{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/554 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1826<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/842 Esas - 2021/132 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit-Alacak <br>KARAR TARİHİ \t: 24/10/2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 24/10/2024<br>                   <br>Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/12/2021 tarih 2021/842 Esas 2021/132 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA : Davacı vekili, davacılar murisinin davalı banka nezdinde kredi kullandığını, kredinin kullanımı sırasında muris adına hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini,  kredini vade süresi içerisinde murisin vefaat ettiğini, muris hesabından tahsilat yapılmasına rağmen poliçenin yenilenmediğini, murisin bankaya olan kredi borcunun mirasçılar tarafından ihtirazı kayıt ile ödendiğini, poliçenin yenilenmemesinde davalı bankanın kusurlu ve sorumlu olduğunu, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacıların davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile kredi borcuna karşılık ödemiş oldukları 84.000,00-TL ile poliçe yenilenmiş olsaydı bakiye vefaat tazminatı olan şimdilik 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili, hayat sigorta poliçesinin muris ile dava dışı ... A.Ş arasında düzenlendiğini, davalı bankaya husumet yöneltilmeyeceğini, davalı bankanın sigorta şirketinin acentesi olduğunu, poliçenin 02/10/20214 ile 01/10/2015 tarihleri arasında yenilendiğini, banka ile sigorta şirketi arasında yapılan anlaşma ile sirgortalama işinde sigortalı için azami yaşın 70 yaşa indirilmesi nedeniyle poliçenin yenilenme döneminde 73 yaşında olan murisin hayat sigortası poliçesinin yenilenmediğini, bundan dolayı bankanın sorumlu tutulamayacağını, belirterek; davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların yenilenmeyen hayat sigortasından kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti ile bankaya ödenen 84.000,00-TL'ni ve poliçe yenilenmiş olsaydı davacılar lehine oluşacağı iddia olunan 1.000,00-TL alacağın tahsili talep ettiği, yargılama sırasında 1.000,00-TL alacağın tahsili talebinden feragat ettiği, davacıların murisi ...'in dvalı bankanın davalı bankanın ... Şubesinden 70.000,00-TL bedelli zirai kredi kullandığı, kredinin teminatı olarak davalı banka tarafından acente sıfatıyla dava dışı ...  A. Ş. Nezdinde vadesi 10.04.2014/01.10.2014 vade tarihli  80.500,00-TL teminat bedelli  Tarımsal Kredi Müşterileri Grup Hayat Sigortası Sertifikası düzenlendiği, ilgili poliçenin aynı teminatla 02.10.2014 ile 01.10.2015 tarihleri arasında 1.349,77-TL prim üzerinden yenilendiği, daha sonra davalı banka ile dava dışı ...  A. Ş. arasında 29.09.2014 tarihinde yapılacak sigortalama işinde sigortalı için azami yaşın 70 yaşa indirilmesi nedeniyle 01.10.2015 tarihinde kuraklık erteleme kapsamında başka bir hesaba aktarılan kredi için davacılar murisinin 73 yaşında olması sebebiyle sigorta poliçesini yenilemediği, poliçenin yenilenmediğine ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme yükümlülüğü davalı banka tarafından yerine getirilmediği, dvacıların murisinin ölümünden sonra bakiye kredi borcunun davacılardan ... tarafından 30.12.2016 tarihinde 84.000,00-TL olarak davalı bankaya ödenip kapatıldığı, bankanın bildirim yapma ve bilgilendirme yükümülülüğünü yerine getirmediği, müteveffanın ise hayat sigortasının yenilenip yenilenmediğini takip etmediği, kredi kullanan ile bankanın müterafik kusurlu olup müteveffanın % 30, davalı bankanın % 70 oranında kusurlu oldukları, kusur oranı dikkte alındığında 58.800,00-TL yönünden bankanın sorumlu olduğu belirtilerek; davanın kısmen  kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacılar murisinin davalı nezdinde zirai kredi kullandığını, kredinin vadesinin sonlarında devlet tarafından zirai afet nedeniyle zirai krediler vadeleri 1 yıl ertelendiğini, davalı banka kredinin vadesi bir yıl erteleme işlemlerini yapmış erteleme komisyonlarını ve 23.10.2015 tarihinde hayat sigortası yenileme tahsilatı olarak davacılar murisinin hesabından tahsilat işlemi yaptığını, davacılar murisinin 24.11.2015 tarihinde vefat ettiğini, davacılar tarafından hayat sigortası teminatından kredinin ödenmesi için davalı bankaya müracaat edilmiş olmasına rağmen banka tarafından borcun ödenmemesi üzerine davacılar tarafından ihtirazı kayıtla 84.000-TL ödeme yapılarak borcun kapatıldığını, davacılar murisinin 72 yaşında iken 10.04.2014 tarihinde 70.000,-TL tutarında kredi kullandığını, bu krediye bağlı olarak ...  A.Ş. nezdinde 10.04.2014-01.10.2014 vadeli, 80.500 TL bedel ve 647,15 TL primle hayat sigortası düzenlendiğini, söz konusu poliçenin  02.10.2014-01.10.2015 vade ve  80.500 TL bedel üzerinden 1.349,77-TL primle yenilendiğini, kredi sözleşmesinin başlangıcında 75 yaş olan sigorta yaşının sözleşmenin  devamı sırasında davalı ile acentesi olduğu ... A.Ş. ile aralarında düzenledikleri protokol ile 70 düşürüldüğünü, sözleşmenin süresinde yapılan değişiklik  iyi niyet ve dürüstlük kuralı aykırı olup davalının tam kusurlu olduğunu, davalı banka murise bildirim yapmadığı gibi hayat sigortası yapmış gibi hesaptan para tahsil ettiğini, tahsil edilen paranın karşılığı olarak da hesap dökümünde hayat sigortası yenileme primi tahsilatı kaydı olarak gösterildiğini, davacıları murisinin bir sorumluluğu ve kusuru bulunmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili, davaya dayanak teşkil edilen teşkil eden uyuşmazlığından davacılar murisi ile T.C. ...  A.Ş. Arasındaki poliçe ilişkisinden kaynaklandığını, davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, bankanın riziko şahsı kredi kullanan müteveffanın hayatı üzerine sigorta yaptıran ve bu sigorta tazminatı üzerinde birinci derece hak sahibi dain-i mürtehin sıfatını haiz taraf olup sigortacı konumunda  olmadığını, T.C. ...  A.Ş.’nin acentesi olduğu gerekçesi ile banka aleyhine işbu davanın açıldığı düşünülse dahi Türk Ticaret Kanunu’nun 105/II maddesi uyarınca acenteye karşı ancak bankaya izafeten dava açılabilecek olup davanın T.C. ...  A.Ş.’ye izafeten Bankaya açılmadığını, muris 72 yaşında iken, 10.04.2014 tarihinde 70.00000-TL tutarında tarımsal kredi kullandığını, krediyle bağlantılı olarak bankanın acentelik faaliyetlerini yürütmekte olduğu ...  A.Ş. nezdinde 10.04.2014 - 01.10.2014 vadeli, 80.500-TL bedel ve 647,15-TL primle hayat sigortası düzenlendiğini ve söz konusu poliçenin 02.10.2014 - 01.10.2015 vade ve  80.500-TL bedel üzerinden 1.349,77-TL  primle yenilendiğini, sigorta şirketi ile banka arasında 29.09.2014 tarihinde yapılan protokol gereğince bu tarihten itibaren sigortalama yaş sınırının 70 yaşa indirilmesi nedeni ile 01.10.2015 tarihinde Kuraklık Erteleme kapsamında 1071 ek numaralı hesaba devrolan kredi riski için müteveffanın anılan tarihte 73 yaşında olması nedeni ile hayat sigortasının yenilenmediğini, 02.10.2014-01.10.2015 vadeli, 80.500-TL bedelli ve 1.349,77-TL primli hayat sigortası poliçe tahsilatının  poliçe başlangıç tarihinde geçici skonttan karşılandığını, müteveffa ile banka arasında imzalanan tarımsal kredi sözleşmesi ile kullanılan krediye ilişkin olarak banka tarafından gerek görüldüğü takdirde, bankanın sigorta yaptırma hak ve yetkisine sahip olduğu, sigorta bedelinin tamamı üzerinde daini mürtehin olarak hak sahibi olacağının kararlaştırıldığını, bankanın sigorta sözleşmelerini yenileme hakkına sahip olduğu kabul edilmiş olmakla birlikte yenileme halinin banka için bir mecburiyet oluşturmayacağı davacıların murisi tarafından kabul edildiğini, müşterinin sigorta yapılmasını takip etme zorunluluğunun olduğunu, ilk bilirkişi raporunda bankanın bir kusurunun olmadığının tespiti edildiğini,  ikinci rapor da  bankanın kusurlu olduğu belirtilmiş ise de raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, banka ile ...  A.Ş. arasında imzalanan tarımsal kredi müşterileri grup hayat sigortası sözleşmesi ile bankadan tarımsal kredi kullanan ve belirli koşulları sağlayan kişilerin sigorta kapsamına alınması öngörüldüğünü,sözleşmenin koşullarını belirleme ve bu koşullarda değişiklik yapma, tarımsal kredi müşterileri grup kredi hayat sigorta sözleşmesi kapsamına alınacak kişileri belirleme hak ve yetkisi öncelikle Sigorta Şirketi ...  A.Ş.’ye ait olmakla birlikte kredi kullandıran/sigorta ettiren bankaya aitt olduğunu, sadece belirlenen koşulları sağlayan kişiler sağlayan kişiler grup kredi hayat sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalı olabileceğini, 29.09.2014 tarihi itibariyle, sektör uygulamaları ile uyumlu ve müşterileri lehine iyileştirme yapmak amacıyla değişikliğe gidilerek; prim hesaplaması gerçek yaş üzerinden yapılmaya başlandığını ve uygulanan yaş sınırı 70 (70 yaş dahil) olarak belirlendiğini, müteveffanın vefat ettiği tarihte yürürlükte olan bir poliçe bulunmadığından ...  A.Ş. tarafından tazminat ödemesi yapılmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, banka nezdinde kullandırılan kredi neydiyle yapılan hayat sigorta poliçesinin yenilenememesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.<br>1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>2.\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacılar murisi tarafından davalı banka nezdinde kullandırılan kredinin teminatı olarak muris adına dava dışı sigorta şirketi nezdinde davalı bankanın dain mürtehin sıfatı ile taraf olduğu hayat sigorta poliçesi düzenlenmesine, poliçenin yenilenmesi gereken bir sonraki tarihte kredi ve sigorta poliçesinin düzenlendiği tarihteki yaş şınırının sözleşmenin devamı sırasında davalı banka ile sigorta şirketi arasında düzenlenen protokol ile düşürülmüş olması nedeniyle poliçenin yenilenmediğinin anlaşılmasına, davalı banka dava dışı sigorta şirketinin acentesi olup banka ile muris arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde, bankanın sigorta yaptırma hak ve yetkisine sahip olduğu, sigorta bedelinin tamamı üzerinde daini mürtehin olarak hak sahibi olacağı ve sigorta sözleşmelerini yenileme hakkına sahip olduğu kabul edilmiş olmakla birlikte yenileme halinin banka için bir mecburiyet oluşturmayacağının taraflarca kabul edilmiş olmasına, bu kapsamda yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun ise kredi kuruluşu olan bankaya ait olmasına, hayat sigortası yapılmasındaki amacın banka yönünden kredi borcunun teminat altına alınması olduğu kadar, belli bir prim borcu getirmekle birlikte sigortalının da bunda menfaatinin bulunmasına, bu çerçevede uyuşmazlığın çözümünde her iki tarafın da hak ve menfaatlerinin gözetilip korunmasının esas olmasına, bankaca hayat sigortasının yenilenmesi amacıyla murise bildirimde bulunulmaması, davacılar murisinin de hayat sigortasının yenilenip yenilenmediğini takip etmemesi göz önüne alındığında poliçenin yenilenmemesi bir başka ifade ile bakiye kredi taksitlerinin ödenmemesi hususunda tarafların müterafik kusurlu ve sorumlu olduklarının anlaşılmasına, kusur oranın hak, adalet ve nesafet kurallarıyla örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ile dosya kapsamına uygun ve makul olarak takdir ve tayin edilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>H  Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacılar ve davalının istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN AYRI AYRI REDDİNE,<br>2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 4.016,63-TL'den peşin alınan 1.004,15-TL'nin mahsubu ile bakiye 3012,48-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16bdc2a2ee6cfeea","SID":"5f02fb0ed1010f16"}}