mahkemece davacı tarafça dava ve birleşen dava dosyaları kapsamında USD üzerinden icra takibi başlatılıp alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı , bu husus göz önüne alındığında takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin davada da  usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesi ile dava ile birleşen davaların  dava şartı yokluğu nedeniyle  usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  <br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.03.2024 tarih ve 2022/789 Esas, 2024/224 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, asıl ve birleşen davalar bakımından alınması gereken 1.282,80-TL (427,60 TL+427,60-TL+427,60-TL) istinaf maktu karar harçları peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı vekili tarafından yatırılan 3.508,20-TL (1.169,40-TL+1.169,40-TL+1.169,40-TL) istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d251c5352dbc470","SID":"60914e6effadaba2"}}