{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İZMİR<br>2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2023/910 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/497\t<br>DAVA\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/03/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2024<br>Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde;  Rekabet Kurulu’nun 08.03.2013 tarihli ve ... sayılı kararıyla aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduklarının tespit edildiğini, bu tespit sonucu verilen idari para cezası kararının Danıştay tarafından da onandığını, davalı bankadan 27.06.2008 tarihinde kredi kullandığını, davalı bankanın söz konusu ihlali nedeniyle daha yüksek faiz ödemek zorunda kalarak zarara uğradığını, 4054 Sayılı RKHK’nun 57. ve 58. maddelerinde uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği ya da elde etmesi muhtemel olan karların 3 katı oranında tazminata hükmedilebileceğinin düzenlendiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğramış olduğu zarardan şimdilik 6.900,00.-TL'nin üç katı tutarının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; dava konusu ticari krediler, rekabet kurulu kararı soruşturması kapsamı dışında olduğunu, davacı talebi zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği gibi Rekabet Kurulu kararına bağlı bir zararı söz konusu olmadığını, davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, yetki itirazında bulunduklarını, davacının zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, esas yönünden de; taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereği, yapılan kesintilerin davacının bilgisi dahilinde ve davacının kabulüne olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Banka kayıtları, bilirkişi raporu, delil olarak değerlendirilmiştir. <br>Bilirkişiden alınan 18/03/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; \"...Ayrıntısı sunulan inceleme ve değerlendirme sonucunda;<br>1)\tSomut olaya ilişkin uyuşmazlığın; davacının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açılan belirsiz alacak davası gereğince, müvekkilin davalı bankadan kullanmış olduğu 100.000,00 TL krediye kartel faizi uygulanarak davalı banka tarafından haksız olarak tahsil edilen faizin 3 katının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL’sinin tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesi talebinden kaynaklandığı,<br>2)\tİşbu raporun “III. İnceleme ve Tespitler” başlıklı bölümünde detaylı gerekçeleri belirtildiği üzere; <br>Dava konusu 27.06.2008 tarihli kredinin “tüketici kredisi olarak değil”, “ticari nitelikli kredi” olarak kullandırıldığı tespit ve sonucuna ulaşıldığı,<br>Bu nedenle, nihai takdir Mahkemenizde olmak üzere, ticari nitelikli olduğu tespitine ulaşılan söz konusu krediye ilişkin olarak bir işbu raporda bir değerlendirme yapılmadığı ...\" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Davalı bankanın Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4.maddesini ihlal edip etmediği, davacının ticari kredi kullandığı dönemde faiz oranlarının yüksek gösterilmesi suretiyle zarara uğrayıp uğramadığı, varsa davacının zarar miktarının ne olduğu, yine aynı kanunun 58.maddesine göre tazminat hakkınını doğup doğmayacağı  noktasında toplanmaktadır.<br>2-Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararında davalı bankanın da aralarında bulunduğu on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri ile ilgili Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiklerinin tespit edildiği görülmüştür. Söz konusu karara karşı davalı banka tarafından Ankara ...İdare Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası ile iptal davası açılmış olup, Danıştay'ın bozma kararı sonrası yapılan inceleme ve yargılamalar neticesinde son olarak Ankara ...İdare Mahkemesi'nin... Karar sayılı 29/04/2022 tarihli kararı ile iptal kararı verilmiş ve kararın kesinleştiği görülmüştür.<br>3-Ankara ...İdare Mahkemesi'nin ... Sayılı kararı ile \"Bu durumda, davalı idare tarafından Türkiye’de faaliyet gösteren 12 bankanın tamamının mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı hizmetlerine ilişkin olarak tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ve ihlale katılan teşebbüslerin söz konusu çerçeve anlaşma veya ortak plandan haberdar olduğunun yeterli seviyede (makul şüphenin ötesinde) bir ispat standardı ile ortaya konulamadığı, bu hususlara ilişkin olarak dava konusu Kurul kararında yer alan tespitlerin gerekli deliller ile desteklenmediği, dolayısıyla davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. <br>Nitekim, dava konusu Kurul kararının sonuç kısmında soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tamamının mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettikleri sonucuna varılmış ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelediğinde, bazı bankaların sadece tek bir hizmet yönünden ihlâle katıldığı (Örneğin, ... sadece mevduat,... ise sadece kredi kartı hizmetine ilişkin ihlâle katılmıştır.), bazı bankaların ise bazı hizmetler yönünden hiçbir şekilde ihlâle katılmadığı (Örneğin, kamu bankalarının kredi hizmetine ilişkin ihlâle katıldıklarına yönelik delil bulunmamaktadır.), dolayısıyla 12 bankanın tamamının bütün sektörlerdeki (mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı) ihlâle katıldığından bahsedilemeyeceği görülmekte olup, 12 bankanın tamamının  farklı sektörlere ilişkin olarak farklı bankalar arasında gerçekleşen ihlâllerin tamamından  sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Daha açık bir ifade ile, soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ortaya konulamadığı açık olan dava konusu uyuşmazlıkta, ilgili bankalar hakkında ihlâle dâhil oldukları her bir hizmet yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekirken, devam eden tek bir ihlâl yaklaşımı kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.\" şeklinde gerekçe ile  08.03.2013 tarihli ve ... sayılı Rekabet Kurulu kararının iptaline karar verilmiş, kararın  Danıştay.... Daire Başkanlığı tarafından verilen  15/06/2023  gün ve...sayılı Onama kararı üzerine Rekabet Kurumu tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğu ve bu konuda  Danıştay ... Daire Başkanlığı tarafından verilen  25/12/2023  gün ve ... sayılı Karar Düzeltme İsteminin Reddi kararıyla kesinleştiği görülmüştür.<br>4-Rekabet Kurulu kararının iptali ile davacının tazminat isteminin dayanağını oluşturan iddiaların ispat edilemediği, davalı bankanın diğer 11 banka ile birlikte davacının zararına neden olabilecek şekilde birlikte hareket ettiğinin ispat edilemediği değerlendirilmiştir.<br>5-Bir diğer taraftan her ne kadar mahkememizce iptal davası bekletici mesele yapılmış ise de,  Samsun Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesinin 15/01/2019 tarihli ... K sayılı ilamında: \"Rekabet Kurulu kararında, bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirledikleri tespit edilen kredilerin tüketici kredileri olduğu, ticari kredilerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf talebinin reddine..\" gerekçesi ile ticari krediler yönünden taleplerin değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.<br>Yargıtay... Hukuk Dairesi 08.01.2020 tarihli... K sayılı ilamında: \"Bölge Adliye Mahkemesi'nce; Rekabet Kurulu kararında bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirledikleri tespit edilen kredilerin tüketici kredileri olduğu, ticari kredilerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.  <br>Kararı, davacı  vekili temyiz etmiştir. <br>Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile istinaf kararının onandığı görülmüştür.<br>Buna göre davacının dayandığı rekabet kurulu kararının tüketici kredilerine yönelik araştırma ve tespitlere dayandığı, oysa davacı tarafça kullanılan kredilerin ticari kredi niteliğinde olduğu ve bu yönüyle de davacının zararına sebebiyet verildiği noktasında delil olarak dikkate alınamayacağı, bu yönden de davanın reddi gerektiği değerlendirilmiştir.<br>HÜKÜM:  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ancak dava Tüketici Mahkemesi'nde açıldığı için açılışta alınmadığı anlaşılan 31,40-TL başvuru harcı ile 427,60-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen   4.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  <br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı,\t diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı30/05/2024<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim ...<br>e-imzalıdır <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bbd21c42530409c5","SID":"22c8ef72fc443e94"}}