{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1445 <br>KARAR NO: 2024/1437<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/11/2020<br>NUMARASI: 2017/22  E. - 2020/825 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin tekstil imalatı için davalıdan kumaş satın aldığını, müvekkilinin ağırlıklı olarak çalıştığı ... Mağazasının sipariş iptallari nedeniyle 4 aydır faaliyetsiz kaldığını ve elindeki siparişleri teslim ettiğini, bu sırada daha önce davalıya bedeli ödenen ancak  davalı tarafça teslim edilmeyen ürünlerin teslimi veya fazla ödenen bedelin iadesinin talep edildiğini, yapılan araştırmalarda müvekkiline vekaleten siparişleri takip eden ... tarafından sipariş bahanesiyle başkaca avans çeklerinin de verildiğinin öğrenildiğini, uyarılara rağmen avans çeklerinin iade edilmediğini, emniyeti suistimal ve dolandırıcılık suçlamasıyla ... ve davalının oğlu ... hakkında suç duyurusunda bulunulacağını, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ve fazla ödenen 251.258,01 TL alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına davalının %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep  ve  dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin toptan kumaş satışı yaptığı ve sattığı emtia karşılığı ödeme aldığını, davacı şirketçe verilen çek ve senetler ödenmeyince müvekkilince başlatılan takipten sonra bu davanın açıldığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, alınan emtianın gönderilmemesi veya fazla ödeme gibi bir durum bulunmadığını, olağan ticaret hayatında bedel ödenerek sipariş verilmeyeceğini, mal tesliminde borcun ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...  Davanın, davacı tarafça avans olarak ödenen çeklerden dolayı fazla yapılan ödemenin iadesi istemine ilişkin olduğu ve uyuşmazlığın da davacı şirket çalışanı ...'nun imzasının bulunduğu 27/10/2016 ve 29/10/2016 tarihli irsaliyeli faturalardaki malların teslim edilmediği iddialarına dayandığı, yapılan yargılamada, davalı tarafça düzenlenip 27/10/2016 ve 29/10/2016 tarihli sevk irsaliyeleri ile davacıya gönderilen ürünlerin bizzat davacı çalışanınca teslim alındığı irsaliyede imzası bulunan davacı çalışanının beyanından anlaşılmış olup her ne kadar davacı tarafça çeklerin avans olarak verildiği ve ödemenin siparişlerden önce yapıldığı iddia edilmiş ise de, genel kural aynı anda borçların ifası olup, davacı avans olarak ödeme yaptığı hususunu da ispat edememiştir. Açıklanan gerekçe doğrultusunda davacının davasında haklı olmadığı, fazladan yapılmış bir ödeme olduğu iddiasının ispatlanamadığı...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının  parça başı fason tekstil ürün imalatı ve satışı; davalının ise toptan kumaş ticareti ile iştigal ettiğini, müvekkilinin ağırlıklı olarak ... San.AŞ ile çalıştığını, üretimden kaynaklı sorunlar nedeniyle iş yapılamaz hale gelindiğini, müvekkilinin bu nedenle 01.09.2016 tarihinden önce  ticari faaliyetine  son vermek zorunda kaldığını ve daha önce bedeli ödenen ancak teslim edilmeyen kumaşların teslimi veya bedeli olan 251.258,01 TL’nin iadesinin istendiğini, ifanın yapılmaması üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, alınan bilirkişi raporlarında 01.10.2016 tarihi ve öncesi döneme ilişkin tarafların ticari defter  kayıtların büyük oranda  uyuştuğu ve bu döneme ilişkin davalının ticari defterinde olmayan hususların aksinin  yazılı belgeler ile ispat edildiğinin belirlendiğini, davacıya ait ticari defterlerin  kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması nedeniyle delil niteliğinin bulunmadığına ilişkin görüşün hukuki bir dayanağının bulunmadığını; Reddin  gerekçesi  olan ve davacının ticari defterlerinde bulunmayan,  (vekil edenin faaliyetsiz kaldığı  dönemde) şirket çalışanı ... ve davalının oğlu olan  ... tarafından 27.10.2016-29.10.2016 tarihinde düzenlenmiş olduğu iddia edilen bir kısım  fatura ve belgelerin ise, vergi dairesi kayıtları, 2015-2016 yılı 9. ayın sonuna  kadarki  hesap hareketleri, davalıdan 20 ayda satın alınmış  olan   ürünlerin  1/4'üne tekabül eden kısmın, faaliyetsiz kalınan  dönemde ve üstelik 2 gün ara ile sipariş edilmesi ve davacının  bu süre zarfında teslim iddiasının ticari  hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu tür bir iddianın ancak dolandırıcılık veya borçtan kurtulmak amacıyla ileri sürülebileceğini; Belge asıllarının sunulmasından sonra nitelikli dolandırıcılık suçlaması ile İstanbul  Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/103455 Hazırlık sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini,  nitelikli dolandırıcılık kastı ile düzenlenen   (bir kısım  fatura-irsaliye-ödeme makbuzları vb)  evrak ve beyanların  delil olarak dosyaya   kabulü   ile   bunlara dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davacı tarafından avans olarak ödendiği ileri sürülen satım bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu ve sözleşme ilişkisinde davalının satıcı olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Davacı ise alıcı olarak sözleşme ilişkisinde yer almakta ve bir kısım emtia bedelinin peşin olarak ödendiğini, ancak ana faaliyet konusu olan ... Şirketi ile olan ticari ilişkinin sona ermesinden sonra şirket çalışanı ... ile davalının oğlu ...'ın sahte şekilde emtia teslim edilmiş gibi işlemler yaptıklarını ve bu kişiler hakkında dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulacağını belirtmiştir.  Uyuşmazlık, verilen bir kısım çeklerin veya ödemelerin avans niteliğinde olup olmadığı hususundadır. Dosyadaki duruşma tutanaklarına göre davacının bilirkişi raporunun alınmasından sonra irsaliye altındaki imzaların çalışanın eli ürün olup olmadığı konusunda isticvap talep ettiği, 04.02.2020 tarihli bu oturum üzerine çalışanın isticvabına karar verildiği, 24.06.2020 tarihli oturumda çalışanın isticvap edildiği, bu oturumdan sonra suç duyurusunda bulunulduğu, mahkemece 2020/103455 soruşturma sayılı dosyasının istenildiği, son oturumdaki tespite göre suçun 30.10.2016 tarih ve öncesine ilişkin nitelikli dolandırıcılık iddiasına ilişkin olduğu, uzun süre beklendikten sonra suç duyurusunda bulunulmasının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu belirtilip ceza kovuşturmasının sonucu beklenmeden karar verildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik edilmediği, 14.12.2016 tarih itibariyle davacının kendi defterlerine göre 251.258,01 TL alacaklı olduğu davalının da kendi defterine göre 65.994,00 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan raporun 9. sayfasında yazılı belgelerin ve işlemlere ilişkin kayıtların sunulması halinde değerlendirme yapılacağı belirtilmiştir. Anılan belgelerin getirtilmesi üzerine düzenlenen 26.07.2009 tarihli kök raporda, kök rapor sonrası ibraz edilen evraklarla davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, davacının defterlerinde kayıtlı olmayan davacıya ait çek ve işlemlere ilişkin belgeler ibraz edildiğinden borç alacak ilişkisinin yeniden değerlendirilmesi sonucu davalının davacıya 182.744,20 TL  borçlu kaldığı belirlenmiştir. Davacı Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 251.258,01 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla takip başlatmıştır. Mahkemece getirtilen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında davacı tarafından verilen dört çekin takibe konu edildiğini, uyuşmazlık miktarı olan 161.999,80 TL tutarlı fatura teslim alan kısmında davalı çalışanının imzasının bulunduğu belirlenmiştir. Bu durumda bilirkişi tarafından bulunan fark kadar, davalının davacıya emtia teslim ettiği, emtianın davacı çalışanı tarafından teslim alındığı, satım sözleşmesindeki temel kurala göre edimlerin aynı anda ifa edilmesi gerektiği ve çekin muaccel bir borcun tasfiyesi için verileceği dikkate alındığından ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerindedir. Davacı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/103455 Soruşturma sayılı dosyasındaki şikayet başvurusunun sonucunun beklenmediği ileri sürülmüştür. Dairimizce istinaf aşamasında, anılan dosyanın akıbeti sorulmuş ve  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/103455 Soruşturma sayılı dosyasında 11.03.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle TBK'nın 74. maddesinin değerlendirilmesini gerektirir bir neden bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin HMK'nın 353/1.b.3 hükmü uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.3 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.3. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru  ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024  tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59ba9bcf4e7fbf65","SID":"58859d7cddafd380"}}