{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/1020 - 2024/1492<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/1020 <br>KARAR NO\t: 2024/1492<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/06/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/262 E.  -  2020/167 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tDairemizce verilen 16/06/2022 tarih ve 2020/1291 Esas 2022/872 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/04/2024  tarih ve 2022/6326 Esas 2024/2652 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dosya Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin  ... nezdinde 2018/82212 sayılı \"...\"  ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilanına davalı tarafından adına tescilli markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itiraz kısmen yerinde görülerek, 2015/104536 ve 2015/104539 sayılı \"... ... ...\", \"...\" ibareli markalarla müvekkili başvurusu arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olduğu gerekçesiyle 43. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu kısmi ret kararına karşı  yeniden inceleme taleplerinin ise YİDK tarafından reddedildiğini, söz konusu YİDK kararında davalı markalarından yalnızca 2015/104536 sayılı markanın redde mesnet alındığını, oysa  itiraza dayanak gösterilen markaların 2015/104539 ve 2015/104536 sayılı markalar olduğunu, müvekkili başvurusu ile davalı markalarının yazılış, okunuş ve anlamları itibariyle farklı bulunduğunu, markalar arasında benzerlik ve çağrışım bulunmadığını, markaların bütün olarak bıraktıkları intiba dikkate alındığında, iltibas tehlikesi ve  nispi ret nedenlerinden söz edilemeyeceğini, www....com.tr alan adının da müvekkiline tahsis edildiğini, tüm bu nedenlerle alınan kararın usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-3479 sayılı kararının iptaline, 2018/82212 sayılı \"...\" markasının tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br><br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, YİDK kararı doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, dava konusu başvuru ile müvekkilinin sahibi olduğu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin neredeyse kesin olduğunu, müvekilinin “... ...” adlı işletmelerin sahibi bulunduğunu, “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” sağladığını, davanın kabulü halinde müvekkilinin markasından doğan haklarının tehlikeye düşeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.  <br><br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:\tMahkemece, dava konusu 2018/82212 sayılı marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tanınmışlığa ilişkin delillerin ispata yeterli olmadığı, 18.04.2018 tarih ve 2019-M-3479 sayılı YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2019-M-3479 sayılı kararının  iptaline karar verilmiştir.       <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunduğunu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin katılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>\tDavalı ... vekili, dava konusu markaların ilgili tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, bu kapsamda davacının ve  davalının  yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri sektöründe faaliyet göstermesinin, birbirlerine alternatif olduklarını ve benzer hizmet sunduklarını gösterdiğini, işbu markalara ilişkin ilgili halkın ortalama dikkati göstereceğini ve markaları kesinlikle karıştıracağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin  16/06/2022 tarih ve 2020/1291 Esas 2022/872 sayılı kararıyla, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan 43. sınıf hizmetlerin, redde mesnet 2015/104536 sayılı markanın kapsamındaki hizmetlerle aynı/benzer olduğu, emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, dava konusu başvurunun düz yazı ile yazılmış \"...\" ibareli olduğu, başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna göre başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, redde mesnet alınan 2015/104536 sayılı markanın ise yine düz yazı ile yazılmış \"... ... ...\" ibaresinden oluştuğu, bu markada başvuruyu oluşturan tüm ibarelerin asli unsur konumunda bulunduğu, dava konusu hizmetler yönünden herhangi bir tanımlayıcılığı olmayan ve ayırt edici nitelikte bulunan \"...\" ibaresinin, hem dava konusu başvuruda hemde redde mesnet markada asli unsur olarak kullanıldığı, redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan ibarelerden biri olan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda da tek başına aynen asli unsur olarak kullanılması karşısında, taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, en azından dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerin ortalama tüketicilerince taraf markalarının ilişkilendirileceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 02/04/2024  TARİH VE 2022/6326 ESAS 2024/2652 K. SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, \"Davacının başvuru konusu \"...\" ibaresinde \"...\" kelimesi 43. sınıf hizmetler açısından ayırt ediliciliği sahip olmadığından davacı marka başvurusunun esas unsuru  \"...\" ibaresidir. Davalının redde dayanak \"... ... ...\" ibareli markasında ise tarafından anlamına gelen \"...\"  ibaresi, ayırt ediciliğe sahip olmamakla birlikte \"...\" ibaresi markasal ayırt ediciliğe sahip olduğundan ibarenin bütün olarak bıraktığı izlenimin değerlendirmeye esas alınması gerekmektedir. \"...\" ibaresi her iki markada ortak ibare olmakla birlikte, markalar bıraktıkları genel izlenim açısından karıştırılmaya neden olacak nitelikte benzer değillerdir. O halde dava konusu taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve bıraktıkları genel izlenim itibari ile ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken\"\tgerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı Şirket, 2018/82212 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunmuş, davalı gerçek kişiye ait 2015/104536 sayılı \"... ... ...\" ibareli markaya dayalı olarak bu başvurunun, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca 43. sınıf hizmetler yönünden kısmen reddine karar verilmiş, bu kararın iptali için açılan davada, ilk derece mahkemesince söz konusu işaretler arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizce, anılan taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda özetlenen kararı ile de Dairemiz kararı bozulmuştur.<br>\tGerek Dairemizce gerekse Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, dava konusu başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, redde mesnet markada ise bu ibare ile birlikte \"...\" ibaresinin de asli unsur olarak kullanıldığı kabul edilmiştir. O halde, Dairemiz kararı ile Yüksek Daire kararı arasındaki farklılık, başvurunun asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinden farklı olarak redde mesnet markada \"...\" ibaresine de asli unsur olarak yer verilmesinin, markalar arasında ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olup olmadığı hususudur. <br>\tTaraf markalarında ortak olarak kullanılan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan 43. sınıf hizmetler herhangi bir tanımlayıcılığı olmayıp, ayırt edici niteliği bulunmaktadır. Bu ibarenin her iki markada da asli unsur olarak kullanıldığı hususunda da bir tartışma yoktur. O halde, redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan kelimelerden biri olan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen ve tek başına asli unsur olarak kullanılması, özellikle her ne kadar redde mesnet markada \"...\" ibaresine de asli unsur olarak yer verilmiş ise de bu markada, Türkçe'de tarafından anlamına gelen \"...\" ekine yer verilmek suretiyle vurgunun \"...\" ibaresi üzerine toplanması birlikte değerlendirildiğinde, taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, en azından dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerin ortalama tüketicilerince taraf markalarının ilişkilendirileceği, bu haliyle başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, redde mesnet markada yer verilen ve başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden ayırt edicilik taşıyan \"...\" ibaresini, dava konusu başvuruda  tek asli unsur olarak gören ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu, redde mesnet marka ile karıştırmaları ya da ilişkilendirmeleri kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Tüm bu hususlar gözönünde bulundurulduğunda, Yargıtay bozma ilamındaki bozma sebebine iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 16/06/2022 tarih 2020/1291 Esas, 2022/872 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davalılar ... ile  ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2020 gün ve 2019/262 esas, 2020/167 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE, <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 44,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 51,50.TL tebligat ve posta masrafı, 148,60.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 200,10.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t8-Davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı 148,60.TL olarak yatırılan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 54,40.TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara iadesine,  <br>\t11-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına,<br>\t<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/09/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2024<br><br>\t\t\t\t<br> Başkan V.<br><br> <br> Üye<br><br> <br> Üye<br><br> <br> Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b854e9ec5389ed34","SID":"16a337807be2840a"}}