{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1976 <br>KARAR NO: 2024/2125 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/06/2024<br>ESAS NO: 2021/661 <br>KARAR NO: 2024/573<br>DAVANIN KONUSU: Rehin Karşılığında Ödünç Verme İşinden Kaynaklanan (TMK M. 962 -<br>969) (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 31/10/2024<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/06/2024 tarih ve 2021/661 E - 2024/573  K kararına karşı süresi içinde davacı / davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı şirket ile davalı ... Belediyesinin muhtelif parkları için  SBR+EPDM kauçuk zemin yapımı konusunda anlaşma olduğunu, anlaşma gereğince davacı gerekli malzemeleri göndermiş davalı karşılığında davacıya 20.06.2017 tarihli 20.000,00TL, 20.07.2017 tarihli 40.000,00TL, 25.08.2017 tarihli 100.000,00TL ve 05.09.2017 tarihli 30.000,00TL lik çekler vermiş olduğunu, bu çekler davacı tarafından ciro edilmek suretiyle 3. Bir kişiye verilmiş olduğunu, davalı çekleri ödemeyince davacı tarafından 20.07.2017 tarihli 40.000,00TL lik çekin 20.000,00TL lik kısmı davacı tarafından davalının çek hesabı olan Kuvettürk Katılım Bankasına yatırılarak çekin ödenmesi sağlanmış olduğunu, davalı tarafından hiçbir çek ödenmediği gibi sözleşme gereği ödemesi gereken 315.000,00TL +Kdv davalı tarafından davacıya ödenmemiş olduğunu, davalı hakkında Kayseri 5. İcra Dairesinin ...E sayılı dosyasıyla ilamsız takip yapılmış ancak davalı itirazı ile takip durmuş olduğunu, davacı tarafından sözleşme gereği üzerine düşen bütün edimler yerine getirilmiş, gerekli malzemeler zamanında davalıya teslim edilmiş ancak davalı tarafından yapılması gereken ödeler yapılmamış olduğunu, davacıya verilen çekler ise davacı tarafından 3. Bir kişiye ciro edilmiş olduğundan çeklerle ilgili bir takip yapılamamış olduğunu, ayrıca sözleşmenin 7. Maddesi gereği davacı tarafından sözleşme tek taraflı olarak fesih edilebilecek durumdayken iyi niyetli olarak sözleşme gereği yüklendiği bütün yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunu, davacı işin tamamı için davalıya 01.08.2018 tarihli iki fatura keserek davalının ikametgah adresine usulüne göre tebliğ etmiş olduğunu, ayrıca sevk irsaliyelerinden de anlaşılacağı üzere sözleşme gereği davacı tarafından temin edilecek malzemelerin tamamı satıcı firma tarafından davacı şirket adına davalıya gönderilmiş ve teslim edilmiş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL nin sözleşme gereği yıllık %30 faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davacı vekilinin sunmuş olduğu 13/02/2024 havale tarihli dilekçesi ile; davanın ıslahına ilişkin beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ...vekili cevap: Dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini ve davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafın dilekçesinde, davalının da Ortak olduğu Adi ortaklık yönünden ileri sürdüğü hususların ve istemlerin hiçbiri kabule şayan olmadığını, İleri sürülen iddialar tamamen soyut olup hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, davacı taraf dilekçesinde, anlaşma gereğince gerekli malzemeleri gönderdiğini iddia etmişse de davacı tarafından davalıya, ortaklığa gönderilen ya da teslim edilen herhangi bir ürün veya malzeme bulunmamakta olduğunu, kaldı ki bu hususa ilişkin olarak davacı tarafa Kayseri 7. Noterliğinden ... tarihinde ... yevmiye numarasıyla ihtar çekilerek, 20.04.2017 tarihinde yapılan sözleşme çerçevesinde sözleşme tarihinden itibaren 60 gün içerisinde ürün ve malzemelerin teslim edilmediği bildirilmiş olduğunu, davalının da Ortak olduğu Adi ortaklık bahse konu işi malzemeler gelmediğinden dolayı geç bitirebilmiş ve mağdur olmuş olduklarını,  keza davalı tarafa çek ödemelerinin dışında 24.04.2017 tarihinde 19.970,00 TL  (Tartan Zemin Malzeme Bedeli)  ve 11.07.2017 tarihinde 8.000,00 TL (Tartan Zemin Malzeme Bedeli) olmak üzere toplamda 27.970,00 TL para göndermiş olduğunu, fakat davalı taraf ödemelere rağmen malzemeleri göndermemiş ve sözleşme yükümlüklüklerini ihlal etmiş olduğunu, Asıl mağdur edilen davalı ve ortağı olduğunu belirterek davanın reddine ve Kötüniyetle açılan işbu davadan ötürü davacı aleyhine yüzde 20 den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı...vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı yönünden davanın reddi gerektiğini, davalı ile ... arasında 13 Mart 2017 tarihinde  Adi Ortaklık Sözleşmesi  yapılarak ortaklık kurmuş olduklarını,  davalının şirket açıldıktan sonra işlerini faal olarak İzmir ve Urfa illerinde gerçekleştirmiş olduğunu, davalı ... süreç içerisinde ortağı ile görüştüğünde bu durumdan hiç bahsetmemiş olduğunu, malzemenin gelip gelmediğinden davalının hiç bir bilgisi olmadığını,  davalının bahse konu adi ortaklık üzerinden para geçmemiş olduğunu, mahkemece davalının hesapları incelenerek durumun teyitinin yapılmasını istediklerini, davalının olaydan bu dava açıldıktan sonra haberdar olmuş olduğunu, karına ve işleyiş sürecine hiç bir şekilde dahil olmadığı şirketin, davalının haberi olmadığı borçları ile uğraşması maddi olarak yıprattığı gibi  manevi olarak yıpratmış olduğunu, her ne kadar ortada sözde bir adi şirket olmuş olduğu gözükse de adi şirketin unsuru olan faal katılma unsuru (...) bahse konu şirkette davalı yönünden bulunmamakta olduğunu, bu duruma davalının ilgili dönemlerde farklı şehirde olması Urfa’da ... A.Ş. de Ve İzmir’de faal olarak çalışması adi şirketin unsuru olan katılma unsurunun gerçekleşmediğini en açık delil olacak olduğunu, bu noktanın açıkla kavuşturma açısından sayın mahkemeden SGK hizmet dökümü istenilerek İncelenmesini talep ettiklerini, kaldı ki ilgili dönemde davalının yerleşim yeri de İzmir Bornava olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar kanununun 631. Maddesine göre, ortaklık  süresi içerisinde davalının, ...’ a Şirketin mevcut durumu hakkında inceleme yapmak istediğini beyan etse de ortağı davalının uzakta olmasını da fırsat bilerek  sürekli davalıyı geçiştirmiş yanıltıcı beyanlarda bulunmuş olduğunu, her seferinde her şey yolunda demiş olduğunu, işlerin işleyişi hakkında veri vermekten kaçınmış olduğunu, İyi niyetli davalının sonunda böyle bir durumla karşılaşacağını bilmeden  ortağının sözlerine inanmış olduğunu, şahıs şirketi olan bu adi şirkette kural olarak bu tür olağanüstü  kararlar oybirliğiyle alınması gerekmekte olduğunu ancak ortak ...kendi kafasına göre işlem yaparak şirketi yönetme şirketi temsil etme ve şirketi denetleme yetkilerini kötüye kullanarak davalıyı zarara uğrattığını, Olağanüstü işler ortaklığın sürekli yapmadığı faaliyet konusu dışında kalan Kambiyo taahhüdünde bulunma gibi işler olduğunu, TTK m. 223 düzenlemesinin dikkate alınması gerektiğini, görüleceği üzere adi şirkette  ortak...un yönetim yetkisi olağan  işleri kapsamakta olduğunu, olağan işler adi şirket ilişkisi içerisinde günlük olarak yapılması gereken işler olduğunu, davalının bu olağan  işleri yapma konusunda ortağı ...'a yetki vermiş olduğunu, fakat olağanüstü işlemlerde ilgili kanunda da yazdığı gibi bütün ortakların oybirliği gerekmekte olduğunu, ... davalının da mensubu olduğu şirkette  büyük   tutarlarda  çek yazma konusunda davalıdan herhangi bir izin ya da icazet almamış olduğunu, bu noktada ilgili borcun doğup doğmadığını bilmemekle birlikte mevcut çeklerden davalının hiçbir haberi izni icazeti bulunmamakta olduğunu, yönetici ortak ...  görevini ihmal etmiş ve kötüye kullanmış olduğunu, kendi imzasının olduğu çift imzanın bulunmadığı çekleri davalının ortaklığı üzerinden yazmış olduğunu, TBK m. 637’nin dikkate alınması gerektiğini, mevcut durumda yönetici olup da yetkisini aşarak üçüncü kişilerle işlem yapan Ortağın söz konusu durumda yetkisiz  temsil  durumu gündeme gelmesi gerektiğini, yetkisiz temsilci ...’un yapmış olduğu işlemler davalı tarafınca kabul edilmemekte olduğunu, dolayısıyla yapılmış olan işlemden davalının müteselsilen sorumluluğu olmadığını, bu işlemlere icazet vermemesi halinde üçüncü kişiye karşı sadece işlem yapan yetkisiz temsilci sorumlu olacağını, mevcut borcun olup olmadığını bilmemekle birlikte şayet böyle bir borç varsa  sorumlusu ... olduğunu,  bu durum karşında TBK m. 637’e göre yetkisiz temsil hükümlerince  ortaklardan biri kendi adına şirket hesabına 3. kişi ile işlem yaparsa yapılan işlemden Yalnızca işlemi yapan ortak sorumlu olur hükmü uygulanarak davalının mağduriyeti giderilmesi gerektiğini ayrıca takip konusu Çekin incelenmesi neticesinde anlaşılacağı üzere keşidecinin iş ortaklığı olup tek imzanın bulunduğu açık olduğunu, bahse konu çek ...’un kendi adına düzenlediği çek olduğunu, davalının ne ilgisi ne bilgisi ne imzası bulunmamakta olduğunu,  ayrıca şirketin ortak hesabındaki(kuvet türk hesabı) dökümlere bakılacak olursa da anlaşılacağı üzere, davalı ...’nin şirketin ortak hesabındaki herhangi bir İşlem yapmadığı hesapları tamamen...’un yönettiği, bu nedenle de sorumluluk doğacaksa dahi burada sorumlunun ... olduğu aşikar olduğunu, çünkü davalı ... yönünden faal katılma unsuru (...) gerçekleşmediğini,  Yarg. 1. HD. , T. 04.06.1985, E. 1985/5206, K. 1985/7255 kararının dikkate alınması gerektiğini belirterek davalı yönünden davanın reddine, dava konusu alacağı bilmemekle birlikte şayet böyle bir alacak-borç ilişkisi varsa davalını ortağı...hakkında yetkisiz temsil hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2014/20833 E, 2014/27427 K sayılı ilamında “…Takip dayanağı çekin keşide tarihi itibariyle uygulanması gereken Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 533. maddesinin son cümlesinde \"ortaklığı idare yetkisi tanınan şerik şirketi ve bütün şerikleri üçüncü şahıslara karşı temsil etmek hakkına haiz sayılır\" hükmü yer almaktadır. Ortaklık sözleşmesi ile yasada belirtilen idare yetkisi tanınan şerik ortak da olabilir. Üçüncü bir kişide olabilir. Dolayısı ile bu kişinin B.K.nun 34. ve 38. maddeleri ile daha geniş anlamını bulan 533. maddesinin son fıkrasında açıklanan ortaklığı temsil yetkisi olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ortaklığı idare yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlem ortakları üçüncü şahıslara karşı eşit olarak sorumlu kılar. Bu sebeple adi ortaklığı temsilen idareci şerikin (ortak-temsilcinin) imzaladığı çekten dolayı ortaklar sorumlu olur….” Denildiği görülmüş olup ödenmeyen çek bedellerinden adi ortakların birlikte sorumlu olacakları anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu madde 638/3 “Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar” denildiği görülmüş olup davalılar arasında aksinin kararlaştırıldığına dair dosyada yazılı delil bulunmadığından davacının yaptığı iş karşılığında davalıların adi ortaklık kapsamında birlikte sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça, dava konusu taraflar arasındaki iş yapılmasına ilişkin anlaşmadan kaynaklı davalıların davacıya borçlu olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının yapılan iş nedeni ile alacaklı olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış, tanıkların davacının üzerine düşeni yapıp yapmadığı, malzeme temini gibi konularda beyanları alınmış ve bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmış olup, raporlarda da belirtildiği üzere, davacının sözleşme gereğini yaptığı, alınan malzemelerin yapılan iş ile uyumlu olduğu, davalının ise yapılan işe karşılık davacı defterinde kayıtlı olan alacağı ödemediği görülmüş olup, bu şekilde davacının dava ve ıslah konusu alacağı hakettiği anlaşılmakla, tarafların tacir olması nedeni ile davada avans faizi uygulanması gerekmiştir. Davalılardan ... tarafından dava konusu talebe ilişkin sorumluluğu bulunmadığı yönünde iddialarda bulunulmuş ise de, dava konusu işin davalıların adi ortaklığı kapsamında yapılmış olması, Belediye’den gelen evraklara göre yüklenicinin iş ortaklığı olması, faturaların davalıların adi ortaklığı adına kesilmiş olması nedeni ile, işle ilgilenen diğer ortak olmuş olsa da yapılmayan tüm ödemeden davalıların adi ortaklık kapsamında birlikte sorumlu oldukları değerlendirilmiş ve böylece, Davanın KABULÜ ile, 10.000,00-TL alacak bedelinin dava tarihinden, 289.959,54-TL'nin ise ıslah tarihi olan 13/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur<br>...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı ...vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilin dava konusu ticaretle bağlantısı bulunmadığını, haksız ve hukuka aykırı şekilde  sorumlu tutulduğunu, kendilerine karşı açılan davaya göre; taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı şirket ile davalı şirket ... Belediyesinin muhtelif parkları için SBR+EPDM kauçuk zemin yapımı konusunda anlaştıklarını, anlaşma gereğince davacı şirketin gerekli malzemeleri gönderdiğini davalı karşılığında davacı şirkete 20.06.2017 tarihli 20.000,00TL, 20.07.2017 tarihli 40.000,00TL, 25.08.2017 tarihli 100.000,00TL ve 05.09.2017 tarihli 30.000,00TL lik çekler verdiğini, bu çekler davacı şirket tarafından ciro edilmek suretiyle 3. Bir kişiye verildiğini, davalı müvekkili şirket çekleri ödemeyince davacı şirket tarafından 20.07.2017 tarihli 40.000,00TL lik çekin 20.000,00TL'lik kısmı davalı şirket tarafından davalının çek hesabı olan Kuvettürk Katılım Bankasına yatırılarak çekin ödenmesi sağlandığını, davalı tarafından hiçbir çek ödenmediğini  ve sözleşme gereği ödemesi gereken 315.000,00 TL+KDV davalı tarafında davacı şirkete ödenmediğinden bahisle alacak davası açılmış olup bu davanın müvekkili yönünden reddi gerektiğini, bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu 25/05/2023 havale tarihli raporda özetle ''Takip konusu çek...’un kendi adına düzenlediği çektir. Söz konusu çeklerin bilgisi verilmemekle birlikte dosya kapsamında bahsi geçen 20.06.2017 tarihli 20.000,00-TL bedelli, 20.07.2017 tarihli 40.000,00-TL bedelli, 25.08.2017 tarihli 100.000,00-TL bedelli, 05.09.2017 tarihli 30.000,00-TL bedelli çekler olduğu değerlendirilmiştir. Söz konusu çekler davalı ortaklık kayıtlarında davacıya ödeme olarak yer aldığı, davacı kayıtlarında ise tahsilat olarak yer almadığı tespiti yapılmıştır. Dosya kapsamındaki çek fotokopilerinden çek keşidecisinin (borçlusunun) davalı ortaklık olduğu, çeki düzenleyen kısmında ise keşidecinin adı, soyadı ve TCKN bilgisinin yer almadığı, sadece imza olduğu görülmektedir. Şirketin ortak hesabındaki (kuveyt türk hesabı) dökümler, ...’nin şirketin ortak hesabındakiherhangi bir İşlem yapmadığı hesapları tamamen ...’un yönettiği belirtilmiştir. Dosya kapsamında yer alan banka hareketleri incelendiğinde, bazı para çekme işlemleri açıklamasında \"...ve Ortağı adına ... Yetkilisine Ödenen\" açıklamasının yer aldığı görüldüğünü, raporda müvekkilin mevcut işlemle bağlantısının olmadığı sabit olmasına rağmen ilk derece mahkemesi aksine hüküm kurarak müvekkilini iş bu ticaretten sorumlu tuttuğunu, üst mahkemece bu durumun yeniden incelenemesi gerektiğini, müvekkilin bağlantısının kabulü anlamına gelemekle birlikte davacı yapılan sözleşmede malın teslim hususunda ayrıntılı olarak hüküm koymuş olduğundan, tanık delili ile ispat mümkün gözükmediğini, mal müvekkilce teslim alınmadığını, teslim alan kişinin şirketle ve ortaklarla alakası bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4 ve 6. Maddeleri incelendiğinde malzemelerin tesliminin yazılı olarak yapılacağı, teslim yerinin Kocasinan Belediyesi olduğu ve belediyeden depo desteği alınması halinde belediye sahasına indirilen malzemelerin sadece satıcı firma yetkilileri tarafından alandan çıkarılabileceği imza altına alındığını, müvekkili ile davacı, sözleşmede teslim hususunda ayrıntılı olarak hüküm koymuş olduğundan, tanık delili ile ispat mümkün gözükmediğini, davacı malzemelerin teslimine yönelik sevk irsaliyelerinin delil olduğunu beyan etse de, sevk irsaliyeleri incelendiğinde sevk adresinde Kayseri Büyükşehir Bld. Kocasinan Bld. ... depo yazdığı dolayısıyla depoya gelen malzemelerin de sözleşmenin 6. Maddesine göre sadece satıcı firma yetkilileri tarafından çıkarılacağı belirlendiğinden davacının iddialarının yersiz olduğu, hatta Kocasinan Belediyesi'ne malzemeler gelmişse de buna yönelik yazılan müzekkerelerde herhangi bir somut bilgiye rastlanmadığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/661 E. 2024/573K. sayılı  05/06/2024 Tarihli Kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı dava konusu malzemeleri teslim ettiğini ispatlayamadığını, dava konusu olayda taraflar arasında her ne kadar sözleşme başlığına satış yazılmışsa da, sözleşme içeriği incelendiğinde sözleşme konusu sadece malzemelerin temini olmayıp yapımını da kapsadığını, davacı işin yapımını da malzemelerin teminini de gerçekleştirmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4 ve 6. Maddeleri incelendiğinde malzemelerin tesliminin yazılı olarak yapılacağı, teslim yerinin kocasinan belediyesi olduğu ve  belediyeden depo desteği alınması halinde belediye sahasına indirilen malzemelerin sadece satıcı firma yetkilileri tarafından alandan çıkarılabileceği imza altına alındığını, müvekkili ile davacı, sözleşmede teslim hususunda ayrıntılı olarak hüküm koymuş olduğundan, tanık delili ile ispat mümkün gözükmediğini, buna rağmen dinlenen davacı tanıklarının beyanları tetkik edildiğinde malzemelerin teslim edildiğine dair herhangi bir beyanları bulunmadığını, davacı tanığı ... beyanda bulunarak malzemelerin davacı tarafından teslim edildiğine yönelik bir beyanı olmayıp bilakis müvekkilinin beyanlarına uyumlu beyanlarda bulunduğunu, diğer davacı tanığın beyanları ise hükme esas alınamayacağını, zira ...'ın SGK kayıtlarında firmada herhangi bir çalışması dahi olmadığını, fiili durum itibariyle çalışması olmayan bir kişinin tanıklığı geçerli olmayacağını, davacı malzemelerin teslimine yönelik sevk irsaliyelerinin delil olduğunu ısrarla beyan etse de, sevk irsaliyeleri incelendiğinde sevk adresinde Kayseri Büyükşehir Bld. Kocasinan Bld. ...depo yazdığı dolayısıyla depoya gelen malzemelerin de sözleşmenin 6. Maddesine göre sadece satıcı firma yetkilileri tarafından çıkarılacağı belirlendiğinden davacının iddialarının yersiz olduğu, hatta Kocasinan Belediyesi'ne malzemeler gelmişse de buna yönelik yazılan müzekkerelerde herhangi bir somut bilgiye rastlanmadığını, müvekkiline firma yetkilileri tarafından çıkarılan veya teslim edilen herhangi bir malzeme olmadığı dosya kapsamından da anlaşıldığını, sevk irsaliyeleri üzerinde teslim alan kişinin müvekkilimizle de ilgisi bulunmadığını, delil sözleşmesi dikkate alınmaksızın yargılama yapıldığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/4925 Esas, 2019/2949 Karar sayılı ilamında beyanları destekler mahiyette olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/4925 Esas, 2019/2949 Karar sayılı ilamı da beyanları destekler mahiyette olduğunu, malzemelerin teslimini ispatlama yükümlülüğü davacıda olup, fatura tek başına alacağı ispatlamayacağını, dosya kapsamında bulunan sevk irsaliyelerinin hiçbirinde teslim alan bölümünde müvekkili veya çalışanının imzası bulunmadığını, keza ... isimli kişinin de sevk irsaliyelerinin hiçbirinde imzası olmadığını, herhangi bir çalışması olmayan ve sevk irsaliyelerinde dahi imzası bulunmayan bir kişinin beyanıyla malzeme teslimi yapıldığı olgusu ispatlanamayacağını, kaldı ki tanık dahi olsa olayla bağlantısı olan kişilerin tanıklık yapması gerektiğini, bu hususlar dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4512 Esas, 2024/951 Karar sayılı ilamı iddialarımızı ve beyanlarımızı destekler mahiyette olduğunu, davacının iddiası ispatlanamamış olup, davanın kabul edilmesi sonucunda müvekkilimiz kendi imkanlarıyla tamamladığı bir işin bedelini tekrar ödemek zorunda kalacak ve ciddi mağduriyet yaşayacağını,  müvekkilinin ihtar göndermesi dahi malzemelerin teslim edilmediğine yönelik bir delil olduğunu, zira müvekkilinin noter kayıtları incelendiğinde hiç kimseye sebepsiz yere ihtar göndecek birisi olmadığı kanaatine varılabileceğini, sonuç olarak ispat külfeti davacı üzerinde olduğunu, tanık beyanları müvekkilinin beyanlarıyla da uyumlu olduğunu, davacının kendi tanığı dahi davacının beyanlarının aksine beyanda bulunduğunu, sözleşme hükümleri incelendiğinde malzemelerin tesliminin yazılı olması şartı da olduğunu, davacı sözleşme şartlarına da riayet etmediğini, ticari defterlere faturanın işlenmesi tek başına yeterli olmadığını, malzemenin de teslimi gerektiğini, keza bilirkişi raporunda da bu hususun takdiri mahkemeye bırakıldığını, yerel mahkemece deliller eksik değerlendirildiğini, usul ve yasalara aykırı hüküm verildiğini, yerel mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın Kabulüne karar verilmesi usul ve yasalara aykırı olup, kararın kaldırılması gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulüyle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/661 Esas, 2024/573 Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalıların istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, ticari satış sözleşmesi kapsamında alacak talebine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine göre davaya konu ürünlerin davalıya teslim edildiği ve davalının dava dışı belediyeye karşı taahhüdünü yerine getirdiği anlaşılmış, ancak ürün bedelini ödediğini yeterli ve kesin delillerle ispat edemediğinden davanın kabulüne ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalıların istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalıların istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/06/2024 tarih ve 2021/661 E - 2024/573  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı ...'nin istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 20.490,23 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 5.122,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.367,67 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden bu davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>Davalı ...'un istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 20.490,23 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 5.123,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.367,23 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden bu davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,   <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 31/10/2024<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"acd2c665c6128491","SID":"1854434c683dd31b"}}