{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/695 <br>KARAR NO:2024/1159<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/12/2019<br>NUMARASI:2015/1239 Esas, 2019/1297 Karar<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketi tarafından ...Poliçesi ile sigorta edilen, sigortalısı ... AŞ ve sigorta ettireni .... AŞ olan \".. Tuzla/İstanbul\" adresindeki ... AŞ Tuzla Teknoloji ve Operasyon Merkezi inşaatı ile Tuzla Ticaret Merkezi inşaatının tüm risklere karşı sigortalandığını, inşaatın güvenliğinin sigorta ettiren ... AŞ ile imzaladığı 01/05/2013 tarihli sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından sağlandığını, 19/09/2014 tarihinde meydana gelen hırsızlık sebebiyle 1 adet ... matkap, 1 adet Hilti ... ve alt yükleniciye ait alüminyum profil boya ve eloksal çalındığını, eksper incelemesi ile tespit edilen 9.428,88 USD hasar bedelinin müvekkili tarafından 19/01/2015 tarihinde sigortalısına ödendiğini, gerekli güvenlik önlemlerini almaması sebebiyle davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 9.428,88 USD'nin tahsilde tekerrür olmamak üzere ödeme tarihi olan 19/01/2015 tarihinden itibaren bankalarca dövize uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta ödemesine konu hırsızlık olayında müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığını, hırsızlık olayının öncesinde zaman zaman müvekkili şirketin sigortalı şantiye alanına ilişkin tüm riskleri tespit ederek davacı tarafın sigortalısına bazen kendi yazdığı yazılar ile bazen de cevabi yazılarla bildirdiğini, müvekkilinin her fırsatta üzerine düşen gözetim ve dava dışı sigortalı şirketi uyarma görevini yerine getirdiğini, bu anlamda müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranarak işini eksiksiz şekilde yapmaya çalıştığını, davaya konu hırsızlık olayının, müvekkili şirketçe belirtilen eksikliklerin her seferinde ısrarla yerine getirilmemesi sebebiyle meydana geldiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte tüm kusurun müvekkili şirkete yüklenemeyeceğini, somut olayda davacının sigortalısının güvenlik değil, gözetim hizmeti aldığını, zira müvekkili şirketin de bir güvenlik şirketi olmadığını, dava dışı sigortalının, müvekkili şirketten gözetim ve yönlendirme işleri için destek hizmeti talep ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacının sigortalısı şirket ile davalı şirket arasında 5188 sayılı kanun dışında gözetim hizmeti için sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 5188 sayılı kanun kapsamında özel güvenlik hizmeti vermeyi kapsamadığı, bilirkişi heyet raporlarında davalının eksiklikleri dava dışı yükleniciye bildirmesine rağmen eksikliklerin giderilmediği, 01/05/2013 tarihli sözleşmenin 3.8 maddesine göre, eksikliklerin giderilmemesi halinde alt yüklenicinin sorumluluğunun olmadığı, 5.12 maddesine göre alt yükleniciye rücu şartlarının oluşmadığının belirlendiği, davacı şirketin sigortalısının basiretli bir tacir gibi davranarak özel güvenlik hizmeti verebilecek şirketten hizmet satın almadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kök bilirkişi raporunda davalının hırsızlık olayının meydana gelmesinde %70 kusurlu bulunduğunu, akabinde alınan ek raporlarda ise %50 kusur atfedildiğini, raporlarda çelişki bulunmasına rağmen davalının meydana gelen hırsızlık olayında kusurunun bulunduğu üzerinde bir uzlaşı olduğunu, davalının, dava dışı şirkete güvenliğe ilişkin bilgilendirmede bulunmasının sorumluluklarını tamamen ortadan kaldırmayacağını, bu noktada meydana gelen gözetim yükümlülüklerinin ne derecede yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi gerektiğini, oysa Mahkemece hatalı ve hukuka aykırı değerlendirmelerde bulunularak davalının hırsızlık olayının meydana gelmesinde bir kusuru olmadığına kanaat getirildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, poliçe kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı ... şirketi ile sigortalısının ... AŞ ve sigorta ettireninin .... AŞ olduğu 26/12/2012-30/06/2015 tarihleri arasında geçerli (inşaat için) ... Poliçesi akdedilerek ... AŞ Tuzla Teknoloji ve Operasyon Merkezi inşaatı ile Tuzla Ticaret Merkezi inşaatının sigortalandığı, koasürans esasına göre yapılan poliçede davacı ... şirketinin sorumluluğunun %37,5 olduğu, 19/09/2014 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık sebebiyle sigortalısının oluşan zararına karşılık davacı tarafından 19/01/2015 tarihinde 9.428,88 USD ödeme yapıldığı ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğundan bahisle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 11/11/2014 tarihli ekspertiz raporunda; meydana gelen hırsızlık sebebiyle tespit edilen toplam 27.643,67 USD hasar bedelinden 2.500,00 USD muafiyet bedeli tenzil edildikten sonra kalan 25.143,67 USD'den ... Sigorta payına düşen hasar miktarının 9.428,88 USD olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 28/05/2018 tarihli raporda; dava dışı .... AŞ ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin 5188 Sayılı Yasa kapsamında Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi olmadığı, sözleşmede bulunan bir kısım maddelerden güvenlik hizmeti verileceğinin anlaşıldığı, bunun yanında davalının riziko adresinde gözetim ve sigortalı kıymetlerde zararı önleyici hizmetleri ifa edeceği, hırsızlık olayının D 100 (E-5) karayolu tarafından şantiye araç giriş çıkış noktasından beton dökümünün sona ermesinden sonra saat:03:30'dan sonra yapılmış olabileceği, bu kapının görevlilerce kontrol altına alınmadığı, şantiye içerisinde ... İnşaat personellerinin bulunduğu gibi bekçi statüsünde görevlilerin de görev yaptığı, ancak sözleşmeye istinaden davalı şirketin gözetim görevinde şantiyenin tamamından sorumlu olduğuna dair yükümlülüğünün bulunduğu, şantiye içerisinde ve çevresinde kameraların olmadığı ve aydınlatmaların yetersiz olduğu, özellikle hırsızlık olayının gerçekleştiği beyan edilen D-100 (E-5) karayolunun bulunduğu alandaki E-5 katılım şantiye çıkışında kameraların olmadığı, çalınanların alüminyum profillerin etrafı çevrili depo/alan da kilit altına alınmadığının anlaşıldığı, çalınanların 2140 kg olarak beyan edilmesine istinaden kamyon veya kamyonet ile nakil yapılmasının gerektiği, şantiye alanına giriş araç ile yapıldığından meydana gelen hırsızlık olayı saati göz önüne alındığında aracın motor sesinin görevliler tarafından duyulmadığının anlaşıldığı, sözleşmeye istinaden şantiyede gözetim koruma hizmetinin 12 güvenlik personeli 1 amir olmak üzere toplamda 13 personel ile verileceği, 8 saat üzerinden vardiya usulünde 1 vardiyada 3 kişinin görev yapacağı, 12 saatlik vardiyada 4 kişinin görev yapacağı, ancak şantiye alanının büyüklüğü ve giriş çıkışlar değerlendirildiğinde personel sayısının oldukça yetersiz olduğu, 1 vardiyada personel sayısının en az 10 kişi olması gerektiği, personel sayısının artırılma yetkisinin ... İnşaat yetkililerinde olduğu, şantiyenin gözetim ve koruma hizmetlerinin eksik personel ile yapıldığı, devriye hizmetinin 1 kişi ile yapıldığı, devriyenin en az 2 kişiden oluşması ve devriye personeli sayısının artırılması gerektiği, ... İnşaatın personel artırımı ile ilgili talebe olumsuz cevap verdiği, sözleşmenin 3.6 maddesine göre çalışma saati dışında işyerine kimse sokulmayacağı, ancak yüklenici yetkilisinin yazılı izniyle ve acil hallerde yüklenici personelinin işyerine girebileceği, sözleşmenin 3.8 maddesine göre ise, görev alanına dışarıdan gelebilecek her türlü hırsızlık, sabotaj, soygun, yangın vb. her türlü tehdit, tehlike ve tecavüze karşı korunmak için altyüklenici tarafından düzenlenecek plan ve program yüklenici tarafından kabul edilmez ya da yükleniciye yazılı olarak bildirilen, altyüklenici personelinin işini yapmasına engel olan veya güvenliği tehdit eden gelişmelere karşı yüklenici tarafından gerekli önlem alınmazsa doğacak zarardan altyüklenicinin sorumlu olmayacağı, buna göre bu maddelerin ihlal edildiği, sözleşmenin 4.7 maddesine istinaden, davalı şirket  güvenlik hizmeti vermemesine rağmen dosya içeriğindeki .... AŞ'ye rapor düzenleyerek şantiyenin fiziki ve çevre güvenliği ile ilgili, şantiyede açık alanda bulunan malzemelerin çalınma risklerine karşı kapalı ve kilitli alanda muhafaza edilmesi gerektiğini bildirdiği, ancak ... İnşaatın tavsiyelere uymadığının ve hırsızlık olaylarına karşı tedbir almadığının anlaşıldığı, bu durumda kontrol, denetim ve gözetim görevini üstlenen davalı şirketin, personelleri kusuru ile hırsızlık olayına sebebiyet verdiğinden %70 oranında kusurlu olduğu, buna karşılık varlıklarının korunması ve çalışanlarının can ve mal güvenliklerinin sağlanması amacıyla 5188 sayılı Kanuna uygun olarak kurulmuş ve yasal izinlerini almış bir özel güvenlik şirketinden güvenlik hizmeti satın almadığından, uyarıları dikkate almayarak mallarının korunmasında basiretli bir tüccar gibi davranmadığından ... İnşaatın %30 kusurlu olduğu, demirbaş hasarının, hasar tarihindeki kur dikkate alındığında 1.289,67 USD olduğu, eksper raporunda alt yükleniciye ait 2.140,03 kg inşaat malzemesi hasarı bakımından maddi hatalar yapıldığı gibi hesaplamaya katılmaması gereken müteahhit karının da dahil edildiği, buna göre %25 müteahhit kar oranı hariç, alt yükleniciye ait inşaat malzeme hasarının 19.765,50 USD olduğu, demirbaş ve inşaat malzemesi hasarının ise toplam 21.055,17 USD olduğu, 2.500,00 USD muafiyet tenzil edildiğinde hasar miktarının 18.555,17 USD olduğu, davacının %37,5 koasürans oranına göre payının 6.958,19 USD olarak hesap edildiği, inşaat malzemesi hasarından %25 müteahhit payı tenzil edilmesine heyette bulunan sigorta uzmanı bilirkişinin iştirak etmediği, ona göre hasar miktarının 9.428,88 USD olması gerektiği, hangi hasar miktarının esas alınacağı ve tespit edilen kusur oranlarına göre rücuen tazminat miktarının belirlenmesi hususlarının Mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/01/2019 tarihli 1. ek raporda; kök raporda tespit edilen hasar bedeli ve kusur oranları yönünden görüş değişikliğine gidilmesi gerektiği, buna göre, varlıklarının korunması ve çalışanlarının can ve mal güvenliklerinin sağlanması amacıyla yüklenicinin basiretli bir tüccar gibi davranarak 5188 sayılı kanuna uygun olarak kurulmuş ve yasal izinlerini almış bir özel güvenlik şirketinden hizmet satın almadığı, risk teşkil eden uyarıları dikkate almadığı, davalı şirketin ise, güvenlik görevlisi olmayan, danışman ve gözetim görevlisi olan personeller ile iş yerinin güvenliğinin 5188 sayılı yasa kapsamında sağlayacağını taahhüt ederek hizmet sözleşmesi imzaladığı, yüklenici ile birlikte kusurlarından kaynaklı ve alınmayan tedbirler neticesinde meydana gelen hırsızlık olayını önleyemedikleri gerekçeleri ile dava dışı ... İnşaat ve davalı şirketin müterafik olarak %50 oranında kusurlu olduğu, hasar tazminatının ise 9.428,88 USD olduğu, kusur oranlarına göre davalı şirketin hasar miktarının 4.714,44 TL'sinden sorumlu tutulabileceği bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 17/07/2019 tarihli 2. ek raporda; kök bilirkişi raporunda %25 müteahhit kar düşümlü olarak hesap edilen hasar bedelinin 1. ek bilirkişi raporunda bu kar oranı düşülmeden 9.428,88 USD olarak düzeltildiği, hem bu yönden hem de kusur oranları yönünden görüş değişikliğine gidilecek bir durum bulunmamağı bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Davacı tarafından dosyaya sunulan dava dışı sigortalı ... AŞ (yüklenici) ile davalı şirket (alt yüklenici) arasında akdedilen hizmet sözleşmesine göre, poliçeye konu adreste bulunan inşaat şantiyesinin gözetim hizmetinin davalı şirket tarafından sağlanması kararlaştırılmıştır. Somut olayda ise, meydana gelen hırsızlık olayı bakımından gerekli güvenlik önlemlerini almadığından bahisle davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ileri sürülerek işbu rücuen tazminat davası açılmıştır. Ancak 19/09/2014 tarihinde gerçekleştiği belirtilen hırsızlık olayından önceki tarihlerde alt yüklenici davalı şirket zaman zaman sunduğu güvenlik risk raporları ile inşaat şantiyesinin güvenlik yönünden risk teşkil eden eksiklik ve aksaklıklarını tespit ederek çözüm önerilerini ve tavsiyelerini davacının sigortalısı olan yüklenici şirkete bildirmiş olup buna rağmen bilirkişi raporları ile de belirlendiği üzere yüklenici şirketin gerekli tedbirleri almadığı anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olmayacağı sözleşmenin 3.8 ve 4.7 maddeleri ile kararlaştırıldığından hırsızlık olayı sebebiyle oluştuğu ileri sürülen işbu davaya konu zarardan davalı şirketin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle Mahkemece davanın reddine yönelik tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1239 Esas 2019/1297 Karar ve 19/12/2019 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"43e1df813a81b142","SID":"e9911a3b99d74e78"}}