{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2024/1543<br>KARAR NO\t \t: 2024/1342<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2024/134 D.İş<br>KARAR NO\t\t: 2024/134<br>KARAR TARİHİ\t: 13/06/2024<br>İHT.TED. İTİRAZ TARİHİ: 19/06/2024<br>EK KARAR TARİHİ\t: 09/07/2024\t<br>TALEP\t\t: İhtiyati Tedbire İtiraz  <br>KARAR TARİHİ\t: 01.10.2024<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 01.10.2024<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.07.2024 tarih ve 2024/134 D.İş Esas, 2024/134 Karar sayılı ek kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin karşı taraf vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Talep eden vekili tarafından verilen  dilekçe ile özetle; Karşı taraf şirket ile müvekkili şirket arasında  konteyner dizayn edilmesi için anlaşma yapıldığını, karşı tarafın müvekkilinin dışarıdan satın almış olduğu konteyneri dizayn işlemi yaparak müvekkiline teslim edeceğini taahhüt ettiğini, ancak konteyneri teslim ettiğinde eksik ve ayıplı hizmet olduğunun tespit edildiğini, bunun için karşı tarafa ayıplı hizmet nedeni ile İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/116 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu, karşı tarafın  İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2024/5207 Esas sayılı icra takip dosyası ile 543.244,56 TL bedelli, 22.05.2024 tarihli faturaya dayanarak icra takibi başlatıldığını, işbu icra takip dosyasından UETS marifetiyle gelen tebligatı  müvekkilinin yurt dışında olması nedeniyle sehven gözden kaçırıldığını, taraflar arasındaki ticari uyuşmazlığın devam ettiğini, karşı tarafın hukuka aykırı olarak malzemeleri depoladığını iddia ederek afaki depolama bedeli açıklamasıyla kötü niyetli talepte bulunduğunu, karşı taraf şirket yetkilisi ile müvekkili şirket arasında cezai ve hukuki uyuşmazlıklar mevcut olduğunu, karşı tarafın alacaklı olduğunu iddia ederek icra takibine dayanak gösterdiği faturanın müvekkilince 22.05.2024 tarihli fatura ile iade edildiğini,  karşı taraf alacaklının iddia edildiği gibi bir hizmet vermediği, alacağı varsa dahi bu yargılamayı gerektirir bir alacak olduğunu, müvekkili şirketin muavin defter kaydında müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine müvekkilinin karşı taraftan alacaklı durumda olduğunu, bu nedenlerle uygun bir teminatın belirlenerek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2024/5207 Esas sayılı icra takip dosyasının uygun görülecek teminat karşılığında ivedilikle tedbiren durdurulmasına, dosyada uygulanmış hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 13.06.2024 tarih ve 2024/134 D.İş Esas, 2024/134 Karar sayılı kararı ile özetle; ''..Dosya kapsamının ve İzmir 1.İcra Dairesi'nin talebe konu icra takibi ve takip dayanağı belgelerin incelenmesinde takibin ilamsız takip olduğu ve faturaya dayandığı, takip dosyasında mal veya hizmetin verildiğine dair fatura dışında bir belgenin bulunmadığı, kural olarak ispat külfetinin alacaklıda olduğu dikkate alındığında tek taraflı bir işlemle düzenlenebilecek faturaya dayalı başlatılan takiple ilgili olarak talep eden şirketin borçlu olmadığına yönelik daha fazla bir delil göstermesinin beklenemeyeceği, bu haliyle takip dosyası içeriği, takip dayanağı fatura ve talep eden şirketin iade faturası dikkate alındığında ihtiyati tedbir uygulanmasına yeterli düzeyde delil gösterildiği anlaşıldığından tedbir şartlarının oluştuğundan karşı taraf alacaklının olası zararlarının karşılanması amacıyla uyuşmazlık konusu alacak miktarının %15'i oranında nakdi teminat veya süresiz banka teminat mektubunun ibrazı karşılığında icra veznesine giren veya girecek paranın alacaklıya ödenmemesine  dair  tedbir karar verilmiştir.<br>Karşı taraf vekili tarafından verilen 01.07.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesi ile özetle;  ihtiyati tedbir talep eden tarafından ileri sürülen bu hususların, ihtiyati tedbire konu icra takibi ve ihtiyati tebdir talep edenin depolama kira bedeli borçları ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, bu durumda ihtiyati tebdir talep eden lehine verilen tedbir kararının somut uyuşmazlığa uygun düşmediğinden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, bu taleplerinin kabule şayan görülmemesi halinde, ihtiyati  tedbir talep eden lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin kaldırılmasını ve müvekkili şirketin vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ihtiyati tedbir talep eden üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesinin 09.07.2024 tarih ve 2024/134 D.İş Esas, 2024/134 Karar sayılı ek kararı ile özetle; ''.. kural olarak icra takibinde alacaklının iddiasını ispat külfeti altında olduğu, talep eden şirketin icra takibine karşı süresinde itiraz ileri sürmemiş olması nedeniyle ispat külfetinin yer değiştirmeyeceği, itiraz eden tarafça dosyaya ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını gerektiren, takip konusu alacağın varlığını gösterir herhangi bir delil sunulmadığı, bu haliyle  icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine dair tedbirin yerinde olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ç maddesi uyarınca geçici hukuki koruma tedbirlerine ilişkin yargılama giderleri, asıl uyuşmazlıkla ilgili olarak görülecek davada değerlendirilmesi gerektiği, talep konusu ihtiyati tedbire ilişkin menfi tespit davası açılması halinde bu yargılamanın sonucunda karşı taraf alacaklının haklı çıkması durumunda  ihtiyati tedbir dosyası nedeniyle karşı taraf aleyhinde hükmedilen yargılama giderlerinin alacaklıdan talep edilemeyeceği, bu aşamada ise mahkemece talebin kabulüne karar verildiğinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen vekalet ücretinin ve tedbir giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiği değerlendirildiğinden bu yöndeki itirazların da reddine dair ek karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Karşı taraf vekili tarafından verilen 22.07.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-İhtiyati tedbir kararının, somut olaya, dosya kapsamına, yasal düzenlemelere ve yerleşik içtihatlara uygun düşmediğini, <br>-Müvekkili şirket tarafından, ihtiyati tedbir talep edenin 10.02.2023 - 23.03.2024 tarihlerine ilişkin depolama kira bedeli borcu nedeniyle, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2024/5207 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını,  ihtiyati tedbir talep eden tarafından yasal 7 günlük itiraz süresi içinde herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini ve icra takibinin kesinleştiğini, icra takibi kesinleştikten sonra, yerel mahkemeden ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini ve  yerel mahkemece 13.06.2024 tarihinde tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, ancak, ihtiyati  tedbir talep eden lehine verilen bu kararın yerinde olmayıp, somut olayda HMK'nın 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesinin koşullarının bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, hakkın elde edilmesinin zorlaşması, imkansızlaşması, sakınca veya zararın doğması ihtimallerinin mevcut olması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta ise sayılan risklerin bulunmadığını, <br>-İhtiyati tedbir talep eden tarafından, müvekkil şirkete karşı, ayıplı hizmet nedeniyle İzmir 10. Sulh Mahkemesinin 2024/116 D. İş sayılı dosyasında tespit talebinde bulunulduğunu, taraflar arasında ticari uyuşmazlıkların bulunduğunu ve müvekkili şirketin kötü niyetli olduğunun ileri sürüldüğünü, ancak, ihtiyati tedbir talep eden tarafından ileri sürülen bu hususların, ihtiyati tedbire konu icra takibi ve ihtiyati tebdir talep edenin depolama kira bedeli borçları ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, bu durum da, ihtiyati tebdir talep eden lehine verilen tedbir kararının somut uyuşmazlığa uygun düşmediğini gösterdiğini, <br>-Yerel mahkemenin, 13.06.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararında ve 09.07.2024 tarihili ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararında, ihtiyati tedbir talep eden lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin de haklı ve yerinde olmayıp, yasal düzenlemelere, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve hakkaniyet kriterlerine uygun düşmediğini, <br>-İhtiyati tedbir talep eden, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2024/5207 sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itiraz etmediğini ve icra takibinin kesinleştiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, ihtiyati tedbir talep eden tarafından, söz konusu icra takibine itiraz edilmemesine haklı bir gerekçe belirtilemediğini, şirket yetkilisinin yurtdışında bulunması nedeniyle sehven gözden kaçırıldığının belirtildiğini, ihtiyati tedbir talep eden tarafından belirtilen bu hususun, basiretli bir tacir olarak hareket etme yükümlülüklerine uygun düşmediğinin yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, <br>-Basiretli bir tacir olarak hareket etmeyen ihtiyati tedbir talep eden lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin, ihtiyati tedbir talep edenin kendi kusurundan hak elde etmesine sebebiyet verdiğini ve hakkaniyet kriterlerine uygun düşmediğini, somut olayda, ihtiyati tedbir talep edenin basiretli bir tacir olarak hareket etmeyip tebligatlarını kontrol etmemesinin sonuçlarının, ihtiyati tedbir talep edilmesine sebebiyet vermeyen müvekkili şirkete yükletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, <br>Belirterek İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/134 D.İş, 2024/134  K. sayılı \"ihtiyati tedbire itirazın reddine\" dair kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Talep, ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin  kararın istinafına yöneliktir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine göre \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, \"uyuşmazlık konusu hakkında\" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır.<br>İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  391/1 maddesine göre, Mahkeme tedbire konu mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdi ya ada bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.<br>İhtiyati tedbir kararına itiraz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1. maddesinde \"ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde ise; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.<br>İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.<br>İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.\t<br>\tTüm bu bilgiler ışığında ihtiyati tedbir talebinde bulunanın davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, yaklaşık ispatın “yalın bir iddiadan daha çok,tam ispattan daha az” bir durumu anlattığı, ihtiyati tedbir talebinde bulunan tarafın iddia ettiği hakkın varlığı ve bu hakkın varlığının tehlikede olduğu hususunda hâkimde kuvvetli bir kanaat oluşturması gerektiği anlaşılmıştır.<br>\tSomut olayda; tedbir isteyen vekili, müvekkili aleyhine karşı tarafça İzmir 1.İcra Dairesi'nin 2024/5207 Esas sayılı dosyasında faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, karşı tarafın afaki depolama bedeli açıklamasıyla kötü niyetli talepte bulunduğunu, müvekkili tarafından iade faturası düzenlediğini, karşı tarafın alacağı bulunmadığını, takibe süresinde itiraz edilemediğinden menfi tespit davası açılacağını belirterek icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2024/134 D.İş sayılı karar ile HMK 389 kapsamında inceleme yapılarak teminat karşılığında icra dosyasına yatırılacak paranın karşı taraf takip alacaklısına ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir  kararı verildiği; karşı tarafça İzmir 1.İcra Dairesi'nin 2024/5207 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin ilamsız takip olduğu, takibin dayanağının fatura olduğu, faturanın tek taraflı ve düzenlenmesi her zaman mümkün olan belge olduğu, ihtiyati tedbir  talep edenin iade faturası düzenlediği bu kapsamda tedbir isteyenin HMK 389.maddesine göre yaklaşık ispat ölçüsünde ihtiyati tedbir talebinin haklılığını ispata yarar delil sunduğundan ihtiyati tedbirin  koşullarının oluştuğu; dava açılmadan önce ihtiyati tedbir isteyen ihtiyati tedbir talebini vekil aracılığıyla yaptığından HMK'nın 323/1-ç ve 397/4 maddeleri uyarınca Mahkemece ihtiyati tedbir kararında tedbir isteyen lehine yargılama gideri olarak vekalet ücretine hükmedildiği, sözkonusu kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından 09.07.2024 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin Mahkeme ek kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından karşı taraf vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>\tDosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, karşı taraf vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.07.2024 tarih ve 2024/134 D.İş Esas, 2024/134 Karar sayılı ek kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, karşı taraf vekilinin bu ek karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 704,50 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 276,90 TL'nin karşı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Karşı taraf tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 394/(5) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c70a9915527f7812","SID":"c66bfba07daf97cf"}}