{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1663 Esas<br>KARAR NO:2024/1725 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/259 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH:15/05/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava dışı olan ... A.Ş.'nin %40 oranında hissedarı ve ortağı olduğunu, bu sırada şirketi münferiden temsile yetkili müdür olan şirketin %60 hissedarı olan ...'nin hiçbir şekilde davacı müvekkiline şirketin gelir ve giderlerine ilişkin bilgi vermediği gibi birçok kez şirketin durum ve gidişatı hakkında toplantı ve genel kurul yapılması taleplerini de geri çevirdiğini, davacı müvekkili tarafından yapılan araştırmalar neticesinde şirketin yegane malvarlığı olan ve şirketin maddi varlığına sürdürmesi için yapılacak online pazar satışlarının temelini oluşturan tüm markaların başka bir şirkete devredildiğinin öğrenildiğini, söz konusu devir işlemlerinin ne kadar meblağa yapıldığı veya şirketin esaslı malvarlığı olan tüm markaların satış işlemlerinin hiçbirinden davacı müvekkilinin haberdar olmadığını ve davacı müvekkilinin herhangi bir onayının da alınmadığını, davacı müvekkilinin %40 hissedarı olduğu dava dışı şirket  ... A.Ş.'nin 'ye ait; ..., ..., ...Ve ...isimli markalarının davalı şahıs tarafından, münferiden tek yetkilisi olduğu diğer davalı ... adlı firmaya 03.04.2023 tarihinde ...'ye başvurarak devrettiğini, söz konusu devir işlemine ilişkin ne genel kurul yapıldığını, ne de genel müdüre özel herhangi bir yetki verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin hissedarı olduğu şirkete ait markaların herhangi bir bedel ödenmeksizin muvazaalı olarak .... adlı firmaya devredildiğini, ayrıca davacı müvekkili tarafından markaların devredildiği firma araştırıldığında ise davalı şahsın eşinin eski yetkilisi olduğu ve hali hazırda halen davalı şahsın münferiden yetkilisi olduğu şirket olduğunun görüldüğünü, bunun üzerine davacı müvekkili tarafından davalı şahsa Beyoğlu .... Noterliği'nden ... yevmiye numarası ile 14.04.2023 tarihli ihtarname keşide edildiğini, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanına şirket adına tüm işlemleri yapmaya ilişkin yetki verilmesine karşın bu yetkilerin de istisnai olarak sınırlandırıldığı hallerin mevcut olduğunu, bunlardan bir tanesinin de TTK m.395/f.1'de : ...Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir...\" şeklinde düzenlenen kendiyle işlem yapma yasağı olduğunu, söz konusu kanuni düzenlemenin amacının anonim şirketin diğer hissedarlarını korumak ve şirket adına işlem yapan kişilerin haklarını sınırlandırarak şirketin malvarlığının diğer paydaşlardan habersiz olarak elden çıkarılarak şirketin içinin boşaltılmasını engellemek olduğunu, davacı müvekkilinin davalı şahsa gönderdiği ihtarnamede de açıkça ihtar ettiği üzere davaya konu marka devir işlemi açısından davalı şahıs tarafından ne bir genel kurul yapılıp usulüne uygun bir yetki alınmış ne de diğer hissedar olan davacı müvekkili bu devir işlemi sonrasında bilgilendirilerek herhangi bir onay alınmış olduğunu, anonim şirketler açısından düzenlenen şirket yönetim kurulu üyelerine yönelik kendisiyle işlem yapma yasağı kuralının açıkça ihlal edildiğini, dolayısıyla yapılan marka devir işleminin kanuna aykırı olarak muvazaalı bir biçimde yapılması dolayısıyla iptalinin gerektiğini, davalı şahıs tarafından marka devir bedelleri olduğundan düşük veya hiçbir bedel gösterilmeden devir işleminin yapılmış olmasının da kuvvetle muhtemel olduğunu, zira söz konusu markaların davalı firma ...'e devrinden sonra dava dışı ....'e herhangi bir para veya bedel girişi olmadığını beyanla söz konusu markaların 3. kişilere devrini önler mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/259 Esas ve 15/05/2024 tarihli ara kararında;\"Talep ihtiyati tedbire ilişkindir.6100 sayılı yasanın 389 ve devam maddeleri gereğince,  mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı taktirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talebin resmi belgeye veya kesin delile dayanması yahut durum ve koşulların gerekli göstermesi halinde mahkemece gerekçesi açıklanmak şartı ile teminat alınmamasına karar verilebilir.İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; somut olayda ihtiyati tedbir isteyenin haklılık durumunun tespiti yargılamayı gerektirmekte olup, davanın esasını çözecek ve davacının davanın sonunda ulaşacağı menfaati davanın başında temin edecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinden talebin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır...\"gerekçesi ile ''İhtiyati tedbir  talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinde 03.05.2024 tarihinde açılan dava ile şu anda davacılar adına kayıtlı markaların 3. kişilere devrini önler mahiyette ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu ve bu talebin 14.05.2024 tarihli tensip zaptında reddedilerek bu yönde ara karar kurulmasına Mahkemece karar verildiğini, ardından 15.05.2024 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın \"...somut olayda ihtiyati tedbir isteyenin haklılık durumunun tespiti yargılamayı gerektirmekte olup...\" şeklindeki gerekçe ile kurulduğunu, bu ret ara kararının da kendilerine 22.04.2024 tarihinde kanunen e-tebliğ olunmuş sayılarak tebellüğ edildiğini;Dava, kendileri tarafından terditli olarak açıldığından söz konusu ihtiyati tedbir talebinin haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan marka devir işleminin iptali istemlerine yönelik olduğunu, tazminat talepleri yönünden mal kaçırma kastı veya saikiyle davalıların hareket ettiği iddiasıyla işbu ihtiyati tedbirin talep edilmediğini, marka devir işleminin iptali talepleri yönünden ihtiyati tedbir talep zorunluluğunun mevcut olduğunu, yani açıkça davalının, davacı müvekkilini zarara uğratmak amacıyla genel kuruldan özel yetki almadan hukuka aykırı olarak dava dışı şirket .... A.Ş.'ye ait; ..., ..., ... Ve ... isimli markaları dava dışı ... adlı firmanın genel müdürü davalı şahıs tarafından, münferiden tek yetkilisi olduğu diğer davalı ... adlı firmaya 03.04.2023 tarihinde ...'ye başvurarak devredildiğini, bu markaların taşınır mal hükmünde olan ve...'de sicilleri tutulan markalar olduğunu, dolayısıyla 3.kişilere devredilmeleri halinde davanın konusuz kalacağı ve devir işleminin iptali istemi göz önüne alındığında iyi niyetli 3.kişilere karşı bu talebin ileri sürülemeyeceğinin açık olduğunu;Davanın yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde ispat edilemediği yönündeki gerekçe açısından ise müvekkilinin %40 hissedarı olduğu dava dışı .. adlı firmadan tüm markaların davalı ... adlı firmaya devredildiğinin dava dilekçesinin ekinde yer alan ... evraklarında dahi göründüğünü, her iki şirketin yetkililerinin de davalı ... olduğunun da ....'dan gelen müzekkere cevapları sonucunda da ortaya konulduğunu, dolayısıyla TTK'da anonim şirketlerde kendiyle işlem yasağı ve önemli ölçüde malvarlığı satışlarında genel kuruldan özel yetki alınması gerektiği düzenlemesine aykırı olarak davalının dava dışı şirkete ait malvarlığı kapsamındaki markaları diğer davalı ....'e devrettiğinin de gayet açık olduğunu, İlk derece mahkemesinin verdiği ret kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönünde tüm dosya kapsamı ve dava dilekçesindeki taleplerin de detaylıca ele alınması gerektiği kanaatinde olduklarını beyanla İlk derece mahkemesi tarafından verilen 15.05.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davanın konusuz kalması ve zorlaşmasının engellenmesi amacıyla davaya konu devir işlemlerinin iptali istenen; ..., ..., ... ve ... isimli markaların 3. kişilere devrini engeller mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, dava dışı şirkete ait markaların genel kurul yapılmaksızın ve paydaşların bilgisi ve onayı dışında davalı şirket yetkilisi tarafından kendisine ait diğer davalı şirkete bedelsiz, muvazaalı olarak devredildiği iddiası ile yapılan devir işleminin iptali, aksi halde davalı şirket yetkilisinden zararın tazmini talebi ile açılan davada, dava konusu markaların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.  6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; davacı tarafından ortağı olduğu dava dışı şirkete ait markaların muvazaalı ve TTK'da yer alan emredici düzenlemelere aykırı olarak davalı şirkete devredildiği iddia edilmiş olup, marka devrinin iptali talep edildiğinden gerek markaların davanın konusu olması, gerekse iddia, cevap dilekçesi ile ileri sürülen savunma sebepleri ve sunulan deliller kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin güçleşeceği veya tamamen imkansız hale geleceği konusunda yaklaşık ispatın sağlanması karşısında Mahkemece takdir edilecek bir teminat karşılığında talebin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurularak talebin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile,İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/259 Esas ve 15/05/2024 tarihli ara kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA Dairemizce yeniden hüküm kurulması ile;Davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile..., ...,  ... ve ... isimli markaların davalı şirket adına kayıtlı olması şartı ile yargılama süresince üçüncü kişilere devir ve temlikinin, ileride Mahkemece marka değerlerinin tespiti ve talep halinde yeniden değerlendirilmek üzere 100.000 TL teminat mukabilinde önlenmesine, 2-HMK'nın 393/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının bu kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmesi ve aynı süre içinde teminatın yatırılması gerektiği, aksi halde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının ihtarına, kararın tebliğinin ihtar yerine geçmesine, -HMK 393/1 maddesi uyarınca yasal süre içerisinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının davacı vekili tarafından talep edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması için İlk Derece Mahkemesince ...'ye müzekkere yazılmasına, 3-Tedbir talebi dava içinde olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78e8029c324f6f4f","SID":"33fe9a8349731eb2"}}