{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1001 - 2024/1074<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2024/1001 \t\t                                    (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/1074<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/04/2024<br>ESAS-KARAR NO\t: 2023/257 E 2024/321 K<br><br>DAVACI                                 :<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI                                 :<br>DAVA                                   : İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ                  : 30/09/2024<br>YAZILDIĞI TARİH             : 24/10/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br>Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin yanı sıra taraflar arasında cari hesap sözleşmesi, protokol ve ariyet sözleşmesi bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından 16 ay sonra 30/06/2017 tarihinde gönderilen fesih ihbarnamesi ile haksız şekilde tek taraflı olarak feshedildiğini, sözleşmenin beş yıl süreceğine dair güven ve davalının haksız şekilde sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle davacının sözleşme süresince elde edebileceği kardan mahrum kaldığını, sözleşmenin 21. maddesi uyarınca kar mahrumiyeti zararının giderilmesinin gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin haksız nedenle feshi sonucunda davacının mahrum kaldığı 10.000,00 TL maddi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili asıl davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava değerini 30.896,00 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tBirleşen davada davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi, cari hesap sözleşmesi, protokol ve ariyet sözleşmesi kapsamında müvekkilinin cari hesap alacağı, kurumsal kimlik çalışması alacağı, cezai şart alacağının tahsili amacıyla Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2017/18177 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>\tDavalı vekili asıl ve birleşen davada, taraflar arasında yapılan sözleşme ile tek tarafa yükümlülükler yüklendiğini, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığını, geçersiz sözleşmeye dayanılarak tazminat talebinde bulunulamayacağını, sözleşmenin iki tarafa edimler yüklemesi gerektiğini, sözleşmenin geçerli olduğu düşünülse bile davacı tarafından siparişlerin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşme, protokol, cari hesap sözleşmesi ve ariyet sözleşmesine aykırı davranışlarda bulunduğunu, davalıya yapılması gereken satışların başkaca bayilere yapılması nedeniyle zararın oluşmadığını, kurumsal kimlik uygulamasının kullanılamamasına yönelik bir düzenleme bulunmadığını, kullanılamaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, malzemelerin usulüne uygun şekilde sökülerek tesliminin yapıldığını, sözleşmeler kapsamında teslim edilmesinin ön görüldüğünü bildirerek asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>\tMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, davacı şirketin davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi tarihinden yaklaşık 24 ay gibi bir süre sonra aynı bölgede yeni bayilik sözleşmesini imzaladığı, Yargıtay kararlarına göre yeni bayilik sözleşmesi imzalanması için geçecek makul sürenin 6 ay olarak kabul edildiği, bu hali ile davacının 6 ay süre ile sözleşmenin feshinden kaynaklanacak şekilde kar mahrumiyetinin bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 21/2. maddesi uyarınca davalının sözleşmenin feshi nedeniyle oluşan kar mahrumiyetinden sorumluluğu olduğu, davacı tarafından davalıya ariyet sözleşmesi hükümleri uyarınca kurumsal kimlik çalışmasına ait malzemelerin teslim edildiği, davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesinden sonra ise davalıya teslim edilen kurumsal kimlik çalışmasına ait malların tutanak karşılığında davı dışı ... Reklam Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine teslim edildiği, dosya kapsamına sunulan ariyet malların kullanılamayacağına ilişkin iddiaya dayanak belgede tarafların imzasının bulunmadığı, tarafların veya yetkili temsilcilerinin imzası bulunmayan belgenin yazılı hususu ispata yarar nitelikte olmadığı, bu hali ile de taraflar arasında imzalanan ariyet sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen malların tam ve eksiksiz olarak davacının yetkilendirdiği dava dışı şirkete teslim edilmiş olması nedeniyle davacının ariyet mallara ilişkin talebinin yerinde olmadığı, bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle cari hesap sözleşmesinin de sona erdiği, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 9.1 maddesine göre dağıtım şirketine ait ticari kayıtların kesin delil niteliğinde bulunduğunun düzenlendiği, davacıya ait ticari kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde cari hesap sözleşmesi kapsamında davacının 461,80 TL bakiye alacağının bulunduğunun tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesine ek olarak düzenlenen protokolün 6.2 maddesinde cezai şart koşullarının düzenlendiği, cezai şart olarak sözleşme süresinin tamamı için 30.000 USD'nin kararlaştırıldığı, cezai şart hükümlerinin geçerli ve talep edilebilir nitelikte olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl (60 ay) süreli olduğu, davalı tarafından sözleşmenin 16 ay sonra feshedildiği, geriye kalan sözleşme süresinin 44 ay olduğu, bu hali ile davalının [(44*30.000)/60] 22.000 USD cezai şarttan sorumlu olduğu, cezai şartın davalının mahvına sebebiyet vermeyeceği  belirtilerek asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİstinaf eden-davacı vekili tarafından;<br>\tMahkemece ariyet bedeli alacağına yönelik red kararının doğru olmadığı, kurumsal kimliğin kullanılabilir durumda olup olmamasının bir öneminin olmadığı, <br>\tİstinaf eden davalı vekili tarafından;<br>\tAsıl davada müvekkili aleyhine kar mahrumiyeti alacağının hesaplanmasının da doğru olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeler gereğince kar mahrumiyeti alacağının istenemeyeceği, müvekkilinden cezai şart adı altında bir alacak talep edilebilmesinin de söz konusu olmadığı, kaldı ki aşamalardaki itirazlar uyarınca söz konusu cezai şartın müvekkilinin mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin mahkemece araştırılmadığı, tenkis koşullarının mevcut olduğu, ayrıca cezai şart hesaplamasında hatalı kurun esas alındığı bildirilerek  başvurulmuştur.<br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı, haksız ise bu fesihten kaynaklanan kar mahrumiyeti alacağı, cezai şart alacağı ile cari hesap alacağı, kurumsal kimlik çalışması alacağının bulunup bulunmadığı ve kapsamı, icra inkar tazminatı noktasında toplanmaktadır.  <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tAsıl dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan kar mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, birleşen dava ise aynı bayilik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan cari hesap alacağı, kurumsal kimlik çalışması alacağı, ceza şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. <br>6102 sayılı YTTK'nın 22 md uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin 2. fıkrasıyla 182. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525. maddesinde  yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.” Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şart ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. <br>Somut olay değerlendirildiğinde;<br>Davacı taraf davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle cezai şart alacağını talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak sözleşmedeki cezai şartın davalının cezai şartın fahiş olduğu ekonomik yıkımına sebep olacağı yönündeki savunması üzerine alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir. <br>Cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkün ise de  bir akdin, taraflardan biri için iktisadi yıkım teşkil ettiğinin tespit edilmesi gerekir.<br>Bu durumda mahkemece, cezai şart tutarının, ekonomik mahva yol açacak derecede ağır olup olmadığı, davalının ekonomik bütünlük ve büyüklük durumu yönünden, davalının tüm ticari defter ve kayıtları getirtilerek, geçmiş yıllara ait bilanço kayıtları, verilen son beş yıllık vergi beyannameleri, toplam cirosu karşılaştırılarak, mal varlığını oluşturan menkul, gayrimenkulleri, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bu suretle aktifini oluşturan tüm unsurlar,icra takip dosyaları, davalıya ait şirket sicil dosyası, vs. kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak anlaşılabilir.<br> Davalının tacir olduğu gözetilerek, tarafların aralarındaki kararlaştırmaya göre belirlenen cezai şartın ödenmesinin, davalının ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde ise hakkaniyete uygun miktara indirilerek ne miktar cezai şart ödeyebileceklerinin işletmeci, mali müşavirlerin bulunduğu  uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.<br>Açıklanan nedenlerle; dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>Kaldırma nedenine göre davacı yanın istinaf itirazları incelenmemiştir. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/257 Esas, 2024/321 Karar ve 30/04/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 30/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br>Başkan<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br>e-imzalıdır<br> <br>Katip<br> e-imzalıdır<br> <br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d3b82cde9c67ef7e","SID":"c4505d456cbcf3f8"}}