{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1251 - 2024/1547<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1251 <br>KARAR NO\t: 2024/1547<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK \t\t\t MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/353 E.  -  2022/152 K. <br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 tarih ve 2021/353 E. - 2022/152 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2020/12831 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin 2014/48581, 2014/48573 sayılı ve \"...\", \"...\" ibareleri markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen kabulüne karar verilerek 35. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara karşı hem müvekkili hem da davalı Şirket tarafından itiraz edildiğini, YİDK'in 2021-M-7790 sayılı kararı ile müvekkili itirazının reddedildiğini, 2021-M-7792 sayılı YİDK kararı ile de davalı Şirketin itirazının kabul edilerek başvurunun tümden reddine karar verildiğini, oysa iki marka arasında biçim, renk, yazı karakteri, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak tüketiyi iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik olmadığını, markanın tüm unsurlarının birlikte yarattığı bütüncül izlenime göre değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkilinin tescilini talep ettiği marka ile davalı Şirkete ait markalar arasında, her iki markanın ihtiva ettikleri malların niteliği ve hizmetlerin piyasaya sunum yöntemleri dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, ortalama tüketicinin markaları karıştırmasının söz konusu olamayacağını, müvekkilinin \"...\" ibaresini, spor hizmetleri ve sporcu ürünleri için kullanmak üzere marka tescil talebinde bulunduğunu, davalının ise  bankacılık sektöründe kullandıkları bir yazılım için marka tescil ettirdiğini, markaların kullanıldığı mal/hizmetler arasında benzerlik bulunmadığını, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının da birbirinden tamamen farklı olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-7790 ve 2021-M-7792 sayılı kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, müvekkilinin uluslararası en büyük finans kuruluşları arasında yer aldığını, ... VE ... ibareli markalarının bulunduğunu, bu markalar ile davacı başvurusu arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, davalı başvurusunun ayırt edicilik taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzediği, \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruya eklenen farklara rağmen genel imaj içerisinde kaybolmadığı ve bütünsel varlığını halen koruduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait markalar ile davalının başvuru konusu markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, ortalama tüketicilerin davacı markalarından edindiği izlenimi davalı başvurusuna aktarabileceği, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebileceği, başvuruda her ne kadar bağımsız olarak yer almamaktaysa da \"...\" ibaresinin, bitkisel ve doğal ürünler, organik ürünler anlamında sıklıkla kullanılan bir ifade olduğu, markanın başında yer alan \"...\" ibaresinin öncelikle algılanacağı ve bu suretle tüketiciler tarafından davalıya ait bir seri marka ile karşı karşıya kalındığının düşünülebileceği, başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili başvurusunun kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davalıya ait tescilli markaların kapsamlarında yer alan hizmetler arasında aynılık ya da benzerlik olmadığını, aksi yöndeki mahkeme kararının yanlış olduğunu, müvekkilinin tescilini istediği \"...\" ibaresi ile üretttiği mal ve hizmetlerin, \"spor hizmetleri ve sporcu ürünleri, enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri\" olduğunu, davalı Şirketin ise \"...\" markaları ile fiilen ürettiği hizmetin, dijital nitelikli bankacılık hizmetlerine ilişkin bulunduğunu, mahkemece \"benzerlik\" konusunda bilirkişi raporunda yazılı kanaatin aynen benimsendiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda \"benzerlik\" konusunda  gerekçeli herhangi bir inceleme yapılmadığını, redde mesnet alınan markaların kapsadıkları mal ve hizmetler açısından kullanılmadığını, tarafların marka işaretleri arasında da görsel, sesçil ve kavramsal yönden aynılık ya da benzerlik bulunmadığını <br>ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen \"...\" ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde, karşılaştırılmaya konu markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin esas alınacağı, bunun dışında tarafların fiili iştigal alanlarının ya da markaların fiilen kullanıldığı mal veya hizmetlerin önemli bulunmadığı, bu kapsamda taraf markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik olduğu, her ne kadar redde mesnet markaların kullanılmadığına ilişkin istinaf itirazı ileri sürülmüş ise de davanın YİDK kararlarının iptaline ilişkin bulunduğu ve marka başvurusuna itiraz aşamasında kullanmama savunmasına dayanılmadığı gözetildiğinde, bu istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d64fad053155f2c3","SID":"7ec01b4102b8dd9d"}}