{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/1105 <br>KARAR NO\t: 2024/1493<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN V.\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK \t<br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/07/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/298 E.  -  2020/141 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tDairemizce verilen 16/06/2022 tarih ve 2020/1282 Esas 2022/869 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/04/2024 tarih ve 2022/5900 Esas 2024/2623 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>\t<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkili firmanın 130 yıl önce kozmetik, tekstil sektörlerinde Amerika’da kurulduğunu, kozmetik sektörünün önde gelen şirketleri arasında yer aldığını, müvekkili adına ... nezdinde tescilli 137 adet “...” esas unsurlu markanın bulunduğunu, “...” markasının aynı zamanda tanınmış marka statüsünde korunduğunu, davalı Şirketin, müvekkiline ait “...” markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “...” markasının tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/92307 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazların önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, markalar arasındaki tek farkın, müvekkili markasında yer alan \"o\" harfinin, \"a\" harfi ile değiştirilmesi olduğunu, markaların telaffuz açısından son derece benzediklerini, davalıya ait markanın ortalama tüketici nezdinde müvekkiline ait marka ile arasında ticari ilişki oluşturduğu izlenimi vereceğini, dava konusu başvurunun kapsadığı hizmetlerin müvekkiline ait markaların kapsadıkları hizmetler ile birebir veya aynı türden olduklarını, müvekkili markasının tanınmış olması nedeniyle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, zira davalıya ait markanın tescil edilmesi durumunda haksız çıkar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca da hak sahibi bulunduğunu, aynı şekilde SMK'nın 6/6 uyarınca dava konusu başvurunun tescilinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in 21.06.2019 tarih ve 2019-M-5503 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı şirket vekili, müvekkiline ait markanın 23.07.2019 tarihinde 2018/92307 marka numarası ile tescil edildiğini, söz konusu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini, “...” ve “...” markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarını, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkili başvurusunun kötü niyetli olarak yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:\tMahkemece, dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerle itiraz gerekçesi markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin kısmen benzer olduğu ancak taraf marka işaretlerinin benzer olmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında karıştırılma olasılığı bulunmadığı, dava konusu başvurunun, davacıya ait tanınmış markadan haksız bir yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ya da tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedelemesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, yine SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi koşullarının da somut olayda bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>      <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, zira davaya konu markanın asıl unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, müvekkil markasındaki \"o\" harfinin, \"a\" harfi ile değiştirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, markalar arasındaki tek farklılığın, dava konusu markada \"o\" harfi yerine \"a\" harfinin konulmasından kaynaklandığını ve bunun da başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, emsal mahkeme ve davalı Kurum kararlarının da bu yönde olduğunu, başvurunun müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, marka kapsamlarındaki ürünlerin de aynı olduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının gerçekleştiğini, ayrıca müvekkili markasının kozmetik sektöründe sahip olduğu ciddi düzeydeki tanınmışlığın da dava konusu markanın müvekkili markalarıyla karıştırılma ihtimalini arttıracağını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda bulunduğunu, müvekkiline ait \"...\" markalarının sahip olduğu tanınmışlık düzeyi ve davalının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü de dikkate alındığında davalının müvekkili markalarından haberdar olmamasının imkansız bulunduğunu, buna rağmen davalının tamamen müvekkili ile özdeşleşmiş \"...\" markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini müvekkil markası ile birebir aynı/aynı türden ürünler üzerinde tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu, bunun dışında SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi koşullarının da oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :  Dairemizin 16/06/2022 tarih ve 2020/1282 Esas, 2022/869 K. sayılı kararıyla,  dava konusu başvurunun kapsamında kalan bir kısım hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğu, taraf marka işaretleri arasında da, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, somut olayda 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının gerçekleşmediği, davacı tarafının kötü niyet iddiasının yerinde olmadığı, SMK'nın 6/3. maddesi koşullarının somut olayda tartışılmasında hukuki yarar bulunmadığı, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir tescil engelinin olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.  <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 01/04/2024 TARİH VE 2022/5900 ESAS 2024/2623 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:  Dairemiz kararının, taraf vekillerince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, \"davalı Şirkete ait başvuru markasının, görsel olarak düz beyaz fon üzerine özel bir yazı fonuyla \"...\" ibaresinden oluştuğu, markanın tüm harflerine özel tasarım katıldığı, \"A\" ve \"V\" harflerinin birbirine zıt yönleri gösterecek şekilde yazıldığı, \"N\" harfinin ise normal yazılışından farklı olarak diğer harflerle uyumlu şekilde özel bir yazım şekli ile yer aldığı, \"...\" ibareli markalarda, farklı yazı stilleri kullanılmış ise de başvuru markasına benzeyecek bir tasarıma rastlanılmadığı, dolayısıyla aralarında görsel açıdan benzerlik bulunmadığı, yine her iki markanın yazıldığı gibi okunması dolayısı ile \"...\" ibaresinde yer alan \"O\" harfinin fonetik olarak markaya önemli bir ayırt edicilik katması nedeni ile işitsel benzerliğin de olmadığı, özel anlamları bulunmadığından anlamsal benzerliğin de olmadığı, başvuru markasının davalı Şirketin ortaklarının soyadlarından esinlenerek oluşturulduğu, öte yandan dava konusu markaların hitap ettikleri tüketicilerin de farklı olmasından dolayı işletmeler arasında bağlantı olduğu düşüncesinin de oluşmayacağı, hal böyle olunca bütünsel yaklaşımla incelendiğinde, davalıya ait başvuru markasında kullanılan ibaredeki tüm unsurların oluşturdukları özgün kompozisyonun davalı şirkete ait markalardaki ibarelerden farklı olduğu, taraf markalarında kullanılan ibareler arasındaki farklılık nedeniyle anılan hizmetler yönünden de karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesindeki diğer koşulların da oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından\" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. <br>\tDairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere,  davalı Şirkete ait başvuru markasının, görsel olarak düz beyaz fon üzerine özel bir yazı fonuyla \"...\" ibaresinden oluştuğu, markanın tüm harflerine özel tasarım katıldığı, \"A\" ve \"V\" harflerinin birbirine zıt yönleri gösterecek şekilde yazıldığı, \"N\" harfinin ise normal yazılışından farklı olarak diğer harflerle uyumlu şekilde özel bir yazım şekli ile yer aldığı, \"...\" ibareli markalarda, farklı yazı stilleri kullanılmış ise de başvuru markasına benzeyecek bir tasarıma rastlanılmadığı, dolayısıyla aralarında görsel açıdan benzerlik bulunmadığı, yine her iki markanın yazıldığı gibi okunduğu, dolayısı ile \"...\" ibaresinde yer alan \"O\" harfinin fonetik olarak markaya önemli bir ayırt edicilik kattığı, işaretler arasında işitsel benzerliğin de olmadığı, özel anlamları bulunmadığından anlamsal benzerliğin bulunmadığı, öte yandan dava konusu markaların hitap ettikleri tüketicilerin de farklı olduğu, bu nedenle işletmeler arasında bağlantı olduğu düşüncesinin de oluşmayacağı, hal böyle olunca bütünsel yaklaşımla incelendiğinde, davalıya ait başvuru markasında kullanılan ibaredeki tüm unsurların oluşturdukları özgün kompozisyonun davacı şirkete ait markalardaki ibarelerden farklı olduğu, taraf markalarında kullanılan ibareler arasındaki farklılık nedeniyle anılan hizmetler yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı ve 6769 sayılı Kanun'un 6. maddesindeki diğer koşulların da oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davanın REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40-TL’nin mahsubu ile kalan 383,2‬0-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, <br>\t3-Davalı Şirket ve davalı ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından  yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t5-Davalı ... tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 100,00-TL tebligat ve posta masrafı, 397,80-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 497,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,  <br>\t6-Davalı şirket tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 397,80-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, <br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t8-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 373,2‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t9-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/09/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2024 <br>\t\t\t\t<br> Başkan V.<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"889c17d49340b9dd","SID":"1295b2edb905654b"}}